Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 258
  • Öğe
    Mustafa Adil Özder hayatı, sanatı ve eserleri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Altun, Fatma
    Folklor insanlığın başlangıcından bu yana kendini göstermiş olduğu kültür oluşumudur. Her milletin kendine özgü folklor unsurları bulunmaktadır. Bu bağlamda milletlerin folklor unsurlarını gün yüzüne çıkarmak için folklor araştırmaları yapılması gerekmektedir. Folklor araştırmaları geçmişten günümüze birçok evreden geçerek gelişim göstermiştir. Bu araştırmalar sırasında folklor çalışmaları araştırma ve derlemeye dayanmaktadır. Folklor araştırma ve derleme çalışmalarını yürüten araştırmacıları göz ardı etmemek gerekir. Bu süreçte gerçekleşen folklor çalışmalarında Artvinli Mustafa Âdil Özder'in önemi vurgulan¬maya değerdir. Yaşamını özellikle Artvin ili çevresinde araştırma, inceleme ve derlemeye adayan Özder, birçok eser ve makale kaleme almış, oldukça fazla folklor faaliyetinde yer almıştır. Bu çalışmada Artvin'in Pertev Naili Boratav'ı olarak nitelendirebileceğimiz Mustafa Âdil Özder'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgiler verilecektir. Çalışmada Mustafa Âdil Özder'in yaşamındaki karanlık noktalar aydınlığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Tezde, Özder'in sanatının mahiyeti, eserlerinin ve makalelerinin tanıtımları yapılmıştır.
  • Öğe
    İş sağlığı ve güvenliği dersinin iş güvenliği algısı üzerine etkisi: Söke Meslek Yüksekokulu örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Aydın, Erman
    Bu çalışma, iş sağlığı ve güvenliği dersinin meslek yüksekokulu öğrencilerinin iş güvenliği algısı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. İş güvenliği algısı, bireylerin çalışma ortamlarındaki riskleri algılama ve bu risklere yönelik önlemler alma düzeylerini ifade etmektedir. Araştırma, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Söke Meslek Yüksekokulu öğrencileri arasında yürütülmüş olup, İSG dersini alan ve almayan öğrenciler arasındaki farklılıklar karşılaştırılmıştır. Araştırmada anket yöntemi kullanılmış ve veriler Google formlar aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmaya toplam 403 öğrenci katılmış ve ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri SPSS 21 programı kullanılarak yapılmıştır. İş sağlığı ve güvenliği algısı ölçeğine yapılan faktör analizleri sonucunda tek faktörlü bir yapı belirlenmiş olup, sosyal güvenlik algısı ölçeği ise iki alt faktör olarak sınıflandırılmıştır: "İSG Eğitimi, Kurumsal Gereklilikleri ve İnsan Hakları" ile "İSG'nin Uygulanabilirliği ve Mevcut Durumu". Elde edilen bulgular, İSG dersini alan öğrencilerin algı düzeylerinin, dersi almayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca, cinsiyet, yaş, öğrencilerin çalışma deneyimi ve daha önce iş kazası geçirip geçirmedikleri gibi değişkenlerin de iş güvenliği algısı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda, İSG eğitimlerinin yüz yüze zorunlu hale getirilmesi, teorik bilgilerin uygulamalı eğitimlerle desteklenmesi ve sektör ile iş birliklerinin artırılmasının önemli olduğu vurgulanmıştır. Elde edilen bulgular, İSG eğitiminin öğrenciler üzerindeki farkındalığı artırdığını ve gelecekteki çalışma ortamlarında daha güvenli davranışlar sergilemelerine katkı sağlayabileceğini göstermektedir.
  • Öğe
    Phillips eğrisinin Türkiye açısından geçerliliğinin sorgulanması:1991-2023 dönemi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Demir, Nur
    Enflasyon ile işsizlik arasındaki ilişki, ekonomi literatüründe çok sayıda araştırmaya konu olmuştur. Bu iki kavram, ülkeler arasında makroekonomik sorunların başında gelmesi nedeniyle toplumsal yaşamı da doğrudan etkilemektedir. Bu yönüyle söz konusu kavramlar Amerikan politik ekonomisinde de "iki temel büyük" olarak isimlendirilmektedir. Bu yönüyle enflasyon ve işsizlik arasındaki ters yönlü ilişkiyi ifade eden Phillips eğrisi kavramı, fiyat istikrarının sağlanması adına önemli bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, 1991 – 2023 döneminde, Türkiye ekonomisinde Phillips eğrisinin geçerli olup olmadığını sorgulamaktadır. Araştırma hem enflasyon hem de işsizlik verilerindeki yıllık dalgalanmaları dikkate alarak, bu iki göstergenin zaman içinde birbirlerini nasıl etkilediklerini analiz etmektedir. Bu bağlamda, öncelikle Phillips eğrisinin tarihsel gelişimi anlatılmakta ve ardından Türkiye'de Phillips eğrisinin geçerliliği sorgulanmaktadır. İşgücü piyasaları, para piyasaları ve bunlar arasındaki ilişkiler detaylı bir şekilde değerlendirilmektedir. Ayrıca Türkiye ve diğer ülkelerde Phillips eğrisinin geçerliliğinin sorgulanmasına yönelik ülke çalışmalarına yer verilmektedir. Son olarak, Phillips eğrisinin geçerliliği Türkiye için ekonometrik analiz yoluyla sorgulanmaktadır. Yapılan analizler sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığı ortaya konmaktadır. Enflasyon oranındaki %1'lik bir artış, işsizlik oranlarında %0,14'lük bir düşüşe yol açmaktadır. Aynı şekilde, işsizlik oranlarındaki %1'lik bir artış, enflasyon oranlarında yaklaşık %1.02'lik bir azalışa neden olmaktadır. Ancak, model bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Phillips eğrisine dikkat çekilmekle birlikte tahmini oranlar düşüktür. Bu durum aslında enflasyon ile işsizliği etkileyen birçok farklı faktörün/sorunun varlığına dikkat çekmektedir. Bu sorunların başında (i) yapısal sorunlar (kurumsal zayıflıklar, yüksek ve kalıcı enflasyon, niteliksiz eğitim, yüksek dış borç vs.), (ii) ekonomik şoklar (enerji fiyatları, döviz kurlarındaki artışlar vs.), (iii) beklentiler (enflasyon beklentileri, faiz oranı beklentileri vs.) gelmektedir.
