Cilt 4 ENFİTO Özel Sayısı 2018
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Çam kese böceği thaumetopoea pityocampa (denis & schiffermüller, 1775) / thaumetopoea wilkinsoni tams, 1924 (lepidoptera: notodontidae) kompleksi’nin yumurta koçan yapısı, yumurta sayısı ve tırtıl çıkış oranı(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Keleş, Cansu; Voyvot, Saliha; Bilgili, ErtuğrulÇam kese böceği (ÇKB) [Thaumetopoea pityocampa (Den. & Schiff.) / Thaumetopoea wilkinsoni (Tams)] çam ormanlarında oligofag yaprak zararlısıdır. Bu çalışmada ÇKB’nin yumurta koçan yapısı, yumurta sayısı ve tırtıl çıkış oranının yükselti ve ağaçtaki konumuna göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalar kapsamında, yumurta koçanları on bir farklı ilde kızılçam [Pinus brutia Tenore] meşcerelerinden toplanmıştır. Toplam 841 adet yumurta koçanı farklı yükseltilerden ve ağaçtaki konumuna (alt/orta/üst) göre elde edilmiştir. Toplanan koçanların laboratuvarda fırça yardımıyla pulları kaldırılarak sayım ve ölçüm işlemleri yapılmıştır. Koçan başına ortalama yumurta sayısı 194,7, tırtıl çıkış oranı %63,7’dir. Alt, orta ve üst yükselti basamaklarında ortalama yumurta sayısı sırasıyla 183,7, 197,8, 214,6, tırtıl çıkış oranı %60,1, %67,6, %71,9’dur. Ağaçtaki konumuna göre alt, orta, üst tepe kademelerine göre, ortalama yumurta sayısı sırasıyla 185,8, 167,0, 201,7 (ort=184,8), tırtıl çıkış oranı %67,0, %64,7 ve % 69,1 (ort: %66,9)’dir. Sonuçlarda ağaçtaki konum ve yükselti basamaklarına göre yumurta sayısı ve tırtıl çıkış oranlarında küçük farklılıklar görülmesine rağmen, yükselti basamaklarında yumurta koçanının ibre kınına olan uzaklığı haricinde, istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05).Öğe Mavi renklenme zararının tomrukların endüstriyel işlenme özellikleri üzerine etkileri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Komut, Osman; Öztürk, AtakanMavi renklenme tomruk, kereste ve kullanım yerlerindeki malzemede estetik karakteristikler ve mekanik şok direncinde neden olduğu değişimler dolayısıyla önemli ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Diğer yandan, zarara maruz kalmış malzemede emprenye ve üst yüzey işlemlerindeki başarı oranının düşük olmasının tomruğun endüstriyel kullanım alanlarını önemli ölçüde sınırlandırdığı bilinmektedir. Bu çalışma mavi renklenme zararının, tomruk işleyen orman endüstri işletmeleri üretim süreci üzerindeki etkilerini ve neden olduğu kayıpları belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma, Gümüşhane ilinde Sarıçam tomruğu işleyen toplam 9 küçük ve orta ölçekli kereste üretim işletmesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, mavi renklenme zararının boyutu tomruk toplam hacmine oranlanarak değerlendirilmiştir. Diğer yandan, inşaat ve doğrama sektörlerine yönelik üretim gerçekleştiren işletmeler arasında, mavileşme sonucu oluşan tahribat yönünden karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışma sonucunda, mavi renklenme tahribatında hacmen zarara maruz kalma oranının diri odun genişliği, tomruk boy ve çap değişkenlerine bağlı olmak üzere %32-84 arasında değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca, inşaat ve doğrama sektörlerine yönelik kereste üretimi yapan işletmeler arasında tomruk enine kesit