Cilt 7 Sayı 1 2021

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 15 / 15
  • Öğe
    Trafik kaynaklı ağır metal kirliliklerinin izlenmesinde zeytin ağacının (Olea europaea L.) biyomonitör olarak değerlendirilmesi: Artvin örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Konanç, Mustafa Umut
    Bu çalışmada trafik yoğunluğundan kaynaklanan ağır metal konsantrasyonunun izlenmesinde zeytin ağacının (Olea eurpaea L.) biyomonitör olarak kullanılma potansiyeli araştırılmıştır. Bu amaçla Artvin ili kent merkezinde trafik yoğunluğunun farklı olduğu altı farklı istasyondan toplanan toprak, yaprak, meyve ve kabuk örneklerindeki % kükürt miktarı, elementel analiz cihazı ile Cr, Ti, Fe, Ni, Co, Cu, Zn, Pb ve Al içerikleri ise ICP-OES ile belirlenmiştir. Analiz ölçümlerinin doğruluğu toprak örnekleri için LGC 6187 ve bitki örnekleri için ERM-CD 281 standart referans madde kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen ölçüm sonuçlarındaki farklılıklar ise ANOVA testi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; toprak, yaprak, meyve ve kabukta yüzdesel olarak en yüksek kükürt değeri trafik yoğunluğunun en fazla olduğu noktalarda tespit edilmiştir. Bitki ve toprak örneklerindeki Cr, Ti, Fe, Ni, Co, Cu, Zn, Pb ve Al elementleri için ağır metal konsantrasyonları yapılan diğer çalışmalar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmış ve tüm metallerin sınır değeler içerisinde bulunduğu gözlenmiştir. Yapılan istatiksel çalışmalarda; noktalar arasında %95 güven düzeyinde anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Ayrıca trafiğin yoğun olduğu alanlardan uzaklaştıkça toprak, yaprak, meyve ve kabuğun metal konsantrasyonlarında azalma olduğu tespit edilmiştir. Bu durum zeytinin trafik kaynaklı kirliliğin belirlenmesinde biyomonitör olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
  • Öğe
    Uzaktan algılama yöntemleri ile Burdur Gölü’ndeki alansal değişiminin belirlenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Kaya, Özümcan Alara; Kaplan, Gordana
    Sürdürülebilir su kaynakları yönetiminde kuraklığın izlenmesi, göller gibi su kütleleri için oldukça önemlidir. Su alanlarının haritalanması ve izlenmesi için uzaktan algılama yöntemleri ve teknikleri, son yıllarda başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada Göller Yöresi bölgesinde, Isparta ile Burdur illeri arasında bulunan Burdur Gölü'nün 2009 ile 2019 yılları arasındaki alansal değişimi, uzaktan algılama teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada Landsat-7, Landsat-8 ve Sentinel-2 uydu görüntülerine obje bazlı sınıflandırma yapılmıştır. Sınıflandırmada, literatürde de sık kullanılan, normalleştirilmiş su fark indeksi (NDWI) kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan görüntüler Eylül ayını kapsamaktadır. Ek olarak mevsimsel değişim analizi için, 2017 ve 2019 yıllarının Nisan ve Mayıs aylarına ait Sentinel-2 uydu görüntüleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; Burdur gölünün 2009-2019 yılları arasında 17 km2 alan kaybettiğini göstermektedir. Landsat görüntüleri ile 2009-2019 yıllarına ait Eylül ayı verilerinin korelasyon analizi yapılmıştır ve analiz sonucu R2 = 0,94 olarak elde edilmiştir. 2017 ve 2019 yıllarında, bahar ile sonbahar mevsimleri arasında, su alanında gözlenen azalma 2 km2 olarak belirlenmiştir. Sınıflandırma doğrulukları %90 - %96 arasında değişmektedir En yüksek sınıflama doğruluğu Sentinel-2 görüntüleri kullanılarak elde edilmiştir. Bu çalışma,su alanlarındaki alansal değişimlerin uzaktan algılama verileri ve teknikleriyle yüksek doğrulukta belirlenebileceğinin önemli bir örneğidir.
