Cilt 4 Sayı 1 2018
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Türkiye'nin iklim değişikliğine bağlı kuraklık durumu(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Turan, Emine SuÇeşitli insan faaliyetleri sebebiyle sanayi devriminden bu yana sera gazlarının atmosferdeki birikimleri hızla artmıştır. Atmosferde sera gazı birikimi sonucu oluşan sera etkisinin en önemli sonucu dünya ikliminin daha sıcak ve daha değişken olmasına sebep olmasıdır. Diğer yandan iklim değişikliği, küresel veya bölgesel olması fark etmeksizin ekstrem hava ve iklim olaylarının sıklığında, şiddetinde, alansal dağılımında, uzunluğunda ve zamanlamasında da önemli değişikliklere neden olmaktadır. Küresel ve bölgesel olarak bir takım etkileri olduğu bilinen küresel iklim değişikliğinin potansiyel etkileri; temiz su kaynakları, tarım, orman, deniz seviyesi, enerji, insan sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ülkemizin, küresel iklim değişikliğinin olası etkileri açısından risk grubu ülkeler arasında yer aldığı, gelecekte özellikle Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerimizin iklim değişikliğinden daha çok etkileneceği tahmin edilmektedir. Günümüzde en zararlı ve en az farkında olunan doğal afetlerden biri; kuraklıktır. İklimi yarı kurak olan ülkemizde yaşanan kuraklıklardaki artışın pek çok nedeni bulunmaktadır. İklim değişikliği ile beraber yağışların olduğu yerlerle suya ihtiyacın olduğu yerlerin birbirinden çok farklı olması bunların başında gelmektedir. İklim değişikliği projeksiyonları sıcaklıkların ülke genelinde yükseleceği ve yağışların özellikle ülkenin güney yarısında azalacağını göstermektedir. Bu değişimlerin ülkemizin su kaynaklarını olumsuz yönde etkileyerek özellikle güneydeki havzalarda su potansiyelini azaltması kaçınılmazdır.Öğe Biyokütleden biyoetanol üretimi için uygulanan ön hazırlık işlemleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Fersiz, SevgiBiyoetanol, tüm dünyada kullanılan yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Biyoetanol hem tek başına hem de benzinle çeşitli oranlarda karıştırılarak kullanılmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynağı olarak lignoselülozik biyokütlenin kullanılması, etanol üretiminde büyük bir öneme sahiptir. Biyoetanol üretiminde gıda maddelerinin kullanılması gıda fiyatlarında yükselmeye ve bazı sosyolojik problemlere neden olacaktır. Bu nedenle gıda maddelerinden elde edilen birinci nesil biyoetanol üretiminin yerini alacak, benzin fiyatlarıyla rekabet edebilecek ikinci nesil biyoetanol üretiminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Lignoselülozik hammadde kompleks selüloz, hemiselüloz ve lignin yapılarını içerir. Bu kompleks yapıların basit şeker bileşiklerine parçalanması gerekmektedir. Ancak bu şekilde daha basit ve kullanılabilir şeker bileşikleri elde edilebilir. Fermente edilebilir şekerlerin hızlı ve etkili bir şekilde hidrolize edilebilmesi için ön hazırlık işlemlerine ihtiyaç vardır. Ön hazırlık işlemleri fiziksel, fiziko kimyasal, kimyasal ve biyolojik yöntemler olmak üzere gruplandırılmaktadır. Ön işlemden geçen biyokütle, daha kolay biyolojik olarak parçalanmakta ve enzimlerin hammaddeye erişebilirliği artmaktadır. Seçilen ön hazırlık işlemlerinin çevre dostu, ucuz, etkili ve basit olması büyük önem taşımaktadır.Öğe Monitoring climate changes by geographical information systems: a case study of Izmir city(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Birdal, Anıl Can; Engin, Korkmaz; Erşen, Gökhan; Türk, TarıkClimate is one of the most important factors that enable the existence of life on Earth. The climate has been studied by many scientists throughout the history for its influence on all living and non-living beings. Researchers have used climatological parameters (temperature, humidity, rainfall, sunshine duration, evapotranspiration etc.) with different approaches and created a variety of methods. When putting these classifications into consideration, they have taken different criteria into account and have produced different classification. Some of these formulas are short and simple, some are very long and complex. Using these formulas, researchers have determined different climatic types suited to different regions. In this study, two separate climate classification methods were used (Erinç and De Martonne). Meteorological data ranging from 1980 to 2011 were examined periodically and arranged according to determined classification methods. The data were processed in accordance with De Martonne and Erinç classification formulas by GIS and the climate change of İzmir province has been revealed between 1980-1989 and 2006-2011 time periodsÖğe Integration of bayesian networks with gıs for dynamic avalanche hazard assessment: NSDI perspective(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Yılmaz, İpek; Öztürk, DeryaNatural hazard assessments are core to risk definition and early warning systems and play a fundamental role in the prevention of major damages. Traditional hazard identification methods are static. For this reason, new information and conditions cannot be easily included in the pre-defined hazard assessments. The Bayesian Networks can be used effectively for dynamic hazard identification. In this study, a methodology based on the Bayesian Networks model is presented for dynamic avalanche hazard assessment, in which changed and renewed data can be included in the system. In the proposed methodology, the integration of the Bayesian Networks and Geographical Information Systems (GIS) is modeled in the National Spatial