  • Öğe
    İş tatmininin mesleki yönelim ve kariyer geliştirme arzusu üzerindeki etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Ergün, Erol
    İş tatmininin çalışanların işlerine yönelik tutumlarını etkileyen bir unsur olmakla beraber mesleki yönelim ve dolayısıyla kariyer geliştirme bakımından da çalışanların kararlarını yönlendirebileceği düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmada iş tatminin mesleki yönelim ve kariyer geliştirme arzusu üzerindeki etkisini incelemek ve aynı zamanda araştırmanın sonuçları doğrultusunda önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Literatürde her ne kadar bu üç parametreden bir ya da ikisi nitel ya da nicel yöntemler kullanılarak ele alınmışsa da üç parametrenin birlikte ele alındığı çalışmalar azdır. Bu bağlamda bu çalışma, literatürdeki bu eksikliği gidermek amacı ile tasarlanmıştır. Araştırmada veriler yüz yüze anket yoluyla toplanmış olup araştırmanın örneklemine Rize İlinde görev yapan 1004 öğretmen dahil edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 29.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistiki veriler, normallik testleri, geçerlilik, güvenilirlik analizleri ve korelasyon analizlerinin yapıldığı çalışmadan elde edilen bulgulara göre iş tatmini, mesleki yönelim ve kariyer geliştirme parametreleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki söz konusudur. Bu bağlamda çalışma analiz sonuçları incelendiğinde; iş tatmini, mesleki yönelim ve kariyer geliştirme arzusu üzerindeki etkileri analiz etmek için gerçekleştirilen nicel analizler, iş tatmininin bu iki parametre üzerinde belirgin pozitif etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Özellikle, iş tatmini ile mesleki yönelim arasında istatistiksel olarak anlamlı ve orta şiddette bir pozitif korelasyon olduğu belirlenmiştir (Pearson = 0.537, p <0.001), bu da iş tatmininin artması ile mesleki yönelimin de arttığını göstermektedir. Benzer şekilde, mesleki yönelim ile kariyer geliştirme arzusu arasında da istatistiksel olarak anlamlı ve orta şiddette bir pozitif korelasyon saptanmıştır (Pearson = 0.518, p <0.001). Bu sonuçlar, iş tatmininin sadece günlük iş performansını değil, aynı zamanda bireylerin uzun vadeli kariyer hedeflerini ve mesleki gelişimlerini de önemli ölçüde etkileyebileceğini göstermektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda, uygulayıcıların ve yöneticilerin iş tatmininin çalışanların mesleki yönelimleri ve kariyer geliştirme arzularını desteklediğini dikkate alarak politika geliştirmeleri ve uygulamalarını bu yönde sürdürmeleri önerilmiştir.
  • Öğe
    Öğretmen adaylarının matematikte utanç, öz yeterlilik ve kaygıları arasındaki ilişki
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Demir, Arzu
    Öğretmen adaylarının mesleki yeterlik ve kimlik gelişimlerini incelerken utanç önemli bir duygu olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda öğretmen adaylarının matematiksel utanç deneyimleri de önemli bir araştırma konusu haline gelmektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının matematik özelinde yaşadıkları utanç duygusunu kapsayan bu popülasyonun standart bir değerlendirmesi için güvenilir ve geçerli bir araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmada, Jenßen vd. (2023) tarafından geliştirilen orijinal adı The Shame in Mathematics Questionnaire (SHAME-Q) olan ölçeğin Türkçeye uyarlanması aynı zaman da geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını gerçekleştirmek amaçlanmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarıyla yürütülen bu çalışmada matematikte utanç duygusu ile matematik öz yeterlilik ve kaygılarının arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla, genel tarama modelleri kapsamında yer alan ilişkisel model tercih edilmiştir. Çalışma Türkiye'de farklı üniversitelerde Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında eğitim görmekte olan 289 kadın ve 80 erkek toplam 369 katılımcıdan oluşmaktadır. Türkçe uyarlama aşamasında, modelin Türk kültürüne özgü örneklemdeki veri ile gösterdiği uyumu test etmek üzere gerekli istatistiksel analizler yapılmıştır. Araştırmadaki verilerin analizinde SPSS ve LİSREL yazılımlarından yararlanılmış; ölçeğin Cronbach Alpha katsayısı .901 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular ölçeğin Türk kültürel bağlamında da özgün yapısını sürdürdüğünü ve geçerli-güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceğini desteklemektedir. Daha sonra gerçekleştirilen analizler doğrultusunda, Sınıf öğretmeni adaylarının matematiksel utanç duygusu ile matematik öz yeterlilikleri arasında negatif yönlü ve kaygıları arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Araştırmanın bulguları ışığında, eğitimciler, uygulayıcılar ve gelecekte benzer konularda çalışma yürütecek araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Yeşil yeni anlaşmalar, sürdürülebilirlik ve kapitalizm: Ekonomi-politik bir değerlendirme
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Badan, Esra
    Bu çalışma kapitalist sistemin doğadaki canlı yaşamının koşullarını tehdit eden ekolojik krizi nasıl beslediğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Kapitalizmin bugün tehdit ettiği şey dünyadaki bütün canlı yaşamının doğal ortamlarından, koşullarından yoksun bırakılmasıdır. Bunların faturasını ödeyenler ise hayvanlar, bitkiler ve yoksul halktır. Çalışmada, çevre sorunlarının nedenlerinin insan faaliyetleri olduğu değerlendirilirken aslında dünyayı yöneten global bazı güçlerin yapmış olduğu faaliyetlerde kastedilmektedir. Bu faaliyetler sonucunda kapitalizm her geçen gün güçlenirken doğada her geçen gün tükenmektedir. Dolayısıyla ekonomiyi ve çevreyi birbirinden ayırmak mümkün değildir. Çünkü kapitalizm bizzat ekolojik felakete yol açan bir üretim sistemi olarak kendi doğasına aykırı bir yönelime girememektedir. Bu çalışmada aynı zamanda ekolojik krizi aşma noktasında gereken adımların, kapitalist ekonomi ve piyasa kanunlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığına da yer vermiştir. Kapitalizm büyüme eğilimi göstermektedir. Bu büyümenin gerçekleşmesiyle birlikte enerji kullanımı ve tüketimi de artış göstermektedir. Bu enerji artışı daha çok; sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve enerji kullanımına bağlı olarak karbon salınımları etrafında değerlendirilmiştir. Özellikle sürdürülebilirliğin sadece ekonomik anlamının olmadığı sosyal eşitsizliklerin, işsizlikle mücadelenin, doğal çevrenin ve kaynakların korunmasını da içerdiği öne sürülmüştür. Bu çalışma doğanın her ne kadar kapitalizmin baskısı altında ezildiğini öne sürse de bu ezilmeyi minimum seviyede tutma amacıyla ülkelerin yaşanan sorunlar doğrultusunda iş birliği içerisinde çözüm bulma çabaları, ülkelere yüklenen sorumlulukların olması; çevre hareketleri için en azından küresel bir boyut kazanarak bütün dünyanın seferber olması hâli desteklenmektedir.
