Cilt 5 Sayı 1 2019
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Bitlis hava kirliliği emisyon envanteri ve sağlık etkilerinin çoklu lineer regresyonla tahmini(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Turp, Sinan MehmetBitlis ili topoğrafik yapısı ve coğrafik konumu nedeni ile karasal bir iklime sahiptir. Ülkemizde sıcaklık ortalaması düşük illerden biri olan Bitlis’te kışlar oldukça soğuk ve uzun geçmektedir. Uzun süren kış döneminin çok soğuk ve ağır geçmesi nedeniyle kömürün bilinçsizce ve aşırı tüketiminden dolayı en fazla hava kirliliği kış aylarında görülür. Kış aylarında kullanılan bu yakıtların neden olduğu kirletici konsantrasyonları hava kalitesi sınır değerlerini aşmamakla birlikte inversiyon etkisiyle Bitlis ili hava kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Hava kirliliğine neden olan bu gaz veya toz halindeki kirleticiler solunum sistemine zarar vermektedir. Hava kirliliğinin insan sağlığına olan etkileri maruziyet süresine ve kirletici miktarına göre değişmektedir. Son yıllarda hava kirliliğinin kısa süreli ve uzun süreli etkileriyle ilgili birçok çalışma yapılmış ve dolaşım sistemine bağlı olarak hastalık ve ölüm oranlarının arttığı gözlemlenmiştir. Bitlis Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden alınan verilere göre 2015 yılında, Bitlis iline giriş yapan kömür miktarı toplam 55.118,63 kg.’dır. 2015 yılında, hava kirliliğindeki birincil kirleticilerden SOx, NOx, PM10 ve CO parametreleri sırasıyla, 1.980 kg, 176 kg, 210 kg ve 2.211 kg atmosfere deşarj edildiği hesaplanmıştır. Bu çalışmada, kirletici parametrelerin SOx, NOx, CO ve PM10 ölçüm değerlerinden yararlanılmıştır. Bitlis Sağlık İl Müdürlüğü’nden solunum ve akciğer hastalıklarından kaynaklı hastanelere başvuran hasta sayısı verileri alınmıştır. Bu verilere göre çoklu lineer regresyon yöntemi kullanılarak gelecek yıldaki hasta sayısı tahmin edilmiştir. Gerçek veriler ve tahmin verileri karşılaştırılarak R2=0,98 oranında uyum sağlanmıştır.Öğe Maden kaynaklı trafik emisyonlarının dağılımlarının modellenmesi: Artvin örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Demirarslan, Kazım Onur; Çetin Doğruparmak, ŞenayMadencilik; yer kabuğunda bulunan cevher, endüstriyel hammadde, kömür ve petrol gibi ekonomik değeri olan herhangi bir maddeyi yeryüzüne çıkarma ve gerekli hammaddeyi sağlama işi olarak tanımlanabilmektedir. Günümüzde gelişen teknoloji ve artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla maden sektörüne olan ilgi artmıştır. Ancak madencilik faaliyetlerinde ciddi bir çevre yönetim sistemi uygulanmadığı için, bu faaliyetlerin önemli zararlı etkileri olmaktadır. Bu etkilerden bir tanesi de çıkarılan hammaddenin taşınması sırasında taşıtlardan kaynaklanan emisyonların oluşturduğu hava kirliliğidir. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Artvin İli Cerattepe Mevkii’nde kurulan bakır madeni cevherinin çıkarıldığı noktadan işletme alanına taşınana kadar sebep olduğu trafik kaynaklı CO, NOx ve PM10 emisyonları incelenmiştir. Çalışma kapsamında, belirtilen yol güzergahı 5 bölgeye ayrılmış ve her bir bölgedeki maden açılmadan önceki ve açıldıktan sonraki trafik kaynaklı emisyonlar CALROADS 4.0 programı içerisinde bulunan CAL3QHCR modülü yardımıyla modellenmiş, kirlilik dağılım haritaları oluşturulmuştur. Emisyonlar CORINAIR’in işlem temelli emisyon faktörleri kullanılarak hesaplanmıştır. Modelleme çalışması sonucu elde edilen verilerin değerlendirilebilmesi amacıyla konsantrasyon artış yüzdeleri hesaplanmış ayrıca her üç kirletici için sonuçlar iki yönlü ANOVA testi ile incelenmiştir. ANOVA testinin sonuçları, %95 güvenilirlikle, maden sonrası oluşacak trafiğin kirlilik etkisi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.