  • Öğe
    SPI ve CZI kuraklık indislerinin CBS tabanlı zamansal ve konumsal karşılaştırması: Burdur Gölü havzası örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Şener, Erhan; Şener, Şehnaz
    Son yıllarda su kaynakları üzerinde iklim değişikliğinin olumsuz etkileri daha fazla gözlenmeye başlamıştır. Burdur Gölü havzasında da yağışların azalmasına bağlı olarak özellikle yüzey sularında ciddi miktarlarda hacim kayıpları söz konusudur. Bu çalışmada, standartlaştırılmış yağış indeksi (SPI) ve Çin Z indeksi (CZI) yöntemleri kullanılarak havzaya yönelik kuraklık analizleri yapılmıştır. Bunun için havza içerisinde ve çevresinde bulunan 6 farklı meteoroloji istasyonuna ait yağış verileri kullanılmıştır. Ayrıca SPI ve CZI indeksleri arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Burdur Meteoroloji istasyonunda en uzun kuraklık döneminin 24 aylık zaman ölçeğinde SPI yöntem ile yapılan analizlerde 1612 gün ile 1951 yılının Ocak ayından itibaren yaşandığı, bununla birlikte en şiddetli kuraklığın ise 1989 yılının Ocak ayından itibaren 70.027 şiddetinde 2250 gün sürdüğü belirlenmiştir. Aynı meteoroloji istasyonunda Çin Z indeksi kullanılarak yapılan kuraklık analizlerine göre ise en uzun kuraklık dönemlerinin 1989 yılının Ocak ayından itibaren 70.782 şiddetinde 1553 gün sürdüğü belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre 2019 yılında Burdur Gölü çevresi ile havzanın güneyinde orta ve hafif kuraklıklar tespit edilmiştir. Ayrıca her iki yöntemin R2 değerleri (0.96-0.98) oldukça yüksek olup birbirlerine çok yakın indeks değerleri hesaplanmıştır.
  • Öğe
    Şiran (Gümüşhane) ilçe merkezi su kaynaklarının kalitesi ve hidrojeokimyasal özelliklerinin değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Semiz, Ümmühan; Gücer, Mehmet Ali; Alemdağ, Selçuk
    İnceleme alanı, Gümüşhane (KD Türkiye) ilinin güneybatısında yer alan Şiran ilçe merkezini kapsamaktadır. Bu çalışmada, ilçe merkezindeki suların hidrojeokimyasal karakteristikleri incelenmiş ve metal element içerikleri belirlenmiştir. İnceleme alanında, temel birimleri kumtaşı, kiltaşı, marn, şeyl ve tüf ardışımından meydana gelen Eosen yaşlı Kelkit Formasyonu oluşturmakta olup Kuvaterner yaşlı alüvyon ile uyumsuz bir şekilde örtülmüştür. Bu birimler hidrojeolojik özelliklerine göre taneli gözenekli serbest akiferleri oluşturmaktadır. Örneklerin pH, özgül elektriksel iletkenlik (ÖEİ) ve toplam sertlik (Fr°) değerleri sırasıyla 5.41-7.48, 106.9-141.3 ?S/cm ve 4.72-6.78 (n= 18) arasında değişmektedir. Bu veriler, Kıta İçi Yerüstü Su Kaynakları sınıflamasına göre, suların çoğunlukla I. ve II. sınıf, az oranda ise III. sınıf kalitede olduğunu göstermektedir. İnceleme alanındaki sular genelde Ca-Mg-HCO3 tipli karbonatlı (Ca+Mg>Na+K) olup, zayıf asit kökleri güçlü asit köklerinden (HCO3>SO4+Cl) daha fazladır. İnceleme alanındaki suların (Ca+Mg)/(SO4+HCO3) oranları sularda silikat ayrışmasının etkisini işaret etmekte, Cl/(Cl+HCO3) ve (Na+K)/(Na+K+Ca) oranları ise, bu suların kimyasının kayaç yapıcı minerallerin kimyasal ayrışması tarafından kontrol edildiğini, dolayısıyla su-kayaç etkileşimini göstermektedir. Su örneklerindeki çözünmüş potansiyel toksik element içerikleri, birkaç örnek dışında, kabul edilebilir sınırlar arasında dağılım sergilemektedir. Sonuç olarak, elde edilen hidrojeokimyasal veriler, inceleme alanındaki suların genel olarak içme suyu açısından iyi sınıf sular kategorisinde yer aldığını göstermiştir.
