Cilt 20 Sayı 2 (2019)

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 17 / 17
  • Öğe
    PVC kenar bandının 2 mm çıkıntılı olmasının köşe birleştirme direnci üzerine etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Yerlikaya Çetin, Nurdan
    Bu çalışmada kabin tipi mobilyalarda tutkallı ve tutkalsız L tipi kavelalı köşe birleştirmelerde 2 mm kalınlığındaki PVC kenar bandının 2 mm çıkıntılı olmasının köşe birleştirme direnci üzerine etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Deney örneklerinin hazırlanmasında melamin kaplı orta yoğunlukta lif levha (MDF-lam) ve melamin kaplı yonga levha (YL-lam) malzemeler, birleştirme elemanı olarak her bir örnekte 2’şer adet kavela ve 2 mm kalınlığında PVC kenar bandı kullanılmıştır. Kontrol (kenar bantsız), PVC kenar bantlı ve 2 mm çıkıntılı PVC kenar bantlı deney grubu olmak üzere 3 çeşit deney grubu hazırlanmıştır. Bu deney örnekleri, çekme ve basınç testine tabi tutulmuşlardır. Elde edilen eğilme moment değerleri, varyans analizi yardımıyla istatistiksel anlamda değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, PVC kenar bandının 2 mm çıkıntılı olacak şekilde kullanılmasının diğerlerinden %10-23 oranlarında daha yüksek eğilme moment değerine sahip olduğu belirlenmiştir.
  • Öğe
    Artemisia L. Subgen. Drancunculus (Bess.) Rydb. Taksonlarının uçucu yağ kompozisyonları ve antimikrobiyal özellikleri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Kırbağ, Sevda; Bağcı, Eyüp; Civelek, Şemsettin; Kurşat, Murat
    Bu çalışmada, Türkiye'nin farklı yerlerinden toplanan Artemisia L. cinsinin Drancunculus (Bess.) Rydb. altcinsi taksonlarının uçucu yağların bileşenleri ve bunların antimikrobiyal özellikleri belirlenmiştir. Uçucu yağlar bitkilerin toprak üstü kısımlarından hidrodistilasyon metodu kullanılarak elde edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite oyuk agar metodu kullanılarak tespit edilmiştir. Artemisia campestris L.var. campestris temel uçucu yağ bileşenleri sırasıyla naftalen (%34.69), ?–pinen (%13.29), spatulenol (%7.70), 2,4 hexadien-1-one (%6.99) penta-2,4-dione (%4.96), ? -pinen (1.65%), limonen (%1.51) tespit edilmiştir. Artemisia campestris var. marschalliana (Spreng.) Poljak.’da benzen (%17.34), ?– pinen (%10.54), spatulenol (%10.45), 1-phenly-penta-2,4-diyn (%8.06), karyofillen oxid (%6.93), asenaphthylen (6.31%), limonen (4.45%), ?-pinen (3.70%), ?-mirsen (3.23%) belirlenmiştir. Artemisia campestris L. var. araratica (Novopokr.) Poljak’da ?–pinen (%18.32), ?–pinen (%8.03), limonen (%5.19), cis-osimen (%2.87), trans- geraniol (1.93), trans-isolimonen (1.86%), kamfor (%1.79) olarak belirlenmiştir. Artemisia scoparia Waldst. & Kit.’da 1-phenyl-penta-2,4-diyn (%15.44), benzen (%13.34), ?-pinen (%11.85), spatulenol (%11.11), limonen (%6.59), karyofillen oxid (%5.99), ?–pinen (%3.73), ?-mircen (%3.15), cis-okimen (%2.96) tespit edilmiştir. Artemisia türlerinin uçucu yağları patojen mikroorganizmaların gelişimlerini farklı oranlarda engellemişlerdir.
