Cilt 20 Sayı 1 (2019)

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 15 / 15
  • Öğe
    Anatomical properties of four Pilosella Vaill. (Asteraceae) taxa from Eastern Black Sea Region of Turkey
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Umdu Topsakal, Ünsal; Beyazoğlu, Osman; Koşkunçelebi, Kamil
    Anatomical features of four Pilosella Vaill. taxa (P. officinarum Vaill., P. piloselloides (Vill.) Sojak subsp. bauhini (Schult.) S. Bräut. & Greuter, P.× hypeurya (Peter) Sojak, P. densiflora (Tausch) Sojak) collected from Black Sea Region of Turkey were investigated. Anatomical studies include transverse sections of root, stem and leaf with their illustrations. Although the anatomical properties are similar to the typical anatomy of dicotyledons, some differences were observed among them. While root anatomy of P. officinarum, P. piloselloides subsp. bauhini and P. densiflora consist of a single layer exodermis, there is 2-3 layer exodermis in the natural hybrid P. × hypeurya. Additionaly the root pith of this hybrid taxa completely composed of schlerenchyma cells in contrast to other investigated taxa. The stem anatomy of the investigated taxa is similar to each other except the number of the tracheidal elements. The numbers of the stomata per µm2 disticltly differ in P. piloselloides subsp. bauhini from the rest examined taxa.
  • Öğe
    Influence of some ecological variables on wild mushroom (Boletus edulis) productivity
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Mumcu Küçüker, Derya
    Yabani mantarlar, özellikle de ayı mantarı (Boletus edulis) yiyecek ve ilaç sanayiinde kullanılmalarının yanı sıra ekolojik ve rekreasyonel önemlerinden ötürü en kıymetli odun dışı orman ürünleri arasındadır. Yabani mantarların giderek artan sosyoekonomik değerleri, bu ürünlerin odun üretimine bir alternatif olarak düşünülmesine neden olmaktadır. Mantar ürünlerine dayalı ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilir orman amenajman planlarına entegrasyonu, mantar verimliliği ile ekolojik değişkenler arasındaki ilişkilerin sayısal olarak anlaşılması ile mümkündür. Bu araştırmada, eğim, bakı ve yükseklik gibi bazı ekolojik değişkenlerin ayı mantarı (Boletus edulis) verimliliği üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan mantar envanter verileri Bicik Planlama birimi sınırları içerisindeki 75 adet devamlı örnekleme alanından elde edilmiştir. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre ilgili mantar verimliliği ile meşcere eğim ve bakısı arasında anlamlı bir farklılık gözlemlenirken, meşcere yükseltisi ile anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Buna göre, kuzey bakılı alanlar ile eğimin %20-30 arasında olduğu meşcereler sırasıyla 6.5 kg/ha-116.7adet/ha ve 33 kg/ha-333.3adet/ha değerleri ile diğer eğim ve bakı gruplarına göre daha düşük miktarda mantar verimliliğine sahip olmaktadır. Elde edilen bu sonuçlar mantar verimliliği ile farklı ekolojik değişkenler arasındaki ilişkilerin net olarak belirlenebilmesi için mevcut analizlerin farklı ekosistemlerdeki değerli tüm doğal mantar türleri için yaygınlaştırılması gerektiğini göstermektedir.
