Cilt 6 Sayı 1 2020
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Bitlis ilinin doğal afet çeşitliliğinin değerlendirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Ekinci, Rezzan; Büyüksaraç, Aydın; Ekinci, Yunus Levent; Işık, ErcanBitlis ili hem jeomorfolojik yapısından hem de iklimsel özelliklerinden dolayı doğal afet türlerinin sıklıkla yaşandığı bir coğrafyada bulunmaktadır. Ancak, bu coğrafyada günümüze kadar gerekli düzeyde afet çeşitliliği envanteri çalışmaları ve buna bağlı olarak risk olasılığı analizleri gerçekleştirilmemiştir. Bu çalışmada bir ilk olarak Bitlis ili sınırları içinde meydana gelmiş heyelan, çığ düşmesi, kaya düşmesi ve sel gibi çeşitli doğal afetlerin zamansal ve mekânsal analizi yapılmıştır. Doğal afetlerin meydana gelmesiyle oluşan zararlar da göz önüne alınarak risk değerleri hesaplanmış ve buna bağlı olarak risk sınıflandırması yapılmıştır. Risk analizleri yapabilmek amacıyla olasılık, şiddet ve frekans parametrelerinin kullanıldığı yöntemlerden biri olan Fine-Kinney yönteminden yararlanılmıştır. İş sağlığı güvenliği çalışmalarında sıklıkla kullanılan yöntem, doğal afetler risk analizleri için ilk defa bu çalışmayla uygulanmış ve bu nedenle çalışmanın amacına uygun olabilecek yeni bir ölçek oluşturmuş ve hesaplamalar yapılmıştır. Heyelan, kaya düşmesi ve çığ olaylarının eğimli topografyalara sahip aynı zamanda da bol yağış alan yerleşim alanlarında günlük hayatı tehdit edecek seviyede olduğu belirlenmiştir. Ülkemizde çığ düşmesi olayından zarar görebilmeye en meyilli il olan Bitlis için olası bir afet anında uygulanabilecek acil durum eylemlerinin gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca, kaya düşmesi olaylarının yaşanma riskinin yüksek olduğu güney ilçelerde can ve mal kaybını önlemek amacıyla gerekli tedbirlerin acilen alınması gerekmektedir. Diğer taraftan, sel olayların ise ciddi bir tehlike arz etmediği belirlenmiştir.Öğe Üniversite öğrencilerinin çevresel yaklaşımlarını ölçmeye yönelik bir araştırma: Manisa Celal Bayar Üniversitesi örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Çetin, Tülin; Turan, Mustafa Erkan; Aytekin, Pınar; Yurdusev, Mehmet AliSanayinin ilerlemesi ve teknolojik gelişmeler sonucunda insanoğlu küresel çevre sorunları ile karşı karşıya kalmıştır. Çevre kirliliği sonucunda doğanın dengesi bozulurken bazı canlı türleri yok olmuştur. Çevre sorunlarının ve etkilerinin yoğun olarak hissedilmeye başlanması ile birlikte, insanların çevreye karşı tutumlarının belirlenmesi de önem kazanmaya başlamıştır. Çevresel tutumların belirlenmesi amacıyla 15 maddeden oluşan “Yeni Ekolojik Paradigma (New Ecological Paradigm-NEP)” ölçeği literatürde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada da üniversite öğrencilerinin çevreye yönelik tutumlarını NEP ölçeği ile belirlemek ve bu tutumların öğrencilerin demografik, ekonomik, spor yapma, sigara kullanma, çevre dostu ürün tüketme, tasarruf yapma ve çevreyle ilgili bir derneğe üye olma gibi özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın hedef grubu, Manisa Celal Bayar Üniversitesinde okuyan öğrencilerdir. Araştırmada hazırlanan anket, üniversitede okuyan öğrenciler arasında kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 420 kişiye uygulanmıştır. Kullanılan ölçekten “insanlığın üstünlüğü”, “çevresel felaket”, “doğanın üstünlüğü”, “teknolojik üstünlük” olarak isimlendirilen dört faktör elde edilmiştir. Ölçekten elde edilen dört faktöre ilişkin demografik özellikler açısından farklılıkları analiz edebilmek ve spor yapma, sigara kullanma, çevre dostu ürün tüketme, tasarruf yapma, çevreyle ilgili derneğe üye olma gibi etkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymak amacıyla hipotezler geliştirilmiştir. Bunun sonucunda geliştirilen hipotezlerden 18 