Cilt 13 Sayı 1 (2012)

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 11 / 11
  • Öğe
    Bitkisel yağların ahşap koruyucu bir madde olarak kullanılabilirliği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Dizman Tomak, Eylem; Yıldız, Ümit Cafer
    Zehirli bileşenlerinden dolayı yaygın olarak kullanılan ahşap koruyucu maddelere karşı artan çevresel baskılar ve yasaklar, çevre dostu emprenye maddelerinin kullanımını ve bu maddelerin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bileşimlerinde herhangi bir zehirli kimyasal madde bulundurmayan bitkisel yağlar, odun hücrelerinde hidrofobik bir tabaka oluşturması ve su alımını azaltması nedeniyle ahşabı koruma amaçlı bir emprenye maddesi olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak, bazı durumlarda odunda mekanik bariyer etkisi oluşturan bitkisel yağ muamelesi, mantar çürüklüğüne, termit saldırılarına ve yanmaya karşı tam anlamıyla bir koruma sağlayamamaktadır. Ayrıca odunda iyi bir etkinlik için ihtiyaç duyulan yüksek miktardaki yağ retensiyonu, işlemi ekonomik kılmamaktadır. Bu durum çeşitli biyositlerin yağlarla birlikte kullanımı ve modifiye edilmiş yağların kullanılması ile bertaraf edilebilir. Bu çalışmada, çevre dostu ve biyolojik yollarla bozunabilen su itici maddelerden biri olan bitkisel yağlar, alternatif bir emprenye maddesi olarak incelenmiş ve yağların kullanımında karşılaşılan sorunlar ile çözüm önerileri tartışılmıştır
  • Öğe
    Seyfe gölü örneği’nde biyosfer rezervi alanların planlanması üzerine bir araştırma
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Dönmez, Yasin; Gökyer, Ercan; Yazgan, Mehmet Ertuğrul
    Biyosfer rezervi; UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü)’nun insan ve Biyosfer Programı içerisinde yer alan uluslar arası öneme sahip karasal ve/veya kıyı ekosistemlerine sahip alanlardır. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekonomik kalkınma ve kültürel değerlerin devamlılığı arasındaki ilişkinin sürdürülebilir bir şekilde çözülmesine yönelik temel bir yaklaşımdır. Seyfe Gölü ve çevresi doğal hayatı korumaya yönelik çalışmalar sonucunda farklı koruma statüleri ile koruma altına alınmıştır. Bu çalışmada Seyfe gölünün, sahip olduğu koruma statülerinden farklı olarak, biyosfer rezervi olarak planlanması yönünde değerlendirilmelerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Eskişehir ve çevresindeki bazı tarım alanlarındaki tarla yabancı otlarının florası
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Söker, Asuman; Koyuncu, Onur; Yaylacı, Ömer Koray; Tokur, Süleyman
    2003-2004 yıllarında Eskişehir ve çevresinde tarımı yapılan bazı kültür bitkilerinin 36 farklı lokalitesindeki tarla yabancı otları araştırılmıştır. Buna göre; 45 familyada 207 cinse ait 213’ü tür, 71’i alttür ve 43’ü varyete kategorisinde olmak üzere toplam 327 tür ve türaltı takson belirlenmiştir. Taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımı ise şöyledir; Avrupa-Sibirya (25), Akdeniz (29), İran-Turan (45) ve 222 takson ise çok bölgeli ya da fitocoğrafik bölgesi bilinmeyendir. Taksonlardan 23’ü endemik olup endemizm oranı % 7.03’dır. Endemik taksonların 17’si LC, 3’ü NT ve 3’ü CD risk kategorisindedir. Tarla yabancı otlarının bulundukları kültür bitkisine göre dağılımları ise şöyledir; buğday (186), şeker pancarı (102), arpa (44), kabak (37), nohut (33), domates (27), yulaf (17), mısır (16), biber (12) ve lahana (12)’dır. Araştırma alanın tamamında belirlenen tarla yabancı otlarının yaşam süreleri ise şöyledir; 141 takson tek yıllık, 29 takson iki yıllık ve 157 takson çok yıllıktır. Ayrıca alanda 312 taksonun otsu ve 15 taksonun odunsu yapıda olduğu belirlenmiştir
  • Öğe
    Bazı endemik bitkilerin Kütahya’daki (Türkiye) yayılış alanları ve yeni IUCN tehlike kategorilerine göre yeniden değerlendirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Tel, Ahmet Zafer