  • Öğe
    Burdur yöresi doğal Anadolu karaçamı meşceresinde sıklık bakımının üç yıllık sonuçları
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Bayar, Esra; Deligöz, Ayşe
    Bu çalışmada, doğal Anadolu karaçamı [Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe] meşceresinde farklı derecelerde uygulanan sıklık bakımının büyüme özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Sıklık bakımı işlemleri kontrol, 2-2.5X2-2.5 m ve 3-3.5X3-3.5 m aralık-mesafe olmak üzere rastlantı blokları deneme desenine göre üç yinelemeli olarak üç farklı düzeyde uygulanmıştır. Burdur Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan araştırma alanına, 2015 yılı mart ayında sıklık bakımı işlemi uygulanarak üç yıl boyunca her gelişme dönemi sonunda büyüme özelliklerinden çap, boy ve tepe yarıçapı ölçülmüştür. Üç yılın sonunda sıklık bakımı işlemlerinin çap, boy, tek ağaçta göğüs yüzeyi ve tepe yarıçapı artımı üzerinde istatistiksel anlamda önemli etkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre en yüksek çap ve tek ağaçta göğüs yüzeyi artımı sıklık bakımı 3-3.5 m aralıklarla uygulanan alanda belirlenirken, en yüksek boy artımı kontrol alanında tespit edilmiştir. Tepe yarıçapı artımı ise, üçüncü yılın sonunda kontrole kıyasla sıklık bakımı uygulanan alanlarda daha yüksek çıkmıştır. Sıklık bakımının kısa dönemde büyüme özellikleri üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde, boy hariç 3-3.5 m aralıklarla uygulanan sıklık bakımı müdahalesinin ağaçların gelişimi üzerinde olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Fakat, yüksek kalite ve verim açısından karar verebilmek için uzun vadeli sonuçlara ve yeni araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Öğe
    İki farklı tip tahribatsız portatif klorofil metre kullanarak Artvin’de yayılış gösteren sapsız meşede (Quercus, Fagaceae) klorofil tahmini
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Demiralay, Mehmet; Sadıklar, Murat Sabri; Tilki, Fahrettin
    Bu çalışmada, SPAD-502Plus ve CCM-300 adlı optik klorofil içerik ölçer cihazlarından elde edilen klorofil içerik değerleri ile %80 aseton ile klorofil ekstraksiyon metodundan elde edilen klorofil içerik değerleri arasındaki ilişkinin saptanması amaçlanmıştır. Bu çalışma, sapsız meşenin, Quercus petraea (Mattuschka) Liebl. subsp. iberica (Steven ex Bieb.) Krassiln. alt türü üzerinde gerçekleştirilmiştir. Rakımı 889 m olan önceden belirlenmiş bir alandan benzer özelliklere sahip 11 ağaç seçilmiş, sağlıklı toplam 44 yaprak üzerinde ölçümler gerçekleştirilmiştir. Yapraklara ait SPAD, CFR (klorofil floresans) değerleri ve %80 aseton ile klorofil ekstraksiyonu devamında yapılan spektrofotometrik okumalar sonucunda elde edilen bulgular ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ölçümler sonucunda, her üç ölçüm tipi (SPAD, CFR ve %80 aseton metodu) sonuçlarının kuvvetli ilişki sergilediği tespit edilmiştir. Elde edilen SPAD ve CFR değerlerinin %80 aseton ile ekstraksiyon metodundan elde edilen verilere dönüştürülmesi amacıyla regresyon analizleri ile çeşitli eşitlikler oluşturulmuştur. Bu eşitlikler kullanılarak, SPAD ve CFR değerlerinin, kimyasal metodla tespit edilmiş klorofil içerik değerlerine dönüşümü mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada, bu meşe türü için, birim alan başına yaprak toplam klorofil konsantrasyonu, SPAD (R2=0.9367) ve CFR (R2=0.8702) okumaları arasındaki ilişkinin, taze ağırlık başına yaprak toplam klorofil konsantrasyonuna göre (SPAD (R2=0.8264) ve CFR (R2=0.7847)) daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre, bu optik cihazları kullanarak, tercihen birim alan başına (mg cm-2), yaprak toplam klorofil içeriği çok kısa sürede ve kolaylıkla yapraklara zarar vermeden belirlenebilir.
  • Öğe
    Kentsel yeşil alanların kalitesinin insan sağlığı ve fiziksel aktivitesi üzerindeki etkisinin incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Akpınar, Abdullah
    Kentlerde yaşam kalitesinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilen kentsel yeşil alanların önemi şehirleşmeyle birlikte her geçen gün artmaktadır. Bu sebeple, bu çalışmanın amacı kentsel yeşil alanların kalitesi ile insanların fiziksel aktivite düzeyleri ve sağlıkları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu çalışmanın verileri, Aydın kent merkezinde bulunan yedi farklı kentsel yeşil alanda, 1 Nisan-15 Mayıs 2016 tarihlerinde kentsel yeşil alanları fiziksel aktivite için aktif olarak kullanan 394 kullanıcıyla yüz yüze bireysel görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Katılımcıların sosyo-ekonomik durumları istatistiki olarak kontrol edilerek çoklu regresyon analiz yöntemi ile kentsel yeşil alanların kalitesi ile insanların fiziksel aktivite düzeyleri ve stres seviyeleri, ruh ve beden sağlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çoklu regresyon analizi sonucunda insanların fiziksel aktiviteleri ile yeşil alanların eve yakınlığı arasında pozitif anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan, insanların fiziksel aktiviteleri ile yeşil alanların bakımlı ve temiz olması arasında pozitif anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Yeşil alanların büyüklüğü ve temizliğinin ise daha az stres ile, yeşil alanların açık ve görünür olmasının da daha iyi fiziksel sağlıkla pozitif anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca fiziksel aktivite süresinin daha iyi fiziksel sağlık ile pozitif anlamlı ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmanın sonuçları yeşil alanların insanların fiziksel aktiviteleri ve sağlıkları açısından evlerine yakın mesafelerde olması gerektiğini önermektedir. Belirli kalitedeki kentsel yeşil alanların insanların fiziksel olarak daha aktif, ruh ve beden sağlığı açısından da daha sağlıklı olmalarına katkı yapacağını göstermektedir.
