Cilt 5 Sayı 1 2021

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Öğe
    1835 tarihli nüfus defterine göre livane sancağı Berta ve Sinkot Nahiyeleri’nde sosyal hayat
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Gümüş, Nebi; Usta, Veysel
    1835 yılında düzenlenmiş olan Çıldır Eyaleti Livane Sancağı Berta ve Sinkot Nahiyeleri Nüfus Defteri, Artvin tarihi için önemli bir kaynaktır. Kaynaktan yola çıkılarak bölge ile ilgili dikkate değer sosyal tarih bulgularına ulaşılabilir. Askeri potansiyeli tespit amacıyla sadece erkek nüfusun kaydedildiği defterde kişilerin yaşları, fiziksel özellikleri ve engellilik durumları not edilmiştir. Defterde en çok tekrarlanan isimler Ahmed, Hüseyin, Ali, Osman, Mustafa ve Süleyman’dır. Yine defterde bazı kimselerin sülalelerinin isimleri de kaydedilmiştir. Nüfus kayıt döneminde ticaret, eğitim, iş veya başka amaçlarla İstanbul, Trabzon, Bağdat, Mısır, Kars, Batum ve başka yerlere gitmiş olanların olduğu görülmektedir. Buna mukabil çoğunlukla yakın bölgelerden olmak üzere çalışmak için veya başka sebeplerle köylere gelenler de vardır. Defterdeki 1835-1839 dönemi doğum ve ölüm kayıtlarından hareketle nüfus artışının % 8.69 olduğu tespit edilmektedir. Kayıtlarda mahalli yöneticiler, muhtarlar, imamlar ve bazı meslekleri icra edenlerle ilgili bilgiler de yer almaktadır. Ayrıca kayıtlardan engellilerin oranının % 1.06 olduğu ve en fazla engellinin Berta Köyü’nde bulunduğu tespit edilmektedir.
  • Öğe
    Ta’zir cezası olarak verilen celdenin miktarı ile ilgili tartışmalar
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Aykul, Abdulmuid
    Had, kısas ve ta’zir şeklinde tasnif edilen İslam ceza hukuku ilk ikisinin sınırlı olması ve cezalarının Şâri´ tarafından belirlenmesi sebebiyle fürû fıkhın ukûbât konularının kâhir ekseriyetini oluştururken, ta’zir çoğunlukla had cezaları içerisinde bir “bâb” veya “fasıl” altında çok kısa bir biçimde ele alınır. Kısas cezalarını bir tarafa bırakacak olursak fürû fıkıhta üzerinde en çok durulan ceza türü celde cezasıdır. Muhsan olmayanların zina etmesi durumunda yüz celde ve namusa iftira durumunda seksen celde ceza verilmesi Şâri’in hükmüdür. İçki içene verilecek olan ceza da sahâbiler tarafından seksen celde olarak belirlenmiştir. Doktrinde ta’zir ile ilgili en önemli tartışmalardan birisi ta’zirin miktarı ile ilgili olanıdır. Ta’zir suçuna özgü belli bir ceza olmamasına rağmen tarihte en fazla uygulanan ta’zir ceza türü de celde cezasıdır. Dahası bazı ta’zir tanımlarının celde cezası esas alınarak tanımlandığı görülmektedir. Bu makalede ta´zir cezası olarak verilecek olan celdenin azamî ve asgarî miktarı hakkında mezheplerin görüşlerine yer verilecek, mezhep içerisindeki tartışmalara temas edilip her mezhebin ana görüşü ortaya konulacaktır.
  • Öğe
    Muhammed Abdullah Draz ve Fatiha Tefsiri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Gür, Mehmet Sadık
    Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. Hasaneyn Draz (1894-1958), Mısır’ın yirminci yüzyılda yetiştirdiği en önemli ilim ve fikir adamlarındandır. Özellikle tefsir ve Kur’ân ahlâkı alanlarındaki çalışmalarında İslam ilim geleneğinden beslenmekle birlikte Sorbonne üniversitesinin ilmi birikiminden de faydalanarak İslam ve insanlık âlemine özgün bir düşünce sunmaya gayret etmiştir. Dinin var oluş sebepleri ve insanlığa vadettiği adalet ve saadet mefhumları Draz tarafından Kur’ân, sünnet ve felsefe çerçevesinde samimiyetle yeniden ele alınmıştır. Bu husus geleneksel düşünceye sahip kitleleri rahatsız etmeden bir tür tecdid hareketinin dinamiğini de oluşturmuştur. Müfessirin Kur’ân tefsirine bakışında da bu samimi ve derin anlayışı görmek mümkündür. Elinizdeki çalışmanın temelini teşkil eden ve Fatihâ suresinin günümüz insanına anlatılmasında büyük katkılar sağlayabilecek Draz’ın bu küçük çalışması, hem Fatiha suresinin Kur’ân’ın özü olması ve hem de onun tefsir metodunun bir hulasası olması bakımından önem arz etmektedir. Müfessirin satırlarında aklın engin ve derin kavrayışı, insan ruhu konusundaki samimi iç görüsü ve Kur’an’ı vicdanlı anlama kaygısı en berrak haliyle tezahür etmektedir. Makale Draz’ın kısa hayat hikâyesini, Fatiha suresi üzerine düşüncelerinin incelenmesini ve Fatiha suresinin tercümesini içermektedir.