tanesinde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştirÖğe Tekkeköy (Samsun) ilçe merkezinde karayolu trafiğinden kaynaklanan emisyon envanterinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Kaya, GökselBu çalışma kapsamında Tekkeköy ilçe merkezinde 2017 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından taşıt sayımı yapılan ana karayolunda seyir halindeki taşıtlardan kaynaklanan emisyon miktarları emisyon faktörü, taşıt sayısı ve yol uzunluğu kullanılarak hesaplanmıştır. Emisyon faktörleri, CORINAIR emisyon faktörü veri tabanından hıza bağlı eşitlikler halinde taşıt sınıfı, yakıt türü, emisyon standardı ve motor teknolojisine göre uygun olarak seçilmiştir. Taşıt sayıları ve yol uzunluğu T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı Devlet Yolları Trafik Hacim Haritası verilerinden alınmıştır. Emisyonlar MATLAB programlama dili kullanılarak 5 kirletici için (CO, NOx, UOB, PM ve SO2) ayrı ayrı hesaplanmıştır. Her kirletici ve farklı araç türleri için (otomobil, orta yüklü ticari taşıt, otobüs ve kamyon) emisyon karakteristikleri taşıt hızlarına bağlı olarak ortaya çıkarılmıştır. Sonuçlar 2017 yılında Tekkeköy ilçe merkezindeki taşıt sayımı yapılan ana karayolundan atmosfere salınan kirletici miktarlarının CO için 13.56 ton, NOx için 150.23 ton, UOB için 18.33 ton, PM için 5.01 ton ve SO2 için 0.20 ton olduğunu göstermektedir. Kamyonlar NOx ve PM kirleticileri için sırasıyla %66,36 ve %50,3 değerleri ile en büyük paya sahiptir. Otomobiller CO, UOB ve SO2 emisyonları için sırasıyla %72.32, %64.81 ve %50 değerleri ile en büyük paya sahiptir. Kirletici emisyon miktarlarının 70-90 km/h hız aralığında minimum değerleri aldığı belirlenmiştir.Öğe Ege denizi bağıl deniz seviyesi değişimlerinde kapula fonksiyonları ile trend analizleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Yavuzdoğan, Ahmet; Tanır Kayıkçı, Emineİklim değişikliği başta olmak üzere birçok nedenden dolayı global ölçekte deniz seviyesinde meydana gelen artışlar, kıyı ekosistemlerini etkilemekte ve kıyı yerleşimlerini tehdit etmektedir. Jeodezik açıdan uzun dönemli deniz seviyesi gözlemleri düşey kontrol ağlarının datumunun belirlenmesi açısından önemlidir. İstatistik, ekonomi, aktüerya analizi, meteoroloji, hidroloji gibi birçok alanda farklı değişkenler arasındaki ilişkileri araştırmak için kullanılan Kapula fonksiyonları değişkenlerin ve hatalarının dağılımından etkilenmeyen, lineer ve lineer olmayan ilişkileri yansıtan, lokal bağımlılıkları da gösterebilen korelasyon yapısıyla lineer korelasyon katsayısına göre oldukça elverişli bir korelasyon yapısı sunabilmektedir. Bu çalışmada, Ege Denizi kıyısında bulunan 5 mareograf istasyonundan elde edilen 1990-2008 yılları arasında aylık deniz seviyesi ve deniz yüzey sıcaklığı ortalamaları verileri ile kıyılardaki uzun dönemli bağıl deniz seviyesi değişimleri ve bu değişimlerin deniz yüzey sıcaklığı ile ilişkisi Kapula Fonksiyonları ile incelenmiştir. Bu çalışma kapsamında ilk defa sunulan kapula temelli trend analiz yöntemi ile deniz seviyesi ve deniz yüzey sıcaklığı zaman serilerinde trend analizleri gerçekleştirilerek elde edilen trendler regresyon modelleri ile karşılaştırılmıştır. Ege denizinde 1990-1998 yılları arasında deniz seviyesinin oldukça hızlı bir şekilde arttığı, 1999-2008 yılları arasında ise deniz seviyesinin düştüğü görülmüştür. 1990- 1998 yılları arasında deniz seviyelerindeki artışın deniz yüzey sıcaklıklarındaki sıcaklık artışlarından kaynaklandığı, 1999-2008 yılları arasındaki deniz seviyesindeki azalmaların da deniz yüzey sıcaklıklarındaki soğumalardan kaynaklandığı değerlendirilmiştir.