  • Öğe
    Kıyıların sağladığı ekosistem hizmeti algısının değerlendirilmesi: Samsun, Mimar Sinan-Körfez kıyı aksı örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Poyraz Gürkan, Nergiz
    Geçmişten günümüze kentlerin gelişimi incelendiğinde Sanayi Devrimi'nden sonra kırsaldan kente göçlerin başlamasıyla özellikle kıyıya ulaşılabilir kentlerde nüfus artışı yaşanmış, bu durum insanların temel ihtiyaçlarından barınma ihtiyacının artmasına neden olmuş ve böylece gri alt yapılar artmış, yanlış alan kullanımları ve beraberinde çevresel sorunlar meydana gelmiştir. Tez kapsamında oldukça hızlı gelişim gösteren Samsun ili Atakum ilçesi Mimar Sinan-Körfez kıyı bandı çalışma alanı olarak seçilmiştir. Atakum ilçesi Mimar Sinan-Körfez kıyı şeridinin sağladığı ekosistem hizmetlerinin irdelenmesi ve kıyı kullanıcıların sağlanan ekosistem hizmetlerine yönelik algılarının belirlenmesi amaçlanmış, planlama ve tasarım ilkeleri noktasında da öneriler getirilmiştir. Çalışmada ilk olarak yerinde gözlem tekniği ile mekânsal analiz yapılmıştır. Mekânsal analiz 2024 yılı Şubat, Nisan ve Temmuz ayları olmak üzere senenin üç farklı ayında, haftanın iki farklı günü ve günün üç farklı saatinde gerçekleşmiştir. İkinci aşamada kullanıcıların estetik açıdan mekân kullanım tercihlerini belirleyebilmek amacıyla Ziyaretçi Temelli Fotoğraflama (VEP) Tekniği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında toplamda 40 kişi ile anket çalışması yürütülmüş, çalışma alanında gitmeyi en çok tercih ettikleri ve en az tercih ettikleri açık mekânları fotoğraflamaları, tercih edip etmeme sebeplerini detaylı olarak yazmaları istenmiştir. VEP Tekniği ile en çok tercih edilen alanlar, yüzme alanları, açık-yeşil alanlar ve etkinlik alanları olarak belirlenmiş; en az tercih edilen alanlar ise yat limanı ve kayalık alanlar olarak belirlenmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise alan kullanıcılarının alandan memnuniyetleri ve alanın sağladığı ekosistem hizmetlerine (kaynak sağlayan, düzenleyen, destekleyici ve kültürel) ilişkin algı düzeylerini belirlemek adına 350 kişiden oluşan iki farklı kullanıcı grubu (15-37 yaş ve 38-70 yaş) ile anket çalışması yürütülmüştür. Anket sonuçları ile yaş aralığı değiştikçe algı düzeyi arasında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Kullanıcılara yöneltilen ekosistem hizmetleri algı düzeyleri yargılarında; kaynak sağlayan ekosistem hizmetlerinde "yiyecek sağlama" noktasında ilk kullanıcı grubundan elde edilen veriler olumsuz (%41) iken, ikinci kullanıcı grubundan olumlu (%60) yanıt elde edilmiştir. Düzenleyici ekosistem hizmetlerinde "su arıtımı ve atık kontrolü" ifadesine ilk kullanıcı grubu olumsuz (%61) yanıt verirken, ikinci kullanıcı grubu olumlu (%55) yanıt vermiştir. Destekleyici ekosistem hizmetlerinde "bitkiler aracılığıyla kente sağlanan oksijen (fotosentez)" ifadesine ilk kullanıcı grubu olumsuz (%64) yanıt verirken, ikinci kullanıcı grubu olumlu (%55) yanıt vermiştir. Algı düzeyini ölçmeye yönelik son hizmet olan kültürel ekosistem hizmetlerinde ise iki grup arasında elde edilen cevapların birbirine yakınlığı belirlenmiştir; fakat "faaliyetlere imkân (dinlenmek, oturmak, piknik yapmak, kitap/gazete okumak vb.) ifadesine ilk kullanıcı grubunun olumlu (%96) yanıtı yoğunluktayken, ikinci kullanıcı grubundan elde edilen olumlu (%57) yanıtlar azınlıkta kalmıştır. Yaşanabilir kentler oluşturma noktasında alanların sağladığı ekosistem servislerinin ve halkın algısının ortaya konulması, kentlerin gelecek nesillere sürdürülebilir bir şekilde aktarılması yönünden büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma ile hem mekânsal tercihlerin, hem alan memnuniyetinin, hem de ekosistem servisleri algısının ortaya konulması sağlanmıştır. Çalışmanın yerel yönetimlere ve bu konuda çalışma yapacak araştırmacılara yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kıyı, Ekosistem Hizmetleri, Atakum, Kent, Mekânsal Analiz, Ziyaretçi Temelli Fotoğraflama, Anket Çalışması.
