Cilt 5 Sayı 2 2019

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 18 / 18
  • Öğe
    Kozlu deresinde (Zonguldak) su kalitesinin incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Zeydan, Özgür; Özdoğan, Nizamettin; Taştepe, Şeyma Pınar; Demirtaş, Dilek
    Günümüzde su kullanımı nüfusa bağlı olarak her geçen gün artmaktadır. Su ihtiyacının artması, su kaynaklarının kontrolsüzce kullanımına sebep olmaktadır. Genellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde atık sular, arıtılmadan doğrudan alıcı ortamlara deşarj edilmektedir. Bu durum su kaynaklarının kalitesini düşürmekte ve akarsulardan sağlanacak faydayı kısıtlamaktadır. Bu çalışma, Zonguldak Kozlu Deresinde yapılan ilk kapsamlı su kalitesi çalışmasıdır. Derenin su kalitesini belirleyebilmek için 2017 Haziran ve Aralık aylarında olmak üzere 2 farklı zamanda belirlenen 6 farklı noktadan numuneler alınmıştır. Alınan numunelerde Kimyasal Oksijen İhtiyacı, Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı, Askıda Katı Madde, pH, Toplam Kjeldahl Azotu, fosfor, iletkenlik ile yağ ve gres tayini yapılmıştır. Kimyasal Oksijen İhtiyacı ve Askıda Katı Madde değerleri için Coğrafi Bilgi Sistemi yazılımı kullanılarak su kirliliğini gösteren tematik haritalar hazırlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Kozlu Deresi’ndeki su kalitesinin Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği’ne göre 4. Sınıf olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Cam lif takviyeli betonun yangın dayanımlarının çeşitli parametreler açısından irdelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ali, Ali Murthada; Arslan, Musa Hakan; Altın, Mustafa
    Cam lifi taze beton karışımına eklenerek betonun mekanik özellikleri iyileştirilmektedir. Literatürde cam lif takviyeli betonun (CTB) mekanik özelliklerinin tespitine yönelik çok sayıda araştırma yapılmıştır. Beton içine cam lifi eklenerek özellikle betonun eğilme ve çekme dayanımında hatırı sayılır artışlar meydana gelmekte, bu şekilde üretilmiş olan betonlar daha ince kesitli oldukları için de uygulamada tercih edilmektedirler. Betonun içine eklenen cam lifinin betonun yangın performansına olumsuz bir etki yapıp yapmadığına yönelik kapsamlı bir araştırma olmadığı için bu çalışmada dört farklı (30,60, 90 ve 120 dk) yangın sürelerine tabi tutulmuş cam lif takviyesiz beton ile CTB elemanlarının yangın sonrasındaki mekanik özelliklerindeki değişiklikler incelenmiştir. Deneysel çalışma kapsamında Ø15/30 cm silindir ve 4x4x16 cm prizmadan oluşan toplam 300 adet numune üretilmiştir. Numunelerde kullanılan 0,5,10,15 ve 20 kg/m3 oranlarındaki cam elyaf takviyeli betonların değişik sürelerde yangın sonrasındaki basınç ve üç farklı çekme (yarma, tek noktadan eğilme ve iki noktadan eğilme) dayanımı üzerindeki etkisi farklı sürelerde yangına maruz bırakılan CTB elemanları üzerinden test edilmiştir. Yangın geçirmemiş numunelerde cam lifi basınç dayanımına bir katkıda bulunmazken çekme dayanımında önemli oranlarda katkısı olmuştur. 30 dakikalık yangın sonrasında CTB numunelerin tek ve çift noktadan eğilme deneylerinden elde edilen çekme dayanımlarında yangın öncesine göre bir artış görülmüştür. Daha uzun süreli yangınlarda (60, 90 ve 120 dk) ise bu oranda bir artış meydana gelmemiştir.