    Bu çalışma İçbatı Anadoludaki Kütahya il hudutları içinde yayılış gösterin endemik taksonların öncelikle Kütahya’daki lokalitelerini, sonrasında ise Türkiye’nin diğer bölgelerindeki yayılışını ortaya koymak ve IUCN tehlike kategorilerini bu veriler ışığında yeniden değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Kütahya il sınırları içerisinde 39 familyaya ait 291 endemik ve 4 nadir takson bulunmaktadır. Bu taksonlardan 16 tanesi sadece Kütahya il hudutları içinde, 45 takson Ege bölgesinde, diğer taksonlar ise Ege bölgesi haricinde diğer bölgelerde de yayılış göstermektedir. En fazla endemik taksona sahip familya 43 taksonla Asteraceae (Compositae), ikinci 35 taksonla Fabaceae (Leguminosae), üçüncü 29 taksonla Scrophulariaceae, dördüncü 27 taksonla Lamiaceae (Labiatae), beşinci 18 türle Brassicaceae (Cruciferae) familyalarıdır. İlin en yüksek dağı olan Murat Dağı 114 taksonla en fazla endemik taksona sahip dağdır. Kütahya’da bulunan endemik bitkilerin fitocoğrafya bölge dağılımları; Iran-Turan (93 takson), Akdeniz (72 takson) ve Avrupa-Sibirya (10 takson). Bu çalışmanın sonuçları kullanılarak endemik taksonların tehlike sınıfları yeniden değerlendirilmiş ve bazılarının tehlike sınıfları güncellenmiştir. Yeni IUCN tehlike kategorilerine göre alanda; CR (Çok tehlikede) kategorisinde 2, EN (Tehlikede) kategorisinde 17, VU (Zarar görebilir) kategorisinde 30, LR (Az tehdit altında) kategorisine giren cd (Koruma önlemi gerektiren) alt kategorisinde 28, nt (Tehdit altına girebilir) alt kategorisinde 23, lc (En az endişe verici) alt kategorisinde 190, DD (Veri yetersiz) kategorisinde bir taksonun varlığı belirlenmiştir.
  • Öğe
    Batı Karadeniz yöresi sarıçam (pinus sylvestris l.) meşcerelerinde kütük çapı-göğüs çapı ilişkileri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Şenyurt, Muammer
    Bu çalışmada, Batı Karadeniz Bölgesinde Ankara, Kastamonu ve Bolu Orman Bölge Müdürlükleri sınırları içinde yayılış gösteren sarıçam meşcerelerinin dip kütük çapı-göğüs çapı ilişkisinin belirlenmesi ve modellenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışma kapsamındaki meşcerelerden 101 adet örnek alan alınmış ve 1111 adet örnek ağaçta dip kütük çapı ve göğüs çapı ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen bu verilere bağlı olarak, çeşitli regresyon modelleri denenmiş ve bu modellerden başarı ölçütlerine göre en iyi sonuç parabolik denklem ile elde edilmiştir. Göğüs çapındaki değişkenliğin %96.7’sini açıklayan bu model, dip kütük çapı kullanılarak göğüs çapı tahmininde güvenle kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Çeşitli emprenye maddelerinin mobilya ve yapı endüstrisinde kullanılan odun türlerinin bazı fiziksel özellikleri üzerine etkileri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Atılgan, Abdi; Peker, Hüseyin
    Bu çalışmada, amonyum tetra flu borat (% 1 - % 3) ve çimento + boraks (% 6 - % 9) ile ASTM-D 1413–76 esaslarına göre emprenye edilen Doğu Kayını (Fagus Orientalis Lipsky) ve Sarıçam (Pinus Sylvestris L.) odunlarının yanma ve yoğunluk değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. ASTM D 160–50 standardına göre yapılan yanma deneyinde alev kaynaklı yanma (AKY), kendi kendine yanma (KKY), kor halinde yanma (KHY) işlemi yapılmış olup; ışık yoğunluk değeri, yanma süresi, dağılma ve kül miktarı belirlenmiştir. Deney sonuçlarına göre en yüksek retensiyon kayın odunu %9 çimento+boraks karışımında (42,43 kg/m3 ), en yüksek yanma sıcaklığı kayın odunu %6 çimento+boraks karışımında (587°C), ışık yoğunluk değeri KHY’ da kayın odunu %9 çimento+boraks karışımında (267 Lüks), en uzun yanma süresi sarıçam odunu %1 amonyum tetra flu boratta (29.03 dk), en çok ağırlık kaybı sarıçam odunu kontrol örneğinde (% 94) tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Evaluating different planting design compositions for visual landscape quality in street planting
    (Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 2012) Turgut, Hilal; Atabeyoğlu, Ömer; Yılmaz, Hasan; Irmak, Mehmet Akif
    Street greening in urban settings fails due to several extreme conditions or inappropriate plant species and compositions. In recent years, urban transformations have been carried out in Erzurum, one of the most important cities of the Eastern Anatolia Region of Turkey. Seventeen different planting design compositions produced by digital simulation for the Cumhuriyet Street, the most important street and trade center of the city, were evaluated using visual landscape quality method. The Design Scenarios was sorted by a questioners which was held by 150 participants for sorting color size and form and the results were evaluated in the SPSS statistic software. The most preferred plant designs for the street had spherical form, pink color, slight texture and 1.5-2 meters tall. In addition, the proportion of closure in the plant designs produced in our study was computed and it was compared with the results of the analysis. The results are important in putting the outcomes into practice regarding the participation of public in the reformation of urban living areas.
