Show simple item record

dc.contributor.advisorMakal, Ahmet
dc.contributor.authorAkansel, İlkben
dc.date.accessioned2016-01-29T13:07:32Z
dc.date.available2016-01-29T13:07:32Z
dc.date.issued2010en_US
dc.date.submitted2010
dc.identifier.citationAKANSEL, İ. (2010). İletişim disiplini açısından Türk modernleşmesinin bir bileşeni olarak sanat: Ankara Devlet Opera ve Balesi (adob) örneğinde bir araştırma. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitiüsü.en_US
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11494/1061
dc.description.abstractİnsanlık tarihi birçok savaşlar ve yıkımlar yaşamıştır. Ama bunlardan hiçbiri BatıAvrupa'da son 450-500 yılda yaşanılanlardan daha keskin bir biçimde o coğrafyayı ve dünyanın geri kalan coğrafyalarının geleceğini bu kadar etkilememiştir. Çünkü orada yaşanılanlar 20. yüzyılın başında `modernleşme kuramları' adı altında, dünyada onların geçirdikleri deneyimleri yaşamamış ülkelere dayatılmıştır. Buradaki amaç, `biz bu formülleri kullanarak modernleştik, siz de bunları uygularsanız modern olursunuz' yargısını kabul ettirmekti. Gerçekten bu model kabul edildi ve uygulanmaya çalışıldı. Ancak üzerinden 20-30 yıl geçtikten sonra, bu kuramların formüllerini deneyen ülkelerde hiçbir değişiklik olmadığı hatta kimi noktalarda kötüye gidiº olduğu gözlemlendi. Bu nokta, modernleşme eleştirilerini doğurdu. Biz bu çalışmada, bir ülkenin `modern' olarak kabul edilmesinde rol oynayan eğitim, sağlık ve sanat faktörlerinden `sanat'ı el alarak `Türk modernleşmesine' olan etkisini araştırdık. Her türlü eleştiriye rağmen, bu üç faktörün güçlü olması, bir ülkenin ne kadar güçlü olduğunu gösterir. T.C. kurulurken, ülkenin nasıl modernleşeceği konusunda iki farklı görüş öne sürülmüştür. `Bütüncü' modernleşme yanlıları, bir ülkeyi modern yapan bütün değerlerin hepsinin alınması gerektiğini savunmuşlardır. Bunların görüşleri ağır basmıştır. `Kısmici' modernleşme yanlıları, Avrupa'nın modernleşmesinde çok önemli bir yer tutan `teknik'in alınmasını, diğer şeylere gerek olmadığını öne sürmüşlerdir. Bu çalışmada, modernleşme kuramlarından yola çıkarak, bunlara getirilen eleştirileri azami şekilde dikkate alarak ilerledik. Çünkü çalışmamızın ilerleyen safhalarında araştırdığımız, sanatın dünyada nasıl doğduğu, kültürün nasıl bir parçası haline geldiği, uygarlık-kültür-sanat bağlantısının ne olduğunu irdeleyebilmemiz için gerekliydi. Tüm bunları inceledikten sonra, Osmanlı İmparatorluğu'nun da son dönemlerde kötü gidişatını durdurmak için Batı'nın bazı değerlerini kendisine uyumlaştırdığını gördük. Bunlardan biri sanattı. Özellikle, 18. yüzyılda, bazı padişahlar Batı tipi sanat dallarına çok önem vermiş, bunların Osmanlı'da da kurulması için gayret saf etmişlerdir. Örneğin, Donizetti'nin İstanbul'a gelmesi ve sarayda `saray orkestrası' kurması, `Kızlar Fanfarı' (Kızlar Bale Grubu) adı verilen bale topluluğu oluşturulması gibi. Ama bütün bu çabaların T.C.'de yapılanlardan iki önemli farklılığı bulunmaktadır. Birincisi, Osmanlı'da sanat için atılan her adımı saray çevresi ile sınırlı kalmış ve ciddi şekilde kurumsallaşmamıştır. İkincisi, şahsi özellikler taşır. Örneğin, bir Belediye Başkanı, oğlu tiyatrocu olmaya heves ediyor diye İstanbul'daki bütün tiyatroları kapatmıştır. İşte T.C. kurulurken sanat için yapılan en önemli şey kurumsallaşmayı sağlamak ve şahsi olaylara yer vermemekti. Bir de bütün bunlardan daha önemli olmak üzere, T.C. insanların algılarını değiştirmek istemiştir. Unutmamak gerekir ki, yüzyıllarca şer'i sisteme göre yönetilen bir topluma son derece yabancı bu sanat dallarını kabul ettirmek o kadar kolay başarılabilecek bir iş değildir. Ancak T.C. `kısmi'de olsa bunu başarmıştır. Osmanlı'nın son dönemlerinde kurulmuş ama 1. Dünya Savaşı ardından Kurtuluş Savaşı gibi nedenlerle tam olarak faaliyet gösterememiş olan bazı kurumları miras alan T.C. bunları geliştirmiş ve bugünkü sanat kurumlarının temelini atmıştır. Bunlara örnek `Darül Elhan'ı yani Cumhuriyet'in `Konservatuvar'ıdır. Batı tipi sanat dalları olarak adlandırdığımız opera, bale vb. sanatların T.C.'de kurulup sağlam bir yer edinmesi ve insanlar tarafından algılanabilmesi için gösterilen onca çaba, 1950'den itibaren `karşı-modernleşme'nin harekete geçmesiyle, bu sanat kurumlarının örneğin kaynakları kesilerek vb. adım adım geriye götürülmeye başlanmıştır. Karşı-modernleşme dini taassuptan destek alarak, modernleşme ve onun kazanımlarının karşısında duran akımdır. İnsanların algılarındaki değişime etki ederler. Örneğin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO) ilk şeflerinden Praetous bir anektodunda, verilen konsere salonun yetmediğini, fuayenin bile insanla dolup taştığını ve artık bir kişiyi bile içeri kabul edemeyecek şekilde insanların binanın dışına taştıklarını nakletmiştir. Günümüzde bu sanat dallarına ilgi bundan daha mı azdır? Daha az olduğu iddia edilemez. Sadece algıların değişmesiyle birlikte şekil değişikliği olduğunu düşünüyoruz. O zaman sanatlara her kesimden insan ilgi gösteriyorken, şimdilerde bu ilgi `orta-üst' tabaka denilebilecek insanlar tarafından gösterilmektedir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Birincisi, `karşı-modernleşme' zaman içerisinde insanların algılarını değiştirmiştir. İkincisi, bu çalışmanın konusunu da oluşturan Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB) halkla ilişkilerindeki ciddi eksikliklerdir. Tezde bu algı değişikliğini daha iyi irdeleyebilmek ve kurumun bugünkü durumunu anlayabilmek için hem izleyicilerle hem de sanatçılarla mülakat yapılmıştır. Bu görüşleri genel olarak toparlarsak, hem izleyiciler hem de sanatçılar Batı tipi sanat dalları olan opera ve balenin seyircisinin genellikle `orta-üst' tabakadan insanlar olduklarını düşünüyorlar. Bu tabakayı da gelir seviyesi ile eğitim seviyesi ile değerlendiriyorlar, biz de onlarla aynı kanaatteyiz. Görüştüğümüz izleyicilerin tamamına yakını (73 kişi ile görülmüştür) en az üniversite mezunudur. `Karşı-modernleşme'nin 1950'den beri eğitim sistemi üzerinde yaptığı oynamalarla, halkın bilgi ve ilgi seviyesi giderek düşürülmüştür. Bu sebeple, bu sanat dallarında izleyici kitlesi eğitim seviyesi yüksek ama sayı olarak az bir kitleye gerilemiştir. `Karşı-modernleşme'nin etkisiyle kurumun yüz yüze kaldığı kurumsal zorlukları şöyle sıralayabiliriz: Eskiden Genel Müdürlük statüsünde olan ADOB, Müdürlük statüsüne çekilmiş ve bütçesi büyük oranda kısılmıştır. Başkent Ankara'da sayısız lüks ve büyük alış-veriş merkezleri varken kurum 1930'lardaki binaya ve sahneye mahkûm bırakılmaktadır. Sahne problemleri yüzünden yeterli oyun sergilenememekte, sponsor bulamamaktadır. Ödenek yokluğundan yurtdışından koreograf getirtilememekte ve yurtdışına turneye gidilememektedir. Son dönemlerde sayısı giderek artan, klasik batı müziği, operası ve balesinin ruhuna aykırı bir şekilde Türk Sanat Müziği eşliğinde baleler sergilenmekte, operalar yapılmaktadır. Bunlardaki ana tema `Osmanlılık' vurgusudur. Tüm bunların yanı sıra kurumun içsel problemleri de mevcuttur. Bunların en başında halkla ilişkiler eksikliği gelir. Kurumun kendini tanıtması ve kendini tanıması için bir arşivi yoktur. Internet sitesi yeterli değildir. Bütün bu anlattıklarımızı özlüce toparlayacak ve bir sonucu varacak olursak, modernleşme kuramlarının birçok yıkıcı etkisini bir yana bırakarak, sanatın bir toplumun modernleşmesine birçok katkısı olduğunu söyleyebiliriz. Sanat, insanı düşündürür, eğitir, sorgulamaya teşvik eder. Türk modernleşmesi başlatılırken bu iyi niyetli çabayla yola çıkılmış ancak 1950'den sonra, `karşı-modernleşme' hareketiyle geriletilmeye başlanmıştır. Modernleşme kuramlarını eleştiren Frankfurt Okulu'nun yüksek sanat, Althusser'in ideoloji görüşü, Gramsci'nin hegemonya kavramlarından hareketle kurumun durumu incelendiğinde şu sonuç çıkar: Türk modernleşmesine başlangıcında, büyük bir katkı sağlamış olan opera ve bale sanatları, 1950'den itibaren `gerilemeye başlamıştır ve sadece `orta-üst' kesime hitap eder görüntüsü sergilemektedir. ADOB'da bu süreçten payını almıştır.en_US