  • Öğe
    In situ natural radioactivity and radiological hazard assessments of granite gneiss outcrops in parts of the Southwestern Basement Complex of Nigeria
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Akingboye, Adedibu Sunny; Ademila, Omowumi
    Radioactive emission (gamma ray) emanating from rock materials constitutes threats to humans and their environment. Hence, the natural radioactivity and radiological hazard indices of some granite gneiss outcrops with their residual soils from two different localities within the Southwestern Basement Complex of Nigeria were assessed using Gamma-ray spectrometry. The study aimed at determining the natural radiation levels of granite gneissic rocks and associated radiological threats to people living in the study area from gamma ray exposure. Data were collected along six geophysical traverses of 200 m each with station spacing of 5 m using the portable hand-held Gamma-ray Spectrometer. The results of weighted mean values of the elemental and activity concentrations for 40K, 238U, and 232Th are 2.00 ± 1.43%, 3.13 ± 0.90 ppm, 12.32 ± 4.99 ppm and 629.28 ± 447.29, 38.58 ± 11.02, 49.96 ± 20.23 respectively. The obtained mean concentration ratios of 1.32 for U/Th and 2.14 for Th/U were higher than 0.26 and lower than 3.5 global standard ratios respectively. The increase in activity concentrations and concentration ratio may have suggested the enrichment of radioactive minerals in the granite gneissic rocks. The annual outdoor and indoor effective doses of gamma ray exposure for people living in the study area were below the world permissible standard of 1 , thus, the area is radiologically safe. However, increase in estimated mean of AGDE and ELCR; 525.620 and 1.273 above the world permissible standards of 300 and respectively does not translate to significant radiological threats. Therefore, control measure by constant monitoring of the radioactivity levels of the area and rocks should be practiced.
  • Öğe
    Yüzeysel sularda pestisit kalıntısının araştırılması çalışma örneği; Alanya Alara çayı
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Koçyiğit, Hasan; Sinanoğlu, Firdevs
    Günümüzde sanayileşmenin ve teknolojinin gelişmesi hayatı kolaylaştırırken diğer taraftan çevre kirliliği sebebiyle kullanılabilir su kaynaklarının azalmasına sebep olmaktadır. Sanayileşmenin ve teknolojinin en önemli çevre kirleticilerden biri de tarımsal amaçlı kullanılan pestisitlerdir. Modern tarımın vazgeçilmezi olan pestisitler endüstriyel, evsel vb. olmak üzere birçok alanda kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada Alanya ve çevresinin en önemli su kaynağı olan Alara Çayı sularında pestisit kalıntısının araştırılması amaçlanmıştır. Yöredeki tarım faaliyetlerinin yoğunluğu pestisit kalıntısının araştırılması açısından oldukça önemlidir. Bu amaçla Alara Çayı üzerinde 4 adet numune alma noktası belirlenmiştir. Bu noktalardan yağışlı ve kurak mevsimleri temsil edecek şekilde numuneler alınmıştır. Alınan numunelerde 110 çeşit pestisitin kalıntı seviyesi araştırılmıştır. Bu pestisitlerin seçilmesinde bölgede yetiştirilen yaş sebze ve meyvelerin ihracatında istenen parametreler, Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği Tablo-4 ve Tablo-5 dikkate alınarak belirlenmiştir. Alınan numuneler Quechers Metoduna göre ekstrakte edilip, LC-MSMS ve GC-MS cihazlarına enjeksiyon işlemi yapılarak analiz edilmiştir. Analiz çalışmalarında Tespit ve Tayin Limitleri ile Geri Kazanım çalışmaları yapılmıştır. Tespit Limitleri (LOD) 0,23 ile 9,67 ppb arasında değişmektedir. Analiz sonuçlarına göre tespit edilen pestisit değerlerinin Tayin Limitlerinden düşük olduğu gözlemlenmiştir.
  • Öğe
    Aşağı Sakarya nehri su kalitesinin sulama suyu açısından değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Özer, Çiğdem; Köklü, Rabia