  • Öğe
    Aralama şiddeti ve gövde sınıfının dar yapraklı dişbudakta (fraxinus angustifolia vahl.) su sürgünü oluşumuna etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Çiçek, Emrah; Yılmaz, Faruk; Özbayram, Ali Kemal; Çitgez, Tarık
    Kalın çaplı ve kaliteli gövde üretimi bakımından aralama müdahaleleri silvikültür pratiğinde önemli bir yere sahiptir. Ancak, özellikle yapraklı türlerde, aralama müdahaleleri sonucunda gövdeler üzerinde oluşan su sürgünleri tomruk ve kerestenin değerini oldukça düşürmektedir. Bu çalışmada, aralama şiddeti ve gövde sınıfının dar yapraklı dişbudakta (Fraxinus angustifolia) su sürgünü oluşumuna etkisi araştırıldı. Çalışma, Adapazarı yöresinde bulunan ve başlangıç dikim aralığı 3x2 m (1666 fidan/ha) olan 36 yaşındaki plantasyonda gerçekleştirildi. Aralama öncesi meşcerede orta çap 31 cm, üst boy 34 m, göğüs yüzeyi 32 m2 /ha ve gövde sayısı 416 adet/ha kadardı. Çalışmada göğüs yüzeyinin %0 (kontrol), %22 (mutedil) ve %38’i (kuvvetli) çıkacak şekilde üç farklı şiddette aralama uygulandı. Müdahaleden dört yıl sonra yapılan değerlendirmede; aralama şiddeti ve gövde sınıfı (galip ve müşterek galip gövdeler) ile arama şiddeti x gövde sınıfı etkileşiminin dört yıllık su sürgünü farkına etkisi önemsiz bulundu. Son hâsılatı oluşturacak galip ve müşterek galip gövdelerde çok az sayıda (<1 adet/gövde) yeni su sürgünü oluştu. Buna göre, dar yapraklı dişbudağın aralama müdahalelerine tepki olarak su sürgünü oluşturma riskinin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Bu özellik türde kalın çaplı ve kıymetli gövde üretimi için önemli avantaj sağlayabilir.
  • Öğe
    A research on permeability concept at an urban pedestrian shopping street: a case of trabzon kunduracilar street
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Yavuz, Aysel; Kuloğlu, Nilgün
    This research in which components of permeability concept is tried to be set forth, presents the results of a field study conducted on a pedestrian-shopping street in Trabzon, a coastal city in the eastern Black Sea Region. The criteria affecting permeability are dealt with in physical, functional and perceptual properties. Accordingly, three hypotheses are proposed in this article. The study was a two-stage survey. The first survey is prepared to determine user preferences. With the second survey prepared in the light of the data obtained from the first one, characteristics defining the permeability concept were sought for. As a result, permeability level of a street is found to be closely related with the physical, functional and perceptual properties providing such permeability and, permeability is determined to be best provided by considering all the three properties together, and new perspective to the concept of permeability is brought with this model.