  • Öğe
    Notes on the taxonomical, morphological and mucilage features of Capsella bursa-pastoris Medik. and Capsella rubella Reuter taxa (Brassicaceae)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Mehmet Cengiz, Karaismailoğlu
    In this study, examinations on the taxonomical, morphological and mucilage characters of the Capsella bursa-pastoris and Capsella rubella taxa growing in Turkey were performed. The properties were acquired at the flowering and fruiting periods of inhabitants. The samplings were made of 13 locations. In morphological revisions, descriptions reported in Flora of Turkey of the studied taxa were reviewed in view of the comprehensive assessments over 200 samples. In addition, surfaces of the seeds were studied micromorphologically with scanning electron microscope. Also, seed mucilage structures were examined in detail. The mucilage in the studied taxa was in the pectin or cellulose structure. The columellae figures were prominent or flattened. Furthermore, soil adhesion capacities of the examined taxa varied between 248 mg and 344 mg. The occurrence of the mucilage in seeds may provide an important adaptive feature in dispersal and colonization of Capsella taxa.
  • Öğe
    Elazığ yöresinde yetişen badem ağaçlarının (Prunus amygdalus Batsch) yetişme ortamı özelliklerinin belirlenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 2019) Akgün, Tuğçe Dilşad; Tüfekçioğlu, Mustafa; Küçük, Mehmet
    Elazığ ilinde son yıllarda badem ağaçlandırmalarına oldukça önem verilmiş ve yaygınlaştırılmıştır. Bu önem bademin sınır ağacı olarak kullanımı ve tohumdan yetiştirilebilmesinin yanı sıra ıslah çalışmalarının yapılarak bahçeler kurulması, bakımının ve budamasının yapılması ile ürün kalitesinin ve neticesinde ekonomik girdisinin artırılması ile daha da artmaktadır. Bu bağlamda çalışmada Elazığ ilinde geniş bir yayılışa sahip olan badem ağacının yetişme ortamı özelliklerinin (toprak, iklim ve yükselti) belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma bademin iyi gelişim gösterdiği doğal, emekle yetiştirilen ve ağacının yaygın yayılış gösterdiği Elazığ ilinin 5 farklı yöresinde (Elazığ Merkez, Keban, Sivrice, Ağın ve Baskil) toprak örneklemesi yapılarak gerçekleştirilmiştir. Bu toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerine ait bulgular toprak verimliliğinin sınıflandırıldığı “sınır değerleri çizelgesine” göre değerlendirilmiştir. Toprak örnekleri üzerinde tekstür, pH, kireç, tuz, organik madde, makro (P, K, Ca, Mg) ve mikro besin elementleri (Fe, Cu, Zn, Mn) analizleri yapılmıştır. Badem ağacı yetiştiriciliği açısından değerlendirildiğinde Elazığ ili yöresi topraklarının tekstür ve tuzluluk açısından her hangi bir kısıtlayıcı etki oluşturmadığı özellikle tekstür bakımından geniş bir değişkenliğe sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan toprak reaksiyonunun hafif alkaliliği, kireç miktarının fazlalığı ve organik madde içeriğinin azlığı göze çarpan önemli hususlar olarak belirlenmiştir. Topraklara daha fazla organik madde ilavesi ile alkaliliğin ve kireç’in azaltılmasına çalışılmalıdır. Besin elementleri değerlendirildiğinde, bütün yöre topraklarının mangan yönünden fakir olduğu, yarayışlı potasyum, bakır, çinko ve demir yönünden yeterli olduğu belirlenmiştir. Yarayışlı fosfor, kalsiyum ve magnezyum yönünden ise zengin olduğu tespit edilmiştir. Gübre takviyesiyle besin elementi noksanlığı giderilebilir.
