Cilt 21 Sayı 2 (2020)

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 22
  • Öğe
    Çay budama atık biyokütlesinin linyit kömür ile karıştırılarak beraber yanma potansiyelinin araştırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Turumtay, Halbay
    Hayat standartlarının artmasına paralel olarak artan enerji gereksinimi enerjide dışa bağımlı olan ülkeler için önemli bir sorundur. Artan enerji talebini karşılarken çevreye verilecek olan zararın en aza indirgenmesi öncelikli hedefler arasında yer almaktadır. Kömür ile ile çalışan termik santrallerden elde edilen enerji ülkemizin enerji ihtiyacının %32’sini karşılamaktadır. Kullanılan kömürün büyük bir kısmı ithal kömür ve taşkömürüdür. Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda linyit kömür rezervimiz 16 milyar tonun üzerine çıkmıştır. Fakat bu linyit kömür çoğunlukla düşük kalorili olup, yüksek oranda kükürt, nem ve kül içeriklidir. Bu tür ısıl değeri düşük çevresel etkisi fazla olan kömür kaynaklarının verimli bir şekilde kullanımı için ileri teknolojilerin geliştirilmesi ulusal ve uluslararası düzeyde bir gerekliliktir. Diğer yandan, ülkemizin sahip olduğu biyokütle enerjisi potansiyeli verimli bir şekilde değerlendirilememektedir. Doğu Karadeniz bölgesinin önemli tarımsal atığı olan çay budama atıkları linyit kömür ile belirli oranlarda harmanlanarak karışımın ısıl değeri, kül içeriği, kükürt ve uçucu madde içeriği tespit edilmiştir. Çay budama atığının ısıl değeri linyit kömüründen yaklaşık olarak %30 az olmasına rağmen, linyit kömür ile %50 oranında harmanlandığında kül içeriği %12’lerden %6’lara, kükürt içeriği ise %1.15’lerden %0.69’lara düşmüştür. Atık olarak kullanılan ve ekonomiye kazandırılmayan bu tarımsal atıkların, linyit kömürü ile uygun karışım değerleri ile homojen şekilde harmanlandığında enerji potansiyellerinin yüksek olduğu ve çevreci bir yakıt olduğu belirlenmiştir.
  • Öğe
    Determination of chemical composition, antioxidant and antifungal properties of pomegranate (Punica granatum L.) and Parsley (Petroselinum crispum) seed oil produced in industrial scale
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Okan, Onur Tolga; Kılıç Pekgözlü, Ayben; Onaran, Abdurrahman; Öz, Mehmet; Deniz, İlhan
    In this study, essential oil and oil acid content, antioxidant and antifungal properties of oils obtained from pomegranate (Punica granatum L.) and parsley seeds (Petroselinium crispum) produced on an industrial scale were investigated. Pomegranate seed oil was obtained cold pressed in an industrial scale, while parsley seed oil was obtained industrial steam distillation. As a result of pomegranate seed oil GC-MS analysis, fifteen components were determined. Parsley seed oil was twelve compounds was identified. Punicic acid (61.19 %) was found as the dominant compound in pomegranate seed oil while apiole (14.21 %) was determined as the dominant compound in parsley seed oil. When the antioxidant capacity of the oils were examined, it was determined that the oils obtained from pomegranate seeds have a moderate antioxidant activity, the oils obtained from parsley seeds have high antioxidant activity. Antifungal activity of pomegranate (Punica granatum L.) and parsley (Petroselinium crispum) seed oil against five different plant pathogens, Fusarium. oxysporum f. sp. lycopersici, Botrytis cinerea, Sclerotinia sclerotiorum, Alternaria. solani and Rhizoctonia solani were also determined.