Öğe Asi Havzası’nda (Türkiye) kuraklık analizi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Dikici, Mehmetİklim değişikliği, günümüz bilim dünyasının gelecek için en tedirgin olduğu araştırma konularının başında gelir. Bu sebeple oluşan, kuraklık ve taşkın risklerinin giderek artması, devamında yapılan detaylı araştırmalar, son yıllarda su yönetimi konusunda bütüncül bir anlayışın benimsenmesini sağlamıştır. Artan kuraklık riskinin yönetilmesi ve sürdürülebilir bir planlamanın yapılması için öncelikle kuraklığın eğilimi bilinmelidir. Kuraklık yavaş başlayan ve ilerleyen hidrolojik bir olay olması dolayısıyla, izlenmesi ve analizi büyük bir önem taşımaktadır. Birçok testin yanında Mann-Kendall testi en yaygın ve muteber trend analizi testlerinden biridir. Bu çalışmada, yaklaşık 7800 km2 alana sahip, Asi havzası için bir kuraklık eğilimi olup olmadığı incelenmiştir. Bu amaçla 1970-2016 yılları arası meteorolojik, hidrolojik ve hidrojeolojik veriler ele alınmıştır. Yağış, akış, buharlaşma, sıcaklık ve yeraltı suyu verilerinin yıllara göre nasıl bir eğilim gösterdiği detaylı olarak incelenmiş, kuraklık riski Asi havzası için araştırılmıştır. Öncelikle havzada bulunan meteoroloji ve akım gözlem istasyonlarından uygun olanları belirlenmiş ve eksik veriler literatüre uygun yöntemler ile tamamlanmıştır. Bu analizlerin sonucunda Asi havzası genelinde yıllık toplam yağışlarda %95 güven düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olmasa da bir artış eğilimi olduğu görülmüştür. Yıllık ortalama sıcaklıklarda ise, hem alt havza hem havza bazlı bariz bir artış eğilimi görülmüştür.Öğe Erzincan kentinde yerel zemin özelliklerinin deprem duyarlılığına etkisi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Özşahi̇n, Emre; Eroğlu, İlkerSon yıllarda hızlı nüfus artışına bağlı olarak kentlerin kontrolsüz büyümeleri, yerel zemin koşulları bakımından uygunsuz alanlara doğru yönelmelerine neden olmuştur. Aynı zamanda kent merkezlerinde depreme duyarlı alanları eskiye göre arttıran bu durum, yaşanan depremlerin de kent depremi özelliği kazanmasına yol açmıştır. Bu yüzden günümüz kentlerinde, yerel zemin koşullarına dayalı deprem duyarlılık çalışmalarının yapılması zorunluluk haline gelmiştir. CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) tekniklerinin bir araç olarak kullanıldığı bu çalışmada, Erzincan kentinde yerel zemin koşullarının deprem duyarlılığına etkisinin frekans oranı yöntemiyle analiz edilmesi amaçlanmıştır. Kentin kurulduğu alanın yerel zemin koşulları, deprem etkisinin kuvvetli bir şekilde hissedilmesine yol açmaktadır. Çalışma kapsamında kentsel alandaki yerel zemin koşullarına bağlı olarak deprem duyarlılığının dağılımı ve nüfusa yönelik olası etkileri irdelenmiştir. Çalışma sonunda 95.596 (2015) kişinin yaşadığı Erzincan kentinin yüksek deprem duyarlılığına sahip olduğu anlaşılmıştır. Deprem duyarlılığının en yüksek olduğu mahalleler, Atatürk, İnönü, Karaağaç, Kızılay ve Yenimahalle’dir. Olası bir deprem anında yerel zemin koşullarından kaynaklanabilecek hasar, deprem duyarlılığının orta derecede olduğu kent çevresindeki alanlarda daha az olacaktır. Bu nedenle yörenin deprem potansiyeli ve yerel zemin koşulları göz önünde bulundurularak yeni inşa edilecek binaların yapımında mevcut riskler göz önünde bulundurulmalı veya yapım yeri olarak deprem duyarlılığı daha düşük sahalar seçilmelidir. Özellikle yapı ile ilgili yönetmeliklere yapım ve kontrol aşamasında hassasiyetle uyulmalı ve gerekli görülmesi halinde zemin iyileştirmesi yapılmalıdır.