  • Öğe
    Güney Marmara ve Ege Bölgesindeki geyik elması (Malus trilobata C.K. Schneid.) gen kaynakları
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Yılmaz, Mustafa; Parlak, Salih; Kalkan, Mehmet
    Geyik elması (Malus trilobata C.K. Schneid.) ülkemizde nadir bulunan, kışın yaprağını döken ve dikensiz elma türlerinden biridir. Genel olarak ormanlarda ve tarımsal alanlarda, münferit veya küçük gruplar şeklinde yayılış gösterir. Doğal yayılışının büyük çoğunluğu Türkiye’de özellikle Akdeniz Bölgesi’nde bulunmaktadır. Genellikle 250-1500 m yükselti aralığında bulunur. Bu çalışmada, çok sınırlı kayıtların olduğu Ege ve Güney Marmara bölgelerindeki geyik elmasının doğal yayılış alanları tespiti amaçlanmıştır. Türün bölgedeki dağılışını belirlemek amacıyla il ve ilçelerde bulunduğu mevkiler, koordinatları, rakımı ve bakısı belirlenmiştir. Belirlenen her bir ağacın gövde çapı ve boyu ölçülmüştür. Ayrıca genotiplerin bulunduğu yerin mülkiyeti ve bitki örtüsü kaydedilmiştir. Çalışma sonucunda Denizli, Muğla, İzmir, Manisa ve Balıkesir’de çok sayıda geyik elması tespit edilmiştir. Balıkesir ve Denizli’de daha fazla genotip gözlemlenmiştir. Çalışılan alanlarda genel olarak geyik elmasına 250 m ile 1300 m rakımlar arasında rastlanmıştır. Daha ayrıntılı arazi taraması ile türün Güney Marmara ve Ege Bölgesi’nde çok daha fazla mevkide bulunabileceği anlaşılmaktadır. Yayılışının tamamına yakını ülkemizde bulunan bu türün doğal yayılışının ve yetişme ortamlarının tam olarak tespit edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Türün söz konusu bölgelerdeki gen kaynakları kaydedilmeli ve koruma altına alınmalıdır. Meyveye yönelik bahçe kurulması ve süs bitkisi üretimi amaçlı kültüre alınma olanakları ayrıntılı olarak çalışılmalıdır.
  • Öğe
    Bursa Orman Bölge Müdürlüğü sınırlarında bulunan bazı odunsu bitki türleri ile kurulabilecek potansiyel bal ormanı alanlarının belirlenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Sönmez, Turan; Gencal, Burhan
    Ülkemiz; zengin bitki örtüsü, farklı iklim ve coğrafik özellikleri ile arıcılığa son derece elverişli bir ortam oluşturmaktadır. Türkiye bulunduğu coğrafya, iklim koşulları ve bitki örtüsü ile ideal bir arıcılık bölgesidir. İstatistiklere bakıldığında ise Türkiye gerek arıcılıkla uğraşanlar gerekse kovan varlığı bakımından üst sıralarda olmasına rağmen bal, propolis, arı sütü gibi üretilen arı ürünleri bakımından birçok ülkeden geride bulunmaktadır. Bursa ili içerisinde 2013-2016 yılları arasında toplamda 725,3 hektar alanda 5 adet Bal Ormanı kurulmuş olup yapılan çalışmalar sonucunda 2016 yılından itibaren bu sayı 17 olmuştur. Bu çalışmamızda, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde bulunan bazı odunsu türlerle kurulabilecek Bal Ormanlarının, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) teknolojileri kullanılarak belirlenmesi ve yörede kurulacak bal ormanları ile bölgesel ve ulusal bağlamda elde edilecek gelirin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Alanların belirlenmesinde gerekli olan kriterlere Bal Ormanı Eylem Planından erişilmiştir. Yapılan analizler sonucunda odunsu türler bazında Bursa Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde bal ormanına konu olabilecek alanlar belirlenmiştir
  • Öğe
    Examining the breaking and bending behaviors of the polymethylmethacrylate composites reinforced with hazelnut shell powder
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Büyükkaya, Kenan
    The objective of the present study is to reveal the toughening effect of the hazelnut shell on the brittle matrices by using the bending and breaking methods. The polymethylmethacrylate composites reinforced with hazelnut shell powder with 50µ particle size at the weight concentrations of 5%, 10%, 15%, and 20% were prepared. The polymer beam samples were exposed to heat cure procedure and the initial notches were created at a/W=0.1, 0.2, 0.3, 0.4, and 0.5. The Mode I breaking behaviors of the notched at single edge and non-notched composite samples were examined by using three-point bending test. The critical stress intensity factor (KIC), J-integral, initial notch depth, and compliance methods were used in calculations. Besides them, the bending module and bending stress values were calculated. The microstructures of HNSP/PMMA composites were determined by using XRD (x-ray diffractometer), FTIR (Fouirer Transform Infrared Spektrofotometre), and SEM (scanning electron microscope) analyses. According to the results obtained, it was determined that the bending strength, elasticity module, and fracture toughness values increased at 10% additive ratio for the HNSP (hasel nut shell flour)/PMMA (polymethylmethacrylate) composites.