  • Öğe
    Sakallı kızılağaç (Alnus glutinosa subsp. barbata) meşceresinin doğal yolla gençleştirilmesi (Harşit Orman İşletme Şefliği örneği)
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Yıldırım, Nihan; Turna, İbrahim; Yıldırım, Nebahat
    Doğada her canlının olduğu gibi ormanların da sürekli var olması, yaşlanan ya da değişik nedenlerle zarar görüp ölen bireylerin yerini yeni genç bireylerin almasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle ormanlarımızda uygulanan gençleştirme çalışmaları ve bu çalışmaların başarısı büyük önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında, Harşit Orman İşletme Şefliğine ait Sakallı kızılağaç (Alnus glutinosa subsp. barbata) meşceresinin doğal gençleştirme yöntemlerinden biri olan büyük alan siper vaziyeti ile gençleştirilmesi ve gençlik bakımlarından diri örtü temizliğinin gençliğin gelişimi üzerine etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gençleştirme çalışmasına 2012 yılında arazi hazırlığı ile başlanılmış ve 2016 Kasım-Aralık ayında ise boşaltma kesimi ile sahadan çıkılmıştır. İlk çimlenmeler 2013 yılı Nisan ayında gözlemlenmiştir. Gençleştirme alanında üç farklı şiddette diri örtü temizliği yapılmış ve uygulanan diri örtü temizlik derecelerinin gençlik sayısı ve boy gelişimi açısından etkileri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; 2013-2015 yılları arasında yapılan ölçüm ve sayımlarla gençlik boyları ve sayıları ortaya konulmuştur. Bir yaşındaki gençliklerin boylarında yapılan ölçümlerde tüm işlemlere ait ortalama boy 5.92 cm, iki yaşında 39.23 cm ve üç yaşında ise 65.46 cm’dir. Diri örtü temizliği işlemleri bakımından bir yaşındaki ve üç yaşındaki gençlik boyları arasında istatistiksel olarak anlamlı (P?0.05) farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
  • Öğe
    Ormanlarda zarar yapan böceklerin ekonomik etkileri: Türkiye açısından bir değerlendirme
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Öztürk, Atakan
    Dünya kara yüzeyinin yaklaşık olarak 1/3’ünü kaplayan ve biyolojik kütlesinin de ¾’ünden fazlasını oluşturan ormanlar; odun ve odun dışı ürünler, biyolojik çeşitlilik, rekreasyonel ve estetik değerler, karbon tutma, su rejimini düzenleme gibi pek çok faydayı bünyesinde barındırmaktadır. Ancak ormanların sahip olduğu bu faydaların varlığı ve sürekliliği çeşitli tahrip faktörlerince tehdit edilmektedir. Ormanlarda farklı şekil ve düzeylerde fiziki ve ekonomik zararlara da neden olan bu faktörler arasında zararlı böceklerin önemli bir yeri vardır. Bu çalışmanın amacı ormanlarda zarar yapan böceklerin ekonomik etkilerinin konuya ilişkin daha önce hazırlanan bilimsel yayınlar ve ilgili belgeler kapsamında irdelenmesidir. Bu amaçla, bazı yabancı ülkeler ve Türkiye ormancılığı için hazırlanan bilimsel yayınlar (makaleler, makaleler vb.) ve belgeler (planlar, raporlar, vb.) içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan içerik analizleri sonucunda ormanlardaki böcek zararlarına bağlı piyasa odaklı ve piyasa dışı etkiler kapsamında toplam sekiz adet ekonomik etki belirleme yaklaşımı belirlenmiştir. Türkiye’de bu yaklaşımlardan sadece iki tanesine (zarar önleme ve zararla mücadele maliyetleri ile piyasa fiyatı ve işletme gelirlerine etki) ilişkin çalışma yapılmış, kalan altı farklı etki yaklaşımına rastlanmamıştır.
  • Öğe
    Trabzon kenti örnekleminde, kent-kıyı ilişkileri analizi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Uzunali, Alper; Acar, Cengiz
    Kentler tarih boyunca insanların temel ihtiyaçlarından biri olan su ihtiyacını karşılamak için deniz, ırmak veya göl kenarlarına kurulmuşlardır. Bu nedenle kıyı alanları ile halk ve kent arasında tarih boyunca geliştirilmiş bir iletişim bulunmaktadır. Kentleşmenin artması ile bu ilişki kıyılara her açıdan zarar vermeye başlamıştır. Gelişmiş ülkeler çeşitli yöntemlerle bu durumu en aza indirmiş ve insan-su, kent-deniz ilişkisinin kaybolmasını engellemiştir. Gelişmekte olan ülkeler bu konuda yetersiz kalmıştır. Trabzon dolgu alanları ile denizden uzaklaştırılmıştır. Beşirli mahallesinde yer alan kıyı şeridinde yapılan anket çalışmaları ile kullanıcıların, ulaşım yetersizliği başta olmak üzere, hava kirliliği, koku ve bakımsızlık sorunlarından kaynaklanan kıyı şeridi kullanım alışkanlıklarının azaldığı saptanmıştır. Çalışmada insanların tekrar su ve kıyı ile iletişime geçmesini kolaylaştıracak, bölgenin fauna ve florasına katkı sağlayacak ve şehrin estetik önemini arttırarak bölgenin vurgu noktalarından birisi olmasını sağlayacak bir ekolojik köprü önerilmiştir.