  • Öğe
    Fene yönelik motivasyon ile fen başarısı arasındaki ilişkide sosyoekonomik statünün düzenleyici etkisinin incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Özkan, Canan
    Bu çalışmanın amacı TIMSS 2019 ve TIMSS 2023 verilerini kullanarak Türkiye'deki 8. sınıf öğrencilerin fen başarısı ile içsel motivasyon, araçsal motivasyon ve fen benlik kavramı arasındaki ilişkide sosyoekonomik statünün (SES) hem öğrenci hem de okul düzeyinde düzenleyici etkisinin Hiyerarşik Doğrusal Modelleme (HLM) yöntemiyle detaylı şekilde incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini, TIMSS 2019 uygulamasına katılan Türkiye'deki 181 okuldan 4077 öğrenci ve TIMSS 2023 uygulamasına katılan 141 okuldan 4925 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın kavramsal modeli, Öz Belirleme Teorisi (SDT) üzerine inşa edilmiştir. Analiz sonuçları, 2019 yılında toplam varyansın %35,5'inin, 2023 yılında ise %32,2'sinin okullar arası farklılıktan kaynaklandığını göstermektedir. Ayrıca, her iki yılda da öğrencilerin SES düzeyleri ile başarıları arasında güçlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Okullar arası farklılığın 2019 yılında %71,65'ini, 2023 yılında %64,86'sını tek başına SES açıklamaktadır. Öğrenci düzeyinde ise SES değişkeni 2019 yılında %7,35, 2023'te %6,68'lık bir varyans açıklamıştır. Motivasyonla ilgili değişkenler açısından incelendiğinde, her iki yılda da fen benlik kavramı öğrencilerin fen başarısını en yüksek düzeyde açıklayan değişken olmuştur. 2019 yılında okul içi varyansın %8,4'ü içsel motivasyon, %2,5'i araçsal motivasyon, %23,5'i ise fen benlik kavramı ile açıklanırken 2023 verisine göre okul içi varyansın %2,1'i içsel motivasyon, %0,3'ü araçsal motivasyon, %15,6'sı ise fen benlik kavramı tarafından açıklanmıştır. Ayrıca sadece 2019 yılında, okulun ortalama SES düzeyi ile fen benlik kavramı arasındaki etkileşim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bu durum, okul düzeyinde SES'in, fen benlik kavramı ile fen başarısı arasındaki ilişki üzerinde düzenleyici bir rol oynadığını göstermektedir.
  • Öğe
    Türk kültüründe iğne, oya ve örgü: Artvin örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Olgun Yılmaz, Sümeyye
    Türk kültürünün önemli alanlarından biri de hiç şüphesiz el sanatları geleneğidir. Kişilerin bilgi, beceri ve asırlar boyunca süren tecrübelerinin bir birikimi olan el sanatları geleneği birçok meslekten meydana gelmektedir. Genellikle görerek, taklit ederek ya da usta-çırak ilişkisi sonucu öğrenilen bu meslekler kişilerin kuşaklar boyunca aktardığı bilgiler, deneyimler ve ürünler aracılığıyla gelenekselleşmektedir. Bu çalışmada Türk kültür ekolojisinin pek çok bölgesinde sürdürülen ve el sanatları geleneğinin bir parçası olan iğne, oya ve örgü konusu Artvin örnekleminde incelenmektedir. İnsanlığın yeryüzünde varoluşu yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. İnsan varoluşunda bedensel olarak savunmasız bir şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla doğadaki dış etkenlerden korunma amacıyla giyinme ihtiyacı duymuşlardır. Beslenme ve barınma kadar temel bir ihtiyaç olan giyim kuşamı birçok faktör etkilemiştir. Kültürel çevre, coğrafya, iklim, inançlar, kişisel zevkler gibi unsurlar giyimi etkileyen temel faktörlerdendir. Bu çalışmada giyim kuşam ihtiyacının giderilmesinin ardından estetik görünüm elde etmek amacıyla Türk el sanatları geleneğinin bir ürünü olan iğne, oya ve örgünün önemi incelenmektedir. Bu amaçla Artvin yöresinde derlemeler yapılmış, çalışmanın inceleme kısmında performans teoriden hareketle bir çözümleme yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi olan Artvin şehri doğasıyla adından söz ettirmektedir. Bu doğa ile etkileşim, el işlemelerindeki motiflerde (lale, limon, karanfil, çilek, soğan, yonca ve üzüm gibi) vücut bulmuştur. Çalışmada süslenme amacıyla ortaya çıkan motiflerin oluşumunda kullanılan araç-gereçler ve teknikler hakkında bilgi verilmiştir. Geçmişten gelen el işlemeleri, oya ve örgü gibi iğne temelli sanatların geleceğe aktarımında önemli bir yere sahip olan çeyizlerin işlevi incelenmiştir. Makineleşme ile birlikte günümüzde kültür endüstrisi haline gelmiş geleneksel el sanatlarından iğne işleri, oya ve örgünün Artvin yöresindeki motif örnekleri, bu yörede gerek kişisel bir uğraş gerek meslek olarak sürdürülmesi, geleneksel bilgileri bağlamında değerlendirilmiştir.