  • Öğe
    Fidan tipi ve dikim zamanının Erzurum-Tortum yöresinde sarıçamın (pinus sylvestris l.) dikim başarısına etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 2012) Aytaş, Vedat; Tilki, Fahrettin
    Bu çalışmada; beş farklı fidan tipi (1+0, roket, 2+0 roket, 1+0 enso, 2+0 enso ve 2+0 çıplak köklü) ve iki farklı dikim zamanının (ilkbahar ve sonbahar) sarıçamın (Pinus sylvestris) bir yıllık arazi performansına etkisi yarı kurak alan karakterindeki Erzurum-Tortum yöresi erozyon kontrol sahasında araştırılmıştır. Fidanların morfolojik özellikleri fidan tipine göre dikimden önce belirlenmiş ve fidanların araziye dikiminden bir yıl sonra fidan yaşama yüzdesi, çap, boy, çap artımı ve boy artım değerleri tespit edilmiştir. Dikim öncesi fidanların morfolojik özellikleri fidan tipine göre değişmekte olup en yüksek fidan morfolojik değerleri 2+0 roket kap tipinde elde edilirken en düşük fidan morfolojik değerleri 1+0 roket kapta üretilen fidanlarda tespit edilmiştir. Dikimden bir yıl sonra yapılan değerlendirmede, dikim zamanı ve fidan tipinin yaşama yüzdesi, fidan çapı ve fidan boyunu önemli düzeyde etkilediği belirlenmiştir. En yüksek fidan yaşama yüzdesi sonbahar dikimlerinde 2+0 roket (%47) ve 2+0 enso (%46) kap tiplerinde elde edilirken, ilkbahar dikimlerinde en yüksek 2+0 enso kap tipinde (%53) tespit edilmiştir. Beş farklı fidan tipinin ortalaması esas alındığında; fidan yaşama yüzdesi ve fidan boy artımı ilkbahar dikimlerinde daha yüksek elde edilirken fidan dikim zamanı çap artımı üzerinde etkili olmamıştır. Sonbahar dikimlerinde boy artımı en yüksek 2+0 roket kap tipinde, çap artımı ise en yüksek 2+0 roket ve 2+0 enso kap tiplerinde elde edilirken ilkbahar dikimlerinde çap ve boy artımı 2+0 roket kap tipinde en yüksek elde edilmiştir. En düşük değerler ise 1+0 roket kap tipinde belirlenmiştir. Çalışma sonucuna göre, yarı-kurak verimsiz alan olarak nitelenebilen bu tip alanlarda erozyon kontrolü amaçlı tesis edilen sarıçam ağaçlandırmalarında 2+0 roket kaplı fidanların ilkbaharda dikimi tavsiye edilebilir.
  • Öğe
    Tunceli ilinin arazi örtüsünün konumsal ve zamansal değişiminin incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2012) Kadıoğulları, Ali İhsan
    Orman kaynaklarındaki zamansal değişim ile bu değişime etki eden faktörlerin anlaşılması hazırlanacak olan planların etkinliğini arttırmak ve orman kaynaklarının sürdürülebilir planlanması için oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Tunceli ilinin (780 807 ha) arazi örtüsünün değişimi zamansal ve konumsal olarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında, alanın 1987-2010 yıllarına ait Landsat uydu görüntüleri sınıflandırılmış ve 1973 yılı meşcere tipleri haritaları Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile sayısallaştırılarak uydu görüntüsü sınıflandırılmasında kullanılmıştır. Ayrıca, orman kaynaklarının konumsal yapısındaki (orman parçalarının sayı ve konumsal dağılımları) değişimi FRAGSTATSTM programı ile belirlenmiştir. Çalışma alanında, kırsal nüfusun çok hızlı azalması nedeniyle orman alanları üzerindeki baskının azalmış ve buna paralel olarak ormanlık alanlarda 1987 ve 2010 yılları arasında tüm alanda %5.73 oranında artış tespit edilmiştir. Yıllık ormanlaşma oranı ise %1.52 oranında gerçekleşmiştir. Konumsal yapı bakımından incelendiğinde; her ne kadar parça sayısı (NP) ve alan ağırlıklı ortalama şekil indeksi (AWMSI) değerleri artsa da, ormanlık alandaki artışa bağlı olarak ortalama parça büyüklüğünün (MPS) artması orman ekosisteminin 1987 ve 2010 yılları arasında daha dayanıklı bir yapıya doğru gittiğini göstermektedir.