  • Öğe
    Endüstriyel odundaki sürütme zararlarının hasat mevsimine göre karşılaştırılması
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ünver Okan, Saliha; Gümüş, Selçuk
    Dünyada çok sayıda kullanım alanı olan odun hammaddesinin değerinin belirlenmesinde dikkate alınan ana parametreler; ürünün vasfı (tomruk, direklik, sanayi odunu ya da yakacak odun gibi), kalite sınıfı ve miktarıdır. Odun hammaddesinin vasfına ve kalite sınıfına göre birim fiyatlarının farklı olması nedeniyle ürünlerin değerleri de önemli oranda değişir. Ülkemizde mevcut orman yollarının standartlarının uygun olmaması ve mekanizasyonun fazla gelişmemiş olması nedeniyle büyük oranda tomruk üretimi yapılmakta ve zemin üzerinde kaydırma/sürütme teknikleri kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, eğimli ormanlarda yukarıdan aşağıya doğru kontrolsüz kaydırma ile gerçekleştirilen bölmeden çıkarma çalışmalarında tomruklarda oluşan kalite ve miktar kayıplarının hasat mevsimine göre farklılık gösterip göstermediğinin karşılaştırılmasıdır. Çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesinde yarısı yaz mevsiminde ve yarısı kış mevsiminde zemin üzerinde kaydırma tekniği uygulanan toplam on altı adet hasat biriminde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında kaydırma faaliyetlerinden önce ve sonra; tomrukların kalite sınıfları belirlenmiş, çap ve boyları ölçülmüş ve hacimleri hesaplanmıştır. Ayrıca sürütme sonrasında odunlarda meydana gelen kırılma, çatlama, saçaklanma ve yaralanma gibi zarar tipleri ve zararların tomruk üzerindeki yeri tespit edilmiş, zararların boyutları ölçülmüştür. Kış mevsiminde tomruklarda oluşan zararlar yaz mevsimine oranla belirgin olarak daha az bulunmuştur. Yapılan bağımsız örneklem t testi analizinde hasat mevsimi ile zararın yeri, tipi ve odunun boyu arasında %95 güven düzeyinde (P<0.05) bir fark olduğu belirlenmiştir. Yaz mevsiminde özellikle tomrukların uç kısımlarında oluşan zararları azaltmak için tomruk başlarına polietilen tomruk konisi takılması uygun olacaktır. Özellikle zeminin engebeli olduğu durumlarda gövde üzerindeki zararların önüne geçmek için yapay bir güzergah üzerinde kontrollü sürütme tekniği ya da havai sistemler kullanılmalıdır
  • Öğe
    İhtiyaç-etkinlik-mekan ilişkisinin kent parkları örneğinde irdelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Sarı, Derya
    Daha çok kent merkezlerinde yer alan ve kent halkını doğa ile buluşturan park alanlarının üstlendikleri birçok işlevler bulunmaktadır. Bu işlevlerin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ve park kullanıcılarının memnuniyetinin sağlanması tasarlanan mekanlarda, ihtiyaç-etkinlik-mekan ilişkisinin iyi kurulmasına bağlıdır. Kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen etkinliklerin gerçekleştirilebilmesi için de tasarlanan mekanların bu etkinliklere uygun olması gereklidir. Bu çalışmada Doğu Karadeniz’de yer alan Artvin, Rize ve Trabzon illerinin sahil kesiminde konumlanmış kent parklarından birer örnek seçilerek bu alanlardaki ihtiyaç-etkinlik-mekan ilişkisi incelenmiştir. Buna göre çalışma kapsamında fiziksel, fonksiyonel, estetik ve ekolojik olmak üzere 4 ana kriter ve bunlara ilişkin alt kriterleri içeren bir değerlendirme skalası geliştirilmiştir. Her bir park alanına ilişkin genel değerlendirmeler bu skalaya göre yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kent parklarının insanların genel ihtiyaçlarını karşılayabildiği mekanlara sahip oldukları belirlenmiştir. Ancak fonksiyonel, estetik ve ekolojik kriterler bakımdan birtakım eksikliklerin olduğu ve buna ilişkin daha uygun ve sürdürülebilir mekanların tasarlanması gerektiği ortaya çıkmıştır.