  • Öğe
    Su idarelerinin su kayıp yönetim performansının analizi ve temel performans gösterge hesaplama aracının geliştirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Fırat, Mahmut; Orhan, Cansu; Yılmaz, Salih; Özdemir, Özgür
    Su kayıp yönetiminde, sistem davranışının izlenmesi ve sistem performansının uygun göstergelere göre analiz edilmesi işletme koşullarının iyileştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Ancak bu analizlerin doğru, düzenli, sistematik ve hassas bir şekilde yapılması için uygun hesaplama araçlarının kullanılması gerekir. Bu nedenle, bu çalışmada kentsel su kayıp yönetiminde su kayıpları ile mücadelede süreç performansının analiz edilmesi ve izlenmesi amacıyla literatür esas alınarak en uygun göstergeler belirlenmiştir. Bu göstergelerin belirlenmesinde Uluslararası Su Birliği (IWA) ve diğer kuruluşlar tarafından önerilen göstergeler detaylı bir şekilde analiz edilmiş ve su kayıp yönetimi açısından en uygun göstergelerin seçilmiştir. Belirlenen bu performans göstergelerinin sistematik bir şekilde hesaplanması ve performansın izlenmesi için web tabanlı “GGS temel performans analizi hesaplama aracı” geliştirilmiştir. Bu hesaplama aracı temel olarak, hacimsel ve yüzdesel göstergeleri, servis bağlantı ve hat uzunluğu başına göstergeleri, idari ve fiziki kayıp, ekonomik ve maliyet, arıza ve şebeke rehabilitasyon göstergelerini içermektedir. Bu hesaplama aracının detayları paylaşılmış, sağladığı avantajlar tartışılmış ve örnek veriler için analiz yapılmıştır. Geliştirilen bu hesaplama aracının, İdarelerin su kayıp yönetimi ve bileşenleri açısından performansının analiz edilmesi, izlenmesi ve aktif kaçak kontrolü faaliyetleri için süreç performansının değerlendirilmesinde önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    Muğla ilinde 1960-2018 dönemi kuraklık analizi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Oğuz, Kahraman; Pekin, Muhammet Ali; Çamalan, Gülten
    Bu çalışmanın amacı, Muğla ilinin 1960-2018 periyodundaki yağış eğilimini ve meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik kuraklık durumunu incelemektir. Çalışmada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden elde edilen Muğla Meteoroloji İstasyonu’na ait 1960-2018 dönemi aylık toplam yağış verileri kullanılmıştır. Yağış verilerine Run (Swed-Eisenhart) homojenlik testi, Mann-Kendall metodu ve Standart Yağış İndeksi yöntemi uygulanmıştır. Ayrıca, yaşanan kuraklıkların şiddet ve süresi de incelenmiştir. Sonuç olarak, Muğla ilinin uzun yıllar yağış ve kuraklık eğilimleri ortaya konulmuştur. Muğla ili için yıllık toplam yağışların 1960-2018 dönemi ortalaması 1180.2 mm olarak bulunmuştur. Çalışma döneminde en düşük yağış miktarı 2008 yılında 564.6 mm, en yüksek yağış miktarı ise 1969 yılında 1805 mm olarak görülmüştür. Muğla ilinde hafif nemli ve hafif kurak ay sayıları diğer sınıflara göre daha fazla gerçekleşmiştir. Ayrıca, ekstrem kurak dönem, ekstrem nemli döneme göre daha fazla gerçekleşmiştir. Muğla ilinde nemli ve kurak ay sayılarının, çoğunlukla hafif nemli, orta nemli, hafif kurak ve orta kurak şiddet sınıflarında kümelendiği görülmüştür. Ayrıca analizler, zaman periyodu arttıkça, kuraklığın