  • Öğe
    Türkçe öğretmenlerinin görüşlerine göre eleştirel okuma bağlamında Peyami Safa ve Johann Wolfgang Von Goethe eserleri üzerine bir inceleme
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kaplan, Elif
    Bu çalışmanın amacı, Türkçe öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda eleştirel okuma bağlamında Peyami Safa ve Johann Wolfgang von Goethe'nin eserlerini incelemektedir. Eleştirel okuma becerisinin bireylerin okuduklarını sorgulama, analiz etme, değerlendirme ve yorumlama süreçlerinde oynadığı kritik rol ele alınarak bu araştırma kapsamında öğretmenlerin bu beceriyi öğrencilerine kazandırma sürecinde kullandıkları yöntemler, metin türleri ve karşılaştıkları zorluklar detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Çalışmada veri toplama araçlarından görüşme teknikleri kullanılarak öğretmenlerin eleştirel okuma becerisine dair algıları ve deneyimleri analiz edilmiştir. Peyami Safa ve Johann Wolfgang von Goethe'nin eserlerinin, öğrencilerin eleştirel okuma becerilerini geliştirme sürecine katkısı ele alınmış; bu eserlerin dil, içerik, felsefi ve sanatsal yönleri incelenerek öğretim süreçlerinde değerlendirilme biçimleri tartışılmıştır. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin eleştirel okuma becerisine yönelik farkındalıklarının artırılması, eğitim süreçlerinde daha etkin yöntemlerin geliştirilmesi ve eleştirel okuma becerisinin kazandırılmasına yönelik materyallerin çeşitlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Çalışma, Peyami Safa ve Johann Wolfgang von Goethe'nin eserlerinin eleştirel okuma becerilerinin kazandırılmasındaki işlevini ortaya koyarak bu eserlerin öğrencilerin bilinçli ve sorgulayıcı bireyler olarak yetişmelerine sunabileceği katkıları vurgulamaktadır. Bu yönüyle çalışma, edebiyatın eğitsel gücünü öne çıkararak eleştirel okuma eğitiminin niteliğini artıracak pedagojik yaklaşımlara ışık tutmayı amaçlamaktadır.
  • Öğe
    8. sınıf öğrencilerinin Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseme düzeylerinin ailelerinin sosyoekonomik seviyeleri ile olan ilişkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Okan, Sinan
    Araştırmanın temel amacı 8. sınıf öğrencilerinin Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseme düzeyleriyle ailelerinin sosyoekonomik seviyeleri arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı bu çalışmanın evrenini Türkiye'de 2023-2024 eğitim öğretim yılında öğrenimine devam eden 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise Artvin il merkezi ve 8 ilçesinde öğrenimine devam eden 617 8. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada 8. sınıf öğrencilerinin Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseme düzeyleri ile ailelerinin sosyoekonomik seviyeleri arasındaki ilişkinin tespiti için Yılmaz ve Kurnaz (2005) tarafından geliştirilen "Atatürk İlkeleri Tutum Anketi" ve uluslararası literatürde kabul gören August B. Hollingshead (1975) tarafından geliştirilen "Dört Faktörlü Sosyal Statü İndeksi" kullanılmıştır. Araştırmada 617 öğrenciden toplanan verilerin analizi için IBM SPSS 21.00 (Statistical Package for Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda elde edilen veriler üzerinde frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanmış, araştırmanın alt problemlerine yönelik verilerin normal dağılım varsayımını karşılayıp karşılamadığı hususunda Kolmogorov-Smirnov normallik testi gerçekleştirilmiştir. Normallik testi sonucuna göre verilerin normal dağılmadığı görülmüş (p<.05), bu sebeple iki bağımsız değişkenin olduğu karşılaştırmalarda Mann-Whitney U nonparametrik testi, üç ve daha fazla bağımsız değişkenin olduğu karşılaştırmalarda ise Kruskal-Wallis H nonparametrik testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularından yola çıkılarak elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Ailelerinin sosyoekonomik seviyesi yüksek olan 8. sınıf öğrencilerinin Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseme düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Burada ebeveyn eğitim düzeyi, ebeveyn mesleği, ailenin aylık gelir değişkenlerinin öğrencilerin Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseme düzeyleriyle pozitif yönde anlamlı bir ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu ilişkinin beklenenin aksine hesaplanan etki büyüklüğü düzeyi düşüktür. Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından birisi de kız öğrencilerin Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseme düzeylerinin erkeklere göre daha yüksek olmasıdır.
  • Öğe
    Ötkir Haşimov'un hicvî hikâyeleri üzerine bir inceleme
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Yılmaz Aksu, Eylem
    Çağatay edebiyatından sonra 19.yy'ın başlarında gelişmeye başlayan Çağdaş Özbek edebiyatı, gerek Sovyet döneminde gerekse bağımsızlık sonrasında gelişimini sürdürmektedir. Milli Uyanış Döneminden itibaren Özbek aydınları, Sovyet döneminin baskılarına rağmen roman, hikâye, şiir, tiyatro gibi türlerde eser vermeye devam etmiştir. Çalışmamıza konu olan Ötkir Haşimov (1941-2013), Çağdaş Özbek edebiyatına uzun yıllar hizmet etmiştir. Nesir türünde verdiği eserleri ile ün kazanmıştır. Haşimov, Özbek halkının geçirdiği siyasi ve toplumsal dönüşümlerin izlerini eserlerine gerçekçi bir biçimde yansıtmıştır. Onun yapıtlarında savaş zamanı ve sonrasında ortaya çıkan zorluklar, haksızlıklar, emek hırsızlığı gibi toplumsal meselelerin yanı sıra aşk ve evlilik gibi bireysel temalar da yer almıştır. Bu hikâyelerde yazar, toplumsal ve bireysel sorunları, hiciv ve mizah üslubuyla okuyucunun dikkatine sunmuştur. Bu tezde, Haşimov'un "Hiciv Hikâyeleri" adlı hikâye kitabında yer alan on beş hikâyesi, kişiler, olay örgüsü, zaman, mekân, anlatım teknikleri, dil, üslup ve tema gibi edebi unsurlar, metne bağlı inceleme yöntemi kullanılarak ele alınmıştır. Ayrıca on beş hikâyenin tamamı Türkiye Türkçesine aktarılarak Haşimov'un Türkiye'deki edebi çevreye tanıtılması amaçlanmıştır.
