Cilt 8 Sayı 2 2022
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Volkan patlamalarının coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri ile izlenmesi: Cumbre Vieja Volkanı (İspanya) örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Akyürek, ÖzerDoğal afetler insanlar için çeşitli kayıplar oluşturan, hayatı kesintiye uğratarak tüm canlıları etkileyen olaylar olarak tanımlanmaktadır. Volkanlar, yerkürenin var oluşundan günümüze kadar geçen süre içerisinde, doğal yaşamı çeşitli açılardan etkilemişlerdir. Çeşitli açılardan yararları olduğu gibi (ısınma-jeotermal sular vb.), zararları da olmuştur. Doğal afetlerden bir tanesi olan volkanik patlamalar insanlık tarihi boyunca birçok yıkıma ve ölüme neden olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Günümüz teknolojisinde volkanik afetlerin izlenmesinde Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama araçları, yönetim ve takibin ayrılmaz birer parçası olarak kullanılmaktadırlar. CBS ve Uzaktan Algılama, modern ve kullanışlı bir veri toplama ve işleme, analiz etme, sorgulama ve güncelleme araçları olarak kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada 19 Eylül - 15 Kasım 2021 arasında geçen süre içerisinde Pleaides1A, CosmoSky Med-radar, GeoEye-1 ve Landsat 8 verileri kullanılarak La Palma adasındaki Cumbre Vieja volkanından çıkan lavların adada yaşayan insanlara, yapılara ve arazi örtüsüne etkileri incelenmesi amaçlanmıştır. Volkandan çıkan lavların 1,042.07 hektarlık alana yayıldığı belirlenmiştir. Bu alan içerisinde 2,749 adet binanın tamamen yıkılmış veya kısmen hasar gördüğü yapılan analizlerde ortaya çıkarılmıştır. Zarar gören ulaşım hatlarının uzunluğu ise 80.1 km’ye ulaşmıştır. Yer yüzey sıcaklığı analizi ile bölgenin patlama öncesi ve sonrasına ait sıcaklık değişimi incelenmiştir. Yapılan CBS ve UA analizleri sonucunda çeşitli tarım alanları ve ormanlık alanlar ile birlikte yerleşim alanları ve okyanusun da zarar gördüğü saptanmıştır.Öğe Köppen-trewartha ve thornthwaite yöntemlerine göre Isparta yöresi iklim tipinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Dursun, İbrahim; Yazıcı, Nilüferİklim, bir bölgenin uzun zaman periyodunda takip edilmesiyle ele alınan meteorolojik olayların ortalamasına verilen ifade olarak tanımlanmaktadır. İklim aynı zamanda; bir bölgenin hava olayları bakımından karakterini ve bitki örtüsünü de belirler. İklim tipleri sayısı oldukça fazladır. Çok sayıda bilim insanı, değişik iklim sınıflandırmaları yapmıştır. İklim sınıflandırmalarının ana amacı farklı iklim tiplerini ayırt etmek, bu bakımdan alanların birbirine benzerliklerini ortaya çıkarmaktır. İklim türleri, sıcaklık ve yağış rejimi gibi durumlara bakılarak sınıflandırılabilir. Köppen ve Thornthwaite yöntemi de yaygın kullanılan iklim tipini belirleme yöntemlerindendir. Bu çalışmada, uzun süreli iklim verileri ile Köppen-Trewartha ve Thornthwaite iklim indis yöntemleri kullanılarak Isparta yöresine ait iklim tipleri ve su bütçesi belirlenmeye çalışılmıştır. Köppen-Trewartha iklim sınıflandırmasına göre Isparta ve diğer ilçe istasyonlarının tümünde “Dack” (Yazları sıcak, Kışları serin, Ilıman Karasal) olarak belirlemiştir. Thornthwaite yöntemine göre yapılan değerlendirmeler sonucunda ise Atabey ve Yalvaç istasyonlarının “yarı kurak- az nemli” iklim sınıfında; Eğirdir, Isparta (Merkez), Senirkent ve Uluborlu ilçelerinin ise “yarı nemli” iklim sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada yaz mevsiminde su noksanlığı, kış mevsiminde orta derecede su fazlalığının olduğu görülmüştür.