Öğe Forecasting of primary air pollutions: emission inventory sample from Turkey(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Dadaşer Çelik, Filiz; Azgın, Şükrü TanerThis study presents an air pollutant emission inventory of primary pollutants for Kayseri, Turkey. Kayseri is one of the largest cities in Turkey which went through industrialization in recent decades together with rapid population growth. Air pollution from residential, industrial, and transportation sources have been a major problem for Kayseri during this period. In this study, emissions of four primary pollutants, namely, particulate matter (PM), sulfur dioxide (SO2), nitrogen oxides (NOx), and carbon monoxide (CO) were estimate. The sources of air pollutants in Kayseri were classified as point, area, and line sources. The emissions from point and area sources (i.e., industrial and residential areas) were estimated by using the information on types and amounts of fuels used. The emissions from line sources (i.e., transportation) were estimated by using the vehicle count data on major roads. The appropriate emission factors were obtained from the Unites State Environmental Protection Agency or European Environment Agency. The results showed that the annual emission rates for PM, SO2, NOX and CO were 2929 tons,5082 tons, 6791 tons and 37094 tons, respectively. Area sources are responsible for 86%, 94%, and 75% of total PM, SO2, and CO emissions, respectively. Point sources provide about 56% of total NOX emissions. In order to improve the air quality of our cities, it is envisaged that control measures should be taken especially for reducing the residential emissions caused by heating and the determination of national emission calculation factors in order to achieve more reliable results.Öğe Yapısal atıkların geri dönüşüm sorunu ve Türkiye’deki durumun mevzuat bakımından değerlendirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Buzkan, Ceyda; Erman, OnurArtan nüfusla birlikte çoğalan yapılaşma faaliyeti sonucunda oluşan atıklar yapısal atık olarak tanımlanmaktadır. Çeşitli boyutlarda çevresel sorunlara sebep olan yapısal atıkların, doğal kaynakların tüketilmesinin azaltılması ve verimli kullanılması için geri dönüştürülmesi kaçınılmazdır. Atıkların geri dönüşümünün sürdürülebilir çevre kalitesi, doğal kaynakların korunumunun yanı sıra sosyal ve ekonomik refah bakımından etkili olduğu bilinmektedir. Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu raporu ile tanıştığımız sürdürülebilirlik kavramını, inşaat sektörüne adapte etmek için bazı ülkeler yasal düzenlemeler ve uygulamalar geliştirmiştir. Ülkemizde de bu kapsamda yasal düzenlemeler yürürlükte olmasına rağmen istenilen değerde geri dönüşüm verileri sağlanamamaktadır. 2004 yılında yürürlüğe girmiş olan yapısal atıkların yönetimine ilişkin yönetmelik hali hazırda uygulamada olmasına rağmen geri dönüşümün yaygınlaştırılması ve çevre korunumu için uygulamaların ve düzenlemelerin yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Çalışma özellikle son yıllarda hızla artan yapılaşma faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan yapısal atık sorununa değinerek, ülkemizdeki durumu mevzuat bakımından değerlendirmeye çalışmıştır. Çalışma kapsamında AB ve diğer gelişmiş ülkeler ile ülkemizdeki mevzuat incelenerek uygulamaya yönelik gereksinimler belirlenmiştir.Öğe Materials flow analysis as a tool to improve solid waste management: a case of Ankara(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Aydın, NesliThe progress of recent civilisation and the associated growth in population worldwide has contributed considerably to the increase in the quantity of waste produced. The ever-increasing consumption of resources has resulted in high amounts of solid waste from domestic activities, which can pose significant threats to the environment and human health. Waste management and recycling activities have a complex and multifaceted mechanism that requires comprehensive and integrated