Artvin Çoruh Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Artvin, Artvin Çoruh Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Çukurova âyânları V: Hasanpaşazâde Ahmet Bey III
(Türk Tarih Kurumu, 2026) Kurt, Yılmaz; Çetinkaya, Mehmet
Çukurova tarihinde 1750-1850 tarihleri arasında önemli rol oynamış olan Karslızâdeler ve daha sonraki adıyla Hasanpaşazâdeler ile ilgili belge serisine Türk Tarih Kurumu Belgeler Dergisi’nde Ahmet Bey III isimli bu makalemiz ile devam ediyoruz. Böylece bir taraftan bölge tarihine hizmet ederken, bir taraftan da Osmanlı Türk tarihinin karanlık yönlerini aydınlatmaya çalışıyoruz. Ahmet Bey ile ilgili olarak daha önceki yayınlarımızda bazı bilgiler sunmuştuk. Ahmet Bey, Adana Beylerbeyi Hasan Paşa’nın torunu; Üzeyir sancakbeyi Abdullah Paşa’nın oğludur. 1793-1811 yılları arasında birçok defa Adana mütesellimliği yapmış, Adana, Tarsus, Sis ve Tevâbii Mukataasını kardeşi Mehmet Bey ve babasının amcası oğlu Mustafa Bey ile birlikte yönetmiştir. Ölümünden sonra kardeşi Mehmet Bey ve daha sonra oğlu III. Hacı Ali Bey Adana mütesellimi olmuştur. Ahmet Bey ile ilgili belgeler incelendiğinde Ahmet Bey’in mütesellim olarak Adana’nın tek hâkimi olduğunu görmekteyiz. 1811 yılında eceliyle öldüğünde birçok mukataanın sahibi olduğu gibi şehirde satın aldığı mülklerle de şehrin en zenginlerinden birisi konumundaydı. Öldüğünde yerine kardeşi Mehmet Bey’in geçmesi için atılan adımlar, bütün ulema ve sulehanın toplanıp kadı efendiye gelmesi ve İstanbul’dan berat gelmeden göreve başlatılması tam bir diplomasi zaferidir.
İngiliz diplomatik arşiv belgelerinde Kütahya mültecileri krizi (1850-1851)
(Türk Tarih Kurumu, 2026) Taşkın, Faruk
Bu çalışma, FO 424 serisi İngiliz diplomatik arşiv belgelerine dayanarak, 1850-1851 yıllarında Kütahya’ya yerleştirilen ve ikametleri denetim altında tutulan Macar ve Leh mülteciler meselesini belge temelli ve analitik bir yaklaşımla incelemektedir. Mültecilerin Osmanlı Devleti’ne sığınmasıyla başlayan süreç, Avusturya ve Rusya’nın güvenlik kaygılarıyla temellendirilen ve önemli siyasal sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan ısrarlı iade talepleri doğrultusunda kısa sürede çok aktörlü ve karmaşık bir uluslararası krize dönüşmüştür. Bu bağlamda Babıâli, geleneksel dönemde padişahın şahsi himaye ve takdir yetkisine dayanan iltica uygulamasını, Tanzimat sonrasında şekillenen hukuki gerekçelendirme, diplomatik müzakere ve devlet egemenliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde savunulması esaslarına dayalı kurumsal bir devlet pratiğiyle yeniden tanımlayarak söz konusu talepleri kesin biçimde reddetmiş; böylece hem Osmanlı Devleti’nin egemenlik haklarını hem de uluslararası hukuk bağlamında üstlendiği ilkesel sorumlulukları koruma yönündeki iradesini açık biçimde ortaya koymuştur. Çalışma, İngiltere’nin krizin seyrine yönelik diplomatik yönlendirme çabalarını, insani ve stratejik unsurları bir arada barındıran diplomatik yaklaşımını ve Osmanlı Devleti’nin uluslararası konumunu güçlendirmeye yönelik destekleyici tutumunu, Avusturya’nın baskıcı, güvenlik odaklı ve zorlayıcı politikalarıyla karşılaştırmalı biçimde analiz etmektedir. Ayrıca, merkezin taşra üzerindeki idari, güvenlik ve denetim mekanizmalarını Kütahya örneği üzerinden inceleyerek, kriz yönetiminin yalnızca uluslararası arenada değil, Osmanlı taşrasında uygulanan idari pratikler üzerinden de nasıl şekillendiğini göstermektedir. Arşiv belgeleri, 1851 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahil olmasıyla meselenin transatlantik bir boyut kazandığını ve Babıâli’ye önemli bir diplomatik manevra alanı sağlayarak çözüm sürecini hızlandırdığını ortaya koymaktadır. Mültecilerin 1 Eylül 1851’de tahliye edilmesi, Osmanlı Devleti’nin uluslararası baskılara rağmen egemenlik temelli ve tutarlı bir idari - diplomatik tutum sergilediğini göstermektedir. Bu yönüyle Kütahya örneği, diplomasi, uluslararası hukuk ve taşra yönetimi kesişiminde özgün bir kriz yönetimi modeli sunmaktadır.