dc.description.abstractThe history of mankind has experienced many wars and destructions. However, none of them has affected more dramatically than experienced in Western Europe for the last 450-500 years in and the future of rest of the part of the world. Because the things happened in the West Europe have been enforce in the early of the 20.th century under the name of `modernization theories? to the countries of which have not practiced modernization experience. For a hypothetic judgement, if these countries apply the formuliation of modernized countries, would have been modernized too. In realality this model have been accepted and applied. Nevertheless, it has been observed that the countries where these formulations applied have never been in any changes, as a matter of fact in some points it?s getting worse after these theories have been proposed in 20-30 years. In this point, a critical approach of these theories have been born. In this study, we elaborated the art factor effecting of moderzition of Turkey searching the factors?, health, education and art, which are acts in the accept of a country as `modern? country. Although all criticism, the more these three factors are vigorous, the powerfull how the country is. When establishing the Turkish Republic, there are two ideological approaches for which have been suggested to the country to be modernized. Totalitarian modernization says eveything making a country modernized would have been applied and this idea predominated. Partial modernization suggested that only `techniuqe? would have been taken which is very important in the modernization of Europe, the rest of things haven?t been neccesarry. In this study, setting of the modernization theories, we have improved taking into consideration to critice of them in a maxiumum level. Because it was neccarry to exaimine how the art was born in the world, how become a part of the culture, what the relationship is between civilization, cultere and art in the developing of our study. After all of these have been researched, we have found that the Ottoman Empire getting adoptations for some values of West in order to try to stop the trend. One of them was art. Especially in the 18.th century some sultans? gave much importence to the Western originated branches of art. They have exerted for establishing of them in the Ottoman. For example, Donizetti came to İstanbul and he established a `Palace Orchestra? and a group of balet as called `K?zlar Fanfar?? (a balet group only includes girls). But, all of these efforts have two different ways of maden in the Turkish Republic. The first of it, every step in Ottoman for art has limited only in environment of palace and has not been instutilized seriously. The second, it has personel characteristic. For instance, a major got the theaters closed in case his son wanted to be an actor. Here, the most important thing which has been done for art was to obtain to be institutionaled and not to alter the personel applications. Also, the Turkish Republic wanted to change the sense of the people about western originated art. It is neccessarry to accept that the people whom were managed by Islamic rules would not be accepted these art which were foreign fort them. Republic of Turkey established the today?s art institutions and has improved the some institutions which was founded at the last periods of Ottomans but not activeted exactly since the World War I and Independed War for instance ?Darul Elhan? it means conservatory of Republic. All Works and effort to establish and getting perception by the people of the arts such as Ballet and Opera etc. Which are named as West Style Arts was started to get to back step by step such as abolishing the allotments ot the arts by starting of the anti modernization from 1950s. Anti modernization is a movement which was