approaches. In this study, the current status of municipal solid waste management in Ankara was identified and waste streams were investigated by using Materials Flow Analysis (Stan 2 software). It was aimed to analyse material flows by visualising the waste management system of Ankara. This study resulted that approximately 1.6 million tonnes of solid waste is collected per year (4500 tonnes per day) in the province. Almost 470 thousand tonnes of it is being used for methane production and more than 400 thousand tonnes of compost is being produced each year. The result of the model also points out that 286 thousand tonnes get accumulated in landfills each year. This reveals the possible requirement for a capacity investment of Mamak Landfill Area, which is already on the agenda of city authorities.Öğe Türkiye’nin afetlere hazırlık politikalarının toplum algısı üzerinden karşılaştırmalı analizi: Van-Bitlis illeri örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Uğur, Ahmet; Işık, MetinBu araştırmada, Türkiye’nin afetlere hazırlık politikalarının toplum algısı üzerinden karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, yakın tarihte (2011) afetin yaşandığı Van ile yakın tarihte herhangi bir afetin yaşanmadığı Bitlis ilinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Böylelikle afetlere hazırlık politikaları doğrultusunda yapılan uygulamalara yönelik toplum algısının bu iki il arasında herhangi bir farklılık oluşturup oluşturmadığı tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ana kütlesini her iki ildeki üniversite personeli, örneklemi ise bu iki üniversiteden araştırmaya gönüllü katılım sağlayan personel oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistiki analizlerin yanı sıra, faktör, korelasyon, T testi ve ANOVA analizlerine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, genel olarak ülkemizdeki afetlere hazırlık politikalarının etkin bir düzeyde olmadığı görülmüştür. Ayrıca, afetin yaşanma durumunun bireylerin afet farkındalığı ve bilinç düzeyini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarının paydaşlara afete hazırlık konusunda durum tespiti yapma açısından yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte sonuçların politika yapıcılara da yol gösterici bir nitelikte katkı sunması beklenmektedir.Öğe Comparative dynamic seismic analyses of RC minarets strengthened with FRP and buttresses(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Türkeli, ErdemIn recent earthquakes occurred in Turkey, an unexpected number of reinforced concrete (RC) minarets were heavily damaged or collapsed causing loss of lives and economic damages. These structures can be counted as the most common constructed slender structures in Turkey. Therefore, the detailed behavior of these slender structures should be determined in order to strengthen the existing ones and construct safer and stronger RC minarets. In this study, the most common constructed types of RC minarets were analyzed under 17 August 1999 Mw 7.4 Kocaeli Earthquake for the determination of the effectiveness of strengthening techniques namely fiber reinforced polymers (FRP) and buttresses. Also, soil-structure interaction (SSI) is included in the dynamic seismic analyses of the minarets as proposed by Burman et al. (2012). At the end of the analyses performed, it was determined that FRP strengthening is more effective in enhancing the seismic response of RC minarets as the height of the minaret increases when compared with the buttress strengthening. Also, the stress demand locations predicted from the dynamic seismic analyses of the representative minarets were found to be consistent with the damages observed in recent earthquakes.