  • Öğe
    Orman ürünleri sanayi sektöründe iş kazası ve ölümlü iş kazalarının Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri düzeyinde incelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Akyüz, Kadri Cemil; Yıldırım, İbrahim; Akyüz, İlker; Ersen, Nadir
    Üretim teknolojilerinde meydana gelen değişim, daha düşük maliyetle daha fazla üretim yapma isteği ve firmaların farklılaşan pazar koşullarında ayakta kalma zorunluluğu çalışma ortamlarında iş sağlığı ve güvenliği açısından sorunları beraberinde getirmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler iş kazaları ve iş kazalarına bağlı oluşan ölümlerin azaltılması için farklı yasal düzenlemeler yapmakta ve çalışan güvenliğini ön plana çıkarmaya çalışmaktadır. Ülkemizde bu alanda yapılan yasal düzenlemelerin önemli bir kısmı Avrupa Birliğine (AB) adaylık sürecinde oluşturulan uyum yasaları çerçevesinde çıkarılmıştır. Yapılan yasal düzenlemelerin sektörel boyutta nasıl sonuçlar verdiğinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışmada orman ürünleri sanayi sektörünü oluşturan üç alt sektörel yapının Türkiye ve AB üyeleri ülkeleri düzeyinde karşılaştırılması hedeflenmiştir. 2008-2017 yılları kapsamında ülkemiz ve AB üyesi ülkelerde meydana gelen iş kazası ve ölüm rakamlarının istatistiksel açıdan incelendiği çalışmada özellikle 2013 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı yasanın etkileri sorgulanmıştır. Çalışma sonucunda AB genelinde tüm sektörel boyutlarda iş kazası ve ölüm rakamlarında oluşan azalma karşısında ülkemizde incelenen yıllar düzeyinde sürekli artışların yaşandığı belirlenmiştir. Çıkarılan ve uygulamaya çalışılan yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı ve güvenlik kültürünün oluşumuna yönelik çalışmaların yoğunlaştırılmasının zorunlu olduğu tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Gönen deltası kumul bitki çeşitliliği, tehdit faktörleri ve çözüm önerileri
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Satıl, Fatih; Tümen, Gülendam; Selvi, Selami
    Bu çalışmanın amacı, Gönen deltasındaki kıyı kumul bitkilerini ve bu alanlardaki çevre sorunlarını tespit etmektir. Ayrıca, kumul alanlardaki bitki çeşitliliğini tehdit eden faktörlere çözüm önerileri sunmaktır. Floristik çalışmalar sonucunda alanda; 32 familyaya ait 81 cins ve 89 takson tespit edilmiştir. Bölgedeki kumul alanların karakteristik florasında Asteraceae, Brassicaceae, Amaranthaceae ve Apiaceae familyaları ağırlıktadır. Cakile maritima, Kali turgida ve Atriplex portulacoides neredeyse bütün araştırma alanlarına yayılmış durumdadırlar. Sahada yapılan floristik ve ekolojik gözlemler sonucunda, kumul türlerin yayılış alanlarındaki tehdit faktörleri belirlenmiştir. Sanayi ve kanalizasyon sularının arıtılmadan akarsu ve denize akıtılması, tarımsal faaliyetler ve kıyılardan kum alımı