Cilt 19 Sayı 1 (2018)
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Karadağ florası (Yusufeli, Artvin-Türkiye)(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Eminağaoğlu, Özgür; Akyıldırım Beğen, Hayal; Aksu, GüvenBu çalışma, Artvin ili Yusufeli ilçesinde bulunan Karadağ Florası’nın tespit edilmesi amacıyla 2014 ve 2015 yılları arasında yapılmıştır. Araştırma alanı, Davis’in grid sistemine göre A9 karesinde yer almakta olup Holarktik bölgenin, Avrupa-Sibirya flora alanının Öksin kesiminin Kolşik altkesiminde ve 612-2388 m yükseltiler arasında yer almaktadır. Bu araştırmada 91 familya, 331 cinse ilişkin toplam 493 adet takson saptanmıştır. Bunlardan 1 takson Lycopodiophyta, 18 takson Pteridophyta, 474 takson ise Magnoliophyta bölümüne ilişkindir. Magnoliophyta bölümüne ilişkin taksonlardan 7’si Pinophytina, 467’si Magnoliophytina alt bölümünde bulunmaktadır. Araştırma alanında en fazla takson içeren 5 familya sırasıyla; Asteraceae (60 takson), Poaceae (55 takson), Fabaceae (32 takson), Lamiaceae (28 takson) ve Rosaceae (21 takson). Bunların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımları ise şöyledir: 130’u (%26.4) Avrupa-Sibirya, 93’ü (%18.9) İran-Turan, 24’ü (%4.9) Akdeniz ve coğrafi bölgesi bilinmeyip birden fazla bölgede yayılış gösterenler 246 adettir (%49,8). 352 taksonun hayat formlarına göre dağılım ve oranları sırasıyla şöyledir: Hemikriptofitler 121 takson (%24.5), kriptofitler 87 takson (%17.6), terofitler 51 takson (%10.3), fanerofitler 49 takson (%9.9) ve kamefitler 44 takson (%8.9) ve hayat formları belirlenemeyen 141 adet takson bulunmaktadır. Araştırma alanında 40 adet endemik ve 50 adet de endemik olamayan nadir bitki türü saptanmış olup endemizim oranı %8.1’dir. IUCN tehlike kategorilerine göre endemik ve endemik olmayan 90 adet nadir taksonun tehlike durumu değerlendirilmiştir.Öğe Doğal meralarda vejetasyon ve toprakların bazı fiziko-kimyasal özellikleri arasındaki ilişkiler(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Şimşek, Uğur; Aydın, AdilMera alanları gibi doğal kaynakların etkili ve sürdürülebilir yönetiminde, çoklu faktörlerin etkisini ölçmeye yardımcı olacak bilim temelli bilgi gereklidir. Ekosistemin yönetiminde ekolojik faktörlerin bitki örtüsü dağılımı ve çeşitliliği üzerindeki etkisine dair bilgi çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Karasu (Erzurum) havzasında bulunan doğal meralarda bazı toprak özelliklerinin ortaya konulması ve toprak faktörleri ile bitki türleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaçla çalışma sahasında bulunan 112 doğal mera kesiminde vejetasyon etüdü yapılmış, bitki türleri, bitkilerin toprağı kaplama oranı ve mera kalitesi belirlenmiştir. Her bir noktadan 0-20 cm derinlikten toprak örnekleri alınmış ve tekstür, agregat stabilitesi, organik madde, fosfor, potasyum ve pH analizi yapılmıştır. Yapılan toprak analizleri neticesinde mera topraklarının kaba bünyeli, agregat stabilitesi değerlerinin genelde yüksek olduğu, organik madde ve azot bakımından yeterli, toprak pH’sı yönünden bir sorun taşımadığı, elverişli fosfor bakımından yetersiz olduğu, potasyum içeriklerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Mera kalite derecesi ve bitkilerin toprağı kaplama oranı ile tekstür bileşenlerinden silt+kil oranı, agregat stabilitesi, organik madde, toplam azot, elverişli fosfor, değişebilir potasyum, arasında önemli (p<0.05) pozitif ilişkiler belirlenmiştir. Mera kalitesi, bitkilerin toprağı kaplama oranı ve tür sayısı ile toprak pH’sı arasında önemli (p<0.05) negatif ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak çevresel faktörlerin en önemlilerinden biri olan toprak özelliklerinin mera kalitesi (MKD), bitkilerin toprağı kaplama oranı (TKO) ve bunların belirleyicisi olan tür dağılımı ve sayısında etkili olduğu ve mera yönetimi uygulamalarında toprak özelliklerinin belirlenerek, uygulamalarda bu değerlerin göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülmektedir.Öğe Türkiye’deki bazı Oleaceae türlerinde perforasyonlu özışını hücreleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Erşen Bak, Funda; Merev, NesimeTürkiye’de Oleaceae familyası Fraxinus L., Fontanesia Labill, Phillyrea L., Olea L., Osmanthus Lour., Ligustrum L., Jasminum L. olmak üzere 7 cins’e ait 14 doğal takson ile temsil edilmektedir. Familyanın Fraxinus dışındaki diğer cinsleri yalnızca bir takson ile yayılış göstermektedir. Oleaceae’nin bazı cins ve türlerinde perforasyonlu özışını hücreleri daha önce rapor edilmiş olsa da, Phillyrea latifolia L., Ligustrum vulgare L. ve Olea europaea L. türlerinde perforasyonlu özışını hücrelerinin varlığı ilk kez bu çalışma ile ortaya konulmuştur. İncelenen örneklerde, radyal çeperlerinde trahe hücrelerindeki gibi basit perforasyon tablası bulunduran, etrafındaki özışını hücrelerinden daha geniş olan perforasyonlu özışını hücreleri oldukça yoğundur.Öğe Amasya kent örneğinde rekreasyon alanları bilgi sistemi oluşturulmasına yönelik bir çalışma(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Kurdoğlu, Banu Çiçek; Kurt Konakoğlu, Sultan SevinçHızlı ve düzensiz kentleşme hareketleri, günümüz kentlerini fiziksel, sosyal, biyolojik ve hijyenik yönden sorunların yer aldığı yaşam alanlarına dönüştürmektedir. Bu durum, doğal çevrede yaşayan canlıların yaşamlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Doğal yapının tahrip edilmesinden dolayı kent insanı serbest zamanını geçirebileceği rekreasyon alanlarına gereksinim duymaktadır. Kent parkları, çay bahçeleri, mesire yerleri, gezi-dinlenme alanları, yürüyüş yolları kent içi veya kırsal alanlarda en çok tercih edilen rekreasyon alanlarının başında gelmektedir. Çalışma alanı olarak doğal, tarihi, turistik özelliklere, doğal bir koridor olan Yeşilırmak Nehri ve Vadisi’ne sahip Amasya kenti seçilmiştir. Bu çalışmada, Amasya kent içi ve yakın çevresindeki rekreasyon alanları ile bu alanlarda gerçekleştirilen etkinlikler belirlenmiştir. Alana ait veriler, Macellan marka el tipi GPS yardımıyla rekreasyon alanlarından alınan koordinatlar CBS ortamı ve Arcview 10.1 programında sayısal haritalar ile uydu görüntüsüne işlenerek rekreasyon bilgi sistemi veri tabanı oluşturulmuştur. Kent halkı ile yapılan görüşme ve değerlendirmelere göre; Amasya kent içinde 10 adet, kent çevresinde 7 adet rekreasyon alanı tespit edilmiştir.Öğe Deterjan çözeltilerinin tarım topraklarının bazı özellikleri üzerine etkileri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Bilen, Serdar; Okyay Kaya, LeylaBu çalışmada 6 farklı deterjan (D1, D2, D3, D4, D5 ve D6) çözelti konsantrasyonlarının topraklara sulama suyu olarak 30, 60 ve 90 günlük periyotlarda uygulanması sonucu toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerindeki değişimler araştırılmıştır. Deneme serada yürütülmüş ve deneme süresi boyunca toprakların su içerikleri tarla kapasitesi seviyesinde sabit tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; farklı toz deterjanlarının konsantre (Kkon) çözeltileri inkübasyon sürelerinin artışına bağlı olarak toprakların ortalama reaksiyon (pH) değerleri, değişebilir Na, toplam N ve elverişli P ve B içeriklerinde artışa sebep olmuştur. Toprakların CO2 solunumu, bakteri ve mantar sayıları ise inkübasyon sürelerinin artışına bağlı olarak azalma göstermiştir. Toprakların CO2 solunumu ve bakteri ve mantar sayılarında azalmalar ile değişebilir Na, toplam N ve elverişli P ve B içeriklerindeki artışlar hafif bünyeli topraklarda daha yüksek oranda gerçekleşmiştir.