  • Öğe
    Gümüşi ıhlamur (Tilia tomentosa Moench) doğal popülasyonlarında çiçek yağ verimini etkileyen fizyografik faktörler
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Parlak, Salih; Gönültaş, Oktay; Hamurcu, Harun
    Geleneksel halk hekimliğinde Ihlamur türleri (Tilia sp.)’nin tıbbi amaçlı kullanımı yüzyıllardır bilinmektedir. Kış mevsiminin en çok tüketilen bitki çaylarından biridir.Üretimin büyük bir kısmı Bursa ve Yalova İllerindeki doğal gümüşi ıhlamur (Tilia tomentosa Moench.) ormanlarından temin edilmektedir. Çiçek üretimi amacıyla kurulmuş plantasyonlar bulunmadığından, doğal ormanlardan yapılan üretim aşırı tahripkar olmaktadır. Bu tahribatın önüne geçilebilmesi için mutlaka çiçek verimi ve kalitesi yüksek bireyler seçilip klonal yolla çoğaltılarak çiçek üretimine yönelik plantasyonların kurulması gerekmektedir. Doğal popülasyonlarda çiçeklenme zamanı, çiçek rengi, iriliği, kokusu vb. unsurların değişkenlik arz ettiği görülmektedir. Bu çalışmada Bursa-Gökçeören, Karacabey-Yeniköy ve Yalova-Esenköy’deki doğal popülasyonlardan tam çiçeklenme zamanında toplanan örneklerin yağ miktarları Clevenger cihazı ile belirlenmiştir. Yağ verimine de etkili olabilecek mevki, rakım, bakı, eğim, taç yönü, çiçek rengi gibi faktörler incelenmiştir. Yağ miktarları ile fizyografik faktörler arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda; ıhlamur çiçeklerinin yağ veriminin yörelere ve rakıma göre değişiklik gösterdiği, eğim ve bakının ise etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Kapalılık, ağaç taç çapı, çiçek toplanan taç yönü, çiçek rengi, tomurcuk ve çiçeklenme durumlarının yağ verimini etkilemediği belirlenmiştir.
  • Öğe
    Alkali muameleli kupula lifi katkılı yüksek yoğunluklu polietilen kompozitlerin teknolojik özellikleri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Boran Torun, Sevda; Peşman, Emrah; Dönmez Çavdar, Ayer
    Bu çalışma ile kestane kupula lifi katkılı termoplastik kompozitlerin mekanik, fiziksel ve termal özellikleri belirlenmiştir. Kupula lifi belirli oranlarda (%30, %40 ve %50) ilave edilerek polietilen kompozitleri üretilmiştir. Uyumsuzluk giderici ajan olarak maleik anhidritle graft edilmiş polietilen %3 oranında katılmıştır. Kompozitlerin teknolojik özelliklerini geliştirmek amacıyla ayrıca kupula lifleri %5 sodyum hidroksit (NaOH) ile 24 saat boyunca muamele edilmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde, alkali muameleli kupula lifi katkılı kompozitlerde muamele edilmemiş kompozitlere göre daha iyi mekanik özellikler elde edilmiştir. Alkali ile muamele edilmiş kupula lif kompozitlerin su alma ve kalınlık artışı değerleri alkali muamelesiz kompozitlere göre kıyaslandığında özellikle %50 alkali muameleli kupula lifi katkılı kompozit örneklerinde artmıştır.
  • Öğe
    Bazı fiziko-kimyasal toprak özellikleri ile bazı erodibilite parametreleri arasındaki ilişkilerin mikro havza ölçeğinde değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Saygın, Fikret; Dengiz, Orhan; İç, Serkan; İmamoğlu, Ali
    Dünya’nın birçok yerinde, verimli toprak katmanlarını taşıyıp, taşındığı yerde toprağın ekosistem içerisindeki fonksiyonel özelliğinin yitirmesinin yanı sıra, eğim doğrultusunda hareket ederek biriktiği yerde çevresel, ekonomik ve tarımsal yönden zarar oluşturan erozyon olayı önemli bir çevresel sorun oluşturmaktadır. Toprakların aşınmaya karşı göstermiş oldukları direnç ve strüktürel açıdan dayanıklılıkları, erozyona uğrama eğilimini göstermekte ve bu sebeple erozyonun yönü ve boyutu belirlenebilmektedir. Toprağın aşınabilirlik karakterlerinin belirlenmesi, erozyona uğrama eğiliminin tespit edilmesi açısından önemli bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize ili sınırları içerisinde yer alan mikro havzaya ait çay tarımı yapılan toprakların bazı fiziko-kimyasal özellikler ile erozyona duyarlılık parametreleri olan dispersiyon oranı (DO) ve agregat stabilitesi (AS) arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Bu amaçla, mikro havza içerisinde çay tarımı yapılan arazilerden 28 farklı noktadan toprak örneği alınmıştır. Laboratuvar analizlerinden sonra elde edilen veriler istatistiksel olarak test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, mikro havza içerisinde çay tarımı yapılan tarım arazilerinden alınan toprakların erozyona karşı hassasiyetleri değişkenlik göstermektedir. Toprakların DO değerleri %3.85 ile %18.14 arasında değişirken, AS değerleri %55.52 ile %92.02 arasında değişim göstermiştir. AS, DO ve diğer toprak özellikleri ilişkisinde en yüksek pozitif korelasyon organik madde ile azot (0.89**) görülürken, en yüksek negatif korelasyon kum ile silt (-0.83**) arasında belirlenmiştir. Ayrıca yapılan korelasyon testinde DO ve AS arasında önemli düzeyde negatif ilişki olduğu bulunmuştur.
