Cilt 1 Sayı 1-2 2015

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 7 / 7
  • Öğe
    Tahrip edilmiş eğimli arazilerde teraslama ve ağaçlandırma çalışmalarının toprak özelliklerini iyileştirmedeki rolü
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Özalp, Mehmet; Dehşet, Ferit; Turgut, Bülent; Yıldırımer, Saim; İnanlı, Eren
    Devlet Su İşleri tarafından uygulanan Çoruh Barajlar Projesi kapsamında planlanan toplam 15 büyük barajdan biri olan Deriner Barajının inşası ve yapılan yol çalışmaları sonucunda Çoruh Nehri Havzası’nda ciddi arazi tahribatları oluşmaktadır. Bu çalışmada, yol çalışmaları sonucunda tahrip olan alanlardaki erozyon kontrol ve ağaçlandırma uygulamalarında teraslama ve fidan dikimi çalışmalarının toprak özelliklerini iyileştirmede etkili olup olmadığı incelenmiştir. Bu amaçla, teraslama yapılarak yalancı akasya ve sarıçam fidanları ile ağaçlandırılmış iki erozyon kontrol alanı ile müdahale görmemiş ormanlık alandan (kontrol) alınan toplam 45 toprak örneği üzerinde tekstür, pH, organik madde, toplam azot, toplam kireç ve elektrik iletkenliği analizleri yapılmıştır. Yapılan istatistikî değerlendirmeler sonucunda ağaçlandırma yapılan alanlardaki toprak özelliklerinde belirli bir seviyede iyileşme gerçekleştiği ama bu iyileşmenin doğal orman örtüsü altındaki toprak özellikleri ile kıyaslandığında yeterli olmadığı belirlenmiştir. Örneğin, doğal orman alanında organik madde %3.71 ve pH 7.69 olarak tespit edilmişken, aynı özellikler, sırası ile akasya parselinde %1.13 ve 7.99, sarıçam sahasında ise %0.86 ve 7.93 olarak bulunmuştur.
  • Öğe
    Fitoremediasyon yöntemi ile topraktaki ağır metallerin giderimi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Aybar, Mustafa; Bilgin, Ayla; Sağlam, Bülent
    Günümüzde insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerin başında çevresel kirlilikler gelmektedir. Hayat standartlarının artması, kentlerdeki hızlı nüfus artışı ve bunun yanında sanayinin gelişmesi ile birlikte oluşan atıklar çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Endüstriyel faaliyetler sonucunda çevreye yayılan kirleticilerin giderilmesi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin çoğunda ileri teknolojiler kullanılır. Bu ise yüksek yatırım ve işletme maliyetlerinin yanında yetişmiş eleman ihtiyacını da zorunlu kılar. Gelişmiş ülkeler bu olumsuz koşulları dikkate alarak son yıllarda diğerlerine nazaran daha çevre dostu bir arıtma sistemi olan fitoremediasyonu (bitkisel ıslah sistemleri) geliştirmişlerdir. Bitkisel ıslah olarak da bilinen fitoremediasyon ortamda bulunan kirleticilerin giderilmesinde veya etkisiz hale getirilmesinde çeşitli bitkilerin kullanılması şeklinde tanımlanmaktadır. Diğer ıslah teknolojileri ile karşılaştırıldığında fitoremediasyon; yerinde arıtım sağlaması, estetik açıdan memnun edici ve düşük maliyetli olması gibi avantajlara sahiptir. Hardal (Brassicajuncea), Kırmızı Yumak (Festucarubra), Karahindiba (Taraxacumofficinale) gibi hiperakümülatör bitkiler ağır metalleri bünyelerinde tutup gaz formuna dönüştürerek doğaya saldıkları bilinmektedir. Bu çalışmada, toprak kirliliğinin giderilmesinde kullanılabilecek fitoremediasyon teknolojisi, bitki türleri ve ülkemiz açısından uygulanabilirliği ortaya konulmaktadır.