  • Öğe
    Examining the sustainability of urban furnitures and their potential to be a landmark in the scale of Rize city center
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Bekiryazıcı, Fatih; Bekci, Banu; Dinçer, Deryanur
    In this study, the effects of urban furnitures in the city center of Rize on the users (tourists, local people, periodical users) were investigated considering the site selection, size, density, layout, visual characteristics, aesthetic value and spatial relationships. Also, the sustainability of the urban furniture and their potential to be a landmark were evaluated in the context of Rize city identity. While 63% of the users emphasized the dimension and originality of the statue of tea pot placed in front of the municipality building and stated that it is appropriate for the place where it is located and it has an effect on people’s habits, the statue of Atatürk which is located in front of the governor’s building and one of the objects regarded as a Landmark stands out with a rate of 70%. In addition, the statue of Atatürk was preferred by the users with the highest rate in the study area according to all evaluation criteria as its location, semantic feature and structural feature.
  • Öğe
    El-tipi LiDAR nokta bulutundan tek ağaç gövdesinin otomatik çıkarımında istatistiksel sınıflandırma algoritmalarının performans analizi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Zeybek, Mustafa
    Enerjisi ışık veya lazer olan LiDAR yöntemi yoğun koordinat verisini hızlı bir şekilde ölçen bir ölçme tekniğidir. Orman alanlarında kullanımı yaygın olan bu teknik, yoğun bir veri işleme adımına sahiptir. Bu işlemlerin en başında sınıflandırma gelir. Ağaç parametrelerinin kestiriminde ağaç gövdelerinin doğru tespiti önemli bir konudur. Bu çalışma, el-tipi mobil LiDAR (EML) ile ölçülmüş nokta bulutlarında ağaç gövde modelinin sınıflandırma ile çıkarımında kullanılan yöntemlerin performanslarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tek ağaç bazında EML nokta bulutundan gövdenin tespit edilmesi için istatistiksel sınıflandırma tekniklerinden, lojistik regresyon, doğrusal ayrıştırma analizi, rastgele orman ve destek vektör makinesi kullanılmıştır. Sadece gövdeyi temsil eden noktalar diğer dal ve yapraklardan ayrılarak sınıflandırılmış, genel doğruluk oranına göre sınıflandırma doğruluğu en yüksek yöntem rastgele orman sınıflandırıcısı olduğu tespit edilmiştir. Veri işleme performansı açısından doğrusal ayrıştırma analizi diğer yöntemlere göre daha iyi performans sergilemiştir.
  • Öğe
    Effects of root undercutting, fertilization and thinning on seedling growth and quality of oriental beech (Fagus orientalis Lipsky) seedlings
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Güney, Deniz; Bayraktar, Ali; Atar, Fahrettin; Turna, İbrahim
    In this study, the effects of root undercutting, fertilization and thinning applications on the morphological characteristics of oriental beech seedlings grown in Karadağ Forest Nursery were investigated. In 2+0 years old seedlings, the effects of treatments including by making root undercutting and thinning (A) and by giving 50 g of ammonium nitrate fertilizer per m2 addition to thinning (B) in July were examined. Moreover, quality classes of seedlings were determined on the basis of treatments. According to the result of this study, significant differences were found between the morphological characteristics of the seedlings depending on the treatments. It was determined that while there is a statistical significance in terms of seedling length, sturdiness quotient, the number of side branches, shoot and root fresh weight, shoot and root dry weight, shoot dry weight/root dry weight, root percentage, Dickson quality index, there is no significance in terms of root collar diameter, fresh seedling weight, dry seedling weight in 2+0 years old seedlings. According to Turkish Standards Institute's deciduous seedling standard (TS 5624/21.03.1988) prepared in March 1988, 48.8% of A treatment and 76.7% of B treatment and 78.9% of the control group were found to be Class I. According to Dickson quality index, the quality index values of seedlings in 2+0 A, 2+0 B and control were determined as and 1.05, 0.74 and 0.68 respectively. In determination of Dickson quality index value, using of important parameters used for determination of seedling quality is important in terms of obtaining more accurate results.