yüzeyindeki mavileşmiş alan genişliği ve bozuk hacim oranı değişkenlerine göre istatistiksel düzeyde anlamlı farklılıklar bulunduğu (p<0,05) tespit edilmiştir. Diğer yandan, inşaat sektörüne yönelik üretim yapan kereste işletmelerinde mavi renklenme zararının göz ardı edildiği görülmüştür. Doğrama sektörüne yönelik üretim yapan işletmelerde ise malzemenin görsel niteliklerinin iyileştirilmesi amacıyla mavileşmiş kısmın uzaklaştırıldığı, ancak bu işlem dolayısıyla ilave enerji ve işgücü maliyetlerinin oluştuğu tespit edilmiştir.Öğe Orman zararlıları ile mücadele faaliyetlerine verilen önem ile ayrılan zaman düzeyinin belirlenmesi (Denizli Orman İşletme Müdürlüğü Örneği)(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Şafak, İsmail; Göksu, EmreBu çalışmada, orman zararlıları ile mücadele konularında Denizli Orman İşletme Müdürlüğünde yürütülen işlerde mevsimsel açıdan faaliyetlere/işlere verilen önem ve bunlara ayrılan zaman yüzdesi bakımından oluşan farklılıklar araştırılmıştır. Anket formları kullanılarak orman muhafaza memurları ile orman mühendislerinin tamamının mevsimsel olarak görüşleri alınmıştır. Böylece, mevsimsel olarak iş çeşitlerine atfedilen önem ile her bir iş çeşidi için ayrılan zaman yüzdesi elde edilmiştir. Anketlerde harcanan zaman yüzdesi her bir soru için % 100 üzerinden değerlendirilmiştir. Her bir iş çeşidine verilen önem düzeyinin değerlendirilmesinde ise dokuz dereceli Likert ölçeğinden yararlanılmıştır.14 ormancılık faaliyeti genel olarak değerlendirildiğinde, koruma ve orman suçlarının tespitine yönelik faaliyetler 8.3 puan ile en fazla önem verilen konu olarak belirlenmiştir. Ormanların hava kirliliği üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi ve izlenmesine yönelik uluslararası işbirliği programı (ICP) kapsamındaki faaliyetler (5,0) ise en az önem verilmektedir. Ayrılan zaman açısından incelendiğinde koruma ve orman suçlarının tespitine yönelik faaliyetlere en fazla zaman (%17.7), karantina tedbirleri ve uygulamalarının yürütülmesini sağlamaya yönelik faaliyetlere ise en az zaman (%3.5) ayrılmaktadır.Öğe İstilacı böcek türlerinin mücadelesinin yönetimi: anoplophora chinensis (forster, 1771) (coleoptera: cerambycidae) örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Bozkurt, VildanUluslararası ticaret birçok böcek türünün bir yerden başka bir ülkeye taşınmasında önemli rol oynamaktadır. İthal edilen süs bitkileri yoluyla taşınabilen zararlılardan birisi de turunçgil uzun antenli böceği Anoplophora chinensis (Forster, 1771) (Coleoptera: Cerambycidae) olup, Bitki Karantinası Yönetmeliği’nin Ek-1 B-Türkiye’de sınırlı olarak bulunan ve ithale mani teşkil eden karantinaya tabi zararlı organizmalar listesinde yer almaktadır. Bu tür, bitkinin odun dokusu içerisinde yumurta, larva, pupa dönemlerinde taşınabilmektedir. Dişiler genellikle ağacın gövdesinin topraktan 60 cm yükseklikteki yüzeyine ya da dışarıda kalmış kök bölümlerindeki kabuklar üzerinde mandibulası ile T biçiminde yarıklar açarak bu yarıkların her birine bir adet yumurta bırakmaktadır. Zararlının erginleri doğada mayıs ve ekim ayları arasındaki dönemde bulunmaktadır. Yumurta, larva ve pupa dönemleri ağacın gövdesi içerisinde bulunduğundan varlığının dışarıdan tespit edilmesi oldukça zordur. Ancak, ağacın