Öğe Kahramanmaraş domuz (boğaz) deresi kuşaklama kanalının HEC-RAS modeli(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ercan, Burcu; Yağcı, Ayşe Ece; Ünsal, MehmetCanlıların yaşam kaynağı olan su kontrol altına alınmadığı durumlarda ciddi mal ya da can kayıplarına neden olmaktadır. Ayrıca küresel ısınmanın etkilerini hissettiğimiz bugünlerde suyun planlı kullanımı büyük önem taşımaktadır. Afetlerden biri olan taşkın oluşumu insan ya da doğa kaynaklı olabilir. Bir akarsu taşkın oluşturduğunda tarım arazilerine, altyapı tesislerine, insanların sosyal ve ekonomik hayatlarına, çevrede bulunan yerleşim yerlerine ciddi zararlar vermektedir. Bir ülkenin sosyo-ekonomik durumunun gelişiminde su kaynakları yönetimi önemli bir role sahiptir. Sel riskini önlemek ve ayrıca suyun kaynaktan ihtiyaç noktalarına taşınmasını sağlamak için kanallar kullanılır. Trapez, dikdörtgen, yarım daire ve üçgen şekillerde modellenen açık kanalların tasarımını HEC-RAS programında yapmak mümkündür. Bu çalışmada Kahramanmaraş ilinin Oniki şubat ilçe merkezindeki 6-7 mahallede taşkınların oluşması sonucunda maddi ve manevi kaybı önlemek amacıyla yapılan kuşaklama kanalı projesinin hesapları, HEC-RAS programı ile modellenip sonuçlar karşılaştırılmıştır. Mockus ve rasyonel metot kullanılarak bulunan sonuçlar ile HEC-RAS sonuçları arasındaki uyum incelenmiştir. Domuz (Boğaz) deresi kuşaklama kanalının; kanal boyunca meydana gelecek su derinlikleri ve hızları HEC-RAS yardımıyla hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda proje ve model sonuçlarının birbiriyle çok uyumlu olduğu görülmüştürÖğe Situation of the Yukarıköy’s traditional stone masonry houses affected by 2017 Ayvacık earthquakes(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Parsa, Ali Rıza; Kuruşçu, Ali OsmanTurkey is considered one of the most earthquake-prone countries in the world. Turkey has hosted many important civilizations in history. Some of the important structures and settlements symbolizing the socio-economic and cultural life of these civilizations have survived to the present day. Located in the rural areas of Turkey, many of the new masonry structures that continue to be constructed under the influence of the structural culture formed by the civilizations are also under the influence of earthquake loads. FebruaryMarch 2017 Çanakkale/Ayvacık-based earth-quakes caused significant damage to the traditional masonry structures. The region in which Gülpınar based earthquakes took place has a significant historical background. The geography of the region where the earthquake took place hosts different civilizations from the chalcolithic period to the present. The examination of this region is important in that it is an earthquake region as well as having a noteworthy historical background. This study examines the behavior of the masonry structures damaged by the mentioned earthquakes, and the causes of damage. The study also reveals the importance of the architectural design of structures under the effect of the earthquake to its users. In the period of new settlement that will take place after the earthquake, in the light of the analyzes, suggestions have been made in order to bring out the structures that are comfortable, safe, and sustainable, considering the structural culture of the region.Öğe Farklı deprem senaryolarına göre Kırşehir ili kayıp tahmin analizleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Işık, Ercan; Sağır, Çoşkun; Tozlu, Zuhal; Ustaoğlu, Ümit SalimBugünkü teknolojik imkanlar kullanılarak depremleri engellemek ve önceden haber verebilmek mümkün görünmemektedir. Ancak bazı tedbirler alınarak deprem zararları asgari düzeye indirgenebilir. Alınacak bu tedbirleri belirlemede kayıp tahmin modelleri önemli bir yer tutmaktadır. Kayıp tahmin modelleri kullanılırken deprem senaryolarından faydalanılmaktadır. Deprem senaryolarındaki amaç herhangi bir bölge için tahmin edilen bir depremin o bölgede oluşturacağı hasarın sayısal olarak tahmin edilmesine dayanmaktadır. Bu çalışmada sismik olarak aktif bir bölgede yer alan Kırşehir ili için üç farklı deprem