  • Öğe
    Dikey bahçe tasarımın estetik ve işlevsel boyutu: KTÜ Kanuni Kampüs
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Bayramoğlu, Elif; Bekar, Makbulenur; Kurdoğlu, Banu Çiçek
    Dünya genelinde kentleşme oranı gittikçe artmakta ve 2050’ye kadar bu rakamın daha yüksek oranlara ulaşacağı ön görülmektedir. Dünyayı yaşanır hale getiren doğa ise, bu süreçten kötü etkilenmekte ve yeşil alan oranı gün geçtikçe azalmaktadır. Günümüzde bu problemleri düzeltmek için alınan önlemler genel tanımı ile “sürdürülebilir yaklaşım” başlığı altında toplanmaktadır. Yağmur bahçeleri, dikey bahçeler, çatı bahçeleri bu çalışmaların sadece bazılarıdır. Bu çalışmalar peyzaj mimarlığı meslek disiplinin de odak noktasında yerini almaktadır. Bu nedenle gerek formal gerekse informal eğitim sürecinde sürdürülebilirlik çalışmalarını yerini almaktadır. Öğrencilerin eğitim süreci içerisinde bu gibi kavramlar ile çalışmaları mezun olduklarında uygulamalarında daha fazla yermesine neden olmaktadır. Bu da 4 yıllık eğitim süreçlerinin sonunda “farkındalık” etkisi yaratmaktadır. Yapılan bu çalışma, Karadeniz Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Mühendislik Bilgisi dersi kapsamında “yeşil duvar olması önerilen bir duvarın” 2 haftalık ders süreci içerisinde tasarlanması ve ortaya çıkan ürünlerin peyzaj değeri açısından incelenmesini içermektedir. Çalışma sonucunda öncelikle tasarlanan duvarların peyzaj değeri açısından önemi ve ekolojik kaygılar ile yapılan tasarımların eğitim sürecindeki önemi vurgulanmıştır.
  • Öğe
    Uluabat gölü ve çevresinde peyzaj karakter alanlarının belirlenerek sürdürülebilir alan kullanım stratejilerinin geliştirilmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Akbana, Ayşenur; Bulut, Yahya
    Nüfus artışı, plansız kentleşme ve sanayi kaynaklı etkiler özellikle içerisinde bulunduğumuz yüzyılda, etkisini artan oranlarda hissettirmekte ve çevre üzerindeki baskısını arttırmaktadır. Bu baskılar peyzajların bozulmasına ve sulak alanlar gibi hassas ekosistemlere sahip alanlarda geri dönüşü mümkün olmayan kayıpların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu kayıplar çevresel kaygıların ön plana çıkmasını ve bu doğrultuda uluslararası bir takım adımlar atılması gerekliliğini beraberinde getirmiştir. Peyzajların tanımlanması, korunması, yönetilmesi ve planlaması konularında uluslararası bir dil birliği geliştirilmesi amacıyla imzaya açılan Avrupa Peyzaj Sözleşmesi bu konuda atılan en önemli adımlardan biridir. APS gereğince; taraf ülkelerin tümü, peyzajlarını tanımlama, peyzaj karakter tiplerini belirleme, peyzajın değişim ve dönüşümünü izlemeyi taahhüt etmişlerdir. Bu çalışmada ülkemizin de taraf olduğu APS’den hareketle aynı zamanda uluslararası öneme sahip bir sulak alan olan Uluabat Gölü ve çevresinde planlama, yönetim, koruma ve sürdürülebilir alan kullanımına yönelik karar alma aşamalarında önemli bir yeri olan peyzaj karakter değerlendirme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada peyzaj karakter değerlendirme yönteminin bir aşaması olan peyzaj karakter analizindeki, peyzaj karakter tip ve alanlarının belirlenmesi aşamasına odaklanılmıştır. Çalışma alanının belirlenmesinde Ramsar tampon bölge sınırları dikkate alınmıştır. CBS tekniklerinden yararlanılan ve arazi çalışmalarıyla desteklenen çalışma sonucunda 229 adet peyzaj karakter tipi ve 7 adet peyzaj karakter alanı belirlenmiştir. Belirlenen her bir peyzaj karakter alanına ilişkin baskı unsurları ortaya konularak, sürdürülebilir alan kullanımına ilişkin öneriler geliştirilmiştir.
