Cilt 21 Sayı 1 (2020)
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Erzincan Girlevik şelalesi ve yakın çevresine gelen ziyaretçilerin rekreasyonel talep ve isteklerinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Caner, Ahmet Mesut; Demi̇r, MetinGünümüzde insanlar kent stresinden uzaklaşmak, özlem duyduğu kırsal yaşamı bir nebze olsun yaşayabilmek, doğa ile iç içe olmak ve rekreasyon gereksinimlerini karşılamak için farklı doğal kaynaklar ve alanları kullanmaktadırlar. Rekreasyonel alanların ziyaretçi istekleri ile bölgenin doğal özelliklerine uygun planlanması sürdürülebilirlik ve rekreasyon kalitesi açısından oldukça önemlidir. Erzincan İli, Çağlayan Beldesi’nde bulunan Girlevik Şelalesi’de, ülkemizin manzara ve doğal peyzaj güzelliği bakımından önemli rekreasyonel alanlarından birisidir. Bu çalışmada, Erzincan Girlevik Şelalesi ve yakın çevresine gelen ziyaretçilerin mevcut rekreasyonel etkinliklerin yeterlilik düzeyleri, rekreasyonel eğilimleri ve talepleri ile alanın ziyaretçi yoğunluğuna dair görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2017-2018 yıllarında Kasım-Haziran ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında alana gelen ziyaretçilerle 385 adet yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Anket formu konu ile ilgili literatürler değerlendirilerek hazırlanmıştır. Anket çalışmasında toplanan veriler SPSS 21.0 istatistik paket programında değerlendirilmiş ve frekans tabloları çıkarılmıştır. Toplanan sonuçlar analiz edilerek alana gelen ziyaretçilerin rekreasyonel istekleri belirlenmiş, buna bağlı olarak alan planlaması ile ilgili öneriler sunulmuştur.Öğe Comparison of antioxidant and antimicrobial activities of plant extracts Centaury (Hypericum montbretii and Hypericum bupleuroides) and Blackthorn (Paliurus spina-christi Mill) in Artvin, Giresun region of Turkey(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Ceylan, Şule; Harşıt, Burhan; Saral, Özlem; Özcan, Mehmet; Demir, İsmailAntioxidant activity 13 different samples of medicinal and aromatic plants of Centaury (Hypericum montbretii), Centaury (Hypericum bupleuroides), Blackthorn (Paliurus spina-christi Mill), including leaf, flower and stem, was investigated using DPPH, FRAP and CUPRAC methods. Total flavonoid, total phenolic amount and the antibacterial features of extracts from these herbs were also determined. According to the obtained of antioxidant datas, except for the result of total polyphenol assay, the dried leaves of Centuary (Hypericum montbretii) had the best antioxidant property that was realized in all results. Accordingly test of total polyphenol, the content of yellow flower of Centuary (Hypericum montbretii) herb was measured as of 22.48±0.66 mg GAE /g dry herb sample and so this herb had the highest total phenolic content. Antimicrobial activity tests were carried out using disc diffusion methods with 12 microbial species and the most of them displayed good-moderate antimicrobial and antifungal activity.Öğe Ricotia carnosula’nın saksı bitkisi olarak kullanımında bitki yoğunluğunun peyzaj performansına etkisi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Kösa, SemraPeyzaj mimarlığında özellikle ön bahçelerde ve dar alanlarda farklı görsel etkiler yaratmak amacıyla saksılı bitkilerle bitkisel tasarımlar yapılabilmektedir. Saksılı bitki kullanımlarında mevsimlik çiçeklerin kullanımı çoğu zaman, kullanıcılara bakım açısından kolaylık sağlarken aynı zamanda farklı mevsimlerde tür çeşitliliği yaratmada pratik çözümler sunmaktadır. Bu çalışma, Ricotia carnosula türünün saksılı kullanımındaki peyzaj performansına bitki yoğunluğunun etkisini belirlemek amacıyla 2018 yılında Antalya merkezde, açık alanda, Mart-Mayıs ayları (8 hafta) arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, sadece toprak ortamının doldurulduğu çapı 20 cm olan 1.5 litrelik plastik saksılardaki 3 farklı bitki yoğunluğunun (saksı başına 1, 3, 5 bitki) peyzaj performansına olan etkisi, her hafta yapılan bitki büyüme özelliklerinin ölçülmesi ve görsel kalitenin puanlanması ile belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, görsel kalitenin ve bitki büyüme özelliklerinin farklı bitki yoğunluklarına göre farklılıklar gösterdiği belirlenmiş ve en iyi peyzaj performansının 3 bitkili saksılarda olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, R. carnosula türünün saksılı kullanımında yaklaşık 8 hafta boyunca çiçeklenme göstererek etkinliğini sürdürebildiğini ve bitkisel tasarımda saksılı bitki olarak kullanımının mümkün olabildiğini ortaya koymuştur.