Öğe Natural disaster risk assessments for pine honey apiaries in Muğla, Turkey(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Sarı, FatihSince Muğla province has 90% of the world's total pine honey production, ensuring efficiency and economic income requires the determination of measures for apiary locations and estimation of risks. However, ensuring development and productivity requires identifying natural disasters susceptibility such as forest fires and floods to maintain productivity. Muğla province has a high forest fire potential due to its dense forest cover and approximately 200 forest fires occur each year. Forest fires are one of the main factors that threaten apiaries, as there are a lot of apiary places (approximately 15,000) in forests for pine honey. On the other hand, due to the mountainous topography and high precipitation rate of Muğla, the province has a high rate of flood formation (20 per year), which threatens the hive sites by destroying the entire colony. In this study, Apiary Locations Risk Index (ALRI) was carried out to guide the insurance process for apiary locations by applying the Forest Fire Risk Index (FFRI) and the Flood Hazard Risk Index (FHRI). Determination of forest fire risk zones and flood hazard maps requires environmental, forestry, topographic, economic and meteorological parameters to be handled within a decision support platform. For this purpose, Analytical Hierarchy Process (AHP) technique supported by Geographic Information System (GIS) was used in the creation of sensitivity maps. As a result, 1533.40 ha (11.82%) of the study area was determined as extremely risky areas for apiary areas. The results were confirmed with 1454 forest fire sites and 20 flood hazard sites where the Eşen, Dalaman, Çine, Sarıçay, Akçay, Kamiişdere and Namnam rivers were stated to be highly susceptible to flood hazard.Öğe Karadere Deresi’nin (Araklı-Trabzon) içme ve sulama suyu amaçlı kullanım uygunluğunun incelenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Ersoy, Arzu Fırat; Hatipoğlu Temizel, EsraBu çalışmada Karadere Deresi’nin su kalitesi özellikleri belirlenmiş, bu amaçla yüzey suyu örneklemesi yapılarak fiziksel parametreler, majör anyon-katyon ve iz element içerikleri belirlenmiştir. Hidrokimyasal özelliklerin belirlenmesi amacıyla yüzey suyu örneklemeleri Ekim-2020 ve Nisan-2021 olmak üzere iki dönemde gerçekleştirilmiştir. Su örneklerine ait fiziksel özellikler, majör anyon ve katyon analiz sonuçları Dünya Sağlık Örgütü WHO, TS266 (İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik) ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliklerine göre değerlendirilmiştir. Karadere yüzey suyunda su tipleri Ca-HCO3 ve Ca-Na-HCO3 olarak belirlenmiştir. Karadere yüzey suyunun bu parametreler açısından WHO ve TS266 İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında yönetmeliğe göre içme suyuna uygun olduğu belirlenmiştir. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine göre ise tüm parametrelerin I. ve II. Sınıf sular sınıfında bulunduğu tespit edilmiştir. Kirlilik açısından incelendiğinde ise NO2 içerikleri Karadere’nin IV. Sınıf su sınıfında olduğunu göstermektedir. İz element içerikleri açısından yağışlı döneme ait Al ve Fe değerlerinin TS266’da tanımlanan sınır değerlerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Karadere yüzey suyunun, sodyuma karşı hassas olan bitkiler dışındaki tüm bitkilerde ve orta derecede tuza ihtiyacı olan bitkilerde tarımsal faaliyetlerde kullanılabileceği ortaya konmuştur.