senaryosu kullanılarak kayıp tahmin analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ayrıca Kırşehir ilinin depremselliği hakkında bilgiler verilmiştir. Her üç deprem senaryosu içinde ayrı ayrı bina hasarları can ve mal kayıpları ile yapısal hasar kaynaklı mali kayıplar elde edilmiştir. Bina hasarları yazılım programında yer alan iki farklı yöntem kullanılarak hesaplanmıştır. En büyük yapısal hasarlar Akpınar Depreminin dikkate alındığı Senaryo 2 depreminde gözlemlenmiştir. Çalışma modern afet yönetimi ve kentsel dönüşüm açısından önemli bir yere sahiptir. Bu tür çalışmalar afet öncesi hazırlık noktasında karar vericilerin destek aracı olarak kullanılabilecektirÖğe Pestisit üretiminde atıksuların koagülasyon/flokülasyon prosesi ile geri kazanımının değerlendirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Katip, AslıhanPestisit endüstrisi atıksularının toksik etkilere ve biyolojik birikime neden olması ve bu atıksuların yüksek kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve askıda katı madde (AKM) konsantrasyonları çevresel açıdan önemli problemlere yol açmaktadır. Ayrıca, pestisit endüstrisinde üretilen pestisitlerin türüne ve kullanım özelliklerine göre atıksuların karakterizasyonu değişebilmektedir. Bu çalışmada yaygın ve ekonomik olarak kullanılan alum (Al2(SO4)3.18H2O), demir (II) sülfatın (FeSO4.7H2O) ve demir (III) klorür (FeCl3.6H2O) koagülantları ve anyonik polielektrolit (magnaflok) ile koagulasyon flokulasyon prosesi ile fizikokimyasal arıtabilirlik çalışması yapılarak atıksuyun üretimde yeniden kullanımı değerlendirilmiştir. AKM ve KOİ giderilmesinde koagülasyon – flokülasyon prosesinin giderim sağladığı ancak alıcı ortama deşarj için çok yeterli olmadığı görülmüştür. Demir (III) klorür, alum ve demir (II) sülfat için optimum pH değerleri sırasıyla 7,21, 8,12 ve 7,18 ve optimum koagülant dozajları demir (III) klorür ve demir (II) sülfat için 250 mg/L, alum için ise 300 mg/L olarak bulunmuştur. KOİ giderim verimleri demir (III) klorür, alum ve demir (II) sülfat için % 43, % 47 ve % 42, AKM giderim verimleri ise, demir (III) klorür için % 44, alum için % 47 ve demir (II) sülfat için % 39 bulunmuştur. Optimum polielektrolit dozları alum ve demir (II) sülfat için 0,2 mg/L, demir (III) klorür için ise, 0,3 mg/L olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak bu koagulasyon-flokulasyon prosesi sonucunda elde edilen suyun geri kazanılarak üretimde kullanılabileceği belirlenmiştir.Öğe Investigation of ındoor air quality in a hospital: a case study from Şanlıurfa, Turkey(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Rastgeldi Doğan, TubaMost people spent more than %80 of their time indoors. In Turkey, hospitals are prominent governmental places. Its importance becomes from more visits than others. An investigation about the interior air quality across the polyclinics of one of the most visited hospital of Şanlıurfa, Turkey, was conducted in this study. Indoor air quality in terms of PM, CO, CO2, temperature and relative humidity was investigated. The performed measurements were revealed that the levels of PM2.5 and PM10 in surgery, urology, neurology, heart surgeon and eye diseases polyclinic were higher than the threshold limits in international standards set by WHO and ASHAE. CO2, a surrogate for indoor pollutants emitted by humans. In this research, CO2 was found to be under the standards in radiology, tomography, X-ray, orthopedics polyclinics and emergency services. Conversely, it was measured above the standards across the other polyclinics. Temperature and relative humidity were found unsuitable; CO was found to meet the standards. The significantly high rates were considered as a result of inadequate ventilation, lack of proper cleaning, low ceiling and crowd of patients. The old age of the building could create risk of dust particles, CO2, temperature, humidity in the hospital for the health of the staff and patients visiting the polyclinics.