    Aşağı Sakarya Alt Havzası, Sakarya Nehrinin doğduğu noktadan itibaren maruz kaldığı sanayi faaliyetlerinin ve yerleşim yerlerinden kaynaklanan atıksuların, tarımsal ve kentsel yayılı kaynakların ve geçtiği jeolojik formasyonların etkisi altındadır. Tüm bu kirletici yüklerin etkisine rağmen geçtiği bölgelerde aynı zamanda tarımsal sulama maksadıyla da kullanılmaktadır. Bu nedenle, bu su kaynağının içme ve endüstriyel kullanımı yanında özellikle tarımsal amaçlı sürdürülebilir kullanımının önemi artmaktadır. Bu amaçla, çalışma kapsamında Aşağı Sakarya Nehrinin tarımsal amaçlı sulama suyu bakımından kalitesi belirlenmiştir. Aşağı Sakarya Nehri üzerinde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından işletilen 3 adet istasyona ait su kalite verilerine ait farklı fiziko-kimyasal özellikler farklı sulama suyu standartları açısından değerlendirilmiştir. Bu standartlar temelinde sulama suyu kalitesi, Elektriksel iletkenlik (Eİ), ve Toplam Sertlik (TS) değerleri ile Schoeller Diyagramı, Sodyum Adsorbsiyon Oranı (SAR), Sodyum yüzdesi (%Na), Magnezyum Oranı (MR), Potansiyel Tuzluluk (PS) ve Kelley indeksi (KI) gibi değerlendirme kriterleri kullanılarak yorumlanmıştır
  • Öğe
    Erzincan ili zemin büyütme etkilerine dayalı mikrobölgeleme çalışması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Özyazıcıoğlu, Mehmet; Dönmezçelik, Kemal; Orhan, Süleyman N.; Özkan, Mehmet Yener
    Erzincan İli 1. derece deprem bölgesi içinde yeralmaktadır. Zemin yüzeyinden ana kayaya kadar alüvyon kalınlığı 1 km’yi bulan yerleşim alanında zemin büyütmesinin ayrıntılı olarak incelenmesinin gerekliliği açıktır. Bu çalışmada, Erzincan İl merkezi için bir boyutlu kayma dalgası teorisine dayanan, eşdeğer-doğrusal zemin büyütme analizleri yapılmıştır. Çalışmada, zemin profillerini belirlemek amacıyla, 1960-1980 yılları arasında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce (DSİ) açılmış ve derinlikleri 275 m’yi bulan sondaj kuyularına ait veriler kullanılmıştır. Eşdeğer-doğrusal büyütme analizleri EduShake/ProShake programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kuyu noktalarında oluşturulan profillerde, 8 farklı anakaya hareketi kullanılarak, zemin yüzeyinde oluşan ortalama hareketin ivme-zaman geçmişi ve ortalama PSA (görünür spektral ivme) grafikleri oluşturularak Türk Deprem Yönetmeliğinde (2007) verilen tasarım spektrumu ve ana kaya mostrası PSA ile karşılaştırılmıştır. Belirli periyotlar için, spektral ivme cinsinden büyütme oranları (ana kaya mostrası hareketine göre) hesaplanmıştır. Sondaj noktalarının temsil ettiği alanlarda, büyütmeye maruz kalması beklenen yapı periyotları haritada gösterilmektedir.
  • Öğe
    Afet içerikli haberlerin afetlere karşı toplumsal kapasite geliştirmeye etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Yılmaz, Serhat
    Afetlere karşı yürütülen hazırlık çalışmalarının en önemli hedeflerinden birisini toplumsal yaşamın devamlılığını sağlamak oluşturmaktadır. Bu hedefe ulaşabilmede ise afetlere karşı bireysel risk azaltma faaliyetlerinin yürütülmesi hayati önem taşımaktadır. Ancak afet riski altındaki bir toplumun geneline ulaşarak bu farkındalığı oluşturmak zaman ve maliyet açısından yüksek değerlerle gerçekleşebilmektedir. Günlük yaşam içerisinde bilgi ihtiyacının karşılanması amacıyla toplumun genelinde yaygın olarak kullanılan özellikle gazete ve televizyon gibi kitle iletişim araçları bu yüksek maliyetleri azaltabilecek önemli avantajlar sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında kitle iletişim araçlarının sağladığı bu avantajların afetlere yönelik toplumsal kapasite geliştirme bağlamında ne kadar etkin kullanıldığı incelenmiştir. Bu bağlamda, Türkiye genelinde en çok okunan ilk üç gazete ve en yüksek izlenme oranına sahip ilk üç ana haber programının 21 Temmuz 2017 tarihli Bodrum Depremi özelinde yayımladıkları haberlerin içerik analizleri çerçeveleme kuramı kullanılarak incelenmekte ve afetlere karşı toplumsal kapasite geliştirmeye etkileri sorgulanmaktadır. Çalışmada kitle iletişim araçlarının afetlerle ilgili içeriklerde haberi büyük ilgi çeken (sansasyonel) boyutuyla ele aldığı, bireysel hazırlığa yönelik bir farkındalık oluşturmada kitle iletişim araçlarının sunduğu avantajlardan yeteri kadar yararlanılmadığı sonuçlarına ulaşılmaktadır.
