Cilt 1 Sayı 2 2015

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Öğe
    Interview with Pogge
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Denli, Özlem
    Röportaj metnidir.
  • Öğe
    Bir insan hakları meselesi olarak küresel yoksulluk
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Denli, Özlem
    Bu makale, siyaset felsefecisi Thomas Pogge tarafından geliştirilen ve yaratıcı argümanları kadar ilham verdiği tartışmalarla da küresel yoksulluk literatüründe yön çizici etki yaratan adalet kuramını konu etmektedir. Kurumların önceliği, bireyci-evrenselci ilke ve negatif ödev kavramı, bu yaklaşımın yapı taşlarını teşkil eden üç ana unsurdur. “Önlenebilir bir insan hakları ihlali olarak küresel yoksulluk” tezi de, yine bu unsurlar arasındaki özgün ilişkiler aracılığıyla kavranabilir. Makale, Pogge’nin uygulamaya dönük ilgisi ve kurumsal reform hedefi ile adalet ilkelerini yaygın kabul gören ilkelerle temellendirme çabası arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmayı amaçlar. Bu doğrultuda, Pogge’nin geniş bir uzlaşma zemini inşa etme çabası ve başvurdu- ğu argümanlar detaylarıyla ele alınacaktır.
  • Öğe
    Bir insan hakkı olarak güvenli kürtaja erişim
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Çoban, Funda
    Beden siyaseti özelinde kadın bedeni çeşitli iktidar / bilgi merkezlerinin çekişme alanında farklı iktidar prosedürlerine konu olmaktadır. Kadın bedeni ile ilgili bir mesele olarak kürtaj ise felsefi, hukuki, siyasi ve ahlaki bakış açılarından çeşitli şekillerde değerlendirilmektedir. Bu kapsamda özellikle ceninin yaşam hakkı ile kadının kürtaj tercihi arasındaki söylemsel çatışmanın odak noktasında güvenli kürtaja erişimdeki eksiklikler, kürtaj hakkındaki yasaklar ve kürtajın kriminalizasyonu kadın / anne açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu olumsuz sonuçların ortadan kaldırılması içinse, çeşitli insan hakları komisyonları ve metinleri çeşitli tanımlar ve eylem planları önermektedirler. Çalışma, işte bu girişimlerin biyopolitik bir sorunsal olarak kürtajı ele alışını kürtajla ilgili dünya genelindeki tabloyu gözeterek eleştirel bir dille değerlendirmekte ve bir insan hakkı olarak gü- venli kürtaja erişim hakkının önemine vurgu yapmaktadır.
  • Öğe
    Emma Goldman’ın anarşizminde “Kadının Özgürleşme Trajedisi”
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Bakır, Kemal
    Özgürleşme, vazgeçilemez insan haklarından biri olan özgürlü- ğün ve ondan türeyen diğer hak ve özgürlüklerin kazanımını ifade eder. Bu bağlamda insan özgürleşmesinin uzun bir geçmişi vardır. Fakat toplumsal cinsiyete dayalı bir ayrımla kadın özgürleşmesinin tarihi, büyük ölçüde feminizmin yaklaşık iki yüz yıllık çileli tarihiyle sınırlıdır. Bu yönüyle de bir trajediyi andırır. Zira kadın özgürleşmesini en ciddi bi- çimde problematize eden ve onu en çok gündeme taşıyan sosyal teori olarak feminizm, bu kısa geçmişinde pek çok engelle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Feminizmin, özgürlükçü ve anti-otoriteryan bir teori olan anarşizm ile münasebeti de işte bu noktada başlamıştır. Bu bağ- lamda anarşist teorisyen Emma Goldman, kadın özgürleşmesine yaptığı aşırı vurguyla feminizme anarşist bir boyut katmış ve onu anarkofeminizm biçiminde yorumlamıştır. Goldman’ın hedeflediği şey genelde insanlığın özelde ise kadınların özgürleşmesini sağlamaktır. Fakat kadın özgürleşmesi problemi, onun duygusal ve bir o kadar da coşkulu söylemlerinde “kadının özgürleşme trajedisi” olarak ifade bulmuştur. Bu çalışmada kadın özgürleşmesi problemi, tarihsel referansları ile birlikte, Goldman’ın anarşizmi ve bu konudaki trajik söylemleri bağlamın da ele alınarak incelenmiştir
  • Öğe
    İktidar karşısında vatandaşın iktidarı: refah rejimi bağlamında yönetimsellik anlayışının eleştirisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Dinçer, Esin Hamdi
    Yirminci yüzyılda sosyal politikanın temel ayaklarından birisi, piyasa ve çoğulcu demokrasi arasında uzlaşma sağlayıcı araç olarak, sosyal refah devleti olmuştur. Sosyal refah devleti ile yalnızca gelir dağılımı, eğitim ve sağlık sorunları çözülmekle kalmıyor; bu sorunların çözülmesi ve maddi yaşam koşullarının iyileşmesi sonucunda siyasal yaşamda yurttaşların katılımının arttığı bir toplumun gelişimine de katkı sağlanmış oluyordu. Devletin ve bürokratik yönetim anlayışları- nın ön planda bulunduğu sosyal politika teorisi karşısında Michel Foucault ise bu bakış açısını “biyo-iktidar” ve “yönetimsellik” kavramları çerçevesinde eleştirmektedir. Temelde her iki yaklaşım kapitalizm eleştirisi çerçevesinde görüşlerini şekillendirir. Buna karşın, Foucault devletin yönetmelik ve talimnamelerle hücre tipi örgütlenmeleri ve bireyselliği ortadan kaldıran işçi kentlerini ortaya çıkardığı yönünde eleştirir. Foucault, kentlerin nasıl disipline edildiğine ve bu yolda hangi otoritenin kullanıldığına odaklanırken; sosyal politika anlayışı, işçi kentlerinin, emek ile sermaye arasında ortaya çıkan gerilim süresince verilen mücadelenin bir sonucu olarak “barınma hakkı” bağ- lamında ele alınması gerektiğinin altını çizer. Bununla birlikte devletin de bunun güvencesi olduğunu vurgular. Bu çalışmada her iki yaklaşım açılacak ve aralarındaki farklar bağlamında Foucault’nun “Yö- netimsellik” kavramsallaştırmasına eleştirel bir bakış sunulacaktır
  • Öğe
    Hak ve özgürlük ütopyası olarak “İnsan Hakları”: Felsefesi ve eleştirisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Satıcı, Murat
    Bu çalışmada modern insan haklarının başlıca zeminini oluşturan modern hak ve özgürlük kavramlarına odaklanacağız ve bu kavramları insan hakları felsefesine ilişkin tartışmalar çerçevesinde inceleyeceğiz. Aynı zamanda bu kavramlar, insan haklarına ve modern doğal hukuk kavramsallaştırmasına meşruiyetini veren ilkelerdir. Bu yüzden hem liberal hak, özgürlük ve insan ilkelerini ortaya koyan modern filozofları (Hobbes, Locke, Kant), hem de o ilkeleri eleştiren filozofları (Rousseau, Hegel, Marx) konu edeceğiz. Böylece modern pratik felsefenin ve insan haklarının felsefi temellerinin her iki tarafına (kurucu ve eleştirel) bakabileceğiz. Bu, bizi insan haklarına dair çağdaş tartışmalara yöneltecek ve son olarak, insan hakları kavramsallaştırmasına ve eleştirisine dair çağdaş tartışmalarla ilişki kurmaya çalışacağız. Böylece bu çalışmanın insan hakları üzerine alternatif bakış açıları inşa etmekte bize yardımcı olacağını umuyoruz.