  • Öğe
    Bursa florasının doğa turizmi potansiyeli
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Erken, Kemal; Atanur, Gül; Akın Tanrıöver, Akın
    Kent yaşamının, trafik, stres, gürültü ve yapılı çevre içinde sıkışmış rutin yaşam tarzı insanları doğaya ve doğal yaşama doğru yönlendirmektedir. Koruyarak doğayı yaşama, keşfetme, farklı kültürleri anlama, yereldeki kaynakları ve getirisini yerel halkla paylaşma, yerel ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ile mümkündür. Bu faaliyetler doğal kaynakların ekonomiye kazandırılması, kırsal kesimde yaşayanların hayat standartlarının yükseltilmesi, turizm alanlarının, faaliyetlerinin ve gelirlerinin çeşitlendirilmesi ve artırılması konularıyla da örtüşen ortak hedefler içermektedir. Doğa turizmi faaliyetlerinin çoğunluğu flora tabanlı faaliyetlerdir. Marmara Bölgesi ve özellikle Bursa, biyoçeşitlilik ve yoğun florası ile ülkemizin doğa turizmi açısından Karadeniz Bölgesi'nden sonra en önemli alanlarıdır. Coğrafi konumu, sahip olduğu zengin ve yoğun orman alanları ve Uludağ Milli Parkı, Bursa’yı botanik turizmi, foto safari, doğa yürüyüşü, doğa gözlemciliği, tıbbi bitkilere bağlı sağlık turizmi, macera oyunları turizmi gibi floraya bağlı doğa turizmi alanlarında merkez olabilecek bir konuma taşımaktadır. Bu çalışmada Bursa'da ekoturizmin çeşitlendirilmesi ve canlandırılması için floraya bağlı doğa turizmi faaliyetleri açısından Bursa’nın sahip olduğu potansiyel ortaya konulmuş, SWOT analizi ile değerlendirilmiş ve öneriler oluşturulmuştur.
  • Öğe
    Contributions of the Anatolian Diagonal effect on Turkish aphid diversity
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Özhan, Şenol; Görür, Gazi; Akyıldırım Beğen, Hayal
    The Anatolian Diagonal, which divide Turkey into two geographical part as East and West start from Hatay province and reaches toward to Rize province, is a mountain range. Therefore, East and West Anatolian part of Turkey has different species composition due to this natural barrier. In this context, results obtained from the study conducted in Inner West Anatolian Part (Afyonkarahisar, Kütahya and Uşak provinces from 2012 to 2013) and East (Adıyaman and Malatya province) and South (Şanlıurfa province) Anatolian Part (from 2015-2018) were compared to possible effects of Anatolian Diagonal on aphid diversity in Turkey. 219 species were determined from Inner West Anatolian Part and 91 aphid species among of them have not been observed in East and South Anatolian Part. Furthermore, 226 aphid species were determined from East and South Anatolian Part and 111 aphid species among of them have not been observed in Inner West Anatolian Part. Preliminary analysis of the derived results indicated strong effects of Anatolian Diagonal on Turkey aphid diversity. There is no detailed study about Anatolian Diagonal effects on aphid biodiversity and further studies should be carried out to see barriers effects on Turkey aphid diversity like Anatolian Diagonal. This study aims to give information about aphid biodiversity of West and East part of Anatolian Diagonal.