Öğe Atık andezit tozu ve uçucu küllerin betonda kullanımının karşılaştırılması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ceylan, Hakan; Davraz, MetinTürkiye’de andezit taşı inşaat mühendisliği ve mimari uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Andezit taşının madencilik yöntemleriyle üretimi, kesilmesi ve cilalanması büyük miktarda atık oluşumuna neden olmaktadır. Bunların bir kısmı ocak ve fabrikadan çıkan iri parçalı atıklardır. Bir kısmı ise fabrikada kesim sırasında çıkan toz atıklardır. Bu atıklar değerlendirilmeden atılmaktadır. Andezit temel bileşen olarak SiO2 içerir, bu yüzden andezit tozları puzolanik özellik gösterir ve betonda mineral katkı olarak kullanılabilir. Bu çalışmada andezit atık tozlarının betonda mineral katkı olarak kullanılması, F sınıfı uçucu küller ile karşılaştırılmıştır. Mineral katkıların farklı yer değiştirme seviyelerindeki durumunu belirlemek için, farklı çimento dozajlarında beton örnekleri hazırlanarak 28 ve 90 günde beton basınç dayanımları test edilmiştir. C40/50 dayanım sınıfı için, 28 ve 90 günlük kür yaşlarında atık andezit tozlarının en uygun yer değiştirme oranı %10 olarak belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre atık andezit tozlarının uçucu küller gibi betonda mineral katkı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Mineral katkı olarak en ideal yer değiştirme oranlarında andezit kullanımı durumunda, C40/50 betonunda yaklaşık 20 kg, C55/67 betonunda 46 kg, C70/85 betonunda 52 kg çimento tasarrufu sağlanabilir.Öğe Büyük Menderes grabeninde cisim dalgalarının frekans bağımlı soğrulma karakterinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Demirci, Alper; Bekler, TolgaBu çalışmada, Büyük Menderes grabeninin kuzey sınırı boyunca gelişen fay toplulukları ve bunların Ege Denizi’ne doğru uzantıları boyunca oluşmuş 66 deprem verisi kullanılarak bölgeye ait soğrulma karakteristikleri ortaya konmaktadır. Çalışmada, P ve S dalgalarının soğrulma fonksiyonları, koda normalizasyon tekniği ile hesaplanmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar, bölgede veya yakın civarında gelecekte olması muhtemel büyük depremlerin daha doğru bir şekilde modellenebilmesi ve sismik risk çalışmalarının da daha güvenilir sonuçlar elde edilmesi için gerekli olan temel parametrelerden biri olan sönüm ilişkilerini ortaya koymaktadır. Buna göre, S ve P sismik fazları için sırasıyla, Qs=79.2±14.6f 0.9±0.07 ve Qp=32.9±13.7f1.05±0.16 fonksiyonları elde edilmiştir. Ayrıca 1 Hz’ den büyük frekanslarda QS/QP oranı ortalama ~1.75 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre düşük Qp ve Qs değerleri ve bunların oranları (QS/QP) saçılma etkisinin fazlalığını işaret etmekte ve bunun da çalışma alanındaki özellikle üst kabuktaki yoğun yanal heterojenitenin bir sonucu olduğu şeklinde yorumlanabilmektedir.Öğe Thermal shock effect on strength loss properties of rock materials: an experimental study on thermal fatigue durability(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Kömürlü, ErenFour different types of rock materials from Eastern Black Sea Region of Turkey were investigated to determine their change in porosity as well as the degree of cracking, fracturing, disintegration and strength loss under heating-cooling cycles with variations in temperatures up to 300 Co . Cooling time and thermal strains of the rock specimens were also determined in this study. Totally, sixty rock core samples were tested to evaluate their physico-mechanical and mechanical properties. Thermal cycling was found to lead for increase in the porosity of the rocks, making new cracks, particle