  • Öğe
    İstanbul ikitelli organize sanayi bölgesinde yer alan orman ürünleri sanayi işletmelerin finansman sorunları ve çözüm önerileri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Akyüz, Kadri Cemil; Yıldırım, İbrahim; Hamzaçebi̇oğlu, Osman; Ersen, Nadir
    Firmaların sorunlarının önemli bir kısmı finansal alan kaynaklı olarak görülmekte ve diğer fonksiyonel yapılar üzerinde etkili olmaktadır. Bu çalışma orman ürünleri sanayi alanında üretim faaliyetinde bulunan firmaların finansal sorunları ve sorunlara yönelik belirledikleri çözüm önerilerinin tespit edilebilmesi amacıyla ülkemizin önemli sanayi bölgeleri arasında yer alan İstanbul ili İkitelli organize sanayi bölgesi genelinde gerçekleştirilmiştir. Tüm alt sektörleri kapsayıcı şekilde belirlenen 75 adet işletmede bilimsel geçerliliği kanıtlanmış anket formu ile şirket sahibi ya da yönetici konumda yer alan çalışanlarla görüşülerek işletmeler hakkında bilgiler alınmaya çalışılmıştır. Genel olarak firmaların finansman aracı olarak ticari banka kredilerini kullandıkları ve onların önemli bir kısmının sektörel destek amacıyla oluşturulan teşvik paketleri hakkında ve nasıl yararlanabilecekleri konusunda yeterli bilgi sahibi olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca banka faizlerinin yüksek olması, istedikleri zaman kredi kullanamamaları, bankaların çok yüksek oranlarda teminat istemeleri ve uzman personellerinin olmaması gibi sorunlar finansal problemleri arttırıcı bir nitelik taşımaktadır.
  • Öğe
    Kesim artıklarının kızılçam fidecik özelliklerine etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Çeti̇nkaya, Durmuş; Bi̇li̇r, Nebi
    Kızılçam (Pinus brutia Ten.) fidecik özellikleri üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmada, fidanlık koşullarında ekim yastıklarına kesim artıkları (ibre, dal ve kabuk) uygulanarak türün tohum meşceresi ve tohum bahçesi orijinlerinden yetiştirilen fideciklerinde; fidecik boyu, hipokotil boyu, epikotil boyu ve kotiledon sayısı araştırılmıştır. Tohum kaynağı ve işlemler arasında geniş farklılıklar bulunmakla birlikte çalışma sonucunda; ortalama fidecik boyu 8.03 cm, ortalama hipokotil boyu 1.33 cm, ortalama epikotil boyu 6.70 cm ve ortalama kotiledon sayısı 7.98 bulunmuştur. Uygulanan varyans analizi sonucunda, epikotil boyu dışındaki diğer fidecik özellikleri için tohum kaynakları ve işlemler arasında istatistiksel bakımından anlamlı farklılık (p<0.05) ortaya çıkmıştır. Uygulanan korelasyon analizi sonucunda, fidecik özellikleri arasında istatistiksel bakımdan anlamlı (p<0.05) pozitif ilişkiler bulunmuştur. Fidecik boyu bakımından her iki tohum kaynağında da dal işlemlerinin diğer işlemlere oranla daha başarılı olduğu söylenebilir.
  • Öğe
    Assesment of Ips typographus attacks in relation to site and stand characteristics in managed and unmanaged oriental spruce (Picea orientalis (L.) Link) stands
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Sarıyıldız, Temel; Duman, Ahmet
    This study aimed at investigating the effectiveness of management practices for reducing the negative impacts of Ips typographus L. on Oriental spruce (Picea orientalis (L.) Link.) forests, and to review the best site factor(s) associated with Ips typographus infestation. Two sites, Hatila Valley National Park (HVNP-unmanaged site) and Saçinka Forest Sub-District Directorate (SFSD-managed site) were chosen to compare the stand characteristics (mean age, height, bark thickness, basal area, stand density and tree diameter) and soil properties (pH, organic matter-OM, soil texture, and nutrients). At both sites, the sampling plots were taken from the north and south-slope aspects (NSA and SSA) and from upper and lower-slope positions (USP and LSP) on each site. In general, the results showed that in HVNP, Picea orientalis stands had higher stand age, bark thickness, basal area, and tree diameter, but lower soil pH, OM, nutrients, percent clay and silt content than those in SFSD. Among the stand characteristics, the stand age was positively correlated (r = 0.916) to the mortality rates in HVNP. Besides, Picea orientalis stands on SSA and at USP were more damaged than on NSA and at LSP. In conclusion, the results indicate that forest management practices including thinning, pruning, and cleaning can have a significant favorable influence on Picea orientalis forests to minimize the risk of Ips typographus attacks.