gibi çeşitli nedenler kumul alanların hızla kirlenmesine yol açmaktadır. Bölgedeki dericilik sektörü su kaynaklarına ve kumul alanlara en önemli zararı veren faaliyetlerdendir. Kumul bitki türlerinden özellikle Pancratium maritimum soğanlarının halk tarafından toplanıyor olması ve yayılış alanındaki habitat bozulmaları bu türün popülasyonlarını oldukça düşürmüştür. Bölgedeki ekolojik sorunların temelinde denetimsizlik ve bilinçsizlik yer almaktadır. Bu nedenle, ekolojik planlama sürecinde sanayicilerin ve bölge halkının da bilinçlendirilmesi önemlidir.
  • Öğe
    Toros Göknarı (Abies cilicica Car.)’nda yaprak alan indeksinin belirlenmesi: Adana Kozan Yöresi örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Oktan, Ercan
    Yaprak alan indeksi (YAİ), orman ekosistemlerinin temel yapısal karakterlerinin ortaya konmasında önemli araçların başında gelmektedir. Çünkü YAİ meşcerenin tepe çatısında oluşan birçok biyolojik ve fiziksel sürecin değişimini ortaya koyabilmektedir. Bu bağlamda, YAİ değerlerinin belirlenmesi ormancılık açısından önem taşımaktadır. YAİ’nin hesaplanmasında doğrudan ve dolaylı birçok yöntem kullanılmaktadır. Bu çalışmada doğrudan belirlenme yöntemi kullanılmıştır. Bunun için farklı bakılarda, aynı yükseklik ve eğim ile yaklaşık aynı kapalılıkta (0.9-1.0) meşcerelerden toplam 45 adet ağaçtan alınan 180 sürgünde ölçümler yapılmıştır. Buna göre kuzey ve güney olarak farklı bakılardan alınan ağaçlarda yapılan YAİ değerleri farklı (güney bakılardaki ağaçlarda x ?=1.892 (? = 0.971) ve kuzey bakılardaki ağaçlarda x ?=2.21 (? = 0.93) bulunmuştur. YAİ değerleri kuzey bakıdan alınan örneklerde daha yüksek çıkmıştır. Bu sonuç, silvikültürel müdahalelerin yapılacağı meşcereler aynı meşcere yapısında olsa dahi farklı şiddette uygulamaların yapılması gerektiğini teyit etmektedir.
  • Öğe
    The lipide soluble vitamin contents of some Onobrychis Miller (Fabaceae) taxa
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Emre, İrfan; Sepet, Hakan; Kursat, Murat; Bahsı, Muammer; Yılmaz, Ökkeş; Şahin, Ahmet
    The goal of this study is to determine the lipid-soluble vitamin contents in seeds of the some Onobrychis Miller (Fabaceae) taxa by using HPLC. Samples were collected from the natural habitats. Studied materials were dissolved in acetonitrile/methanol (75/25 v/v) and were injected 50 ?L to HPLC instrument (Shimadzu, Kyota Japan). According to data obtained from present study showed that O. hypargyrea, O. viciifolia, O. caput-galli, O. fallax and O. oxyodonta var. armena have high lipide-soluble vitamin contents. Present study found that O. oxyodonta var. armena (1777.27±6.24 µg/g), O. fallax (916.0±4.51 µg/g) O. hypargyrea (809.7±5.03 µg/g) and O. viciifolia (399.7±3.54 µg/g) have highest beta-caroten content. Also, O. caput-galli has high beta caroten content (73.3±.94 µg/g). on the other hand, it was found that O. fallax has highest gamma-tocopherol content (1401.2±8.76 µg/g). O. viciifolia (574.9±2.35 µg/g), O. caput-galli (410.1±4.56 µg/g), O. oxyodonta var. armena (267.7±3.68 µg/g), O. podporea (162.5±2.14 µg/g) were the other high gamma tocopherol content. Whereas, retinol, retinol acetate and r-tocopherol contents were found absent or trace amounts in the present study.