Öğe Fat and protein content in Turkish hazelnut (Corylus colurna L.) in Kastamonu province(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Ayan, Sezgin; Ünalan, Erkan; İslam, Ali; Sakıcı, Oytun Emre; Yer, Esra NurtenTurkish hazelnut (Corylus colurna L.), the mother land and natural spreading area of which is Anatolia, is one of the important hazelnut species in Turkey. Moreover, thanks to its adaptation capability to extreme climate and poor soils conditions, it is a forest tree species playing a key role in climate change scenarios. Turkish hazelnut, a Euro-Siberian flora element in Turkey, is a taxon present in the ''Low Risk'' category according to the IUCN Red List. Turkish hazelnut which spreads disorderly-partially and in an isolated way in small stands, groups, clusters as individuals, has the most intense spreading in the Northwestern Anatolian forests in Anatolia. The fruits of the Turkish hazelnuts are being utilized as a valuable traditional medicinal herbal product in different regions of the world. This paper aims to identify and to compare the fat and protein composition of Turkish hazelnut kernels among and within four populations (Ağlı-Tunuslar, Ağlı-Müsellimler, Araç-Güzlük and Tosya-Küçüksekiler) in Kastamonu region. According to the results of the study; the mean values of fat and protein content were found to be 62.78% and 16.32% respectively. In terms of protein values, significant differences were identified among the populations. However, there were no significant differences among the populations regarding the fat values. The highest median value of the protein was found in Ağlı- Tunuslar with a rate of 18.43%. There is no variation within populations as to fat and protein values. The study suggests that similar studies be continued in detail based on different ecological conditions and genotypes.Öğe Modifiye nanoselülozun kimyasal ve morfolojik analizi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Poyraz, Bayram; Arslan, Recai; Akıncı, Ahmet; Tozluoğlu, AyhanBu çalışmada, ökaliptus (Eucalyptus camaldulensis) odun yongalarından, ağartılmış kraft hamur lifi elde edilmiştir. Ardından ağartılmış hamur lifi 2,2,6,6-tetrametilpiperidin-N-oksil (TEMPO), Nhidroksiftalimit (PINO) ve periyodat (IO4-) ile modifiye edilmiştir. Sonrasında elde edilen ürünler homojenizatörden geçirilerek nano boyutlara düşürülmüş ve modifiye nanoseluloz elde edilmiştir. Elde edilen modifiye nanoselülozların, kimyasal özellikleri HPLC (High Performance Liquid Chromotography) ve FTIR (Fourier Transform Infrared) ile morfolojik analizleri ise SEM (Scanning Electron Microscopy) cihazları kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmada modifikasyonlar sonrasında, moleküler ve amorf yapının değiştiği belirlenmiştir. Periyodat'ın, 2,2,6,6-tetrametilpiperidin-N-oksil ve N-hidroksiftalimit ile karşılaştırıldığında, glukoz üzerinde daha etkin olduğu belirlenmiştir. Morfolojik analizlerde 2,2,6,6-tetrametilpiperidin-N-oksil’in N-hidroksiftalimit'e ve periyodata oranla lif yapısının boyutsal değişiminde daha etkili olduğu gözlenmiştir. Son yıllarda nano seviyelerde yapılan çalışmaların sayısı giderek artış göstermektedir. Çalışmada nano boyutlara sahip nanoselüloz üretimi ve ardından üretilen nanoselülozun modifikasyonu başarıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda modifiye nanoselülozların kimyasal ve morfolojik özellikler incelendiğinde, kullanılan kimyasalların nanoselüloz üzerinde farklı etkiler meydana getirdiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında mevcut çalışmanın literatüre destek sağlayacağı düşünülmektedir.