  • Öğe
    Öğrenme halkası modellerinin öğrencilerin fen başarısına etkisi: Bir meta-analiz çalışması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kadıoğlu, Tuba
    Bu araştırmada, fen öğretiminde öğrenme halkası modelleri kullanımının geleneksel yönteme kıyasla öğrencilerin fen başarısında ne derece etkili olduğunun araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, ilgili birincil çalışmaların bulguları meta-analiz yöntemiyle sentezlenmiş ve bağımlı değişken "fen başarısı" için genel etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Ayrıca, çalışma karakteristikleri açısından ara değişken analizleri yapılarak öğrenme halkası modellerinin genel etkisinin, bu ara değişkenlerin etkisiyle değişip değişmediği araştırılmıştır. Bu kapsamda Ulusal Tez Merkezi, EBSCOhost, Web of Science, Scopus, TR Dizin ve DergiPark veri tabanlarında kapsamlı bir literatür taraması yapılarak fen eğitimi alanında yapılmış olan çok sayıda çalışma elde edilmiştir. Literatür taraması sonucunda elde edilen çalışmalar, önceden belirlenen kriterler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bu süreçte seçilen 123 birincil çalışmada raporlanan 127 etki büyüklüğü meta-analize dahil edilmiştir. Analiz aşamasında Hedge's g etki büyüklüğü kullanılmış ve genel etki büyüklüğü kestiriminde rastgele etkiler modeli tercih edilmiştir. Genel etki büyüklüğü değeri 1,121 (%95GA [0,963;1,279]; k=123; p<0,001) olarak hesaplanmıştır. Bu değer, öğrenme halkası modellerinin kullanımının öğrencilerin fen başarısı üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ara değişken analizleri, modelin çoğu bağlamda benzer şekilde etkili olmaya devam ettiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, öğrenim seviyesi, konu alanı, öğretmen ve araştırmacı etkisi gibi faktörlerin uygulama sürecinde dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Özetle bu meta-analiz, fen öğretiminde öğrenme halkası modellerinin kullanımının, geleneksel yönteme kıyasla öğrencilerin fen başarısını artırmada ve derinlemesine öğrenmeyi teşvik etmede etkili bir yöntem olduğunu güçlü biçimde ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Türkiye istatistiki bölge birimleri sınıflandırmasına göre PISA fen başarı skorlarının makine öğrenme yöntemleri ile karşılaştırılması ve incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Yıldız, Büşra
    Bu çalışma, Türkiye'nin istatistiki bölgelerine göre PISA 2015 fen bilimleri başarı skorlarının farklı makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak tahmin edilmesini, başarıya etki eden değişkenlerin analiz edilmesini ve bölgeler arasındaki başarı farklılıklarının incelenmesini amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'nin 12 istatistiki bölgesi ele alınmış ve her bölgenin fen bilimleri başarı skorlarının tahmin edilmesi için Rastgele Orman (Random Forest), Destek Vektör Regresyonu (Support Vector Regression, SVR), Bayes Düzenlemeli Yapay Sinir Ağları (BRNN) ve Aşırı Gradyan Artırma (XGBoost) gibi dört farklı makine öğrenmesi algoritması kullanılmıştır. Modellerin performansı, test verileri üzerindeki tahmin doğruluğu esas alınarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca, SHAP (SHapley Additive exPlanations) yöntemi ile değişkenlerin önem sıralamaları belirlenmiş ve bölgeler arası farklılıklar Jaccard benzerlik indeksi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, XGBoost ve SVR modelinin, diğer algoritmalara kıyasla test verilerinde en yüksek tahmin performansını gösterdiğini ortaya koymuştur. Buna karşın BRNN ve Random Forest modelleri ise orta düzeyde tahmin doğruluğu sağlamıştır. Bu bulgular, makine öğrenmesi algoritmalarının bölgesel eğitim verilerinin analizinde etkin bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. SHAP yöntemi ile her bölge için ayrı ayrı gerçekleştirilen değişken önem sıralamalarına göre, fen bilimleri başarı skorlarını en güçlü etkileyen değişkenlerin genel olarak ANXTEST (Kaygı Testi Skoru), ST013Q01TA (Evde bulunan kitap sayısı), ISCEDO (Ailedeki ebeveynlerin en yüksek eğitim seviyesi), BSMJ (Bilime yönelik meslek hedefi) ve ST092Q02TA (Evdeki eğitim materyalleri) olduğu tespit edilmiştir. Bölgeler arasındaki benzerlik analizlerinde, Türkiye'nin istatistiki bölgeleri arasında orta düzeyde benzerlik gözlenmiştir. Ancak TR1 (İstanbul) ve TR6 (Akdeniz) gibi bölgeler arasında fen bilimleri başarı skorlarında belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ayrıca TR2 (Batı Marmara) ve TR5 (Batı Anadolu) bölgelerinde, değişkenlerin önem sıralamalarında farklılıklar tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Türkiye'de seçilmiş makro ekonomik değişkenlerin toplam sigorta primi üzerindeki etkilerinin ekonometrik analizi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Öz, Sümeyra
    Sigorta endüstrisinin finansal alan içerisindeki en kritik bileşenlerden biri olduğu yaygın olarak bilinen bir gerçektir. Bu durum, dünya genelindeki tüm ileri ekonomiler için geçerli bir tespittir. Sigorta endüstrisi, potansiyel risklere karşı insanları ve işletmeleri koruma altına alan bir alandır. Bu ilerlemede, ülkemizin sahip olduğu makroekonomik göstergelerin seviyesi büyük önem taşımaktadır. Bu yüksek lisans tezinde, başlangıç olarak sigorta alanının temel kavramlarına dair genel bilgiler sunulmuştur. Devamında ekonomik büyüme ve sigorta endüstrisi için seçilmiş makroekonomik değişkenlerin sektörüyle arasındaki bağlantısı incelenmiştir. Son bölümde ise çalışmanın odağında sigorta prim üretimi ve prim üretimini etkileyen faktörler yer almaktadır. Çalışma kapsamında yapılan literatür çalışmalarıyla elde edilen bilgilere dayanarak sigorta primleri üzerinde önemli olduğu düşünülen altı farklı bağımsız değişken incelenmiştir.