  • Öğe
    Effect of cultural management methods against fake butterfly [Ricania japonica (Hemiptera: Ricaniidae)]
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Altaş, Kaan; Ak, Kibar
    This study was conducted between 2017 and 2018 to determine the cultural measures that are applied in the control against Ricania japonica (Hemiptera: Ricaniidae), which has caused damage in the Eastern Black Sea Region of Turkey for approximately 10 years as an important pest. Pests are widespread in this region but there is no other important pest that requires significant chemical control in crop plants, in particular tea plants. Furthermore, this pest population, whose population has grown since 2009, may cause significant losses in vegetables especially for traditional family needs during its nymph period. The fact that vegetable fields have been almost interwened with tea plants and synthetic pesticides are not used in tea plant production, has caused us to focus on cultural methods, which are among alternative pest-fighting methods. With this study, the purpose was to determine the effects of kaolin, refined salt and ash applications against the nymphs of the pests, and to investigate how to destroy the infected plant materials in which the pest lay eggs until the middle of May. As a result of the study, it was determined that the destruction of the infected plants and plant wastes in the areas decreased the pest population by 90% because it was the winter months which is the egg-laying period of the pest. Other applications (kaolin, refined salt and ash) were not found effective against the nymphs of this pest.
  • Öğe
    Kadastro sonucu orman sayılmayan ağaçlık alanlar: Gölcük orman işletme şefliği örneği
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ayaz, Hüseyin; Karahalil, Uzay
    Türkiye’de orman tanımı ve mülkiyeti konularında halen sorunlar yaşanmaktadır. Sosyo-kültürel değişim ve ekonomik gelişmelerin etkisiyle, ülke orman varlığında artışlar yaşansa da yasa değişiklikleri ve yönetsel kararlarla orman ağaçları ile kaplı geniş araziler orman sayılmamaktadır. Bu yaklaşım önemli miktarda orman alanının yasal koruma dışında kalmasına sebep olmaktadır. Yaşanan bu sorunu ortaya koymak ve çözüm önerileri geliştirmek üzere Gölcük Orman İşletme Şefliği örnek alan olarak seçilmiştir. Seçilen alanda, farklı zamanlardaki orman amenajman planı verileri ile arazi kadastrosu sonucu belirlenmiş orman varlığı arasındaki farklılıklar, konum ve büyüklük olarak irdelenmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre, 1972 ile 2015 yılı arasında orman ağaçları ile kaplı alan %20 civarında artmıştır. Ancak, arazi kadastrosu sonuçlarına bakıldığında, orman varlığındaki artışın sadece %20’si miktarında alanın orman varlığına dahil edildiği tespit edilmiştir. Evvelinden beri orman olan veya üzerinde sonradan orman örtüsü oluşan toplam 904.5 hektar arazinin ise kadastro uygulaması sonucunda orman sayılmadığı görülmektedir. Bilimsel ölçütlere göre orman vasfı taşıyan arazilerin orman dışında bırakılmasın önemli sebeplerinden birisi, çok sınırlı haller dışında özel orman mülkiyetine izin vermeyen mevzuattır. Yapılası gereken, evvelinden beri devlete ait olan ormanların dışında kalan, tapulu arazilerde var olan veya sonradan oluşan ormanların mülkiyetine müdahale edilmemesidir. Bu yerler orman sayılmalı, sürekliliği güvenceye alınmalı, sahiplerinin faydalanması için ormancılık teşkilatı yerel çalışanlarının yapacağı faydalanma düzenlemesi ve kontrolü yeterli görülmelidir.