disintegration for two types of tested rocks and considerable losses in uniaxial compressive strength values of all the rock materials tested in this study. The purpose of this study is to investigate immediate changes in temperature values rather than step by step heating up to a target temperature. For instance, rock samples were directly put in 250 oC stove from a -50 oC cabin in the last and fifth thermal cycling. After the heating process, specimens were cooled in water and air. This study aims to be a usable reference to establish a thermal change procedure and improve a new testing method for determination of thermal fatigue durability of rock materials.Öğe Türkiye’de seçilen hava kalitesi izleme istasyonları için eğilim (trend) değerlendirmeleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Şişman, EyüpMühendislikten ekonomiye, sağlıktan sosyal bilimlere kadar çoğu alanda toplanan çok sayıdaki verinin eğilim (gidiş-trend) analizi yöntemleriyle işlenmesi, artan ve/ya azalan durumların ortaya konulması, gelecek için öngörüde bulunulması ve sonuçta tüm bu bilgiler ışığında her alanın sorunu ve çözümlerine yönelik yol haritalarının belirlenmesi için yoğun çaba harcanmaktadır. Tüm bu alanlardaki faaliyetlerin sürdürülebilirliği için, en başta çevrenin korunması gerekir. Çalışmada Türkiye’de yakıt olarak ithal ve linyit kömür kullanan termik santrallerin çevresinde yer alan ulusal hava kalitesi izleme istasyonlarında kirletici verilerinin belli periyot içerisindeki değişimi Yenilikçi Trend (Eğilim) Diyagramı (YTD) yardımıyla değerlendirilmiştir. Yapılan çözümleme ile illerdeki kirlilik eğilimi (trendi) veya sağlık riskindeki değişim ortaya konularak, konuyla ilgilenen idareler, sivil toplum kuruluşları, uzmanlar ve paydaşlar için faydalanabilecekleri grafik, bilgi ve yorumlar üretilmiştir. Havayı kirleten salım (emisyon) verilerinin, belirlenen standartlar arasındaki değişimi, geliştirilen yeni trend analizi yaklaşımındaki görsel grafiklerle açıklanabilirse, hava kalitesine bağlı risk analizlerinin ve önlemlerin daha somut şekilde ortaya konulabilmesi mümkün olacaktır. Yapılan çalışma sonunda Zonguldak (Merkez), Kahramanmaraş (Merkez), Çanakkale (Merkez, Biga, Çan), Adana (Çatalan, Doğankent, Valilik), Hatay (İskenderun), Manisa (Merkez), Ankara (Sincan), Kütahya ve Şırnak’ın hava kalitesinin zamanla iyileştiği, Kahramanmaraş (Elbistan), Hatay (Antakya), Muğla (Yatağan) ve Manisa (Soma)’nın hava kalitesinin ise zamanla kötüleştiği görülmüştür. Kullanılan verilerin zaman aralığı ve hava kirlilik koşullarında gelinen nokta yapılan araştırma çalışmasına göre değerlendirildiğinde, hava kalitesinde hedefimiz olan iyi koşullara ulaşılabilmesi için daha fazla çaba gösterilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.Öğe Yeni Türkiye bina deprem yönetmeliğine göre zeminlerin sıvılaşma analizi ve sıvılaşmaya karşı iyileştirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Dağdeviren, UğurDepremlerin mühendislik yapıları üzerinde yol açtığı hasarlardan birisi zemin sıvılaşması kaynaklı hasarlardır. Zeminlerin sıvılaşma mekanizmasını etkileyen birçok faktör olmasından dolayı, sıvılaşma potansiyelinin değerlendirilmesi oldukça karmaşık bir problemdir. Deprem durumunda zeminlerin sıvılaşma hassasiyetinin belirlenmesi ve olası etkilerin önceden tahmin edilerek gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Zeminlerin sıvılaşma potansiyelini belirlemek için yaygın olarak kullanılan gerilme esaslı sıvılaşma analizi yeni Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine (TBDY) de dahil edilmiştir. Bu yöntemin kullanımında, depremin karakteristikleri, zemin özellikleri, arazi ve yeraltı su koşulları, arazi çalışmaları sırasında kullanılan ekipman özellikleri gibi çok sayıda parametreye ihtiyaç