  • Öğe
    Kasîde-i Hemziyye ve üzerine yapılan çalışmalar
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Arslan, Zahir
    Câhiliye döneminden itibaren Arap şiirinde en çok işlenen konulardan biri olan medih teması İslâm’la beraber mahiyet değiştirmiştir. Peygamber medihleri olarak şöhret bulan bu şiirleri klasik şiirde işlenen medih temasından ayıran en önemli hususlar; şiirin bu türünün dünyalık bir çıkar beklentisi olmadan dini saikle kaleme alınması, samimi duygularla icra edilmesi ve dini müdafaa gibi kutsal gayeler edinmesidir. Peygamber medihleri alanında en bilinen şairlerden biri olan Muhammed b. Said el-Bûsîrî’nin (ö. 695/1296 [?]) el-Kasîdetü’l-Hemziyye olarak bilinen Ümmü’l-kurâ fî medhi hayri’l-verâ adlı kasidesi Arap edebiyatında önemli bir yere sahiptir. 456 beyitten oluşan ve Bûsîrî’nin en uzun kasidesi olan bu manzum eser, şöhret olarak Bürde’nin gölgesinde kalmış olsa da konusu ve edebî sanatları kullanma maharetiyle büyük ilgi görmüştür. Ancak eserle ilgili günümüzde az sayıda çalışma yapılmıştır. Bunun sebeplerinden birisi tanınırlığının düşük olmasıdır. Bu makalede Kasîde-i Hemziyye’nin özellikleri üzerinde durulmuş, eser arûz-kâfiye açısından tahlil edilmiş ve çeviri-özet mahiyetinde muhtevası incelenmiştir. Ayrıca nazmedildiği günden günümüze kadar eser üzerine yapılan çalışmalar tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Öğe
    Kitap Değerlendirmesi: Hikmet Yağlı Mavil'in İmam Eş’ari’nin Kelâm Düşüncesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Arslan, Halil
    İslam’ın teşekkül devri olaylar, kişiler ve literatürüyle akademik ilgiye konu edilmeye devam etmektedir. Düşünce tarihimizin vazgeçilmez bileşenlerinden olan ilahiyat alanındaki araştırmalarda niceliksel artışın yanında niteliksel artışın örnekleriyle de karşılaşmak memnuniyet vesilesidir. Mezheplerin farklı açılardan ele alınması, kurucu ve taşıyıcı kişi ve metinlerin gün yüzüne çıkarılması ilmi mirasımızın keşfedilmesi, bir ihya ve inşa faaliyetine konu edilmesi önem arz etmektedir. Mezhep imamları hakkında derinlikli araştırmaların artmasına iyi bir örnek de tanıtımını yapacağımız Hikmet Yağlı Mavil’in doktora çalışmasının kisve-i tâba bürünmüş hâli olan İmam Eş’ari’nin Kelam Düşüncesi isimli eseridir. Elimizdeki kitap 2018 yılında İsam Yayınları tarafından giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşan eser; kaynakça ve dizinle beraber 581 sayfadan teşekkül etmektedir.
  • Öğe
    Kitap Değerlendirmesi: Musa Carullah Bigiyef'in Kur’ân ve Mushaflar Tarihi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Aydın, Muhammet
    Tanıtımını yaptığımız bu çalışma, editörlüğünü Ferhat Koca’nın yaptığı, çeviri ve dipnot bilgilerini Osman Aydın’ın üstlendiği Kazanlı bir Tatar Türkü olan Mûsa Cârullah Bigiyef’in Kur’an tarihine dair bir kitabıdır. Yazar Ulûmü’l-Kur’an ve Tefsir ilmi, Hadis, Kelam, Fıkıh, Fıkıh usûlü, Mezhepler tarihi, Siyer, Arap dili ve edebiyatı ve Felsefe gibi alanlarda ve içinde yaşamış olduğu toplumun siyasal hakları, organizasyonları, İslam dünyasının çeşitli düşünsel ve siyasal sorunları gibi pek çok konuda eserler vermiş bir İslam uzmanıdır. Eser yazarın orijinal metni ve çevirisiyle sunulmuş olup baş tarafında mütercim tarafından hazırlanan uzun bir girişle takviye edilmiştir. Mütercimin verdiği bilgiden anlaşıldığı kadarıyla Bigiyef İslam şehirlerini ve diğer ülkeleri tanıma imkanına sahip birisidir. Eğitim, öğretim ve sürgün gibi vesilelerle İstanbul, Kahire, Mekke, Medine, Hindistan, Şam, Beyrut, Finlandiya ve Japonya gibi yerlerde Müslümanların sosyal, ekonomik ya da eğitime yönelik durumları hakkında çoğu olumsuz fikirler edinmiş ve bu bağlamda Müslümanların yaşadığı ülkelerdeki eğitim sistemi ile dini inancın gelişimi arasında ciddi bir ilişkinin olduğunu tespit ederken, “Biz cehaletin esaretinden ancak eğitim ve öğretim sayesinde kurtulabiliriz. Eğitim ve öğretim ise sadece okullar ve kütüphaneler eliyle gerçekleşir.” demektedir. (Bigiyef, 2019, 16). Bigiyef İslam’da bir inkılap ve ıslahın olması gerektiğini düşünürken adeta topyekûn bir eğitim seferberliğinden söz eder gibidir. “Bunun yolu, Hz. Peygamber’in zamanında yahut İslam’ın siyasi, askeri ya da ilmi anlamda etkin olduğu dönemlerde takip edilen usûlün günümüzde de çağın gereksinimlerine uygun bir biçimde tatbik edilmesidir. Bu sebeple daha eğitimin ilk evrelerinden itibaren modern ilim dallarına ilişkin tedrisat, din eğitimi ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilmelidir. Ona göre ilköğretim döneminden itibaren dil ve inşa, hesap, cebir, geometri gibi temel matematik, tabiat ilmi, tabii ilimlerin temelleri, astronomi ve kimya, herkese lazım olacak kadar dini ve edebi ilimler, yetecek ölçüde tarih ve önceki dönemlerin durumları ile coğrafya ve hayat bilgisi gibi umumi bilgilerin öğretiminin takip edilmesi gerekir.”