  • Öğe
    Helvella leucomelaena (Pers.) Nannf.’ın antimikrobiyal ve antioksidan etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) İnci, Şule; Kadıoğlu Dalkılıç, Lütfiye; Dalkılıç, Semih; Kırbağ, Sevda
    Mantarlar içerdikleri aktif bileşenler sayesinde besleyici bir gıda olarak tüketilmelerinin yanı sıra tıbbi ve tedavi edici özelliklerinden dolayı uzun yıllardır halk tarafından kullanılmaktadırlar. Mantarların immünolojik ve antikanser özelliklerinin yanı sıra antioksidan, antihipertensif, kolesterol düşürücü, karaciğer koruyucu, antifibriotik, antiinflamasyon, antidiyabetik, antiviral ve antimikrobiyal etkileri olduğu bilinmektedir. Yenilebilir olan mantarlardan Helvella leucomelaena (Pers.) Nannf. Ascomycota’ nın Helvellaceae’ye ait bir mantar türüdür. Bu çalışmada H. leucomelaena’nın metanol, etanol ve hekzan gibi çözücülerden elde edilen ekstraklarının farklı konsantrasyonları kullanılarak antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi ve metanol çözücüsü kullanılarak elde edilen ekstraktının farklı konsantrasyonlarının antioksidan aktivitesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Antimikrobiyal aktivitesi disk difüzyon metoduna göre tespit edilmiştir. Çalışma için Staphylococcus aureus ATCC25923, Klebsiella pneumoniae ATCC700603, Escherichia coli ATCC25322 ve Bacillus megaterium DSM32 gibi bakteriler, fungus olarak Candida albicans FMC17 mikroorganizmaları kullanılmıştır. Antioksidan aktivitesi ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) yöntemine göre radikal süpürücü kapasite tespit edilmiştir. Sonuçta H. leucomelaena en yüksek inhibisyon zonunu C. albicans’a karşı (16 mm) 750 µg konsantrasyonda etanol ekstresinde gösterdiği tespit edilmiştir. DPPH radikalini süpürücü etkisi ise artan konsantrasyonlara bağlı olarak arttığı gözlemlenmiştir
  • Öğe
    Türkiye ormancılık sektörünün finansmanında kullanılan bütçelerin Orman Genel Müdürlüğü özelinde irdelenmesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Yeşilyurt, Emine Nur; Türker, Mustafa Fehmi
    Ormanların ekim ya da dikim yoluyla tesis edilmesi, her türlü zararlılara, orman yangınlarına ve yasa dışı müdahalelere karşı korunması, geliştirilmesi, bakımı, ıslahı, gençleştirilmesi ve ormanlardan çok yönlü ve sürekli olarak faydalanılması gibi ormancılık faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için finansman gerekli olmaktadır. Ormanlar ekonomik olarak doğrudan gelir sağlamayan birtakım faydalar da sağlamaktadır. Ormanların ekolojik, sosyal ve koruyucu fonksiyonlarının sağladığı faydaların pazar değerinin hesaplanması oldukça zordur. Bu nedenlerle ormancılığın finansmanı bütçe kaynaklarından ayrılan paylarla da yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu çalışma ile Orman Genel Müdürlüğü temelinde kullanılan bütçelerin gereği ve bu bütçelerin Orman Genel Müdürlüğü finansmanındaki paylarının yüzde çözümlemeleri yardımıyla hesaplanması ve mal ve hizmet üretimindeki etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, çalışmada Orman Genel Müdürlüğü 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait döner sermaye bütçesi ve özel bütçe verileri kullanılmıştır. Yapılan yüzde çözümlemeleri neticesinde; çalışma yıllarını kapsayan üç yılın ortalamasına göre; Orman Genel Müdürlüğü toplam bütçe kaynağının %51’ini işletme yönetimi ve pazar gereklerine göre işleyen döner sermaye bütçesi oluştururken, %49’unu ise kamu yönetimi ve yararını esas alan özel bütçenin oluşturduğu görülmüştür. Çalışma yıllarının ortalamasına göre; Orman Genel Müdürlüğü bütçe kaynağının çoğunluklu kısmını oluşturan döner sermaye bütçesini oluşturan; brüt satışlar, diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar ve olağan dışı gelir ve karlar alt kalemlerin döner sermaye bütçesi toplam geliri içindeki ağırlıkları sırasıyla %97.1, %1.5 ve %1.4 olarak belirlenmiştir. Bunun yanında, özel bütçeyi oluşturan öz gelirler ve genel bütçeden ayrılan paylar alt kalemlerinin özel bütçe toplam geliri içindeki ağırlıkları sırasıyla %50.3 ve %49.7 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışma ile ormancılık sektörünün ekonomik sürekliliğini sağlayabilmesi noktasında ormancılık sektörüne genel bütçeden aktarılan payların artması gerekmekte gibi öneriler getirilmiştir.