daha az tekrar ettiği ama daha uzun süreli etkili olduğunu göstermektedir. Muğla istasyonunun ölçekler bazında toplam kuraklık şiddeti ve toplam kuraklık süreleri hemen hemen benzer yıllara denk gelmiştir. Ancak, 3 aylık Standart Yağış İndeksi periyodunda en güçlü toplam kuraklık şiddetinin -13.90 değeri ile 2006 Aralık – 2007 Eylül arasında görülmesine karşılık, yaşanan uzun süreli (12 ay) kuraklığın 2000 Haziran – 2001 Mayıs arasında olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Trafik verilerine göre afetlerde bölgesel hizmet verebilecek ideal havalimanı önerileri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Demir, Emre
    Bu çalışma, önceki benzer çalışmalardan üç ana yönden ayrılmaktadır. Birincisi, yöntem olarak diğerlerinden ayrılarak ülke çapında sadece tek bir lokasyondaki havalimanı tesisi değil kümeleme yöntemi uygulanarak bölgesel hizmet verebilecek en uygun tesisler tespit edilmiştir. İkincisi, önceki çalışmalarda İstanbul Havalimanı henüz hizmete girmediğinden dolayı değerlendirmeye alınmamışken, bu çalışmada optimizasyon hesaplarına dahil edilmiştir. Üçüncüsü, yeni durumun önceki çalışmalara nazaran daha güncel verilerle ve daha güncel bir optimizasyon yöntemi olan ağaç tohum algoritması kullanılarak optimum çözümler üretilmiştir. Trafik verileri, trafiğe dayalı ağırlık katsayıları ve ulaşım mesafelerinin elde edildiği konum verilerine dayanarak yapılan analizler sonucunda, toplam on altı havalimanı kendi bölgelerine, özellikle herhangi bir felaket sırasında veya sonrasındaki acil durumlarda, servis sağlayabilecek ideal havalimanları bu çalışmada ortaya çıkarılarak tavsiye edilmiştir. Bu araştırmanın önerileri doğrultusunda, herhangi bir acil durumda gerekli olan ve havayolu ile sağlanabilecek hizmetler sayesinde zaman ve gider kaybının azaltılması gibi amaçlar gözetilirken daha da önemlisi can kaybının en az düzeye indirilmesi konusunda ilerleme kaydedilmesi beklenmektedir
  • Öğe
    Taşkın farkındalık ve erken uyarı sistemleri değerlendirmesi: Trabzon Beşikdüzü örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Anılan, Tuğçe; Durmuş, Hilal; Akçalı, Emre; Yüksek, Ömer
    Bu çalışmada 21 Eylül 2016 tarihinde Trabzon’un Beşikdüzü İlçesinde meydana gelen ve büyük miktarda can ve mal kaybıyla sonuçlanan taşkın, hidrolojik ve sosyal yönden incelenmiştir. Bu amaçla, ilk olarak yaşanan taşkının kaç yıl tekerrür süreli taşkın debisine karşılık geldiğini belirlemek için bölgesel taşkın frekans analizi ile T=2, 5, 10, 25, 50, 100, 500 ve 1000 yıl tekerrür süreli taşkın debileri hesaplanmıştır. İkinci olarak; taşkın riski farkındalığı ve erken uyarı sistemindeki ihtiyaçları belirlemek adına taşkın olayını yaşayan bölge halkıyla anket yapılmıştır. Genel farkındalık kapsamında halkın; taşkın öncesinde, taşkın sırasında veya sonrasında sunulan önlemlerden, stratejilerden ve uygulanan politikalardan ne kadar haberdar olduğu ölçülmüştür. Erken uyarı farkındalığı kapsamında ise, halkın erken uyarı sistemlerinden beklentileri ve bu konudaki bilinç düzeyleri incelenmiştir. Kişinin erken uyarı alması ya da almaması durumunda harekete geçme eğilimi ise bir olay ağacı üzerinde değerlendirilmiş olup, harekete geçmenin bağlı olduğu faktörler incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, erken uyarı sistemleri ilgili öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Güneydoğu Anadolu bölgesi illerinin CBS kullanarak hava kalitesinin mekânsal değişiminin incelenmesi (2007-2019)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Vural, Ercan