  • Öğe
    Yangın stratejilerinin oluşturulması için istatistik veri türlerinin Türkiye (İstanbul ili örneğinde) ve seçilmiş ülkeler ile karşılaştırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Bakırcı, Erhan; Karatop, Buket; Bayındır, Sümeyye
    Doğal ve insan kaynaklı afetler sonrasında meydana gelen yangınlar ve yarattığı kayıpların toplum üzerinde travmatik sonuçlar yarattığı bilinmektedir. Afetlerin yaratacağı zararların en az olması, risklerin önceden belirlenmesine ve böylece afet sonuçlarının yönetilebilir olmasına bağlıdır. Afetler ve özellikle yangın afetlerinin toplum üzerinde oluşturduğu maddi manevi kayıplar ile sosyokültürel travmaların yanında eko sistemdeki müthiş etkileri her gün biraz daha hissedilmektedir. Bundan dolayı özellikle yangın güvenliği konusunda toplumsal bilinci yüksek, teknoloji üretip satan veya bu konuda standartları oluşturan ülkelerde yangın istatistiklerinin stratejilerini belirlemeye yardımcı olacak nitelikte tutulduğu ve kullanıldığı söylenebilir. Bu güvenlikli ilişkiler zincirinin güçlü olması öğrenen sistemlerin kurulması ile mümkündür. Tüm unsurların ölçülebilir-değerlendirilebilir ve ders alınıp geliştirilebilir veri sisteminin oluşturulması ve kurulmasında temel faktör sağlam, bilimsel ve hedefe dönük istatistik veri havuzu kurulması ve farkındalık oluşturulmasıdır. Bu çalışmada, 2008 ve 2018 yılları arasında İstanbul’da meydana gelen yangınlara ait istatistikler ile ABD, Çin ve AB ülkelerinin yangın istatistikleri karşılaştırılmıştır. Karşılaştırılan ülkelerle Türkiye’de İstanbul ili özelinde tutulan yangın istatistikleri arasındaki veri tipleri incelenmiş bu çerçevede tespit edilen farklıklar belirlenmiştir. Böylece tutulan verilerin bilimsel çalışmalar ve önleyici yaklaşımla bu konuda stratejiler oluşturmaya elverişli olup olmadığı tartışılmış ve iyileştirilmesi hususunda öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Atık döküm kumları için uygun bertaraf yönteminin maliyet analizi ile belirlenmesi: Bursa örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Yalılı Kılıç, Melike; Tüylü, Murat
    Türkiye’nin büyük ilk 500 sanayi kuruluşu içinde yer alan dökümhaneler, üretim prosesi sonrasında atık döküm kumlarının sürekli oluştuğu sektörlerdendir. Ekonomik değeri olan atık döküm kumları ülkemiz koşullarında yeterince değerlendirilemediğinden, fabrika alanlarında biriktirilmekte ya da düzenli depolama sahalarına gönderilerek geri kazanım sürecine dahil edilemeden heba edilmektedir. Oysaki genelde tehlikesiz türde olan atık döküm kumları, uygun şekilde yönetildiklerinde asfalt üretiminde agrega yerine alternatif hammadde olarak kullanılabilmektedir. Bu çalışmada, Bursa ili Nilüfer ilçesinde yer alan 46.200 ton üretim kapasiteli bir dökümhaneden kaynaklanan atık döküm kumlarının direkt düzenli depolama sahasında bertaraf edilmesi yerine, çimento fabrikası ve asfalt plent tesisine gönderilerek geri kazanılması ve alternatif hammadde olarak kullanılmasının çevresel ve ekonomik değerlendirilmesi yapılmıştır. Atık döküm kumlarının nakliye dahil olmak üzere düzenli depolama sahasına gönderilmesi durumunda 851.989 TL (163.844 $), çimento fabrikasına gönderilmesi durumunda 1.097.620 TL (211.081 $) ve asfalt plent tesislerine gönderilmesi durumunda ise 35.431 TL (6.814 $) bertaraf maliyetinin olacağı hesaplamalar sonucunda bulunmuştur. Dökümhane için en ekonomik yöntemin asfalt plent tesisi olduğu belirlenmiş olup, bertaraf maliyetlerinin en aza indirilmesi ile atık döküm kumlarının üretildikleri yere en yakın ve en uygun tesise en hızlı şekilde gönderilerek hava, su ve toprak kirliliğine neden olan fabrika sahalarındaki uzun süre depolamaların önleneceği düşünülmektedir.