Öğe Kavak odun atıklarından elde edilen peletlerin bazı yakıt özelliklerinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Zengi̇n, Yasemin; Çelik, Ayşegül E.; Dok, Mahmut; Çolak, SemraGünümüzde iklim değişikliği küresel ölçekte ciddi bir tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır. Fosil yakıtların kullanımı sera gazı salınımlarını arttırmakta, bu da küresel ısınmaya neden olmaktadır. Her geçen gün enerjiye olan talebin artmasına karşın; fosil yakıt rezervlerinin hızla tükenmesi, fosil yakıtlar bakımından dışarıya bağımlı olmamız ve döviz kurlarındaki ani değişiklikler, fosil yakıtların çevresel olarak ciddi hasarlara sebep olması yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ihtiyacı daha da önemli kılmaktadır. Orman atıkları, zirai atıklar ve bunun yanı sıra ülkemiz şartlarında kolaylıkla yetiştirilebilen ve hızlı büyüyen türlerden olan kavak odun artıklarının biyoyakıt olarak kullanılması büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada; Bayburt yöresinden temin edilen karakavak (Populus nigra) atıkları KTÜ Orman Endüstri Mühendisliği pilot tesislerinde yongalanarak uygun boyuta getirildikten sonra, Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (KTAEM) biyokütle ünitesinde pelet üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen peletlerin; ısıl değer, kül içeriği, nem oranının belirlenmesi, baca gazı emisyonlarının ölçülmesi ve elementel analizleri KTAEM. laboratuvarlarında yapılmıştır. Kavak odun atıklarından elde edilen peletlerinin ısıl değeri ve kül yüzdesi sırasıyla 18.91 MJ/kg (4515 cal/g) ve %2.59 dur. N, C, H, O miktarları sırasıyla %0.52, %47.44, %5.92 ve %46.11 olarak bulunmuştur. Baca gazı emisyon değerleri; O2, CO2, CO, NO, NOx, SO2 sırasıyla %15.70, %5.06, 1279 ppm, 64 ppm, 66.67 ppm ve 23 ppm olarak tespit edilmiştir. Kavak odun atıklarından yapılan odun peleti; EN 14961-2’ye göre; nem içeriği, kül içeriği, ısıl değer, S (%) ve N (%) parametreleri bakımından EN-B kategorisinde yer almaktadır.Öğe Aktif yeşil alan olanaklarının verimlilik açısından değerlendirilmesi: Çanakkale örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Alkan, YavuzBu çalışma ile son yıllarda hızla değişen ve gelişen Çanakkale kentsel alanındaki mevcut aktif yeşil alanlardan mahalle parkı, çocuk oyun alanı ve spor alanı türlerinin verimlilikleri araştırılmıştır. Bunun için merkez mahalleler kapsamında nüfus grupları ve sayıları ile her mahalle için belirlenen mahalle parkı, çocuk oyun alanı ve spor alanı kullanım alanları büyüklük ve kullanıcıya uzaklık gibi niceliklerle ilişkilendirilmiştir. Bu kapsamda merkez mahallelerin yeşil alan endeks değerlerinin 16.46 ile 100; verimlilik yeşil alan değerlerinin ise 45.32 ile 65.62 arasında dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Yeşil alan endeks değeri 100 olan Namık Kemal Mahallesi’nin verimlilik yeşil alan değeri 51.25’a gerilemiştir. Bunun gibi Barbaros (56.41) ve Esenler Mahallesi’nin (65.62) verimlilik yeşil alan endeks değerleri de gerilemiştir. Bunun tersine, yeşil alan endeks değerleri 44.51, 18.07, 43.18, 16.46 olan aynı sırayla Cevatpaşa, Kemalpaşa, İsmetpaşa ve Fevzipaşa Mahallelerinin verimlilik yeşil alan değerlerinin ise, 54.22, 45.55 ve 52.20, 45.32 olarak arttıkları görülmüştür. Bu durum, bu mahallelerdeki nüfusun, rekreasyonel gereksinimlerini diğer mahallelerdeki yeşil alan olanaklarıyla karşıladıklarını göstermektedir. Dolayısıyla, dengeli dağılıma sahip olmayan yeşil alanların kent genelinde yararlanma yüzdeleri, yeşil alan verimlilik değeri azalan yönde ise fazla, artan yönde ise az olmaktadır. Buradan bir kentteki bölgesel yeşil alanların sayı, alan ve olanaklar çerçevesinde fazla olmalarının verimlilikle ilişkilendirilemeyeceği sonucu çıkmaktadır. Sonuç olarak kent dokusunda önemli bir yere sahip olan aktif yeşil alan türlerinin planlanmasında nüfus grupları