    Sanayi devrimiyle birlikte çevre sorunları çeşitlenmiş ve önemli ölçüde artış göstererek hem doğal hem de beşerî çevreyi etkilemiştir. Bu çevre sorunlarının en önemlileri arasında yer alan hava kirliliği geçmişte olduğu gibi günümüzde de ciddi bir sorun olmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde 2007-2019 yılları arasında hava kalitesi ve kirliliğine etki eden beşeri unsurların incelendiği bu çalışmada, kirlilik özellikle belirli illerde süreklilik göstermektedir. Bu sürekliliğe bağlı olarak amacımız bölge illerindeki hava kirliliğini tespit etmek ve bunlara çözüm önerisi sunabilmektir. Hava kirliliğinin mekânsal değişimini tespit etmek için Coğrafi Bilgi Sistemleri aracılığıyla IDW (Inverse Distance Weighting) analizi kullanılmıştır. Bu analiz yöntemiyle ölçümler arasında enterpolasyon sağlanmıştır. SO2 konsantrasyonun en fazla olduğu iller 2007’de Şanlıurfa ve Siirt, 2012’de Şırnak, 2017’de Şanlıurfa ve Siirt ve 2019’da da Şanlıurfa’dır. PM10’de ise 2007’de Batman, 2012’de Gaziantep, Batman ve Siirt, 2017’de Şanlıurfa ve 2019’da da Şırnak’ta yıllık ortalama konsantrasyon fazladır. Kirliliğin artmasında en önemli beşeri unsurlar; şehirde yaşayan nüfus miktarı, konutlarda ve sanayide kullanılan yakıt türü ve kalitesi, sanayiye bağlı işletme sayısı ve araç sayısıdır. Bu manada insan sağlığının bozulmasına hatta ölümlere neden olan hava kirliliğinde yerel ve ulusal yönetimlerin ciddi önlem alması gerekmektedir.
  • Öğe
    EraInterim Re-analiz verileri kullanılarak istatistiksel ölçek indirgeme yöntemi ile doğu Karadeniz havzası aylık ortalama sıcaklık değerlerinin tahmin edilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Nacar, Sinan; Kankal, Murat; Okkan, Umut
    İstatistiksel ölçek indirgeme yöntemleri düşük çözünürlüğe sahip atmosferik değişkenler ile istasyonlardan ölçülmüş meteorolojik parametreler arasında istatistiksel ilişkiler kurulmasına dayanan yöntemlerdir. Bu çalışmada (0,75° x 0,75°) sayısal ağ çözünürlüğüne sahip EraInterim re-analiz veri setinde yer alan atmosferik değişkenler kullanılarak Doğu Karadeniz Havzası’nda ve çevresinde yer alan 12 meteoroloji istasyonundan ölçülmüş olan aylık ortalama sıcaklık parametresinin her bir istasyon için tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla EraInterim re-analiz veri setinde yer alan yüzeysel parametrelerden yağış, sıcaklık, deniz yüzeyi basıncı ve yüzeysel hava basıncı ile 850, 500 ve 200 hPa basınç seviyelerindeki hava sıcaklığı, jeopotansiyel yükseklik ve rölatif nem atmosferik değişkenleri bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Meteoroloji istasyonlarından (1981-2010) döneminde ölçülmüş olan aylık ortalama sıcaklık değerleri ise bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Ölçek indirgeme yöntemi olarak çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri (ÇDURE) yöntemi seçilmiştir. İstasyon temelinde kurulmuş olan ÇDURE model performanslarının değerlendirilmesi için ortalama karesel hatanın karekökü, saçılım indeksi, ortalama mutlak hata ve Nash-Sutcliffe (NS) etkinlik katsayısı istatistikleri kullanılmıştır. Hesaplanan NS değerinin tüm istasyonlar için 0.9-1.0 aralığında olduğu görülmüştür. Ayrıca EraInterim veri setinden seçilmiş olan küresel ölçekli değişkenlerin yerel ölçekteki sıcaklık değerleri tahmininde başarılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar ÇDURE istatistiksel ölçek indirgeme yönteminin kaba ölçekli atmosferik değişkenlerin bölgesel ölçeğe indirgenmesinde kullanılabilir olduğunu göstermiştir
  • Öğe
    Siirt ili deprem tehlike analizi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Doğruyol, Murat
    Siirt Güneydoğu Anadolu Bölgesinin önemli şehirlerinden biridir. Güneydoğu Anadolu ve çevresindeki diri faylar geçmişte ciddi depremler oluşturmuştur. Bu çalışmada Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) ve Güneydoğu Anadolu Bindirmesi (GAB)'ne bağlı diri fay hatlarının etkilediği bölgede yer alan Şehir merkezi 37.55 kuzey ve 41.56 doğu koordinatlarına sahip Siirt ili merkezinin 200 km yarıçapındaki dairesel alanı çalışma alanı olarak seçilmiştir. Gutenberg-Richter bağıntısı dikkate alınarak bölgenin deprem riski istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü deprem kataloğundan Gutenberg-Richter bağıntısına en uygun olanı moment magnitüdü (Mw) seçilerek depremlerin aletsel olarak kaydedilmeye başlandığı 1900 yılından 2020 yılına kadar Mw ? 4 gerçekleşen deprem verileri kullanılmıştır. Çalışmada bölgenin magnitüd-frekans ilişkisi, sismik risk ve dönüş periyotları hesaplanmıştır. Buna göre R2 = 0.99, a sabiti 7.0994, b sabiti ise 1.0257 hesaplanmıştır. Yapılan deprem risk analizine göre bölgede 50 yıl içerisinde 6.0 ve 6.5 magnitüdde deprem görülme riski sırası ile %79 ve %38 olarak; tekrarlanma periyodları ise sırası ile 32 ile 105 yıl olarak hesaplanmıştır. Çalışmanın amacı Siirt ilindeki deprem gerçeğini hatırlatmak, mühendislik yapılarının yeri ve tasarımı yapılırken deprem gerçeğinin unutulmamasıdı
  • Öğe
    Bulanık TOPSIS yöntemi ile Ankara ili için olası afet sonrası geçici barınma alanlarının seçimi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Ömürgönülşen, Mine; Menten, Cem
    Her yıl birçok insan çeşitli afet türleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Afet lojistiği çerçevesinde, afetzedelerin barınma sorununu çözmek adına geçici barınma alanlarının yerlerinin afet öncesinde belirlenmesi gerekmektedir. Afet sonrası geçici barınma alanlarının seçimi ele alınan problemin ana amacını oluştururken, bu problem gerek Türkiye’nin başkenti, gerekse 2. büyük kenti olmasından ötürü Ankara ili üzerinde Bulanık TOPSIS tekniği ile test edilmektedir. Bu kapsamda, uzman görüşleri alınarak, ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak belirlenen on adet kritere göre beş adet alternatif değerlendirilmiştir. Analiz kapsamında değerlendirilen beş farklı alternatif lokasyon arasında, Ankara ili için Etimesgut en uygun geçici barınma alanı olarak belirlenmiştir. Mamak sıralamada son