Cilt 3 Sayı 2 2019

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Öğe
    Vahyin ilkesel devamlılığı ya da kitap içi neshin imkânsızlığına dair
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Okumuş, Namık Kemal
    Bilindiği gibi nesh konusu, Kur’an algımızı şekillendiren teknik bir örneklem sayılabilir. Bu yüzdendir ki sağlıklı bir vahiy tutumunun edimi adına Müslüman geleneğin nesh konusunda ne dediği hayli önemli bir noktada durmaktadır. Zira nesh denilince öteden beri Kur’an ve muhtemel çelişki olasılığının geleneksel tarafları üzerinde düşünmek durumundayız. Oysaki nesh olgusuna farklı bir yaklaşım sergilemekle bu bakış açısının hiç de doğru olmadığı kanaatine varmak işten bile değildir. Esasında bu konudaki yaklaşımların temelinde rivayetlerin dinleşme sürecinin tezahürleri yatmaktadır denilebilir. Aynı şekilde, Kur’an ölçeğinde eski şeriatların bazı hükümlerinin nesh yani iptal edilmiş olduğunun ifade edilmiş olması, vahiy anlamında birbirini destekleyip besleyen inzâl hâlinin doğal bir sürecine işaret eder. Bu yüzdendir ki olası bir nesh durumunda, her peygamber, kendisinden önceki bazı uygulamaların kaldırıldığına şahitlik edebilir. Fakat geleneksel algının yanında durduğu şekliyle, Kur’an ayetleri içerisinde bazı iptallerin olduğunu savunmak, öncelikli olarak te’vil, tefsir ve de rivayetlerin değinileriyle inşâ edilmiş olan kadîm bir yaklaşımdan bahsetmekteyiz. Doğal olarak, her tutum sahibi kişiler de bununla ilgili olarak kendi delillerini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada adı geçen tutumların değerlendirilmesinin yanı sıra, şeriatlar arasındaki neshin imkânını kabul etmek suretiyle, Kur’an ayetleri içerisinde herhangi bir neshin olamayacağı kabulünden hareket edilmiştir. Neticede ise nesh olarak görülebilecek olan bütün bildirimlerin aynı konunun farklı basamaklarına işaret ettiği kanaatine ulaşılmıştır
  • Öğe
    Şerhu Mevâkıfi’n-Nifferî Bağlamında Afifüddîn Tilimsânî’nin “Edep” Anlayışı
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Görgün, Tuğba
    Afîfüddîn Tilimsânî (ö. 690/1291) Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin (ö. 638/1240) düşüncesini tâkip eden Ekberî ekolün önemli isimlerinden biridir. Tam adı Ebü’r-Rebî’ Afifüddîn Süleymân b. Şemseddîn Ali b. Abdillâh Kûmî Tilimsânî’dir. Afifüddîn Tilimsânî olarak bilinir. Cezayir’in Tilimsân şehrinde 610/1213 tarihinde doğmuştur. Tilimsânî’nin tasavvufî görüşlerinin genel anlamda ele alındığı eserinin Şerhu Mevâkıfi’n-Nifferî olduğu gözlemlenmiştir. Genel olarak da Tilimsânî’nin eserlerinde elMevâkıf adlı eserin müellifi olan Abdülcebbâr Nifferî’nin (ö. 354/965) tahkîk tavrını benimsediği görülmektedir. Bundan dolayı müellifimiz tasavvufî konularda kendisi gibi Ekberî geleneğin temsilcilerinden farklı bir usûl ile problemleri incelemiştir. Tilimsânî’nin eserlerinde takip ettiği bu usûl, farklı boyutları olmakla beraber üç basamaklı olup ilim, mârifet ve mârifetin ötesi olan vakfeden oluşur. Bu çalışma, Tilimsânî’nin kendine özgü olarak oluşturduğu söz konusu üçlü tasniften yararlanarak, tasavvufun doğuş döneminden itibaren üzerinde önemle durulan edep kavramının manevî seyirdeki yerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışma Tilimsânî’nin belirli bir anlam çerçevesinde sıklıkla kullanılan bazı kavramları söz konusu bu anlam çerçevelerinin ötesinde ve kendine özgü bir sistem dâhilinde açıklamasını göstermesi bakımından önemlidir.
  • Öğe
    İslam’da dini düşüncenin teşekkülü üzerine klasik literatür okumaları 2 – 5 Eylül 2019- Konya (KDO yaz programı)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Nalbant, Sümeyra
    Bu yazı, Klasik Düşünce Okulu'nun Konya'da düzenlemiş olduğu II. Yaz programını tanıtmak amacıyla kaleme alınmıştır.
  • Öğe
    Dört Halifeyi farklı okumak-1: Hz. Ebu Bekir
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Aydın, Muhammet
    İslam Tarihi alanındaki eserleriyle bilinen Mehmet Azimli’nin önemli bir eserinin tanıtımını arzu ettik. Azimli’nin önceki eserlerinde olduğu gibi İslam Tarihi geleneğinde bazı ezberlerin tartışıldığı ve sorgulandığı yöntemi/metodu bu eserinde de devam etmektedir. İlk planda bu eserin sadece tarih alanını ilgilendirdiği düşünülse de daha geniş perspektiften bakıldığında başta Kelam, Mezhepler Tarihi ve Dinler Tarihi olmak üzere diğer disiplinleri de ilgilendirdiği görülmektedir. Zira Hz. Ebu Bekir’in, Hz. Peygamber sonrası ilk halife olduğu hatırlandığında onun halifeliğe seçilmesinde Sakife gölgeliğinde yaşanan gelişmeler, Sünnilerle Şiiler nezdinde günümüzde popülerliğini korumaktadır. Dolayısıyla halifelikle ilgili tartışmalarda Hz. Ebu Bekir’in dönemi disiplinler açısından önemini korumaktadır. Söz konusu döneme ilişkin yeni çalışmaların insan-siyaset-yönetim, İslam-siyaset, İslam-toplum gibi meselelerde farklı pencereler açacağını beklemek mümkündür.