  • Öğe
    Ege ve Akdeniz kıyılarında deniz suyu sıcaklıkları için soğuma döneminde trend analizleri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Şişman, Eyüp
    Eğilim araştırmalarında regresyon analizi ve sıklıkla kullanılan Mann-Kendall (MK) yöntemi gibi klasik yaklaşımlar kısıtları ve varsayımları sebebiyle bağlayıcı şartları ve ürettikleri bilgi açısından da ihtiyacı karşılayamamasına bağlı olarak yavaş yavaş terk edilmektedirler. Eğilimler için regresyon yaklaşımının kullanılabilmesi ve doğru sonuçlar alınabilmesi için verilerin normal dağılıma uyması, iç bağımlılık (otokorelasyon) olmaması, ölçümlerin hatasız olması, eşit varyans, doğrusallık kabullerinin her birinin analiz öncesinden araştırılması gerekir. Mann-Kendall yöntemi içinde buna benzer zorluklar olup, sonuçları açısından eğilim yok, artan eğilim veya azalan eğilim şeklinde kısıtlı bilgi üretilmektedir. Bu zorluk ve eksiklere iyi bir seçenek olarak geliştirilen herhangi bir varsayıma bağlı olmadan doğrudan uygulanabilen Yenilikçi Eğilim Çözümlemesi (YEÇ) (Şen, 2012) yöntemi ve algoritması bu çalışmada temel alınarak, deniz suyu sıcaklık verilerindeki eğilim ve bu eğilimin matematik formu incelenmiştir. Ortaya konulan model ile farklı istasyonlardaki ortalama eğilim gidişleri kıyaslanabilmiştir. Yapılan çözümleme sonucunda, 1960-2009 yılları arasında 4 istasyonda Eylül ayından Şubat ayına kadar kaydedilen deniz suyu sıcaklık verilerinde, 2000-2009 dönemine doğru artış eğilimi görülmektedir. Özellikle iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölge olan Akdeniz için, 2000-2009 sürecindeki eğilim çok dikkat çekicidir. Ancak, model grafikleri incelendiğinde, referans yıl olarak seçilen 1960-1969 yılına göre 4 farklı süreçte (1970-1979, 1980- 1989, 1990-1999, 2000-2009) ortaya çıkan azalma eğilimleri, iklim değişikliği gerçeğine bağlı olarak, 1960-1969 yılları verilerinin tarafsızlığının sorgulanmasını akla getirmektedir.
  • Öğe
    Güney Marmara Bölgesi’nde meydana gelen Manyas (mw=4.7) ve Gemlik (mw=4.8) depremlerinin kinematik analizi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Bekler, Feyza Nur; Özel, Nurcan Meral; Tanırcan, Gülüm
    Kuzey Anadolu Fay zonu (KAFz) güney kolunda meydana gelen orta büyüklükte 2 deprem için sismik kaynak karakteri ve faylanmalara ait kaymanın gelişimi incelenmiştir. Bu iki depremden biri 20 Ekim 2006 tarihinde meydana gelen Manyas depremi (Mw=4.7) ve diğeri de 24 Ekim 2006 tarihinde olan Gemlik Körfezi depremi (Mw=4.8) olarak analiz edilmiştir. Her iki depremde, KAFz güney kolundaki son 20 yılda meydana gelen orta büyüklükteki yırtılmalardır. Sayısal analizde kuvvetli yer hareketi (KYH) verisine çoklu zamanpencereli dalga şekli ters çözümü tekniği uygulanmıştır. Alt fay grupları (tali faylar) ve istasyonlar arasındaki kuramsal Green fonksiyonları bir-boyutlu (1-B) hız yapısı kullanılarak ayrık dalga sayısı yöntemi ile hesaplanmıştır. Bu çalışmada kullanılan ters çözüm tekniği, tekil olmayan çözümü getirmektedir. Bu nedenle hem gözlemsel hem de sentetik veri eşleşene kadar çeşitli yırtılma modelleri denenmiştir. Sonuçlar, kayma dağılımlarında basit modellerine işaret etmektedir. Gemlik ve Manyas depremleri için kayma miktarları sırası ile 0.18m ve 0.12m, sismik moment değerleri ise 3.43E+15 Nm ve 1.73E+15Nm olarak elde edilmiştir. Sonuçlar, küresel ölçekte benzer büyüklükte depremlerle karşılaştırılmış ve sismik moment ile yırtılma arasında yeni bir deneysel ilişki önerilmiştir. Bulguların Güney Marmara bölgesindeki yırtılma mekanizmalarının çözümlenmesinde ve depremlerin tetiklenmesi için yararlı bilgiler sağlamasını amaçlanmıştır.