Öğe Two new naturalized species of the genus cyperus (cyperaceae) from Turkey(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Şapcı, Handan; Vural, CemCyperus eragrostis and C. microiria were recorded for the first time from Turkey in this study. Descriptions of the taxa were improved. Morphological characteristics of these species were investigated. Geographical distributions and IUCN threat categories of these species were reported.Öğe Weigela floribunda ve siraea x vanhouttei’nin çelik ile üretilmesinde farklı sera ortamları ve büyüme hormonlarının köklenme üzerine etkileri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Yücesan, Zafer; Üçler, Ali Ömer; Oktan, Ercan; Bayraktar, Ali; Şafak, TuncelBu çalışmada, peyzaj çalışmalarında yaygın olarak kullanılan Weigela floribunda (Sieb. and Zucc.) K. Koch türü ve Spiraea x vanhouttei (Briot) Zabel hibrit türünün çelikle üretilmesinde farklı sera ortamları (Sera-1 ortamı; hava sıcaklığı 20±2?, köklendirme ortamı alt sıcaklığı 20±2? ve nem %70±2, Sera-2 ortamı; hava sıcaklığı 20±2?, köklendirme ortamı alt sıcaklığı 25±2? ve nem %70±2) ve büyüme hormonlarının (IBA ve NAA) farklı dozlarının (1000 ve 5000 ppm) köklenme başarısı üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, ilk kallus oluşumu, ilk kök oluşumu, kök boyu (KB), kök sayısı (KS) ve köklenme yüzdeleri (KY) belirlenmiştir. Her iki tür için de en yüksek köklenme başarısı %100 olarak tespit edilmiştir. Weigela floribunda türü için bu değer, Sera-1 ortamında Kontrol, IBA 5000 ppm, NAA 1000 ppm ve NAA 5000 ppm işlemlerinde, Sera-2 ortamında ise NAA 1000 ppm ve 5000 ppm işlemlerinde tespit edilmiştir. Spiraea x vanhouttei hibrit türü için ise, Sera-1 ortamındaki Kontrol ve IBA 5000 ppm işlemlerinde meydana gelmiştir. KB ve KS açısından, Sera-1 ortamında Weigela floribunda için, Sera-2 ortamında Spiraea x vanhouttei için çalışmadaki en yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca ölçülen diğer özellikler üzerinde sera ortamları ve hormonların etkisi istatistiksel açıdan değerlendirilmiştirÖğe Türkiye’de oduna dayalı orman ürünleri üzerine bir araştırma: zaman serisi analizi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Bayramoğlu, Mahmut MuhammetGelişen teknoloji her türlü odun ürününe olan talebi arttırmıştır. Bu durum sahip olunan kaynakların sürdürülebilir kullanımının yanında etkin ve verimli kullanılmaları sonucunu da beraberinde getirmiştir. Zaman serileri analizi de mevcut değişkenlerin gelecekte alabilecekleri değerleri kestirimine imkân verdiği için odun hammaddesini olan ormanların planlanmasında önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü ormanların işletilmesinden sorumlu kamu kurumu olarak satış stratejilerini ve gelirlerini bu planlara göre düzenlemek durumundadır. Bu kapsamda çalışmada 2001-2016 yılı endüstriyel odun, dikili ve yakacak odun satış ve gelir verilerinden oluşturulan modellerle 2017-2027 yılına ait satış ve gelir tahminlerinde bulunulmuştur. Çalışma sonucunda endüstriyel odun ve dikili satış miktarlarında sırasıyla 2027 yılı sonu için 4.96 milyon m3 ve 564 bin m3 artış, yakacak odun gelirlerinde ise 1.11 milyon ster azalışa rağmen gelirlerde 84.9 milyon TL artış beklenmektedir. Geleceğe yönelik yaşanacak politik ve ekonomik sonuçlara göre bu tahminler değişim gösterecektir. Ancak yine de karar vericilerin sayısı az olmasına rağmen bu tarz çalışmalardan elde edilen çıktıları göz önünde bulundurarak planlarını oluşturmaları başta ormancılık olmak üzere Türkiye ekonomisi açısından önem arz etmektedir.