Evaluation of the adaptability, biomass yield, and biofuel potential of miscanthus × giganteus under marginal site
(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2026) Bilgili, Oğuzhan; Kocaçınar, Ferit; Akgün, Bülent
In this study, the perennial herbaceous C4 species Miscanthus × giganteus was planted using a randomized block design on a low-productivity, idle land located within the boundaries of Kahramanmaraş Sütçü İmam University. Three fertilizer levels 0, 60, and 120 kg ha⁻¹ were tested within the experimental blocks. Measurements of physiological traits were conducted during the vegetation period in 2015 and 2016. The gas-exchange parameters assessed included net assimilation rate, transpiration rate, stomatal conductance, water-use efficiency, and water potential. Growth-related parameters such as plant height, fresh and dry biomass, and total biomass content (extractive matter, holocellulose ratio, lignin ratio, and ash content) were analyzed. The biofuel production potential was evaluated by calculating the theoretical bioethanol yields and efficiencies from the biomass extracted from M. giganteus. The results of this study demonstrate that M. giganteus, grown under marginal land conditions, was not significantly affected by increasing fertilizer concentrations or adverse environmental conditions. Moreover, as a non-food energy crop, it successfully avoids the global “food vs. fuel” debate by being independent of the primary food sources relied upon by the world population.
Sakallı kızılağaç meşcerelerinde doğal gençleştirme başarısının değerlendirilmesi: Akçaabat örneği analizi
(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2026) Bektaş, Gökhan; Göktürk, Aşkın
Sakallı kızılağaç (Alnus glutinosa subsp. barbata (C.A. Mey.) Yalt.), hızlı büyüme yeteneği, kısa idare süresi ve geniş ekolojik toleransı nedeniyle Türkiye ormancılığı açısından önemli bir türdür. Bu çalışmada, 2022 yılında tohumlama kesimi uygulanan Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Düzköy Orman İşletme Şefliği sınırları içerisindeki sakallı kızılağaç meşceresinde yürütülen doğal gençleştirme ve gençlik bakım uygulamalarının, gençleştirme başarısı ile fidanların büyüme ve gelişimi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında 2023–2025 yılları arasında periyodik fidan sayımları gerçekleştirilmiş, ayrıca 50 adet 5x5 m büyüklüğündeki örnek alanlarda fidan yaşı, boyu ve kök boğazı çapı ölçülmüş ve fidanların gürbüzlük indisi değerleri hesaplanmıştır. Sonuçlara göre, 2023 yılı ilkbaharında %53 olan gençleştirme başarı yüzdesi, 2025 yılı sonbaharında %96’ya ulaşmıştır. Sahada 1, 2 ve 3 yaşlı fidanların birlikte bulunduğu belirlenmiş; yaş grupları arasında gürbüzlük indisi bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<0.05). En yüksek büyüme ivmesi 3 yaşlı fidanlarda gözlenmiş, bu grupta fidanların daha dengeli ve mekanik olarak daha stabil bir morfolojik yapı kazandığı belirlenmiştir. Bulgular, sakallı kızılağaç meşcerelerinde gençleştirme başarısının yalnızca fidan yoğunluğuna dayalı olarak değil, yaşa bağlı morfolojik gelişim ve yapısal kalite göstergeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Aronya (Aronia melanocarpa) lipitlerinin farmasötik uygulamaları: Biyoyararlanım ve sürdürülebilirlik açısından bir inceleme
(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2026) Oktan, Ercan; Özkan, Öznur; Atar, Neslihan
Tıbbi ve aromatik bitkiler, insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri sayesinde giderek daha fazla ilgi görmekte ve kullanım alanları genişlemektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu bitkilerin yalnızca geleneksel tedavi yöntemlerinde değil, aynı zamanda farmasötik ve fonksiyonel gıda endüstrilerinde de potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, orman ekosistemlerinde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli türlerden biri olan Aronia melanocarpa içerdiği fitokimyasal bileşiklerin yanı sıra lipit fraksiyonlarıyla da dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Aronia melanocarpa bitkisinden elde edilen lipit fraksiyonlarının bileşimi, biyolojik etkileri ve kullanım alanları üzerine yapılan güncel çalışmalar araştırılmıştır. Aronya lipitlerinin omega-3 ve omega-6 çoklu doymamış yağ asitleri, fitosteroller ve tokoferoller gibi biyoaktif bileşikler içerdiği ve bu bileşiklerin antioksidan, antienflamatuvar, kardiyoprotektif ve metabolik düzenleyici etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Bu özellikler, aronyanın doğal kaynaklı ilaç, fonksiyonel gıda ve dermokozmetik ürünlerde aktif bileşen olarak değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Sonuç olarak bitkisel lipit fraksiyonları, hem insan sağlığını destekleyici fonksiyonel gıdaların geliştirilmesinde hem de tedavi edici farmasötik ürünlerin formülasyonunda biyolojik kaynaklar olarak öne çıkmaktadır. Dolayısıyla Aronia melanocarpa’nın biyokimyasal özelliklerinin daha kapsamlı şekilde araştırılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle, bitkiden elde edilen lipit bileşiklerinin biyoyararlanım düzeylerinin artırılması ve bu bileşiklerin insan sağlığına yönelik etkili formülasyonlarda değerlendirilmesine odaklanan çalışmaların yaygınlaştırılması gerekmektedir. Aronya gibi doğal kaynakların sürdürülebilir üretim modellerine entegre edilmesi hem ekosistemlerin korunmasına hem de toplum sağlığının desteklenmesine katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda, Aronia melanocarpa’nın çok amaçlı orman ürünü olarak değerlendirilmesi hem orman biyolojik çeşitliliğinin desteklenmesine hem de kırsal kalkınmaya sürdürülebilir ekonomik katkılar sağlama potansiyeline sahiptir.




