Öğe Piroliz uygulanmış çeltik sapları ile sulu çözeltilerden renk giderimi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Kaykıoğlu, Gül; Dalmış, İbrahim SavaşBu çalışmanın amacı, piroliz uygulanmış pirinç sapları ile (PPS) sulu çözeltilerden metilen mavisi (MB) giderim performansını değerlendirmektir. pH (4, 5.9 (doğal pH), 7, 9 ve 11), başlangıç boya konsantrasyonu (5, 10, 15 ve 20 mg / L) ve temas süresi (0, 1, 5, 15, 30, 60, 90 ve 120 dakika) gibi çeşitli deneysel parametrelerin etkisini değerlendirmek için sabit sıcaklıkta (20 oC) ve sabit adsorban dozunda (1 g/L) kesikli çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca; farklı dozlarda (500, 1000, 1500, 2000 ve 2500 mg/L NaCl) tuz ilavesiyle iyonik şiddetin boya çözeltisinden renk giderim verimi üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Boya çözeltisinin pH değerinin 4’ten 11’e yükseltilmesiyle PPS tarafından boya tutulumunun bir miktar azaldığı (qe değerleri için 8.5 mg/g’dan yaklaşık 8.2 mg/g’a) ve en iyi giderme veriminin doğal pH’ta elde edildiği gözlenmiştir. Bütün deneylerde boya tutulumu hızlı olmakta ve artan temas süresi ile birlikte adsorpsiyon artmaktadır. Metilen mavisi giderim verimi artan iyonik şiddet ile birlikte hafif artış göstermiştir. 2000 mg/L NaCl uygulamasında %91 giderme verimi elde edilirken, 2500 mg/L NaCl uygulamasında giderme verimi % 87’e düşmüştür. PPS ile MB adsorpsiyonunda R2 değerleri dikkate alındığında Freundlich modeline göre Langmuir modelinin daha uyumlu olduğu belirlenmiştir. MB boyarmaddesi için PPS adsorbanının maksimum adsorpsiyon kapasitesi 12.5 mg/g’dır. PPS için deneysel kinetik veriler yalancı birinci derece modele uyumludur (R2=0.9952).Öğe Endüstriyel atık katkılı kum zeminlerin geçirimsizlik davranışının araştırılması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Bağrıaçık, Baki; Güner, Esra DenizYeniden kullanım potansiyeline sahip olan, endüstriyel atıkların yeni alternatif yöntemlerle değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Arıtma tesisi çamurları ve uçucu kül faydalı geri kullanım potansiyeli olduğu bilinen endüstriyel atıklardandır. Bu endüstriyel atıkların yararlı yeniden kullanımları, çevresel kirliliğin azaltılması, depolama maliyetlerini düşürülmesi, sınırlı olan doğal kaynakların kullanımının azaltılması ve yeni nesil malzeme sağlanması ile kuruluşların ve ülkenin ekonomik gelişimine katkı sağlayabilecektir. Üzerine yapı inşa edilen zemin ve kaya ortamların jeolojik kökenleri çok değişken bir yapıya sahiptir ve farklı tipteki jeolojik malzemeler tasarım açısından farklı çözümler gerektirir. Zayıf zemin şartlarına sahip sahalarda inşa edilecek yapılarda geleneksel temel inşaatı yöntemleri pahalıya mal olmakta ve ekonomikliğini kaybetmektedir. Bu tür zeminlerde geleneksel yöntemler ile yapılan inşaat maliyetinin yüksek olması, çevre faktörlerinin oluşturduğu sayısız sıkıntılar bulunmaktadır. Günümüzde farklı katkı malzemeleri ile zeminlerin nasıl davranış gösterdiği oldukça önem kazanmıştır. Bu çalışmada, endüstriyel atık olan içme suyu arıtma tesisi çamurları ile uçucu kül malzemelerin kumlu zemin ortamında geçirimsizlik davranışları incelenmiştir. Çalışma kapsamında kum zemine, %2, %4, %6, %8, %10, %12, %14, %16, %18, %20, %22 oranlarında ağırlıkça içme suyu arıtma çamuru ve uçucu kül eklenmiştir. Hazırlanan karışımların geçirimlilik davranışları, küçük ölçekli model deneyler yardımı ile katkı oranlarına ve zamana bağlı olarak araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, her iki endüstriyel atık malzemelerin de kumlu zeminlerde geçirimsizliğini kayda değer oranda artırdığı görülmüştür. Endüstriyel atık malzemelerin %2 oranında katıldığında 106 ve %22 oranında katıldığında ise 1691 kata varan artışlar tespit edilmiştir.