sırada yer almıştır. Ayrıca, alternatiflerin sıralanması sonucu Yenimahalle ikinci, Çankaya üçüncü ve Keçiören dördüncü sırada çıkmıştır. Bu çalışmada literatürdeki çalışmalardan farklı olarak, bir afet türüne odaklanılmamış; ele alınan potansiyel afetlerin tümüne odaklanılmıştır. Bilinebildiği kadarıyla, bu çalışma ile Ankara ili için afet sonrası geçici barınma alanları ilk kez tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Geri çekildi: kent içi trafikten kaynaklanan stratejik gürültü haritalarının değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Tercan, Şafak; Yaman, Gökhan
    Kentlerde, trafik, sanayi ve eğlence gibi çeşitli faaliyetlerden oluşan çevresel gürültü önemli çevre sorunlarından birisi olmuştur. Gelişmiş ülkelerdeki sağlık sorunları sıralamasında kara, hava ve demiryollarındaki trafikten kaynaklanan gürültü ikinci sırada yer almaktadır. Trafikten kaynaklanan gürültünün, insan sağlığı üzerinde negatif etkileri bulunmaktadır. Yüksek nüfus yoğunluğu olan yaşam alanları trafikten kaynaklı gürültü maruziyetlerinin oluştuğu bölgelerdir. Kentlerdeki gürültü alanlarını belirlemek ve yaşanabilir kentler oluşturmak için stratejik gürültü haritaları hazırlanmaktadır. Böylece, çevresel gürültü ile ilgili sorunlar belirlenmekte ve gerekli kontrol tedbirleri alınabilmektedir. Bu çalışmada, Gaziantep’te nüfus yoğunluğu yüksek olan bölgelerde karayolu trafiğinden kaynaklanan stratejik gürültü haritaları trafik sayımları ve simülasyon programı ile oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında 161 km'si ana karayolu olmak üzere toplam 193 km karayolu modellenmiş ve 33 yol kesitinde araç sayımı yapılmıştır. Elde edilen simülasyon verileri ile gündüz, akşam ve gece için stratejik gürültü haritaları hazırlanmıştır. Daha sonra, karayolu trafiğinden kaynaklanan gürültü sınır değerlerini aşan bölgelerdeki nüfus oranları hesaplanmıştır. Buna göre; Gaziantep nüfusunun % 5,4’ü gündüzleri, % 8,2’si akşamları ve % 7,5’i geceleri belirlenen kritik seviyelerin üzerinde karayolu kaynaklı gürültü seviyelerine maruz kalmaktadır. Hassas bölgeler olan 201 okul ve 95 hastane bu gürültü alanlarında bulunmakta ve karayolu kaynaklı gürültü seviyelerine maruz kalmaktadır.
  • Öğe
    Eğimli arazilerde kaya tutucu toprakarme duvarların uygulanabilirliği ve alternatif kaya ıslahı çözümleriyle karşılaştırılması: Kanlıpelit örneği
    (Artvin Çoruh Üniversites, 2021) Çelik, Muhammed; Nasery, Mohammad Manzoor
    Toprakarme duvarlar kaya düşmesi afetini engellemek için kullanılan yüksek enerji sönümleme özelliğine sahip masif yapılardır. Toprakarme duvarların taban genişlikleri fazla olması nedeniyle kaya düşmesinin yaşandığı eğimli arazilerde uygulanmasında çeşitli sıkıntılar doğmaktadır. Bu çalışmada, eğimli arazilerde toprakarme duvarların uygulanabilmesi için geliştirilmiş çözüm örnek bir proje üzerine incelenmiştir. Buna göre eğimli arazide 6 m yüksekliğinde taş istinat duvarı ve dolgu yapılarak düz bir platform elde edilmesi ve toprakarme duvarın platform üzerine yapılması projelendirilmiştir. Platform yapılmadan önce 8 adet en kesit üzerine kaya düşme analizleri gerçekleştirilerek kayanın sıçrama yüksekliği, hız ve toplam