  • Öğe
    Halyomorpha halys (Stal) mücadelesinde ışık ve feromon tuzaklarının etkinliliklerinin araştırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Göktürk, Temel
    Halyomorpha halys (Kahverengi kokarca) (Stål, 1855) (Hemiptera: Pentatomidae) Türkiye için yeni istilacı bir tür olmasına rağmen, kısa bir sürede Doğu Karadeniz Bölgesi’nde hızla yayılma imkanı bulmuştur. Yayılış gösterdiği diğer ülkelerin en önemli zararlısı konumunda olan bu türün, ülkemizde ise Doğu Karadeniz Bölgesi’nde mısır, fasulye, fındık ve kivi bitkilerinde yoğun olarak beslendiği gözlemlenmiştir. H. halys’ın mücadelesinde henüz tam bir entegre mücadele stratejisi oluşturulmamıştır. Bu kapsamda en çok kullanılan yöntem kimyasal mücadele olmasına rağmen, biyolojik, biyoteknik mücadeleler konusunda çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmada da feromon ve ışık tuzaklarının etkinliği araştırılmaya çalışılmıştır. İçerilerinde PHEROCON® feromonu bulunan tuzaklar ve ışık tuzakları, 2019 yılının Nisan-Ekim aylarında asılı olarak kalmış ve her hafta düzenli olarak kontrolleri yapılmıştır. Yapılan kontroller sonucu bir ışık tuzağına 30.12 (0-85), feromon tuzağına ise 24.72 (1-69) H. halys’ın erginlerinin düştüğü tespit edilmiştir. Araştırmanın yapıldığı süre boyunca (27 hafta) bir feromon tuzağına toplam 618, bir ışık tuzağına da 753 adet H. halys ergini düşmüştür. Işık tuzaklarına ve feromon tuzaklarına düşen böcek sayıları karşılaştırıldığında, erken dönemde her iki tuzağa da düşen böcek sayısının birbirlerine yakın olduğu saptanırken, orta dönemde ışık tuzaklarında, geç dönemde ise feromon tuzaklarında yakalanan böcek sayılarını daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlara göre, H. halys’a karşı yürütülecek mücadelede, ışık ve feromon tuzaklarının birlikte kullanılmaları, zararlı popülasyonunu azaltacağı kanısına varılmıştır.
  • Öğe
    Sıcak pres parametrelerinin yongalevhanın fiziksel özellikleri ve formaldehit emisyonuna etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Çamlıbel, Osman
    Son yıllarda yongalevha üreticileri piyasa şartlarında rekabet edebilmek için kapasite artırarak üretim maliyetlerini azaltabilmeyi hedeflemiştir. Bu çalışmada, yonga levha üretim hattında %40 sarıçam (Pinus sylvestres L), %30 sapsız meşe (Quercus petraea L), %20 kavak (Populus alba L), %10 talaş ve 1:1.35 mol üre-formaldehit tutkalı kullanılmıştır. Proseste üretim parametreleri sabit kaldı. Tek değişken sıcak pres üretim parametreleridir. Sıcak pres parametrelerinden pres hızını ve pres sıcaklığını %15, %20, %25 artırmıştır. Üretilen levhaların fiziksel test ve formaldehit emisyon performansları ölçüldü. Referans levhalar baz alınarak tüm testler yapılmıştır. Her bir test grubundan beş levha ölçülmüştür. Tüm fiziksel testler; levha yoğunluğu (T; 622 gr/cm³, T2; 624.6 gr/cm³, T3; 630 gr/cm³, T4; 630 gr/cm³), kalınlığına suda şişmesi 24 saat (T1; %15.24, T2; %13.8, T3; %16.46, T4; %15.46), 24 saat su alma (T1; %78.14, T2; 78.52, T3; 79.12, T4; 78.62) değerlerinde ölçülmüştür. Levhalardaki formaldehit emisyonu ölçmek için, TS EN 120 perforatör yöntemi uygulanmıştır. Formaldehit gaz emisyonu (T1; 14.53 mg/100gr, T2; 14.84 mg/100gr, T3; 15.16 mg/100gr, T4; 15,36 mg/100gr) analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, fiziksel test sonuçları diğer test grupları arasında küçük bir fark olduğu görülmektedir. Fakat levhaların formaldehit emisyonu test sonucu diğer test grupları arasında önemli farklar ölçülmüştür. Bu farklılıklar sıcak pres parametreleri (pres hızı, pres sıcaklığı) ve 1:1.35 mol üre formaldehit tutkalından kaynaklandığı düşünülmektedir.