Öğe Zemin analizleriyle dinamik davranış özelliklerinin belirlenmesine yönelik pilot bir çalışma: Kahramanmaraş ili üngüt mahallesi örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Ceren, Kübra; Karakan, EyyübCan ve mal kayıplarıyla maddi manevi kayıplara neden olan depremlerin, diğer doğal afetler gibi önlenmesi mümkün değildir, fakat depremlerin meydana getirebileceği hasarı en aza indirgemek mümkündür. Türkiye tektoniğinde önemli bir konuma sahip olan Kahramanmaraş ili’nin yüzölçümünün büyük çoğunluğu aktif faylara ev sahipliği yapmaktadır. Zeminlere ait mühendislik özelliklerinin belirlenmesi dinamik yükler altındaki zemin davranışlarının ve/veya meydana gelebilecek zararların en aza indirilebilmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Kahramanmaraş ili Üngüt Mahallesinde zemin dinamik davranış analizi yapılmıştır. Bu çalışma için Üngüt Mahallesinde yer alan 12 adet sondaj kuyusundan elde edilen veriler analizlerde kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında Deepsoil programı yardımıyla çalışma alanında belli noktalarda dinamik davranış analizi yapılmıştır. Çalışma alanında doğrusal, frekans alanında eşdeğer doğrusal ve zaman alanında doğrusal olmayan analizler yapılarak zeminin dinamik davranışı hakkında bilgi edinilmiştir. Seçilen alanın zeminin dinamik davranış analizi 17 Ağustos 1999 Kocaeli (Mw=7.4) depreminin ivme kayıtları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışma alanına ait ivme, tepki spektrumu ve amplifikasyon faktörü grafikleri elde edilmiştir. Bu çalışmada, analiz sonuçlarından elde edilen veriler değerlendirilerek, araştırmaya konu olan bölgedeki mevcut ve yeni yapılacak binaların temel zeminlerinin dinamik davranışlarının belirlenmesi hedeflenmiştir.Öğe Bingöl ili rüzgar potansiyeli ve iklim değişikliğinin etkisi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Alashan, SadıkGüneşin yeryüzünün farklı bölgelerini farklı ısıtmasından dolayı meydana gelen rüzgâr olayının, bulutların taşınarak yağmurların oluşması, çiçek tozlarının taşınarak döllenmesi, yenilenebilir ve temiz enerji kaynağı olarak kullanılma gibi birçok faydası mevcuttur. Bu çalışmada Bingöl ili ortalama rüzgâr hızları ve günümüzde meydana gelen iklim değişikliğinin etkisi araştırılmıştır. Ayrıca çalışmada Bingöl ili üzerinde hâkim olan rüzgâr yönü ve esen rüzgârın hangi yönden ne kadar sürekli olduğu araştırılmıştır. Rüzgâr hızı potansiyeli belirleme çalışmaları literatürde çok fazla yer almasına karşın bu potansiyelin iklim değişikliği ve/veya şehirleşme karşısında davranışını belirleme çalışmaları güncelliğini korumaktadır. Bu çalışma iki aşamada gerçekleşmekte olup birinci aşamada rüzgar hızı potansiyeli belirlenmiş, ikinci aşamada ise bu potansiyelin gelecekteki davranışı incelenmiştir. İklim değişikliği ve/veya şehirleşmenin etkilerini araştırmak üzere literatüre yeni kazandırılan ve birçok araştırmacı tarafından kullanılan yenilikçi yönelim çözümlemesi (YYÇ), geleneksel doğrusal regresyon (DR) ve Mann-Kendall (MK) yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda Bingöl ilinin genel olarak kuzeybatı yönünden rüzgârlarla beslendiği ve rüzgâr potansiyelinin tüm aylarda azalma eğiliminde olduğu ve söz konusu üç yönteminde birbirleri ile tutarlı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.Öğe Son yıllarda meydana gelen hastane yangınları ve nedenleri üzerine bir araştırma(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Yıldız, Zehra; Çelik, GülendamÜlkemizde sağlık hizmetleri, sağlık bakanlığına ve üniversitelere bağlı kamu hastaneleri ile özel hastaneler tarafından sağlanmaktadır. Üniversite araştırma hastaneleri, sağlık bakanlığından sonra en önemli sağlık hizmeti veren kurumlardır. Üniversitedeki sağlık hizmetleri, sağlık sistemi içerisinde doğrudan hasta tedavisi ve bakımının yanı sıra çeşitli sağlık eğitimi ve tıbbı araştırma faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu yüzden üniversite sağlık kurumları diğer hastanelere göre daha kompleks ve kalabalıktır. Bu sağlık kurumlarında poliklinikler, derslikler, laboratuvarlar, yemekhane, ofisler, mutfak, kazan dairesi, çatı katı, arşiv, elektrik tesisatı, parlayıcı ve patlayıcı maddeler, oksijen sistemleri gibi birçok mekân tek çatı altında toplanmaktadır. Bununla birlikte üniversite hastanelerinde diğer hastanelere göre çalışan, öğrenci, hasta ve ziyaretçi sayısı daha fazladır. Bu nedenle özellikle üniversite hastanelerinde meydana gelebilecek bir yangın felakete sebep olabilir. Yangın tehlikesi açısından orta tehlikeli sınıfta yer alan hastanelerde yangın güvenlik önlemlerinin en üst safhada olması gerekmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde faaliyet gösteren hastanelerde son yıllarda çıkan yangınlar, yangın nedenleri ve alınması gereken yangın önlemleri açısından değerlendirilmiştir. Ülkemizde hastanelerde son yıllarda meydana gelen yangınların başlıca elektrik ve dikkatsizlik nedeniyle çıktığı belirlenmiştir. Sağlık kurumlarında, bina tasarımında önemli rol oynayan pasif sistemler ve yangın olayının büyümesine müsaade etmeyen aktif söndürme sistemlerinin günümüz teknolojisine uygun dizayn edilmesi ile yangın riski ortadan kaldırılabilir ya da risk minimuma indirilebilir.Öğe Biyolojik atık nitrifikasyon organizmasına CU+2 biyosorpsiyonu(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Aslan, Şükrü; Topçu, Uğur ŞavaşLaboratuvarda geliştirilen kuru atık biyolojik nitrifikasyon organizmasına (KANO), Cu+2 iyonlarının biyosorpsiyonu, sıcaklık, başlangıç Cu+2 derişimi, pH ve biyosorbent dozuna göre kesikli ünitelerde araştırılmıştır. Deneysel çalışmalar ile elde edilen R 2 , qden ve qhes değerleri göz önüne alındığında, adsorpsiyon eşitliği, Cu+2 iyonlarının KANO’ya biyosorpsiyonu, tek kademe olarak belirtilen en iyi, Langmuir izotermi tarafından tanımlanmaktadır. Deneysel çalışmalarda belirlenen qe değeri, çözelti sıcaklığı arttıkça yükselirken, KANO yapısından sıcaklık ve pH’a bağlı olarak çözeltiye salınan organik madde ve NH4?N artmaktadır. KANO’ya en yüksek Cu+2 biyosorpsiyonu, başlangıç pH ve sıcaklığı olan 5,0 ve 55 °C’de olduğu belirlenmiştir. Deneysel sonuçlar, KANO’ya, Cu+2 biyosorpsiyonunun endotermik bir reaksiyon olduğunu göstermektedir. Sorpsiyon hızı için kinetik modeller, yalancı I. derece ve yalancı II. derece, partikül içi difüzyon, Elovich karşılaştırıldığında, adsorpsiyonun en iyi yalancı II. derece kinetik model tarafından tanımlandığını göstermektedir. ?G° değeri sıcaklık arttıkça azalmaktadır. Bu durum adsorpsiyon sürecinin Gibbs enerjisinin artmasını sağlamaktadır. Negatif ?G° değeri, KANO üzerine Cu+2 biyosorpsiyonunun uygulanabilir olduğu anlamına gelmektedir.Öğe Afetlerde kentsel arama ve kurtarmada kullanılan yöntemler ve güncel yaklaşımların değerlendirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Yılmaz, Gürkan; Demiröz Yıldırım, SevdaAfet; deprem, tsunami, sel, heyelan, volkan patlaması, kasırga, hortum, uçak kazaları, tren kazaları, nükleer santral kazaları, patlamalar ve terör saldırıları gibi çok sayıda insanın yaralanması ve ölümü ile birlikte ciddi fiziksel tahriplerle sonuçlanan olaylar olarak tanımlanmaktadır. Deprem, terör saldırısı ve heyelan gibi olaylar sonucunda yapılarda meydana gelen çökmeler sonrası yıkılmış yapı altında mahsur kalan insan ve hayvanların bulunması için kentsel arama ve kurtarma çalışmaları önem arz etmektedir. Afetin ilk saatlerinde kentsel arama ve kurtarma çalışmalarının başlaması mahsur kalanların canlı olarak çıkarılma oranını arttırmaktadır. İlk 24 saat sonrası afetzedelerin hayatta olma oranı %50 azalmaktadır. Özellikle depremlerle ilgili çok sayıda vaka çalışmasından elde edilen verilere göre, afet sonrası hayatta kalanların %50–95'i depremden sonraki