Öğe Boylu ardıç (juniperus excelsa bieb.) ormanları altındaki toprakların fizikokimyasal özellikleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Şenol, Hüseyin; Alaboz, Pelin; Gülsoy, Serkan; Özkan, GülcayÜlkemizde geniş bir yayılım alanına sahip olan boylu ardıç türleri özellikle Akdeniz bölgesinde bulunmaktadır. Bu çalışmada göller yöresi içerisinde bulunan boylu ardıç türlerinin bulunduğu 40 noktadan derinlik esaslı (0-5, 5-30, 30-60, 60-120cm) toprak örnekleri alınarak söz konusu materyallerin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiş ve korelasyon ilişkileri irdelenmiştir. 0-5 cm derinlikte ortalama kum, silt, kil içeriği %32.73, 40.45, 26.81 olarak belirlenmiş olan toprakların, organik madde içerikleri tarım yapılan topraklardan oldukça yüksek (%2.65-13.39), pH değerlerinin (7.09-8.45) ise nötr ve kuvvetli alkalin reaksiyon arasında değiştiği belirlenmiştir. 5-30 cm derinliğinde toprakların Katyon Değişim Kapasitesi (KDK) değerleri 21.53-103.46 me/100g iken Na, K, Ca ve Mg içerikleri sırasıyla 8-31.19, 0.58-16.03, 35.71-127.91, 1.28-27.44 me/100g arasındadır. 30-60 cm derinlikteki toprak özelliklerinin değişkenlikleri incelendiğinde elektriksel iletkenlik (EC), Ca, KDK, kireç, kum, kil yüksek değişkenliğe sahip özellikler olarak belirlenmiştir. 60-120 cm derinlikte değişkenler arasında önemli seviyede en yüksek ilişki kum-kil, Ca-pH özelliklerinde iken en düşük ilişkiler Tarla kapasitesi-kil, kum-EC, Na- kireç içeriği arasında belirleniştir.Öğe Saf ve karışık halde yetiştirilen sakallı kızılağaç (alnus glutinosa gearth. subsp. barbata) ve doğu kayını (fagus orientalis lipsky) fidanlarının kısa dönem biyokütle değerleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Güner, Sinan; Göktürk, Aşkın; Küçük, MehmetBu çalışmanın amacı; azot bağlayan Frankia alni (Woronin) Von Tubeuf bakterilerine sahip sakallı kızılağaç (Alnus glutinosa Gearth. subsp. barbata), doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) fidanlarının gelişmesine etkisini ortaya koymaktır. Bunun için 2014 yılı kasım ayında Artvin İli Arhavi İlçesi Ortacalar Mevkiinde 6 adet 200 m2 büyüklüğünde deneme alanı tesis edilmiştir. Deneme alanlarının ikisine sakallı kızılağaç, ikisine doğu kayını, ikisine de karışık halde sakallı kızılağaç ve doğu kayını fidanları dikilmiştir. Fidanlar 1 m x 1m aralık ve mesafeler ile sıralı olarak dikilmişlerdir. Her bir deneme alanına 200’er adet fidan dikilmiştir. Dikimlerde 1 yaşında sakallı kızılağaç ve 2 yaşında doğu kayını fidanları kullanılmıştır. Dikimden önce 30 adet doğu kayını ve 30 adet sakallı kızılağaç fidanlarının kök boğazı çapları (KBÇ), fidan boyları (FB), kök kuru ağırlıkları (KKA), gövde kuru ağırlıkları (GKA) ve fidan kuru ağırlıkları (FKA) ölçülmüştür. 2016 yılının vejetasyon dönemi sonunda saf sakallı kızılağaçlardan (30 adet), saf doğu kayınlardan (30 adet), karışık yetiştirilen sakallı kızılağaçlardan (30 adet) ve karışık yetiştirilen doğu kayını fidanlarından (30 adet) toplam 120 adet fidan sökülmüş ve KBÇ, FB, KKA, GKA ve FKA değerleri yeniden ölçülmüştür. Ölçüm sonuçlarına göre; dikimden iki yıl sonra karışık halde yetiştirilen doğu kayını fidanlarının, saf halde yetiştirilen doğu kayını fidanlarına göre daha iyi gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Ağrılıklarda meydana gelen artımlardan gövde ağırlığındaki artımın istatistiksel olarak anlamlı olduğu, kök ve fidan ağırlığındaki artımın ise önemsiz olduğu sonucuna varılmıştır.