  • Öğe
    Türkçe'de iyelik eki alan fiilimsilerin bağlandığı fiillerin özellikleri ve sınıflandırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Yer Düzcan, Leyla
    Bu çalışmaya, iyelik ekiyle çekim kabul eden fiilimsiler ele alınmıştır. İsim-fiil"-mA" eki ile sıfat-fiil eki olan "-DIK /-AcAK" eklerinin iyelik ve hâl çekimlerinin bağlandıkları fiilleri; özellikleri bakımından incelemek, sınıflandırmak ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğretenlere veri sunmak amaçlanmıştır. Giriş bölümünde fiillerin genel özelliklerinden bahsedilmiş, fiilde kip, fiilde zaman, fiilde kişi ve fiilde görünüş kavramları tanıtılmıştır. Bunun yanında çekimsiz fiil hakkında da bilgi verilmiştir. Birinci bölümde çekimsiz fiillere gelen bu eklerin işlevi belirlenmiştir. Sonrasında bu eklerin kullanım örnekleri Türkçe Ulusal Derlemi kullanılarak araştırılmıştır. Örneklerin yanı sıra isim fiil eki olan "-mA" ve sıfat-fiil eki olan "-DIK/-AcAK" eki arasındaki anlamsal farklılıklar ortaya konulmuş ve bir sınıflama yapılmıştır. İkinci bölümde ise Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde "-mA+ iyelik eki + hâl eki"ve "-DIK /-AcAK+ iyelik eki + hâl eki" yapılarının kullanım örnekleri incelenmiştir. Türkçenin yabancılara öğretim programı kısaca açıklanmıştır. B1, B2 ve C1 seviyesindeki kazanımlar incelenmiştir. Bu seviyelerde yer alan "-mA+ iyelik eki + hâl eki" ve "-DIK/-AcAK+ iyelik eki + hâl eki" yapılarıyla ilişki kuran kazanımlar belirlenmiş ve listelenmiştir. Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitapları incelenerek bulunan örnekler ek yapılarına ve dil seviyelerine göre tasnif edilmiştir. Sonuç bölümünde ise "-mA + iyelik eki + hâl eki" ve "-DIK/-AcAK+ iyelik eki + hâl eki"nin bağlandığı fiillerin özellikleri belirtilmiştir. Bu iki ek yapısının farklılıkları belirtilmiş ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler için daha sistematik bir öğretim yöntemi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yabancılara Türkçe öğretimi, iyelik ekleri, hâl ekleri, fiilimsi yapıları, dil eğitimi.
  • Öğe
    Finansal teknolojilerin firma performansına etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Yıldırım, Mehtap
    Küreselleşen dünyada teknolojik gelişmelerin hız kazanması birçok sektörde olduğu gibi finans sektöründe de dijital dönüşümler yaratmıştır. Finans sektörü de bu dijital değişime ayak uydurmuş ve sektörde finansal teknolojileri çok iyi kullanan şirketler ortaya çıkmıştır. Bu şirketler Finansal Teknoloji şirketleri olan Fintekler'dir. 2008 yılında meydana gelen Küresel Finansal Kriz sonrası Fintekler ortaya çıkmış ve önem kazanmıştır. İnternet Bankacılığı, Mobil Bankacılık, Dijital Bankacılık, Blok Zincir (Blockchain), Kripto para, Akıllı Sözleşmeler, Açık Bankacılık ve Yapay Zekâ şeklinde finans alanında çeşitli avantajlar sağlayan bu Fintek'ler kullanıcıların faaliyetlerini gerçekleştirmesini kolaylaştırdığı için oldukça önemlidir. Çalışmada, 2017-2024 yılları arasında Türkiye Bankalar Birliği resmi internet sitesinde 2017 yılı itibariyle Dijital Bankacılık başlığı altında yayınlanmaya başlayan internet bankacılığı ve mobil bankacılık çeyreklik verileri kullanılmış ve bu finansal teknolojilerin kullanımının bankaların finansal performansı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Araştırmada bağımlı değişken olarak finansal performans ölçütleri olan Aktif Kârlılık oranı ve Özsermaye Kârlılığı oranı kullanılacaktır. Bağımlı değişkenler üzerinde etkisi olacağı düşünülen bağımsız değişkenler ise; Para Transferleri İşlem Hacmi, Ödemeler İşlem Hacmi ve Yatırım İşlem Hacmi olacaktır. Bağımsız değişkenlerin, bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla, "ADF", "Lee – Strazicich Kırılmalı Birim Kök Testi", "Bayer Hanck Eş Bütünleşme Testi", "Gregory - Hansen Eşbütünleşme Testi", "Hacker-Hatemi-J Nedensellik Testi" ve "FMOLS Testi" tercih edilmiştir. Bu testlere ait analizler, Gauss 21 ve Eviews 12 yazılımları kullanılarak yapılmıştır.