  • Öğe
    Uzaktan algılama teknikleri ile yanmış alanların tespiti: İzmir Seferihisar orman yangını örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Sabuncu, Aslı; Özener, Haluk
    Çevreye verdiği zararlar nedeni ile orman yangınları dünyada doğal afetler içinde önemli bir yere sahiptir. Orman yangınları sadece ekosistemleri olumsuz etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamda da ciddi sorunlara neden olmaktadır. Türkiye’de 1937-2016 yılları arasında meydana gelen orman yangınları sonucu 1.661.506 hektarlık orman alanı yanarak tahrip olmuştur. Orman yangınları sonrası araziden veri toplamak zaman zaman zor ve imkânsız olabilmektedir. Ayrıca yaşanan afet sonrası arazi çalışmaları uzun süreceği ve maliyetinin fazla olacağı göz önüne alınarak yanan alanların belirlenmesinde günümüzde uzaktan algılama teknolojilerine ve bu alanda kullanılan algoritmalarına sıklıkla başvurulmaktadır. Çeşitli özelliklere sahip farklı uydu görüntüleri (Landsat, MODIS, SPOT, vb.), yangın şiddetini, yangın hasarlarını ve yanmış bölgeleri haritalamak için son yıllarda sıklıkla kullanılan uzaktan algılama teknolojisinin önemli veri setleridir. Bu çalışmada 9 Ağustos 2009 tarihinde İzmir ili Seferihisar ilçesinde meydana gelen ve 4 gün süren orman yangını, Landsat 5 uydu görüntüleri kullanılarak uzaktan algılama teknikleri ile analiz edilmiştir. Çalışma bölgesine ait orman yangını öncesi Temmuz 2009 ve orman yangını sonrası Ağustos 2009 tarihli görüntüler alınarak Normalize Edilmiş Yanma Şiddeti (Normalized Burned Ratio-NBR) ve Normalize Edilmiş Vejetasyon İndeksi (Normalized Differenced Vegetation Index - NDVI) indeksleri ile bu indekslerin farkları kullanılarak elde edilen Fark Normalize Edilmiş Yanma Şiddeti (Difference Normalized Burned Ratio-Dnbr) ve Fark Normalize Edilmiş Vejetasyon İndeksleri kullanılarak yanarak tahrip olmuş alanlar tespit edilmiştir. Veri setine ayrıca piksel tabanlı kontrollü sınıflandırmanın maksimum benzerlik algoritması uygulanmıştır. Orman yangını sonrası yanarak tahrip olan alan dNDVI ile 711 ha, dNBR ile 695 ha, piksel tabanlı kontrollü sınıflandırma yönteminin maksimum benzerlik algoritması ile de 665 ha olarak hesaplanmıştır. Üç farklı yöntemin sonuçları Orman Genel Müdürlüğü sonuçları ile uyumlu ve tutarlı olduğu sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Akım ölçümü alınmayan iki alt havzanın dolaysız akış hidrograflarının anlık birim hidrograf yaklaşımıyla karşılaştırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Akay, Hüseyin; Koçyiğit, Müsteyde Baduna
    Bu çalışmanın amacı akım ölçümü alınmayan, birbirine yakın drenaj alanına ve uzunluk oranına sahip iki alt havzanın çıkış noktasında dolaysız akış hidrograflarını tahmin etmektir. Bunun için Batı Karadeniz Havzası’nda yer alan Araç Çayı’nın iki komşu alt havzası seçilmiştir. ArcGIS programı yardımıyla alt havzaların drenaj ağı oluşturulmuş ve bazı morfometrik parametreleri hesaplanmıştır. Nash anlık birim hidrograf yöntemiyle alt havzaların birim hidrografı tahmin edilmiştir. Alt havzaların hidrograflarının eşit durumlarda karşılaştırılabilmesi için aynı eğri numarası ve yağış modeli kullanılarak HEC-HMS hidrolojik modeli yardımıyla analizleri yapılmıştır. Model sonuçlarına göre alt havza 1 ve alt havza 2’de meydana gelen pik debiler sırasıyla 18.71 ve 27.83 m3 /s olup alt havza 2 pik debisinin alt havza 1 pik debisinden %49 daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca, alt havza 2’de pik debiye gelme süresi 5 saatken, alt havza 1’in pik debiye gelme süresi 7 saat olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan hidrograflara göre alt havza 2’nin alt havza 1’e göre ani taşkına daha duyarlı olduğu sonucuna varılmıştır. İzlenen yöntem alt havzaların anlık taşkın potansiyellerine göre önceliklendirilmesine de olanak sağlar. Akım ölçümü olmayan akarsular üzerinde yapılması planlanan hidrolik yapıların projelendirilmesi sırasında bu yöntem takip edilerek alt havzanın kendi özelliklerini doğrudan kullanarak hidrograf ve pik debi tahmini yapılabilir.