  • Öğe
    Burdur kenti açık-yeşil alan potansiyelinin belirlenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Ulu Akşi̇t, Altunay; Yücedağ, Cengiz; Kaya, Latif Gürkan; Aşıkkutlu, Hüseyin Samet
    Bu çalışmanın amacı, Burdur kenti açık-yeşil alanlarının mevcut durumunu incelemek, yeterlilikleri ve işlevsel niteliklerini tespit etmektir. Bu amaçla, açık-yeşil alanlardan meydanlar, parklar, çocuk oyun alanları, spor alanları, okul bahçeleri, resmi kuruluşlar, mezarlıklar, pazaryerleri ile yollar, yaya yolları, refüj ve bulvarlar incelenmiştir. Burdur kentinde kişi başına 8.4 m2 açık-yeşil alan düştüğü ve bu alanın yetersiz olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın bulguları bütün olarak düşünüldüğünde, Burdur kenti mevcut açık-yeşil alanlarının gelişigüzel bir dağılıma sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kentte yer alan açık-yeşil alanların bitkilerinin estetik ve işlevsel özellikleri açısından kent insanının ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte olmadığı, bitkisel tasarımın yetersiz olduğu ve kullanılan bitki türlerinin mekanın kalitesini artırmada yeterli olmadığı gözlenmiştir. Sonuç olarak, Burdur kentini modern, yaşanabilir ve kaliteli bir mekan haline getirmek için, açık-yeşil alanları nitelik ve nicelik yönünden konunun uzmanları tarafından planlanması ve tasarlanması uygun olacaktır.
  • Öğe
    2,4-Diklorofenoksi asetik asit (2,4-D) uygulanmış topraktan izole edilen bakterilerin 2,4-d biyokimyasal yıkım kabiliyetlerinin incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Kurtoğlu, Cemal; Ceylan, Faik; Cömertpay, Sabahattin; Akyol, İ̇smail
    2,4-diklorofenoksi asetik asit (2,4-D), fenoksi asitler grubuna dahil olan, seçici bir herbisittir. Topraktaki 2,4-D kalıntılarının çevre ve insan sağlığına zararlı etkileri olduğu bilinmektedir. Bu sorunlar ile baş etmedeki en önemli faktörlerden birisi herbisitleri besin olarak kullanıp yıkımını sağlayan toprak bakterileridir. Bu çalışmada, Balıkesir bölgesinde, 2,4-D ile muamele edilmiş tarım arazisinden izole edilen bakterilerin, bu herbisiti yıkım potansiyellerinin spektrofotometrik testler ve HPLC yardımıyla belirlenmesi hedeflenmiştir. Öncelikle, bu bakterilerin protein analizi yöntemiyle moleküler düzeyde tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; seri seçilimlerle elde edilen bakteri kolonilerinin, karbon kaynağı olarak yalnızca iki farklı derişimde (0.1g/L, 0.5g/L) 2,4-D içeren besiyerinde yetişmeleri sağlanmıştır. Yetiştirilen bakterilerin büyüme hızları 14. günde takip edilmiş ve bakterilerin yıkım yeteneklerinin anlaşılması için besi ortamında kalan 2,4-D miktarları aynı süre sonunda ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre bu çalışmada 2,4-D’yi yıkabilen bir bakteri bulunamamış, ancak Acinetobacter baumannii, Acinetobacter calcoaceticus ve Stenotrophomonas sp. bakterilerinin 2,4-D’li ortamda büyüyebildikleri tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Serapias orientalis’in mikorizal fungus çeşitliliği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Akın Mutlu, Vildan; Şehi̇rli̇, Hamdiye; Özdener Kömpe, Yasemin
    Orkideler, yumrularının aşırı toplanması ve habitatlarının ciddi şekilde tahrip olması sonucu yok olma tehdidi altındadır. Doğada orkidelerin korunması mikorizal fungus biyolojik çeşitliliğinin varlığına bağlıdır. Bu çalışmada, Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde 4 ilin (Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon) sınırları içinde farklı habitatlardan toplanan Serapias orieantalis (Greuter ) Bauman H, Künkele köklerindeki mikorizal fungusların moleküler tanımlaması yapılmıştır. Bitki kökleri 2015 bahar aylarında toplanmış ve önce mikroskopta incelenerek mikorizal funguslar izole edilmiştir. Saflaştırılan izolatlar, koloni özellikleri (koloni tipi, koloni rengi), hif yapısı (hif çapı ve dallanma yapısı) ve çekirdek sayılarının belirlenmesi amacıyla PDA (patates dektroz agar) ortamında geliştirilmiştir. İzolatları morfolojik özelliklerine göre gruplandırmak için küme analizi (UPGMA) yöntemi uygulanmış ve kladogram oluşturulmuştur. Kümeleme analizine göre oluşturulan 3 grubun izolatlarını moleküler düzeyde tanımlayabilmek için ITS-1 ve ITS-4 primerleri kullanılarak nüklear ribozomal DNA (rDNA)’nın ITS1-5.8S-ITS2 gen bölgesi çoğaltılmıştır. DNA dizilimine dayanarak, 13 Rhizoctonia benzeri izolatın Tulasnella cinsi ile 2 Rhizoctonia benzeri olmayan izolatın Fusarium oxysporum Schltdl. türü ile yakın ilişkili olduğu bulunmuştur.