  • Öğe
    Ödevlere sanal sınıf uygulamasıyla dönüt vermenin 3. sınıf öğrencilerinin toplama becerileri üzerindeki etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kuzu, Elanur
    Bu araştırmada sanal sınıf uygulamasıyla dönüt verme sürecinin 3. sınıf öğrencilerinin toplama işlemi becerileri üzerindeki etkisini ölçmek amaçlanmıştır. Çalışmada deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu oluşturulurken 3. sınıf öğrencilerinden 23 öğrenci deney grubuna, 23 öğrenci de kontrol grubuna atanmıştır. Öğrencilerin toplama işlemi performansı bu çalışma kapsamında geliştirilen Toplama İşlemi Başarı Testi (TİBT) ile ölçülmüştür. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Araştırmada kullanılan ölçme aracı, deneysel çalışmanın başlamasından bir hafta önce ön test olarak deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulanmıştır. Bu süreçte deney ve kontrol grubu öğrencilerine 2018 İlkokul 3. Sınıf Matematik Dersi Öğretim Programı kapsamında yer alan toplama işlemi kazanımları öğretilmiştir. Her kazanımdan sonra ev ödevi verilmiştir. Çalışmada sadece deney grubunda yer alan öğrencilere sanal sınıf oluşturulmuştur. Oluşturulan sanal sınıfta deney grubu öğrencilerine toplama işlemi ile ilgili verilen ev ödevlerine anında dönüt verilmiştir. Kontrol grubunda yer alan öğrencilere ise ev ödevleri ile ilgili dönüt ertesi gün sınıf ortamında verilmiştir. Deneysel sürecin sonunda deney ve kontrol grubu öğrencilerine ölçme aracı son test olarak uygulanmıştır. Veriler ANCOVA ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre sanal sınıf uygulamasıyla verilen anında dönütün deney grubunda yer alan öğrencilerin toplama işlemi performanslarını anlamlı derecede artırdığı görülmüştür. Elde edilen veriler, ilgili literatür doğrultusunda yorumlanarak öğretmenlere ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Dinleme eğitimi sürecinde radyo tiyatrolarının etkisinin incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kırcı, Dilruba
    Bu araştırmada dinleme eğitimi sürecinde radyo tiyatrolarının etkisinin belirlenmesi amacıyla radyo tiyatroları temelli dinleme etkinlikleri geliştirilmiş ve geliştirilen etkinliklerin dinlediğini anlama, dinleme kaygısı ve tutumu üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda ayrıntılı ve geçerli sonuçlara ulaşabilmek için araştırma yöntemi olarak gömülü karma desen tercih edilmiştir. Nitel ve nicel yöntemlerin sağladığı avantajları kullanmaya olanak tanıyan gömülü karma desen sayesinde etkinlik geliştirme, uygulama ve uygulama sonuçlarını değerlendirme aşamalarında hem nicel hem de nitel veriler sürece dâhil edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda durum çalışması deseni, nicel boyurunda ise ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Toplam 27 V. sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilen bu araştırmanın çalışma grubu 13 deney, 14 kontrol grubu öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunu oluşturan veri toplama araçları yarı yapılandırılmış görüşme formu, araştırmacı günlüğü ve katılımcı günlüğüdür. Nicel boyutunu oluşturan veri toplama araçları ise araştırmacı tarafından geliştirilen dinlediğini anlama başarı testi, Melanlıoğlu (2013) tarafından geliştirilen dinleme kaygısı ölçeği ve Karakuş Tayşi ve Özbay (2016) tarafından geliştirilen ortaokul öğrencileri için dinlemeye yönelik tutum ölçeğidir. Nitel veri toplama araçlarından elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak kodlanmış daha sonra kategori ve temalara ayrılarak tablolar hâlinde sunulmuştur. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen veriler ön test sonuçlarını kontrol altında tutarak istatiksel açıdan daha güçlü sonuçlara ulaşabilmek amacıyla Kovaryans (ANCOVA) analizi ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel ve nitel sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde dinleme eğitimi sürecinde radyo tiyatroları kullanımının öğrencilerin dinlediğini anlama başarısını olumlu yönde etkilediği, dinleme kaygısını azalttığı ve dinleme tutumunu yükselttiği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Örgütsel çatışmanın çalışan performansı ve iş tatmini üzerindeki etkileri: Artvin Çoruh Üniversitesi örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Adil, Erol
    Bu çalışmanın amacı, çatışma yönetim stratejilerinin çalışanların performansı ve iş tatmini üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu bağlamda, Artvin Çoruh Üniversitesi'nde çalışan bireylerin iş ortamında karşılaştıkları çatışma durumlarında hangi yönetim yaklaşımlarını benimsediklerini belirlemek ve bu tercihlerin (problem çözme, uyma, zorlama, kaçınma ve taviz verme stratejileri) çalışanların iş tatmini ve performansıyla olan ilişkisini araştırmak hedeflenmiştir. Bu sayede, çatışma yönetim stratejilerinin iş hayatındaki önemi daha iyi anlaşılacak ve çalışan memnuniyetini artırmaya yönelik öneriler sunulacaktır. Araştırma, Artvin Çoruh Üniversitesi'nde akademik, idari ve işçi statüsünde çalışan tüm iş göreni kapsamaktadır. Toplamda 956 iş görenin yer aldığı bu çalışmada, 285'inin yanıtları toplanmış ve elde edilen veriler, "Statistical Package for the Social Sciences" (SPSS-19) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada betimleyici istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, problem çözme ve taviz verme stratejileri iş tatminini artırarak olumlu sonuçlar doğururken, zorlama ve kaçınma stratejileri tatmin üzerinde belirgin bir etki yaratmamaktadır. Uyma stratejisi, bireylerin kendi ihtiyaçlarını göz ardı edip başkalarının beklentilerini önceliklendirmesi nedeniyle iş tatminini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Problem çözme, kaçınma ve taviz verme stratejileri, iş performanslarını doğrudan etkilemektedir. Yetersiz çatışma yönetimi, ekip içi iş birliğini zayıflatabilir, iletişim sorunlarına yol açabilir ve çalışan performansını olumsuz etkileyebilmektedir. Etkili çatışma yönetimi, çalışanların sorun çözme yeteneklerini geliştirerek iş yerinde daha olumlu bir atmosferin oluşmasına katkıda bulunur. Bu bağlamda, yöneticilerin çatışma durumlarını doğru bir şekilde analiz etmeleri ve uygun stratejileri belirlemeleri son derece önemlidir. Çatışma yönetim stratejilerinin titizlikle seçilmesi, çalışanların iş tatmini ve performansını artırma potansiyelini en üst düzeye çıkarma fırsatı sunmaktadır.