Öğe Van Gölü su yüzeyi sıcaklıklarının eğilim analizi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Kebir Emre, Saraçoğlu; Saraçoğlu, Fevziye AyçaBu çalışmada, Van Gölü su yüzeyi sıcaklıklarının değişimi ve eğilimi araştırılmıştır. 2016-2020 tarih aralığı için; NASA-Gündüz, NASA-Gece uydu verileri ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden (MGM) 3 istasyon için edinilmiş olan ölçüm verileri karşılaştırılmıştır. Ayrıca gündüz ve gece uzun dönem uydu verilerinin (2001-2020) Theil-Sen ve Yenilikçi Eğilim Analizi yöntemleriyle aylık, yıllık (minimum-ortalama-maksimum) ve mevsimsel eğilim analizleri ile anlamlılık seviyeleri belirlenmiştir. 2016-2020 tarih aralığını kapsayan MGM ölçüm verileri ile NASA-Gündüz/NASA-Gece uydu verilerinin oldukça uyumlu olduğu belirlenmiştir (R=0,94-0,99). NASA-Gece su yüzeyi sıcaklıkları MGM ölçüm verileri ile daha uyumludur. 2001-2020 tarih aralığı için NASA-Gündüz ve NASA-Gece su yüzeyi sıcaklık verilerinin %1 anlamlılık düzeyinde homojen olduğu belirlenmiştir. Hem kısa hem de uzun dönemde su yüzeyi sıcaklıkları artış eğilimindedir. Aylık analizlerdeki en fazla artış (0,094 °C/yıl) gündüz verileri için Haziran ayında, gece verileri için (0,104 °C/yıl) Nisan ayında belirlenmiştir. Mevsimsel analizlerdeki en fazla artış ilkbahar mevsiminde gece verilerinde (0,080-0,099 °C/yıl) tespit edilmiştir. Uzun dönem yıllık ortalama su yüzeyi sıcaklığındaki ortalama artış 0,043 °C/yıl olarak hesaplanmıştır. Bu değerin, Doğu Karadeniz için belirlenmiş olan (0,11 °C/yıl) artıştan daha küçük, Ege ve Doğu Akdeniz için belirlenmiş olandan fazla (0,055°C/yıl), Güney Hazar Denizi için belirlenmiş olan artışın (0,029 ± 0,009 °C /yıl) yaklaşık 1,5 katı ve okyanuslar için belirlenmiş olan artışın (0,011 °C/yıl) yaklaşık 4 katı olduğu sonucuna varılmıştır.Öğe Türkiye üzerinde ERA5 saatlik hava sıcaklığı verilerinin doğrulanması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Yılmaz, MeriçBu çalışmada, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi (ECMWF) tarafından üretilen ERA5 yeniden analiz ürünü saatlik 2 m yüzey hava sıcaklığı verileri, Meteoroloji Genel tarafından işletilen 1773 meteorolojik gözlem istasyonunda elde edilen saatlik sıcaklık verileri kullanılarak 2011 - 2020 yılları arasında Türkiye üzerinde ve 7 coğrafi bölgede doğrulanmıştır. Analizlerde, saatlik, günlük ve aylık ortalama sıcaklık için hata istatistikleri hesaplanmıştır. Sonuçlar, ERA5'in farklı zamansal çözünürlüklerde hava sıcaklıklarını istasyonlardan -0,01 - 0,06 °C sapmayla modellediğini, ortlama mutlak hata ve ortalama hata standart sapmasının ise sırasıyla 3,3 - 4,0 °C ile 1,6 - 3,4 °C olduğunu göstermektedir. Ortalama hata istatistiklerinin gün içinde saatlik ve yıl içinde aylık belirgin bir değişimi olmamakla birlikte, diğer mevsimlere kıyasla kış aylarında hata değişkenliği daha yüksek çıkmaktadır. ERA5 ve istasyon sıcaklık verilerinin korelasyonları çok yüksek çıkmaktadır (0,93 - 0,99). Yüksek zamansal korelasyona karşılık mekansal korelasyonun (0,36) düşüklüğü, ERA5 sıcaklık verisinin farklı bölgelerde güvenilir kullanımından önce mekansal olarak değişken düzeltme katsayılarına ihtiyaç duyacağını ortaya koymaktadır. Ortalama hata istatistikleri, farklı bölgelerde literatürde yapılan doğrulama çalışmalarıyla tutarlıdır. Buna göre, çalışmada elde edilen sonuçlar, ERA5 veri setlerinin Türkiye’de özellikle daha seyrek meteorolojik istasyon ağı içeren bölgelere odaklanan çeşitli uygulamalarda güvenilir bir şekilde kullanılabileceğini önermektedir.