  • Öğe
    Şimşir ormanlarında bazı toprak ve iklim özelliklerinin Cylindrocladium pseudonaviculatum’in epidemi oluşturması üzerine etkilerin araştırılması: Taşlıca ve Tütüncüler örnekleri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Özkaya, Mimar Sinan
    Artvin Orman Bölge Müdürlüğü Şimşir (Buxus sempervirens) ormanlarında Cylindrocladium pseudonaviculatum’in epidemi yapmasının ve şimşir ağaçlarının kurumasına toprak yapısının ve iklim özelliklerinin etkilerinin incelenmesi amacı ile bu çalışma yapılmıştır. B. sempervirens Artvin’de yaklaşık 15 bin hektarlık bir alanda yayılış göstermektedir. Bu alanlarda şimşir fungal hastalıkları (Cylindrocladium pseudonaviculatum) ve Şimşir güvesi (Cydalima perspectalis) kurumalara neden olmuştur. Gerek mantar gerekse böcek zararının görülmesinin kuraklıktan ve topraktaki bazı elementlerin azalmasından kaynaklanabileceği düşüncesiyle, şimşir kurumalarının yoğun olduğu ormanlık alanlarda ve sağlıklı yetiştiği alanlardaki sıcaklık ve yağış değerleri ile bazı toprak özellikleri incelenmiştir. Şimşir ağaçlarının kuruma gösterdiği ve sağlıklı yetiştiği sahalardan alınan toprak özellikleri ile sıcaklık ve yağış değerlerinin farklılık gösterip göstermediği bağımsız iki örneklem T-Testi ile test edilmiştir. Çalışma sonucunda alanlar arasındaki farklılıkların toprak özellikleri bakımından önemsizken, sıcaklık ve yağış değerleri bakımından anlamlı düzeyde farklı (p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Hastalıklı alanlarda ortalama sıcaklık daha yüksek, ortalama yağış ise daha düşüktür. Sonuçlar şimşir ağaçlarında görülen kurumaların toprak özelliklerinden kaynaklanmadığını, sıcaklık ve yağış değerlerinin bu kurumalarda nispeten daha etkili olabileceğini göstermektedir.
  • Öğe
    Artvin’in merkez köylerinde bazı tıbbi bitkilerin yöresel kullanımları
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2020) Erşen Bak, Funda; Çifci, Kenan
    Bu çalışma, 2016-2019 yılları arasında Artvin ili merkez ilçesine bağlı 7 mahalle ve 36 köyde toplam 138 kişi ile yüz yüze görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Artvin ili merkez köylerinde yerleşik yaşayan halkın doğal tıbbi bitkiler hakkındaki bilgi düzeyleri, bu bitkilerin yöresel adları ve kullanılan kısımları, kullanım amaçları ve kullanma şekilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Demografik özellikleri de belirlenen yerel halkın, kendisine ait bitkisel herhangi bir karışımının olup olmadığı sorgulanmıştır. Yöre halkı tarafından, tıbbi amaçlarla 27 familyaya ait 43 farklı bitkinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Tıbbi olarak en çok kullanılan türleri barındıran familyalar Rosaceae, Asteraceae, Lamiaceae olarak sıralanmıştır. Analiz edilen veriler ile tıbbi bitkilerin kullanım değeri (VU), hastalık grupları için kullanılan bitkiler hakkında bilgi verenler arasında fikir birliği olup olmadığı (FIC) ve bu bitkilerin kullanım yoğunluğu (FL) belirlenmiştir. Başta grip ve nezle olmak üzere solunum sistemi hastalıkları ve cilt hastalıklarında bitkilerle geleneksel tedavi yöntemlerinin kullanıldığı ve bu hastalıkların tıbbi bitkilerle tedavisi konusunda fikir birliğinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.