Cilt 3 Sayı 1 2017

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Öğe
    Arama kurtarma örgütleri ve ulusal medikal kurtarma ekipleri (UMKE)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Günaydın, Mücahit; Tatlı, Özgür; Ersöz Genç, Esra
    Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, insanın normal yaşantısını ve eylemlerini durduran veya kesintiye uğratan olaya verilen genel bir isimdir. Afetlerin doğurduğu sonuçlara bakıldığında çok fazla can ve mal kaybına neden oldukları görülür. Kayıpların bir kısmı doğrudan hemen afet ile birlikte ortaya çıkarken bir kısmı ise belirli bir süre sonra ortaya çıkabilir. Afet esnasında ve sonrasında hızlı müdahale, insan hayatını kurtarmada son derece önemlidir. Dünya’da afet ve acil durumlara müdahale etmek amacıyla pek çok arama kurtarma örgütü kurulmuştur. Türkiye’deki arama kurtarma örgütlerinden biri olan Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE), çok sayıda can kaybının yaşandığı 1999 depremi sonrasında, afete maruz kalmış kişilere doğru ve çabuk müdahale ederek, ölü ve yaralı sayısını kabul edilebilir rakamlara indirgemek amacıyla 2004 yılında kurulmuştur. UMKE ulusal ve uluslararası her tür afet ve olağandışı durumlarda afetzedelere medikal kurtarma yapmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan yönergeye göre çalışan gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan ekiplerdir.
  • Öğe
    Yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel iklim değişikliği üzerine etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Güner, Esra Deniz; Turan, Emine Su
    Sanayileşme sürecinin bir sonucu olarak 1870’li yıllardan bu yana, fosil yakıtların kullanımındaki artışla birlikte insanlık, küresel iklim değişikliği sorunuyla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu sorun gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak dünya ülkelerinin hemen hepsini ciddi oranda etkilemektedir. Yenilenebilir enerji veya alternatif enerji kaynakları son yıllarda savunulmakta olup, doğayı koruma üzerine en fazla uzlaşı sağlamış önerme olarak öne çıkmaktadır. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve sınırlı doğal kaynaklardaki azalmasıyla birlikte doğaya ve doğal kaynaklara zarar vermeyen enerji ve üretim biçimleri, bilhassa Kyoto Protokolünün imzalanmasını izleyen süreçte, devletlerin öncelikli taleplerinden biri haline gelmiştir. Bu çalışmada, küresel iklim değişikliği sorunu ve bu sorunun yönetimi için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının yaygınlaştırılmasının önemi ortaya konulmaktadır.
  • Öğe
    Türkiye’de çevresel etki değerlendirme mevzuatındaki değişimler
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Turan, Emine Su; Esra Deniz, Güner
    Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çalışmaları günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gerek yasal, gerekse uygulama olarak yerini almışken, ülkemizde ise1983 yılında yürürlüğe giren Çevre Kanunu’nun 10. maddesi ile yasal statüye kavuşmuştur. Çevre Bakanlığı’nın teşkilatlanmasından sonra 07 Şubat 1993 tarihinde yönetmelik olarak uygulamaya geçirilmiştir. ÇED’in ülkemizde yeni olması sebebiyle uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi, etkin ve verimli uygulamanın sağlanması amacıyla yönetmelik 23 Haziran 1997 tarihinde revize edilmiştir. Daha sonra, Avrupa Birliği (AB) Mevzuatı ile uyum çalışmaları kapsamında ve AB ÇED Direktifi doğrultusunda, ÇED yönetmeliği 2002 ve 2003 yıllarında yeniden revize edilerek 16 Aralık 2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2003 yılında yayımlanan yönetmeliğin ardından 2008 ve 2013 yıllarında revize edilmiş ve son olarak 2014 yılında revize edilen hali ile bugün yürürlükteki son şeklini almıştır. Bu çalışmada, 1993 yılından itibaren geçen 23 yıllık sürede toplamda 7 kez tamamen değişikliğe gidilmiş olan ÇED yönetmeliğindeki değişiklikler ele alınmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin değişen ve gelişen koşullarının etkisiyle ÇED raporu hazırlama sürecinde günümüze kadar meydana gelen değişimler de ayrıntılı şekilde incelenmiştir.
  • Öğe
    Doğu Karadeniz Bölgesindeki bazı doğal kaynak sularının elemental analizi ve haritalandırılması ile çevre ve insan sağlığına etkilerinin araştırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Kobya, Yaşar; Yeşilkanat, Cafer Mert
    Bu çalışmada, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki 7 ildeki (Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Gümüşhane ve Bayburt) doğal kaynak sularının elemental analizinin yapılması ve bu analiz yardımıyla, jeoistatistik analiz kullanılarak bölgenin tamamının elemental olarak dağılımının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki 40 adet doğal kaynak suyu örneğinde ICP-OES cihazı yardımı ile elemental analiz (Na, Al, P, Cl, K, Ca, V, Mn, Fe, Ni, Cu, Zn) yapılmıştır. Her bir element için Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki ortalama kimyasal analiz değerleri sırasıyla; 10270, 215, 122, 4749, 1093, 15960, 59, 5, 89, 18, 10 ve 90 µg/L olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçların genel olarak Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın izin verilebilir değerleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca dünya üzerinde farklı noktalarda gerçekleştirilen benzer çalışmalarla da yapılan karşılaştırma neticesinde genel bir uyum gözlenmiştir. Jeoistatistik analiz kullanılarak her bir elementin çalışma alanındaki dağılımı belirlenmiş ve haritalandırılmıştır. Bu dağılım haritaları vasıtasıyla, numune alınmamış yerlerdeki suların da kimyasal dağılımları hakkında tahmini bir sonuç elde edilebilmiştir. Son olarak, bu çalışmada analiz edilen elementlerin insan sağlığı için olası etkileri ve hangi bölgelerin element fazlalığı dolayısıyla risk altında olduğu tartışılmıştır.