  • Öğe
    Sayısal modeller ile taşkın yayılım haritasının oluşturulması ve risk altında olan alanların belirlenmesi: Türkköse deresi örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Gülbaz, Sezar
    Hızlı ve kontrolsüz kentleşme sebebiyle artan sel ve taşkın gibi doğal afetler hayatı olumsuz etkilemektedir. Meydana gelen kayıpların önlenebilmesi ve zararların minimuma indirilebilmesi için incelemelere zemin teşkil etmek üzere özellikle kentsel alanlardan geçen derelerin modellenmesi ve taşkın yayılım haritalarının oluşturulması gerekmektedir. Ayrıca, oluşturulan taşkın yayılım haritaları, kentsel alanlarda meydana gelen arazi kullanımı değişiklikleri dikkate alınarak güncellenmelidir. Dolayısıyla dere kenarlarında yapılan yeni yerleşimler taşkın yayılım haritaları dikkate alınarak yapılmalıdır. Ayrıca, dere kenarlarındaki mevcut yerleşim alanları da taşkın haritaları dikkate alınarak güvenli bölgelere taşınmalıdır. Bu kapsamda, taşkın debilerinin hesaplanması ve yayılım haritalarının oluşturulması için yapılan çalışmalar hayati derecede önemlidir. Bu çalışmada, İstanbul’da bulunan Sazlıdere Havzası’nın hidrolojik modeli ve havza sınırları içerisindeki ana dere olan Türkköse Deresi’nin hidrolik modeli oluşturulmuştur. Çalışmada havza alanı, eğimi, sınırı, yükselti haritası, arazi kullanımı, toprak tipi ve dere güzergâhları WMS adlı yazılım programı kullanılarak modellenmiştir. Daha sonra, hidrolojik model için HEC-HMS ve hidrolik model için HEC-RAS programları kullanılmıştır. Oluşturulan hidrolojik model, daha önce havzada ölçülen yağış ve akış verileri kullanılarak kalibre edilmiştir. Son olarak, 03–05 Temmuz 2005 tarihleri arasında meydana gelen şiddetli yağış kullanılarak havza üzerinde ana dere ve yan kollarda oluşan taşkın yayılım haritaları elde edilmiştir. Modelde oluşan taşkın incelenmiş ve ana derenin mansabına yakın bölgelerde su derinliğinin maksimum 8 m civarında olabileceği görülmüştür. Ayrıca, yerleşim alanlarından geçen ana deredeki ve yan koldaki su derinliklerinin sırası ile 6 m ve 4 m ve taşkın yayılımının 260 m ve 240 m genişlikte olduğu model sonuçlarından elde edilmiştir. Böylece, oluşturulan model ile Türkköse Deresi’nin taşkın analizi yapılmış ve yerleşim bölgesindeki taşkından etkilenebilecek alanlar tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Topoğrafik yüzey değişimlerinin görüntü işleme teknikleriyle belirlenmesi üzerine bir araştırma
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Zeybek, Mustafa; Şanlıoğlu, İsmail
    Bu çalışma, topoğrafik yüzeylerde meydana gelen hareketlerin izlenmesinde İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanımını sunmaktadır. Çalışmada farklı zamanlarda elde edilen görüntülerde komşuluk ve korelasyon ilişkileriyle yüzey hareketlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Son yılların en yeni ve etkili ölçme teknolojisi hiç şüphesiz İHA’dır. İHA görüntüleri, santimetre hassasiyette çözüm üretebilen Küresel Konumlandırma Uydu Sistemleri (GNSS) ile birlikte kullanılarak yüzey hareketlerinin tespit edilmesi için değerlendirilmiştir. Bu çalışma kapsamında belirli zaman aralığında elde edilen verilerdeki özel detaylar otomatik çıkarılarak görüntülerdeki topoğrafik yüzeyin farklı sebeplerle oluşan değişimleri gözlemlenmiştir. Aynı koordinat sistemine sahip farklı zamanlarda elde edilen ortomozaikler arasındaki benzerlik ve farklılıklardan yararlanarak görüntüler üzerindeki topoğrafik yüzey özellikleri incelenebilmektedir. Çalışma bölgesi olarak heyelan vakalarının yoğun olarak görüldüğü Taşkent (Konya) ilçesi seçilmiştir. İHA görüntülerinden elde edilen ortomozaik ve sayısal arazi modeli verileri, yüzey hareketlerinin yatay ve düşey yönde tespit edilmesinde kullanılmıştır. Planimetrik olarak 0.005 m/gün hızda yer değiştirmeler, düşeyde ise ortalama 0.004m/gün hareketler tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Doğal afetlerin çocuklar ve ergenler üzerindeki etkileri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Karabulut, Derya; Bekler, Tolga
    Doğal afetler öngörülemeyen, etkileyeceği alan ve etki düzeyi tahmin edilemeyen, çok fazla sayıda can ve mal kayıpları ile sonuçlanabilen doğa olaylarıdır. Dünya genelinde ve ülkemizde her yıl birbirinden farklı doğal afetlerin yaşandığına ve bu afetlerin sonuçlarının toplumlar üzerindeki etkilerine şahit oluyoruz. Çocuklar ve ergenler afetlere maruz kalan ve afetlerden etkilenen grupların en hassas ve savunmasız bireyleridir. Her yıl dünya üzerinde milyonlarca çocuk ve genç doğal ve insan kaynaklı afetlere maruz kalmakta ve bu afetlerden farklı şekillerde etkilenmektedir. Bu çalışma, doğal afetlerin çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla yapılmıştır. Başta Yöktez, Google Scholar, Dergi Park, EM-DAT, Science Direct, PubMed, Psikiyatri ve Psikoloji Araştırmaları Dergisi, Uluslararası Aile Çocuk ve Eğitim Dergisi olmak üzere konu ile ilgili bilgi erişimini sağlayan veri tabanları kullanılarak, afet, doğal afet, afet etkileri, afetler ve çocuklar, afetler ve gençler, çocuk gelişimi araştırmamıza temel teşkil eden gruplar kullanılarak elde edilen tezler ve makaleler irdelenmiştir. Konu ile ilgili çalışmalar; ilerde yapılacak yeni araştırmalara veri tabanı olabilecek şekilde genel olarak değerlendirilerek ve yorumlanarak bir araya getirilmiştir.