ilk 24-48 saat içinde yerel halk tarafından kurtarıldığı belirtilmiştir. Fakat molozlar altında sıkışmış ve erişilmesi zor olan afetzedelere ulaşmada profesyonel ekiplere ihtiyaç duyulmaktadır. Çökmüş yapı içerisindeki artçı sarsıntılar ve diğer nedenlerden kaynaklı (molozların kaldırılması veya sabitlenmesi sırasında oluşan çökmeler ve afetzede yakınlarının enkaz üstünde yakınlarını aramasından kaynaklı çökmeler vb.) oluşan ikincil çökmeler, tehlikeli kimyasal madde sızıntıları, gaz kaçakları ve kazazedeye erişimdeki geçiş rotalarının dar olması gibi olumsuz etkenler kentsel arama ve kurtarma ekiplerinin güvenliğini tehdit eden unsurlardır. Bu tehditler arama ve kurtarma personelinin kentsel arama kurtarma çalışmalarında tek başına etkin ve verimli olmasını engellemektedir. Kentsel arama ve kurtarma çalışmalarında yerel halk ve profesyonel ekipler ile birlikte köpekler, robotlar, sismik ve akustik (dinleme) cihazlar ve görüntüleme cihazları gibi aktörler de rol almaktadır. Bu aktörlerin her biri farklı görevler ile kentsel arama ve kurtarma çalışmalarında etkili ve verimli olarak kullanılmakla beraber çalışmaların bütünsel olarak yürütülmesini sağlama ve birbirini tamamlama özelliklerine sahiptir. Bu çalışmada kentsel arama ve kurtarma çalışmalarında görev alan afet gönüllüleri, profesyonel arama ve kurtarma personelleri, arama ve kurtarma köpekleri, dinleme ve görüntülü arama cihazları ile robotların arama ve kurtarma çalışmalarındaki pozisyonları incelenmiştir.Öğe Maden atık çamurlarının denizaltı depolama yöntemi ile bertarafı(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Sezgin, NaimMadencilik endüstrisi modern toplumun gelişmesinde rol oynayan en önemli endüstriyel faaliyetlerinden biri olmakla birlikte dünyanın en büyük atık üreten endüstrisidir. Gelişen teknoloji ve endüstriyel faaliyetlerin ihtiyacı olan hammaddelerin madencilik faaliyetleri ile doğal kaynaklardan elde edilmesi, biyolojik çeşitliliğin yok edilmesine ve çevre kirliliği sorunlarına neden olabilmektedir. Madencilik faaliyetlerinden vazgeçilmesi mümkün olmadığına göre, madenlerin çıkartılmasında kamu yararının yanında doğal kaynakların korunması ve çevre kirliliği oluşturmaması konusunda da daha duyarlı olunmalı ve uygun bertaraf yöntemleri için çeşitli mühendislik tekniklerinin uygulanması hedeflenmelidir. Madencilik faaliyetleri sonucu oluşan atıklardan olan çamur genel olarak arazilerde (atık barajlarında veya atık döküm sahalarında) depolanarak bertaraf edilmektedir. Bu depolama alanlarında ise asit maden drenajı (sülfit oksidasyonundan dolayı), geoteknik stabilite ve diğer bazı sebeplerden dolayı çevresel sorunlar meydana gelebilmektedir. Yerüstü atık barajları depolama alanlarında oluşan olumsuz nedenlerden dolayı maden atığı çamurların sucul alıcı ortamlarda bertarafı, özellikle sabit indirgeme koşulları altında ve sülfit minerallerinin jeokimyasal olarak istikrarlı olduğu derin deniz altlarında bertarafı bir seçenek olarak görülebilir. Bu çalışmada, maden atıklarının ve maden cevheri zenginleştirme atıklarından olan sulu çamurun (maden atık çamurunun) genel bertaraf yöntemleri, özellikle denizaltına deşarj ve denizaltında depolama yöntemi incelenmiştir. Bu yöntemin olası olumlu/olumsuz çevresel etkileri tartışılmıştır. Türkiye’de bulunan maden atığı çamuru derin denizaltı depolama (Karadeniz için) tesisi ve bu deşarjın (yöntemin) etkilerini belirlemek için yapılan deneysel çalışmalar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda yapılan deneysel çalışmalar değerlendirildiğinde, derin deniz deşarjı tesisiyle Karadeniz’e deşarj edilen maden atık çamurlarının denizin tabanına doğru hareket eden bir atık olduğu (negatif yüzerliliğe sahip veya batan atık), anoksik bölgeden oksijenli bölgeye yükselemediği belirlenmiştir.