ve gereksinimlerine bağlı kalınması öncelikli olmalıdırÖğe Some important parameters to display the effects of climate change on forest: a case study in Cerle planning unit, Antalya, Turkey(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Fosso, Lionel Constantin; Karahalil, UzayClimate change is one of the most detrimental issues of the earth in this century. It is evident that a change in climate parameters would affect considerably the entire global ecosystem’s environment. On the other hand, different forest related parameters such as natural disaster occurrence or land cover change of forest ecosystems could also help to understand the effects of climate change besides climate parameters such as temperature, precipitation or relative humidity. Therefore, in this study, selected parameters describing climate change were tried to display in a Mediterranean forest planning unit called “Cerle” located in Antalya. Firstly, trend analysis was carried out using climate parameters in the selected study area to detect the amount of climate change. Then, different natural disaster occurrences such as forest fire, windstorm, insects and pest attack evolution were displayed over a period of 30 to 50 years. Spatiotemporal changes for the same period were also tried to be demonstrated, based on historical and actual maps to identify the impact of climate change on the structure and composition of forest ecosystems. In brief, Mann-Kendall test results showed significant increasing trends in annual mean temperature and precipitation. Moreover, the natural development of crimean pine as a result of land use change analysis, as well as the increasing frequency of wildfires and windstorm leading to salvage cutting have been interpreted as the impact of climate change. It is concluded that changes in selected climate parameters are very important to display the climate change digitally. The outputs of this study could help in future forest management planning decisions and determination of silvicultural prescriptions. Furthermore, the obtained results might be the basis for the integration of climate change to forest management planning related to future climate projections and scenarios.Öğe Kafkas Ihlamuru (Tilia rubra DC. subsp. caucasica) tohumlarinda farklı ekim ortamlarının ve tohum toplama zamanının çimlenme üzerine etkisi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Özyurt, Güllizar; Yücesan, ZaferÇalışma kapsamında Kafkas ıhlamuru (Tilia rubra DC. subsp. caucasica ) türünün Karadeniz Teknik Üniversitesi kampüsü içerisinde yer alan üç farklı ağaçtan toplanan tohumları kullanılmıştır. Tohumlar iki farklı tarihte (15 Ağustos 2017 ve 5 Eylül 2017) toplanıp herhangi bir ön işleme tabi tutulmaksızın aynı gün içerisinde ekilmiştir. Ekim ortamı olarak dere kumu ve orman toprağı karışımı (1:2) kullanılmıştır. Sera ve açık alanda oluşturulan ekim yastıklarında ekimler gerçekleştirilmiştir. Açık alanda yapılan ekimlerde gölgeleme yapılan ve yapılmayan deneme parselleri oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında en iyi çimlenme yüzdesi % 59.0 ile 5 Eylül döneminde toplanan tohumlardan açık alanda gölgeleme yapılan ekim yastıklarında elde edilmiştir. En yüksek çimlenme hızı ise Ağustos döneminde, 1 ve 2 no’lu ağaçtan toplanan tohumlarda, açık alanda gölgeleme yapılmayan ekim ortamında 36 gün olarak elde edilmiştir.Öğe Kuzey Kıbrıs Lefke bölgesi yerel hurma (Phoenix dactylifera L.) genotiplerinin belirlenmesi ve pomolojik özellikleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Yılmaz, NihatAraştırma, Kuzey Kıbrıs’ta yeşilin ve mavinin kesişme noktasında yer alan Lefke bölgesi ve çevresinde (Yedidalga, Çamlıköy, Cengizköy, Yeşilyurt, Doğancı, Gemikonağı Gaziveren) doğal olarak yetişen hurma genotiplerinin bir envanterinin çıkarılması ve ümit verici genotiplerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Kuzey Kıbrıs’ta uzun yıllar boyunca yetiştiriciliği yapılan hurma ağaçlarının bölge ekonomisine olan katkısının artırılması ve ekonomiye kazandırılması amacıyla araştırma materyallerini oluşturan hurma ağaçlarının taraması yapılmış ve dioik bitki olması nedeniyle meyve veren dişilerle ve erkek ağaçlarının sayısı