Öğe Büyük Melen Çayı’nda (Düzce) günlük yağışlarla akım ilişkisinin analizi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Coşkun, Mücahit; İrdem, CemilBu çalışmada Büyük Melen Çayı (Düzce) günlük akım değerleri ile günlük toplam yağışlar ve günlük yağış şiddeti arasındaki ilişkilerin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Gerek İstanbul’un içme suyu ihtiyacını karşılamadaki önemi gerekse 2019 yılında olduğu gibi sel/taşkın felaketi oluşturma potansiyeli değerlendirdiğinde, Büyük Melen Çayı’nın akım değerlerindeki günlük değişimlerin analiz edilmesi yararlı görülmüştür. Çalışmada veri seti olarak Akçakoca günlük yağış verileri ve Uğurluköy akım gözlem istasyonu günlük akım verileri kullanılmıştır. Akım verilerindeki eksikler Beyler akım gözlem istasyonu verileri kullanılarak regresyon analizi ile tamamlanmıştır. Çalışmada yöntem olarak öncelikle günlük toplam yağışlarla günlük akım verileri arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analiziyle hesaplanmıştır. Daha sonra günlük toplam yağışlar hafif, normal, orta şiddette, şiddetli ve çok şiddetli yağış şeklinde sınıflandırılmış, her bir yağış şiddeti basamağı için günlük akım değerlerinin bir önceki günden sapma değerleri yüzde olarak belirlenmiştir. Dönem ortalaması için tüm aylarda günlük toplam yağışlarla akım değerleri arasında pozitif korelasyon söz konusudur. Korelasyon katsayıları 0,44 ile ocak, ekim ve aralıkta en yüksek iken en düşük korelasyon katsayısı 0,15 ile mayıstadır. Yağış şiddeti basamaklarına göre günlük toplam yağışların akım üzerinde hafif yağışlar için %5,8, normal yağışlar için %35,2, orta şiddette yağışlar için %66,8, şiddetli yağışlar için %168,1, çok şiddetli yağışların için ise %52,5 oranında pozitif etkisi görülüştür.Öğe Van ilinin afetselliği ve afet konutlarında yer seçimi uygulamaları(2022) Giyik, Cafer; Oyguç, Reşat Atalay; Anıktar, SerhatVan İli, arazinin jeolojik yapısı, coğrafik konumu ve meteorolojik koşullara bağlı olarak deprem, heyelan, sel, su baskını, kaya düşmesi, çığ ve Van Gölü su seviyesinin yükselmesi gibi afetlere maruz kalmaktadır. Van afetsellik açısından farklı afet risklerini taşısa da bölgedeki deprem üreten tektonik yapılardan dolayı kentte en fazla deprem hasarı söz konusu olmaktadır. Afetlerde yapıların hasar görmesinin temel nedeni afet risk analizleri yapılmadan, afet riski taşıyan alanlarda yer seçilmesi ve yapıların afete dayanıksız yapılmasıdır. Van’da 2000-2020 yılları arasında yaşanan afetlerde 144.230 yapıda farklı derecede hasar oluşmuş, can kayıpları meydana gelmiştir. Bu süreçte afetzedelerin barınma ihtiyaçlarının karşılanarak hayatlarının normale dönmesi için farklı finansman modeli ve yapım yöntemleriyle toplam 29.788 konut yapılmıştır. Yaşanan afetler, afet zararlarının doğru zemine sağlam ve uygun yapı yapılmadan önlenemeyeceğini göstermektedir. Yer seçimlerinde, afetsellik, jeolojik, jeomorfolojik yapı, afetzedelerin sosyo-ekonomik yapıları, yasal düzenlemeler gibi farklı faktörler etkilidir. Seçilecek yerin parsel büyüklükleri bölgesel koşullara, coğrafi yapıya, aile ve hane halkı büyüklüklerine, afetzedelerin sosyal, kültürel alışkanlık ve iş sektörlerine uygun olmalıdır. Afetzedelerden iç iskân kapsamında yeri değiştirilenlerin işyeri- konut ilişkisi afet sonrasında sorun olduğundan yer seçiminde bu hususa dikkat edilmelidir. Çalışmada Van İlinin afetselliği ile afet sonrası iyileştirme faaliyetleri kapsamında afet yönetimi birimleri tarafından Van’da yapılan afet konutlarının yer seçimi uygulamaları incelenmiştir.