  • Öğe
    Tartışma: “Bitlis hava kirliliği emisyon envanteri ve sağlık etkilerinin çoklu lineer regresyonla tahmini” başlıklı yayınla ilgili yorum (doğal afetler ve çevre dergisi, ocak 2019, 5(1): 1-10)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Avşar, Edip
    Doğal Afetler ve Çevre Dergisi’nde yayınlanan "Bitlis Hava Kirliliği Emisyon Envanteri ve Sağlık Etkilerinin Çoklu Lineer Regresyonla Tahmini” isimli yayında (Ocak 2019, 5(1): 1-10) Bitlis’te 2015 yılında yakılan yakıt miktarından hareketle; SOx, NOx, PM10 ve CO parametreleri için kütlesel debiler hesaplanmıştır. Ayrıca Bitlis’te 2012-2015 yılları arasında mevcut hastanelere solunum yoluyla ilgili başvuran hasta sayıları elde edilmiştir. Hasta sayıları ve emisyon verileri kullanılarak 2015 yılı hasta sayıları tahmin edilmiş ve hesaplanan hasta sayısı ile elde edilen hasta sayısı arasında yüksek korelasyon görüldüğü belirtilmiştir. Çalışmada çok önemli hatalar mevcuttur. Hesaplamaya esas alınan kömür miktarı ve hesaplanan emisyon faktörlerinin bazıları hatalı olup bu nedenle elde edilen emisyon envanteri tamamen yanlıştır. Bu durumda elde edilen korelasyon değeri de tamamen rastlantısaldır. Bu makaleden faydalanacak okuyucuların bu hataları görmesi açısından yapılan tespitler değerlendirme olarak çalışmada verilmiştir.
  • Öğe
    “Bitlis hava kirliliği emisyon envanteri ve sağlık etkilerinin çoklu lineer regresyonla tahmini (doğal afetler ve çevre dergisi, ocak 2019, 5(1): 1-10)” başlıklı makale için başlatılan tartışmaya cevap
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Turp, Sinan Mehmet
    Bu çalışmada, “Bitlis Hava Kirliliği Emisyon Envanteri ve Sağlık Etkilerinin Çoklu Lineer Regresyonla Tahmini” isimli makaleye tartışma başlatılmış ve yazar, cevap olarak aşağıdaki bilgilere yer vermiştir. Yazar, makalenin yazım aşamasında sadece ithal kömür verilerine ulaşmış ve elde edilen verilere göre hesaplanmalarını ve regresyon analizini yapmıştır. Elde edilen yerli kömür verileri ile kirletici parametrelerden SOx, NOx, CO ve PM10 emisyon envanterleri ve regresyon analizi tartışma cevabı için tekrar hesaplanmıştır. Makalede birincil kirleticiler ölçülerek değil, hesaplanarak tespit edilmiştir. Bitlis İli Çevre Durum Raporundan alınan verilere göre 2015 yılında, Bitlis iline giriş yapan ithal kömür miktarı toplam 55.118 ton ve yerli (Sosyal Yardımlaşma Vakfı) kömür 15.000 ton olup, toplam kömür miktarı 70.118 ton’dur. 2015 yılında, yerli kömürden hava kirliliğindeki birincil kirleticilerden SOx, NOx, PM10 ve CO parametreleri sırasıyla, 538 kg, 48 kg, 57 kg ve 601 kg atmosfere deşarj edildiği hesaplanmıştır. 2015 yılına ait Bitlis Sağlık İl Müdürlüğü’nden alınan solunum ve akciğer hastalıklarından kaynaklı hastanelere başvuran hasta sayısı verileri elde edilmiştir. Bu verilere göre klasik çoklu lineer regresyon (ÇLR) yöntemi kullanılarak gelecek yıldaki hasta sayıları tahmin edilmiştir. Gerçek veriler ve tahmin verileri tekrar karşılaştırılarak R2=0,81 oranında uyum sağlanmıştır.