belirlenmiştir. Yetiştiriciliği yapılan bu yerel kaynakların meyve veren ağaçlarda yapılan pomolojik analizler neticesinde ümit verici genotipler belirlenmiş ve bu belirlenen genotiplerin meyvelerine ait meyve ağırlığı (g), meyve boyu (mm), meyve eni (mm) ve tohum ağırlığı (g) gibi bazı pomolojik özellikleri belirlenmiştir. Çalışmalar neticesinde bölgesel anlamda toplam hurma varlığı 1512 olarak tespit edilmiştir. Bu belirlenen sayı içerisinde dişi hurma sayısı 1176 adet ve geriye kalan 336 adedi ise erkek hurmalardan oluşmaktadır. Pomolojik analizlerde genotipler arasında ortalama meyve ağırlıkları 8.91 g ile 15.29 g arasında değişmiştir. Bu bilgiler ışığında kayıt altına alınan bu genotiplerinin adada yapılan ilk olma niteliği ile ileride yapılacak bilimsel çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.Öğe Kütahya-Simav yöresi Anadolu Karaçamı doğal gençleştirme sahasında bazı değerlendirmeler(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Ertuğrul, Gülnur Saba; Bilir, NebiYaklaşık 4.3 milyon hektar doğal yayılışı ile Türkiye’nin önemli ekonomik değere sahip orman ağacı türlerinden olan Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) ormanlarının %35’i bozuk orman vasfında olup, doğal gençleştirmeyi de içeren silvikültürel müdahalelerle verimli hale dönüştürülmeye konudur. Bu çalışmada, türün Kütahya-Simav’dan örneklenen, 2000-2002 yıllarında tohumlama kesimi uygulanmış üç doğal gençleştirme sahası gençliklerinde boy, dip çap, yaş ve son yılın boy gelişimi ölçülerek, türde uygulamaya dönük olarak gerçekleştirilen doğal gençleştirme ve silvikültürel müdahalelerin fidan gelişimi üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Elde edilen veriler ışığında, örnek alanlarda ortalama boy, kök boğazı çapı, yaş ve son yılın boy gelişimi ile yıllık boy artımı değerleri sırasıyla 253 cm, 7.8 cm, 11 yıl ve 22.4 cm bulunmuştur. Varyans analizi sonucunda, örnek alanlar arasında boy bakımından fark bulunamazken diğer özellikler istatistiksel bakımdan anlamlı (p?0.05) farklılıklar göstermiştir. Korelasyon analizi sonucunda çalışmaya konu özellikler arasında istatistiksel bakımdan anlamlı (p?0.05) pozitif ilişkiler belirlenmiştir. Örnek alan içinde ve örnek alanlar arasında yaş farklılıklarının geniş bir aralıkta olması, türde birden fazla bol tohum yılından ve öncü gençliklerden de yararlanılabileceğini ortaya koymuştur.Öğe İşlevini yitirmiş endüstriyel peyzajların yeniden işlevlendirilmesi: Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Tırnakçı, AslıhanSon yıllarda, kent içerisinde ömrünü yitirmiş endüstriyel peyzaj alanları kentsel dönüşüm projeleri kapsamında çeşitli ölçeklerde rekreasyon, ekolojik ve ekonomik amaçları kapsayan sürdürülebilir plan kararlarıyla yeniden işlevlendirilmektedir. Yeniden işlevlendirme, kent içi çöküntü alanların korunması ve kültürel sürekliliğinin sağlanmasındaki temel taşı oluşturmaktadır. Doğru yeniden işlevlendirme çalışmaları ile endüstriyel peyzaj alanları gelecek nesillere aktarılabilir. Bu çalışmada, Cumhuriyet Dönemi’nin öncü sanayi kuruluşlarından biri olan Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası’nın, yeniden işlevlendirme kapsamında dönüştürüldüğü Abdullah Gül Üniversitesi Sümer Kampüsü, sanayi sonrası peyzajların yeniden işlevlendirilmesinde kullanılan tasarım ilkeleri ve stratejileri çerçevesinde yapılan gözlemler sonucu analiz edilmiş, bir öneri çizelgesi oluşturulmuştur.Öğe Examining the urban ıdentity of Akçaabat(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Saka Akın, EmineThis study aimed to determine the elements of urban identity and the effects of urban changes on these elements in the case of Akçaabat City, Turkey. Literature and field studies were conducted. In the field study, the urban identity of the city was examined by the structural analysis and the survey. It has been determined that the city has historically important urban gathering spaces and traditional residential areas lost its ability to reflect the function and city identity over time and new areas reflecting the city identity have been formed. The factors that caused the change of the characteristics of these areas have been identified as natural or man-made interventions since the 1980s. The survey performed indicated the fact that the new generation could not determine the identity elements of the city very well. The results revealed that the city underwent structural, natural and socio-cultural changes. In this study, by obtaining the data which will form substructure for the urban scale planning, including the users in Akçaabat, solution offers have been developed to increase the urban life quality and to transfer the identity to the future with sustainable sense.