kinetik enerji değerleri elde edilmiş, daha sonra platform imalatı bitirilmiş, aynı analizlerle elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmada oluşturulan bu platform kayaların sıçrama yükseklikleri değerlerini %83, kinetik enerji değerlerini %62 ve hız değerlerini %42 oranında azaltmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında projelendirilen platform üzeri toprakarme duvarın maliyeti alternatif projelerin maliyetleri ile karşılaştırılmıştır. Buna göre 6 metre betonarme duvar arkasına dolgu ve üzerine 3 metre yüksekliğinde çelik bariyer yapılmasından %60.8 oranında ve 6 metre yüksekliğinde çelik bariyer yapılmasından ise %74.5 oranında daha az maliyetli olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmanın sonunda; Çelik bariyerler, kaya çarpmaları sırasında boyca azalmaları, ilk yapım ve bakım onarım maliyetleri, ithal edilmeleri ve doğaya uyumu gibi çeşitli konularda toprakarme duvarlara göre dezavantajlıdır. Bu nedenle oluşturulan platform üzerinde toprakarme duvar yapılmasının hem güvenlik açısından hem de maliyet açısından üstün bir ıslah yöntemi olduğu ortaya çıkmaktadır. Çalışma kapsamında geliştirilen yöntem Trabzon İli Maçka İlçesi Güney Mahallesinde kaya ıslahı projesinde uygulanmıştır.
  • Öğe
    Açık işletme demir cevherleşmesinin asit maden drenajı oluşumuna yönelik kestirimlerinin araştırılması (Adana/Saimbeyli)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Dokuzlar, Ayşe; Yapıcı, Nil
    Bu çalışma, Adana İli, Saimbeyli İlçesi, Kaburluk Mevkiinde bulunan demir cevherleşmesinin Asit Maden Drenajı (AMD) oluşumuna yönelik kestirimlerin araştırılması hakkında arazi ve laboratuvar çalışmalarını ve Asit Üretme Potansiyeli (AÜP), Nötürleştirme Potansiyeli (NP) ile ilgili statik testleri içermektedir. Bölgedeki demir cevheri oluşumu Üst Devoniyen şeyl kumtaşı-kireçtaşı ardalanmasının tabanında Orta Devoniyen dolomitik kireçtaşları içerisinde bir kapanda yerleşmiştir. Araziden alınan cevher ve yan kayaç örnekleri üzerinde jeokimyasal ve statik testler kapsamında XRF, XRD, toplam S (toplam kükürt), NP (Nötralizasyon potansiyeli), AÜP (Asit Üretim Potansiyeli), Çamur pH, fışırdama ölçümleri yapılmış, elde edilen verilere göre örneklerin NP, NNP (Net nötralizasyon potansiyeli), AÜP, Nötürleşme potansiyel oranı (NPO= NP/AÜP) değerlendirilmiştir. Cevherleşmenin parajenezini hematit, götit, siderit ve limonit, yan kayaç parajenezini ise dolomit, kalsit ve pirit mineralleri oluşturmaktadır. Yan kayaç örneklerinde % toplam S: 0,21-0,42, NP (?NP (kg/ton)): 289,07-478,07, AÜP sülfürik asit eşdeğerleri (kg/ton): 13,13- 26,25 tespit edilmiştir. NPO değerleri, 11,01-31,26 aralığında hesaplanmıştır. Cevherde yapılan analiz sonuçlarına göre: %toplam S: 0,03-0,09, NP (?NP (kg/ton)): 8,07-53,16, AÜP sülfürik asit eşdeğerleri (kg/ton):1,56-5,56 tespit edilmiştir. NPO değerleri ise 2,58-16,50 olarak hesaplanmıştır. NPO değerlerine göre yan kayaç ve cevherli örneklerin asit üretme potansiyeli bulunmamaktadır. Ancak, maden sahasının faaliyete geçildiği zamanlarda asit üretme potansiyel ihtimali mevcut olduğundan, kinetik testlerin bölgede maden faaliyeti başladıktan sonra yapılması önerilmektedir.