supported by religious fanaticism and stands against to it. It effects to the changing of the people?s perception. For instance, Praetorius who was the one of the first conductors of the Presidency Symphony Orchestra (PSO) said that in one concert, the house of the concert capacity was inadequate even foyer also got filled by people and others had waited out of the concert house. Recently the people from all section was shoving their interest to these arts todays this interest is being showed by the people may be named as ?middle-top? level. There are different reasons for that. First, anti modernization has changed the perceptions of the people in time. Second, Imperfections of the public relation?s of Ankara State Opera and Ballet (ASOB) which is subject of this work. In order to researhers the change of perception and determining the today?s situation, interviws have been made both with standers and artists in this thesis. Both bystanders and artists are thinking that people come to Bale and Opera are generally make from ?middle-top? level if we make as submarry. They also appreciate the level by education but not incomes. We have the same oppinion. The people we interviewed with (73) more or less compliedly have University diploma. Knowledge of the people have been gradually dropped by the movements done by antimodernization on the education system since 1950?s. We may list the administrative difficulties that the institution faced by the effects of antimodernization. Before degraded ASOB was a General Diroctorate status this status had been dropped to managerial level and their budget has been largely decreasede. Institution is being sentenced to work in the building and stage which was builded in 1930?s while there are many big shopping malls, trade and commerce buildings in Ankara. Adequate play can not be found sponsorships. Since inadequate allocation careographs can not be invited and can not go on tour on abroad. In last periods, Bale and Operas are being played increasingly Tutkish Art Music instead of clasic music. Main thema is `Otomanism?. In additon to these, there are many internal problems of the institution absence of public relation is on top. There are not any archive for to know and intruduce itself of the institution. If we elaborate all these explanations in order to get a result, apart from many devastating influence of modernization theory, we may say there are many contribution to art in order to modernizate the society. Art make the people to think, to educate and encourage without examine. Being started to the Turkish modernization it was begun with this goodwill but after 1950?s it turned to get back by anti modernization movement. We find this result starting by High Art of School of Frankfurt, Ideology of Althusser, and Gramsci?s hegemonia concept when investigate the situation of the institution. At begining Bale and Opera arts have made a huge contribution to Turkish modernization from 1950?s. It retreated under the influence of antimodernization and it shows a appearance that addressing to only ?middle-top? level. ASOB also has took it?s share from this process.en_US
dc.language.isoturen_US
dc.publisherAnkara Üniversitesien_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.subjectBalleten_US
dc.subjectBaleen_US
dc.subjectHalkla İlişkileren_US
dc.subjectPublic Relationsen_US
dc.subjectModernleşmeen_US
dc.subjectModernizationen_US
dc.subjectSanaten_US
dc.subjectArten_US
dc.subjectİletişimen_US
dc.subjectCommunicationen_US
dc.titleİletişim disiplini açısından Türk modernleşmesinin bir bileşeni olarak sanat: Ankara Devlet Opera ve Balesi (adob) örneğinde bir araştırmaen_US
dc.typemasterThesisen_US
dc.departmentAÇÜ, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümüen_US
dc.authoridTR20933en_US
dc.relation.publicationcategoryTezen_US
dc.contributor.institutionauthorAkansel, İlkbenen_US


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record