  • Öğe
    Taşkın tespitinin farklı yöntemlerle değerlendirilmesi: Ayamama Deresi örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Özcan, Orkan
    Gelişmekte olan birçok ülkede hızlı kentleşme, afet riskleri ve etkilenebilirlikler büyük sorun teşkil etmektedir. Kontrolsüz gelişmeler, yoğun yerleşim yerleri ve yetersiz altyapı ile ilgili mevcut riskleri ortaya çıkarmaktadır. Tehlikeli alanların haritalanmasındaki gelişmeler, toplum etkilenebilirliklerinin değerlendirilmesi ve yıkıcı güçlere karşı dayanıklı tasarımların yapılması, kayıpların azaltılması için yeni fırsatlar yaratmıştır. Bu çalışmanın amacı, taşkın analizinde en çok kullanılan; i) Çok Kriterli Karar Verme, ii) Hidrolik Modelleme, iii) Bilgi Difüzyon Teorisi ve iv) Eğri Numarası (SCS-CN) yöntemlerinin değerlendirmesi ve karşılaştırmasıdır. Elde edilen sonuçlar ışığında; oluşturulan etkilenebilirlik haritasına göre toplamda 1995 binanın etkilenebilir alanlar içerisinde bulunduğu ve bunların 420’sinin çok yüksek etkilenebilir alanlarda olduğu belirlenmiştir. Ayamama Deresi için yapılan modelleme sonucuna göre 185 m3 /s’lik kararlı akımın yaklaşık olarak 73 ha’lık bir alanı etkileyeceği sonucuna varılmış ve etkilenecek alanlar CBS ortamında belirlenmiştir. Yapılan obje-tabanlı en yakın komşuluk sınıflandırma sonucu temel alındığında olası taşkında etkilenebilir alanda; toplamda 1859 binanın etkileneceği belirlenmiştir. Havzaya ait eğri numaraları SCS-CN yöntemi ile belirlenerek Bilgi Difüzyon yönteminde kullanılmıştır. Bilgi Difüzyonu analiz sonuçlarına göre; Ayamama Deresi 180 m3 /s’lik akıma ulaştığında taşkın olma olasılığının yaklaşık olarak % 97.2 olacağı ve taşkın sularının yaklaşık 50 ha gibi bir alanda etkili olacağı belirlenmiştir.
  • Öğe
    Ortofotolar ile nesne tabanlı görüntü sınıflandırma uygulaması: Van-Erciş Depremi örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Sabuncu, Aslı; Sunar, Filiz
    Depremler, çok fazla sayıda can kayıplarına, alt yapı zararlarına, ciddi maddi kayıplara neden olan en yıkıcı doğal afetlerdir. Deprem nedeni ile yıkılmış binaların deprem sonrası tespiti önemli bir aşamadır çünkü bu tip binalar şehirler için risk oluşturmaktadır. Son yıllarda dijital fotogrametri ve uzaktan algılama teknolojileri ile uydu algılayıcıları/kamera sistemlerindeki önemli gelişmeler yeni ve farklı araştırma konu ve uygulamalarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. 1950'li yıllardan bu yana gelişim gösteren dijital kamera teknolojisi beraberinde yüksek mekansal çözünürlük ve konumsal doğruluğa sahip ortofotoların üretimi de olanaklı hale gelmiştir. Bu ortofotolar detay çıkartımında ve tematik sınıflandırmada başarı ile kullanılmaktadır. Yüksek mekansal çözünürlüğe bağlı olarak tematik sınıflandırmada geleneksel piksel tabanlı sınıflandırma yaklaşımı yerine nesne tabanlı yaklaşım önem kazanmış ve yaygınlaşmıştır. Bu çalışma için Türkiye’nin doğusunda yer alan Van ili-Erciş ilçesi seçilmiştir. Bölgede, 23 Ekim 2011 tarihinde yerel saat ile 13:41:20’de (UTC 10:41:20) moment büyüklüğü (Mw) 7.2 olan bir deprem meydana gelmiştir. Çalışmada veri olarak depremden bir gün sonra Harita Genel Komutanlığı tarafından hasar tespiti yapmak amacıyla alınan hava fotoğraflarından üretilen ortofotolar kullanılmıştır. Deprem sonrası görüntüde ilk olarak 2 farklı dokuda alan seçilmiştir. Hem homojen hem de heterojen alanların sınıflandırılmasında ilk adım olarak en uygun parametreler seçilerek segmentasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Segmentasyon aşamasında çoklu çözünürlük algoritmasından faydalanılmıştır. Yapılan farklı denemeler sonucunda en uygun şekil faktörü ve renk değerleri göz önüne alınmıştır. Bir sonraki aşamada, nesne tabanlı sınıflandırmada kullanılan ve ‘kontrollü’ ve ‘kontrolsüz’ olarak adlandırılan iki farklı sınıflandırma yaklaşımı uygulanmış ve bu yöntemlerin sınıflandırma doğrulukları karşılaştırılmıştır.