gövdesinden çıkış yapan erginlerin oluşturduğu 1-1,5 cm çapındaki çıkış deliklerinin ya da erginlerin görülmesi ile zararlının varlığı tespit edilebilmektedir. Sürgünlerde beslenme belirtilerinin ve gövdede talaş artıklarının görülmesi de zararlının varlığına işaret olabilmektedir. Zarar belirtilerinin çoğu ağacın yerden 1,5 m yüksekliği civarında görülmektedir. Ergin çıkış delikleri görüldüğünde ise mücadele için geç kalınmış olmaktadır. Bu çalışmada turunçgil uzun antenli böceği A. chinensis’in kısa biyolojisi, konukçuları, zarar şekli, mücadelesi ve eradikasyonu konusunda Türkiye’de ve dünyada yürütülen çalışmalar ile alınması gereken karantina önlemleri hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır.Öğe Ormanların ihmal edilen canlıları: yabani arılar(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Güler, YaseminBal arısı (Apis mellifera L.) ekosistemlerde polinatör olarak en iyi bilinen ve en yaygın arı türü olmasına rağmen, tüm dünyada bugüne kadar tanımlanmış yaklaşık 16.000 arı türü bulunmaktadır. Çiçekli bitkilerin yaklaşık %80’ninin hayvanlar vasıtasıyla tozlaştığı düşünüldüğünde, orman dâhil tüm ekosistemlerde arıların varlığının önemi daha net anlaşılacaktır. Birçok ılıman orman ekosistemi üzerinde antropojenik baskı söz konusudur. Orman alanlarının tarım alanlarına dönüştürülmesi, orman yangınları ve su kaynaklarına yapılan müdahaleler gibi doğrudan veya dolaylı yolla meydana getirilen bu baskı, bitki birliklerinde bozulmalara, dolayısıyla orman fauna elemanlarında da değişimlere yol açmaktadır. Bitkiler ile arılar arasındaki mutualistik ilişki nedeniyle tahrip olmuş orman alanlarını iyileştirme çalışmalarında yabani arıların habitat ihtiyaçlarının da dikkate alınması, ekosistemin daha çabuk sağlığına kavuşmasını sağlayacaktır. Çünkü ılıman iklimlerde pek çok orman ağacı rüzgâr yardımı ile tozlaşabilirken, bu alanlardaki bazı yapraklı ağaç, çalı ve küçük ağaç türleri ile otsu çiçekli bitkilerin pek çoğu arıların yardımına ihtiyaç duyar. Bunlar arasında Castanea sativa Mill. (Anadolu kestanesi), Tilia spp. (Ihlamur), Acer spp. (Akçaağaç türleri), Liquidambar orientalis Mill. (Sığla), Laurus nobilis L. (Defne), Buxus sempervirens L. (Şimşir), Arbutus unedo L. (Kocayemiş), Arbutus anrdache L. (Sandal), Cerasus mahalep (L.) Miller (Mahlep), Rhus coriaria L.(Derici sumağı), Cotinus coggygria Scop. (Boyacı sumağı), Tamarix germanica L. (Ilgın), Sorbus aucuparia L. (Kuş üvezi), Erica arborea L. (Ağaç funda), Cercis siliquastrum L. (Erguvan), Lavandula spp. (Lavanta), Astragalus spp. (Geven) ve Althaea offinalis L. (Hatmi) sayılabilir. Yaban hayatı için besin ve korunma alanı anlamına gelen bu bitki türlerinin korunması ve varlığının sürdürülmesi, erozyonun önlenmesi için de büyük önem taşır. Tahrip olmuş bir ormandaki ağaçların daha iyi yenilenmesi ve ormanın biyolojik çeşitliliğinin korunmasını sağlayacak olan tozlaşmanın gerçekleşmesi, o ormanda yeterli sayı ve çeşitlilikte arı türünün bulunmasına bağlıdır. Bu nedenle, tozlaşma işlevlerinin sürdürülebilirliği için yüksek yoğunluk ve tür çeşitliliğinin koruması gereklidir. Bu da ancak yabani arılar için uygun birbiri ile bağlantılı yarı doğal alanların oluşturulması ve doğal alanların korunması ile mümkün olacaktır.