Öğe An ecologically based recreation tourism greenway planning: Erzincan Eksisu Reeds – Altintepe and Saztepe Tumuluses route(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Kurdoğlu, Banu Çiçek; Şat Özel, AliToday’s uncontrolled increase in population, irregular urbanization, and technological development screate disconnections in the landscape system. These fragmentations can only be avoided by establishing links. Corridors connect parts of landscape, prevent the landscape parts’ destruction, and create spaces for the continuity of life. Corridor systems are planned not only for ecological but also cultural, historic and recreational usage. In this study, Eksisu Reeds which is located in Üzümlü, Erzincan, and it’s around corridor which covering the historic tumuluses, recreation tourism greenway feasibility which based on ecological basis was investigated. Which included in this context a limit has been established. Within this limit, maps were formed in GIS and current situation analysis was conducted. Then, a survey was conducted with 200 people in the city and as a result of survey, landuse decisions suggested this corridor within the working limits can be planned as an ecologically based recreation tourism greenway. Results showed that, 19.7% of people who live in the city would like to increase picnic areas, 17% would like to have navigation points and 16.8% would like to transform spas into resorts. 18.9% of students would like to increase the number of picnic areas, 16.2% would like to see recreative activities in the pond and 15.5% would like to have navigation points. 51.6% of people who live in the city and 8.4% of students have visited Altıntepe. The greenway planning necessity which examined in this research is supported by the obtained dataÖğe Variation in chemical compounds of walnut (Juglans regia L.) leaves with tree age(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Turfan, Nezehat; Savacı, Gamze; Sarıyıldız, TemelIn this present study, we investigated the chemical compounds in the fresh leaves of ancient walnut trees (Juglans regia L.) aged 25, 75, 100, and over 400 year. Under similar environmental conditions, the fresh leaves of walnut trees were collected and analysed for chlorophyll molecules as chlorophyll a, chlorophyll b and carotenoids, enzymatic compounds (ascorbate peroxidase (APX), catalase (CAT) and superoxide dismutase (SOD) activities) and non-enzymatic compounds (proline, total soluble protein, total phenolic compounds), flavonoid and reducing sugars (glucose, sucrose, total soluble sugar). In addition, the oxidative stress level was determined by measuring lipid peroxidation (MDAmalondialdehyde) and hydrogen peroxide (H2O2). Significant differences in the chemical composition of the fresh leaves were found between the 4 different tree age classes. In general, the results showed that mean chlorophyll pigments were increased with increasing the age. There was also a general trend that mean glucose and starch concentrations increased with the age, while mean sucrose concentration decreased, but no changes were noted for mean total soluble carbohydrate. On the other hand, mean SOD concentration decreased with increasing the age. Other chemical compounds (mean proline, total soluble protein, malondialdehyde, hydrogen peroxide, APX and CAT), however, did not show clear trends with the age. As a result, these pioneer study have provided valuable insight into the variation in the chemical constituents of walnut tree leaves in relation to the age, and it can be used to better understanding, managing and fighting against pathogens of walnut ecosystems in future studies.