Data Infrastructure (NSDI) perspective. In this structure, it is possible to combine and analyze the data obtained from different sources and factors for avalanche hazard can be dynamically updated with real-time updated data and temporal hazard mapping can be produced. The proposed methodology provides a generic structure and has an attribute making it applicable for dynamic mapping studies for other disastersÖğe Uluslararası acil durum veri tabanına göre Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki afetler(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Bahadır, Hande; Uçku, ReyhanUluslararası Acil Durum Veri Tabanı, doğal ve teknolojik afetlere yönelik 115 yıllık evrensel veriyi ücretsiz sunan bir veri tabanıdır. Bu çalışmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 2016 yılı sonuna kadar olan afetlerin dağılımları ve ölüm sayılarının araştırılması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipte planlanan çalışmanın evrenini veri tabanında bulunan, 1923-2016 yılları arasında Türkiye’de meydana gelen afetler oluşturmuştur. Veri, SPSS 15.0 paket programı kullanılarak sıklık dağılımları olarak sunulmuştur. Veri tabanında 1923-2016 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde toplam 313 adet afete ait veri olduğu saptanmıştır. Meydana gelen 313 afetin %51’ini doğal afetler oluşturmaktadır. En fazla afet 2004 yılında, en fazla ölüm ise 1939 yılında gerçekleşmiştir. Depremler tüm afetlerin %24.3’ünü oluşturmakla birlikte, afetlerde yaşanan can kayıplarının %90’ından fazlasından sorumludur. Doğal ve önlenemez bir afet olarak kabul edilen deprem, alınan kişisel, çevresel, yapısal ve kentsel önlemlerle olumsuz sonuçların büyük ölçüde önlenebildiği bir afettir. Can kayıplarının önlenebilmesi için depreme dayanıklı binalarda yaşama teşvik edilmeli, kişisel ve çevresel riskler değerlendirilerek risk haritaları çıkarılmalı, depremden korunma eğitimleri arttırılmalıdır.Öğe Cbs ve hava kalitesi verileri kullanılarak marmara bölgesinin kış sezonunda hava kalitesinin değerlendirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Demirarslan, Kazım Onur; Akıncı, HalilTürkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden biri olan Marmara Bölgesi, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan köprü görevi görmektedir. Bölge, yaklaşık olarak 67 bin km2 ’lik bir yüzölçümüne sahiptir. Demografik olarak ele alındığında ise nüfusunun 24 milyon olduğu görülmektedir. Bu yoğunluk, bölgenin Türkiye'nin önemli sanayi, toptan ve perakende ticaret, uzmanlaşmış tarım ve turizm bölgesi olmasından kaynaklanmaktadır. İstihdam olanakları nedeniyle bölgede kentleşme oranı artmıştır. Kentleşme ise beraberinde atık su, katı atık ve hava kirliliği gibi önemli çevre sorunlarını getirmiştir. Hava kirliliği ise bölgede kendini hissettiren önemli çevre sorunlarından bir tanesidir. Özellikle yoğun sanayi, trafik ve yerleşimin olduğu alanlarda hava kirliliği artan oranlarda görülmektedir. Bu çalışmada, Marmara Bölgesi’nin 2015-2016 yılları kış sezonu (1 Ekim-31 Mart) hava kalitesi SO2 ve PM10 bakımından incelenmiştir. Çalışma zamanına ait veriler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Hava Kalitesi İzleme İstasyonları web sitesinden temin edilmiştir. Bu verilerin hava kalitesi üzerindeki etkileri ve dağılımları, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla üretilen dağılım haritalarıyla incelenmiştir. Kirletici verileri karşılaştırılmış ve bölgede hava kalitesi düşük olan iller belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen kış sezonu ortalamaları 06.06.2008 tarih ve 26898 sayılı Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde bulunan Kış Sezonu Limit Değerleri ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında SO2 kirleticisi için en yüksek konsantrasyona sahip ilin 2015 ve 2016 yıllarında Edirne olduğu belirlenmiştir. PM10 incelendiğinde ise 2015 ve 2016 yıllarında Bursa’nın en yüksek konsantrasyona sahip il olduğu görülmüştür.Öğe Deprem yükü etkisindeki betonarme yapıların tasarımında yapı-zemin etkileşiminin incelenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Kılıçer, Saffet; Özgan, KorhanÜlkemizde en çok rastlanan doğal afetlerden biri kuvvetli yer hareketi olan depremlerdir. Deprem yer sarsıntısının etkisi ile yapılara hasarlar verir. Deprem kuvvetini önceden tahmin ederek oluşacak hasarları en aza indirmek inşaat mühendisliği disiplini için büyük önem arz etmektedir. Yapı davranışını doğru anlamak depremi önceden tahmin etmek kadar önemlidir. Bu yüzden yapılar daha doğru ve daha gerçekçi modellenmelidir. Betonarme yapıların tasarımı genellikle yapı tabanda rijit kabul edilerek ya da zeminin elastik yaylar ile tanımlandığı ticari programlar kullanılarak yapılmaktadır. Bu çalışmada, 1999 Kocaeli deprem kaydı dikkate alınarak 12 katlı betonarme bir yapı örneği, rijit temel varsayımı, Winkler ve Geliştirilmiş Vlasov modelleri ile analiz edilmiştir. MATLAB’te yazılan bir ara yüz ile SAP2000 ve MATLAB programlarının eş zamanlı veri alışverişi sağlanmış ve bu sayede SAP2000 programının bünyesinde var olmayan Geliştirilmiş Vlasov Modeli entegre edilerek analizler gerçekleştirilebilmiştir. Analizlerden elde edilen yapı doğal titreşim periyodu, toplam taban kesme kuvveti, kolon eksenel kuvvetleri, her iki doğrultudaki eğilme momentleri ve kat ötelenmeleri farklı zemin modelleri için karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonunda zemin etkisinin betonarme yapıların taşıyıcı sistem tasarımında göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir faktör olduğu görülmüştür.