  • Öğe
    Odun dışı orman ürünlerine ilişkin paydaş farkındalığı: Orman köylüsü örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Komut, Orhan
    Son yıllarda Dünya genelinde odun dışı orman ürünlerine yönelik artan ilgi ve talep, bu kaynakların etkin ve verimli kullanımıyla birlikte sürdürülebilirliğinin sağlanmasını zorunlu kılmıştır. Bu çalışma, odun dışı orman ürünleri kaynaklarının ve faydalanmanın sürdürülebilirliğinin sağlanmasında en önemli paydaşlar arasında yer alan orman köylülerinin konuya ilişkin farkındalık düzeyinin değerlendirmesini amaç edinmiştir. Bu bağlamda, Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanında yer alan toplam 144 orman köylüsüne yüz yüze görüşme tekniğine dayalı anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda, orman köylülerinin odun dışı orman ürünlerine ilişkin görüşleri arasında mesleği, orman kaynaklarından faydalanma durumu ve bu ürünleri kullanmaya başlama nedenleri değişkenlerine göre istatistiksel düzeyde anlamlı farklılıklar bulunduğu (p<0.05) tespit edilmiştir. Diğer yandan, odun dışı orman ürünleri kullanım nedeninin genel itibariyle eskiden gelen deneyimler olduğu ve katılımcıların büyük çoğunluğunun bu ürünlerden herhangi bir şekilde gelir elde etmediği anlaşılmıştır. Aynı zamanda çalışma sonuçları, söz konusu ürünlerin üretim ve kontrolünün devlet denetiminde olması gerektiği kanısının katılımcılar arasında yaygın bir görüş olduğunu ortaya koymuştur.
  • Öğe
    Bambudan nanofibril selüloz eldesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ermeydan, Mahmut Ali; Aykanat, Onur
    Bambu tropikal iklim etkisi altında bulunan alanlarda en önemli doğal kaynaklardan birisidir. Diğer lignoselülozik kaynaklarla karşılaştırıldığında yüksek verim ve düşük maliyete sahiptir. Nanoselülozun yüksek mekanik kuvveti, biyouyumluluğu, yüksek yüzey alanına sahip olması kompozit, gıda ve eczacılık gibi alanlarda kullanılma potansiyelini ortaya çıkarmış, ucuz kaynaklardan doğru metotlarla üretilmesi önem kazanmıştır. Bu çalışmada, ülkemizde de bulunabilen Forgesia nitida bambu türünden sülfürik asit yöntemiyle görünen ortalama 200 nm çaplarında selüloz nanofibrilleri elde edilmiştir. Öncelikle bambu selüloz liflerini izole etmek için sokslet ekstraksiyon yöntemiyle yağsı maddeler ve karışımda çözünen safsızlıklar sikloheksan (2:1) etanol kullanılarak 12 saatte ayrılmıştır. Alkali işlem için %8’lik potasyum hidroksit kullanılarak lignin ve hemiselüloz uzaklaştırılmıştır. Katı madde %10’luk asetik asit çözeltisiyle nötralize edilmiştir. Daha sonra TAPPI metoduna göre sodyum klorit ile tekrar ağartma işlemi uygulanmıştır. Selüloz nanofibrilleri 6,5M sülfürik asit çözeltisiyle 2 saatte 60°C’de reflaks yapılarak üretilmiştir. Nanofibrillerin kimyasal özellikleri FTIR spektroskopisi, termal özellikleri TGA-DTG analizi, morfolojik özellikleri de ışık mikroskobu ile incelenmiştir
  • Öğe
    Evaluation of high plateau tourism in Eastern Black Sea region of Turkey
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Pirselimoğlu Batman, Zeynep; Öztürk Kurtaslan, Banu; Demirel, Öner
    High plateau areas come forth with their important tourism potential with the natural and cultural landscape values they possess in Eastern Black Sea Region of Turkey. Eastern Black Sea Region of Turkey have become more popularized in the recent years as areas of ecology-based tourism. Going up to high plateau areas is a traditional habit of rural population as well as it includes an aspect of recreation and relaxation. With this aspect high plateau areas offer a tourism and recreation activity for urban people. The main approach on this subject is the question that “how can it be possible for the region or high plateau areas to develop through tourism without destroying the natural, cultural and social structure of the region?” In this direction, the first tourism potential of the areas of the areas have been determined by taking into consideration the areas declared as tourism center in the region. The tourism potential of the high plateau areas in the region was presented by SWOT analysis. Then, tourism problems in the high plateau areas and the legal dimensions of these areas were determined.