  • Öğe
    Ethical issues in disaster management
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Kaptan, Kubilay
    The predictions related to earthquakes have drawn the attention of society as well as media in the developing countries where the ‘common’ people have different perceptions. Most often, popular myths take over scientific facts among the public, and this can lead to rumors about natural hazards. This article will mention rumors related to natural disasters, and particularly the rumors regarding the response of society, media and government when earthquakes happen. This research emphasizes the ethical responsibility needed to be undertaken by scientists to avoid panic instead of the rumors by pseudo-experts. This article summarizes the efforts provided by the scientists to prevent the recent rumors about a sudden water rise in Lake Van, the flash flood occurred in the Samsun Province and the earthquake happened (M 6.7, October 23, 2011) in the Van Province in Turkey.
  • Öğe
    Coğrafi bilgi sistemleri ve ahp yöntemi kullanılarak planlı alanlarda heyelan duyarlılığının değerlendirilmesi: Artvin örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Akıncı, Halil; Özalp Yavuz, Ayşe; Kılıçer, Sebahat Temuçin
    Artvin, Türkiye’de heyelanların en sık yaşandığı illerin başında gelmektedir. İl genelinde afet niteliği taşıyan çok sayıda heyelan meydana gelmiştir. İnsanların can güvenliğini sağlamak, heyelanların yıkıcı etkisini azaltmak için gerekli önlemleri almak ve arazi kullanımına yönelik doğru kararlar verebilmek amacıyla il genelinde heyelana duyarlı alanların belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Analitik Hiyerarşi Process (AHP) yöntemi kullanılarak Artvin (Merkez) Belediyesi’nin imar planı revizyonu için esas aldığı sınır içerisinde kalan alanın heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Heyelan duyarlılık analizinde litoloji, yükseklik, eğim, bakı ve akarsuya yakınlık parametreleri kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmelerde çalışma alanının %15’inin çok yüksek, %25,52’sinin yüksek, %28,95’inin orta, %18,77’sinin düşük ve %11,76’sının ise çok düşük derecede heyelana duyarlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, çalışma alanı içerisinde kalan yerleşim birimlerinin idari sınırları ile mevcut imar planındaki yapı adaları üretilen heyelan duyarlılık haritası ile çakıştırılarak yerleşim birimlerinin ve yapı adalarının heyelan duyarlılıkları belirlenmiştir. Buna göre, Çamlık ve Balcıoğlu mahalleleri ile Seyitler köyü arazilerinin %50’den fazlasının ve yapı adalarının yaklaşık %68’inin çok yüksek veya yüksek derecede heyelana duyarlı alanda kaldığı tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Afet planlamasında deprem riski belirsizliklerinin değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Fahjan, Yasin; Pakdamar, Ferhat; Eryılmaz, Yaşasın; Kara, Fatma İlknur
    Toplumsal yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamak, can ve mal kaybına neden olan afetlere karşı direnci artırmak, toplulukları afete hazırlık konusunda bilinçlendirmek ve tüm bileşenleri hazırlıklı bulundurmakla mümkün olabilir. Afet planlaması olası bir afet sonrasında toplumun olumsuz yönde etkilenmesini azaltmak ve kaynakların doğru kullanım hedeflerini gözeten bir yaklaşımdır. Ülkemizdeki kayıplarda da önemli bir yere sahip depremin risk değerlendirmelerinde deterministik ve olasılıksal yöntemler olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Bu çalışmada deprem risk değerlendirmesine, yer hareketi, yapı envanteri ve yöntem bileşenlerinde mevcut olan belirsizliklerin etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, Marmara bölgesinin önemli fay hatlarına yakın ve Kocaeli Depremi (1999) şiddetinin en fazla hissedildiği yerleşimlerden biri olan Gebze (Kocaeli) ilçesi seçilmiş, deprem senaryolarıyla risk yapısı değerlendirilmiştir. Senaryo depremleri uygulanırken depremin kaynağı, depremin büyüklüğü ve zemin parametrelerinin riske etkisi incelenmiştir. Risk değerlendirmeleri sonuçlarına göre bina hasarı, can kaybı ve barınak ihtiyacı oranları hesaplanmıştır. Ayrıca mahalle bazında beklenen şiddet, hasar seviyeleri zemin etkisinin dikkate alındığı ve alınmadığı durumlar için harita üzerinde ayrı ayrı gösterilmiştir. Bu değerlendirmeler ülkemiz için hazırlanmış sismik tehlike bilgisi, yerel zemin bilgisi ve bina envanterindeki unsurları içeren veriler ile CBS verilerini birleştirebilen ön hasar tespit yazılımı, AFAD-RED kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, deprem risk planlamasında yer hareketi tahmin belirsizliklerinin kayıp tahmini sonuçları üzerindeki önemi gösterilmiştir.