duyulmaktadır. Analizlerde kullanılan parametre sayısının ve ampirik ifadelerin fazlalığı nedeniyle, uygulamadaki zemin etüt raporlarında zaman zaman önemli hatalar meydana gelebilmektedir. Bu çalışmada, yeni TBDY’nde tanımlanan standart penetrasyon deneyine dayalı sıvılaşma analizlerini pratik hale getirebilmek ve gerçekleştirilmiş analizleri hızlı bir şekilde kontrol edebilmek amacıyla, farklı derinlikler, yeraltı su seviyeleri, ince dane oranları ve standart penetrasyon direnci değerleri için kum zeminlerin sıvılaşmaya karşı güvenlik sayısını veren grafikler hazırlanmıştır. Buna ilave olarak, sıvılaşabilir zeminlerin iyileştirilmesine yönelik olarak zemin içinde kolon teşkili yönteminde kullanılacak kolonların rijitliği ve yerleşim sıklığı gibi tasarım parametrelerinin belirlenmesini sağlayan kartlar geliştirilmiştir.Öğe Uzun ve Kısa Süreli Periyotlarda Kuraklık Analizi: Bursa Örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Güner Bacanlı, Ülker; Kargı, Pınar Gökçeİnsan yaşamında doğal afetler önemli yer alır. Kuraklık, iklimsel ve bölgesel özelliklere bağlı olan ve tüm canlı yaşamını olumsuz etkileyen bir afettir. Kuraklığın belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınabilmesi için bölgenin ayrıntılı analizi gerekmektedir. Araştırmacılar, kuraklığı saptamak için farklı kuraklık indislerini kullanmışlardır. Standart Yağış İndisi (SYİ), farklı zaman ölçeklerinde hesapların yapılabildiği ve literatürde en sık kullanılan kuraklık indislerinden biridir. Bu çalışmada, Bursa ilinde uzun süreli yağış verisi bulunan Bursa, İznik, Keleş, Mustafakemalpaşa ve Uludağ istasyonları 1969-2015 dönemi için incelenmiştir. Yağış verilerinin eğilimi olup olmadığı lineer regresyon analiziyle belirlenmiştir. Yağış verileri standardize edilerek gidişler analizine göre değerlendirilmiştir. Son olarak da ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılan Standart Yağış İndisi (SYİ) yöntemi ile 1, 3, 6, 9, 12, 24 ve 48 aylık zaman periyotları için kuraklık analizi yapılmıştır. Yıllık ve aylık yağış verilerinde önemli bir eğilim saptanmamıştır. Aralık ayında İznik, Keleş, Uludağ istasyonları azalma eğilimi; Ekim ayında Bursa istasyonu azalma eğilimi gösterdiği bulunmuştur. İstatistiksel olarak anlamlı eğilim (%5 risk) diğer aylarda saptanmamıştır. Standart Yağış İndisi (SYİ) analizi sonuçlarında istasyonların kurak, normal veya sulak periyot oranları benzerlik göstermiştir. Bununla birlikte, kısa süreli periyotlarda (3-6 ay) normal veya hafif kuraklıklara daha sık rastlanırken, uzun süreli periyotlarda (12-24-48 ay) şiddetli ve çok şiddetli kuraklık gözlenmiştir.Öğe Bütünleşik afet yönetiminde sendai çerçeve eylem planının beklenen etkisi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Macit, İrfanAfetler doğal, teknoloji veya insan kaynaklı olsa da insan hayatını istenmeyen bir anda kesintiye uğratmaktadır. Afetler ile etkin mücadele yöntemlerinden birisi afetin etkilerini yerinde ve öncesinde alınacak önlemler ve risklerin azaltılmasına yönelik planların yapılmasıdır. Yokohama strateji belgesi ile başlayan süreçler, klasik afet yönetim şekillerinin etkili ve verimli olmadığının bir göstergesidir. Hyogo çerçeve eylem planı ile on yıllık bir periyodu kapsayan dönemde afetlerin istenmeyen etkilerinin azaltıldığı görülmüştür. Sendai bildirge eylem planı ile bu süre on beş yıla çıkarılmış ve gelecek planlamasının uzun dönemde daha etkin olacağı beklenmektedir. Bu çalışmada afet risklerinin istenmeyen etkilerinin azaltılmasına yönelik planlama faaliyetlerinin kritiği yapılmış ve Bütünleşik Afet Yönetim (BAY) teknikleri üzerinde gelecekteki kazanımları tartışılmıştır. Ayrıca, bilişim teknolojileri kullanımının Sendai bildirge eylem planına katkıları ve etkin eylem planlarının geliştirilmesi konusu da vurgulanmıştır.