  • Öğe
    Yüksek çözünürlüklü yersel lazer tarama verilerinin filtrelenmesi ve filtrelemelerin heyelan izlemeye etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Zeybek, Mustafa; Şanlıoğlu, İsmail; Genç, Aşır
    Doğal afetlerin izlenmesi ve araştırılması zararlarının önüne geçilmesindeki en önemli çalışmalardan bir tanesidir. Bu çalışmada, Yersel lazer tarama (YLT) tekniklerinin heyelan izleme çalışmalarında kullanımı ve elde edilen verilerin işlenmesi ve sonuçlarının irdelenmesi yapılmıştır. Araştırmalar, Orta Toros Dağlarında meydana gelen bir heyelan bölgesi üzerinde yapılmıştır. Bölge içinde yapılan önceki çalışmalar irdelendiğinde 5 m’ye ulaşan deformasyonlar oluşmuştur. Bu makalede, yersel lazer tarama verileri içerisinde otomatik olarak filtreleme; yeryüzü üzerinde ağaç ve diğer objelerin filtrelenmesi ve sayısal yükseklik modeli (SYM) elde edilmesi, bu modeller sayesinde arazi yüzeyinde yükseklik bileşenlerinde meydana gelen değişimlerin araştırılması ve filtreleme algoritmalarının analizlere olan etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma için İlerleyen Morfolojik Filtreleme (İMF) algoritması kullanılmıştır. Bu filtreleme algoritması ile nokta bulutları otomatik olarak yer ve yer harici olmak üzere iki adet filtrelenmiş veri elde edilmiştir. SYM elde etmek için yalın yeryüzünün kullanılması modelin gerçek yeryüzünü yansıtması yüzeyde oluşan deformasyonların belirlenmesiyle doğrudan etkilidir. Sonuç olarak filtrelenmeden kullanılan nokta bulutları verileri bölgesel anlamda yapılan analizlerin yanlış yorumlanmasına sebep olabileceğinden dolayı ağaç, obje, araç ve ev gibi bitki örtüsünün ve insan yapılarının filtrelenmesi gerekmektedir. Filtreleme yapılan karşılaştırma analizleri daha kolay yorumlanmıştır. Modellerin karşılaştırılmasında farklı dönemlere ait bitki örtüsündeki değişimler otomatik filtrelenmiş ve heyelan hareketleri yapay bozulmalardan arındırılarak yorumlanmıştır.
  • Öğe
    Bağlarbaşı-Tekke (Gümüşhane) karayolundaki kaya şevlerinin kinematik ve limit denge yöntemleri ile değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2015) Alemdağ, Selçuk; Gürocak, Zülfü; Özkirişci Oktay, Ceren
    Kinematik analiz yöntemi, kaya şevlerinde düzlemsel, kama ve devrilme gibi yenilmeleri değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan analiz yöntemlerinden birisidir. Bu yöntemde, olası yenilme tiplerini belirlemek için şev ve süreksizliklerin yönelimleri ile süreksizliklerin içsel sürtünme açıları kullanılır. Ancak, kinematik analizlerden elde edilen sonuçların güvenirliği optimum şev tasarımı için yeterli değildir. Bu nedenle, kinematik analiz sonuçlarının limit denge analizleri veya sayısal analizler ile kontrol edilmesi gereklidir. Bu çalışmada, Bağlarbaşı-Tekke (Gümüşhane) karayolundaki kaya şevlerinin duraylılığı kinematik ve limit denge analizleri ile incelenmiştir. Kinematik analiz sonuçları, (5), (6) ve (7) nolu kaya şevlerinde düzlemsel ve kama tipi duraysızlıkların ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Düzlemsel ve kama türü için yapılan limit denge analizleri, (5) ve (6) nolu şevlerin duraysız iken (7) nolu şevin ise duraylı olduğunu göstermektedir