  • Öğe
    Modeling and utilization of laurel leaves as a biomass source for the removal of zinc and copper
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Gümüş, Dilek; Gümüş, Fatih
    Medicinal and aromatic plants which is one of the considerable non-timber forest products in Turkey, especially in the last century have become an important socio-economic values. In this study, Laurus nobilis L. leaves (LNL), an aromatic plant, were used as biosorbent in the treatment process. The effects of biosorbent dosage, biosorption time, solution pH, initial zinc and copper ions concentration, humic acid or ionic strength or competitive effects on the biosorption of Zn(II) and Cu(II) by LNL were investigated. The LNL biomass was characterized using SEM and FT-IR spectrum. The non-linearized and linearized isotherm equations were compared and discussed. Zn(II) and Cu(II) biosorption better matched with the Temkin equation and Pseudo second-order kinetic equation successfully defined the biomass behaviors of both heavy metal ions. Additionally, a single-stage batch bioreactor system for heavy metal biosorption based on the best fit non-linear isotherm equation also has been presented. It was found that heavy metal uptake was affected by competitive biosorption studies. Finally, these studies showed that the LNL can be used as an environmentally friendly and abundant biosorbent for removing zinc and copper ions from contaminated waters.
  • Öğe
    Kara Ardıç (Juniperus sabina L.) kozalaklarından elde edilen uçucu yağın kimyasal bileşimi üzerine mikrodalga ve hidrodestilasyon yöntemlerinin etkisi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Ertaş, Murat; Fidan, M. Said; Kaya, Salih; Angın, Naile
    Uçucu yağlar günümüzde kozmetik, ilaç ve gıda sanayi başta olmak üzere geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu çalışmanın amacı mikrodalga ve hidrodestilasyon yöntemi ile kara ardıç (Juniperus sabina L.) kozalaklarından uçucu yağ elde edilerek uçucu yağ verimlerini karşılaştırmak ve GC-MS analizleri yapılarak yapısındaki bileşikler incelenmiştir. Bu çalışmada hammadde olarak kara ardıç kozalakları, uçucu yağ elde edilmesi işleminde ise mikrodalga ve hidrodestilasyon yöntemleri ile kurulan ekstraksiyon düzeneği kullanılmıştır. Mikrodalga yöntemi ile gerçekleştirilen uçucu yağ tayini deneylerinde maksimum verim %1.37 olarak, hidrodestilasyon yöntemi ile gerçekleştirilen uçucu yağ tayini deneylerinde maksimum verim % 1.61 olarak belirlenmiştir. Mikrodalga yöntemi ile gerçekleştirilen uçucu yağ tayini deneylerinden elde edilen uçucu yağın GC-MS analizi incelendiğinde 37 adet bileşiğe rastlandığı belirlenmiştir. Hidrodestilasyon yöntemi ile gerçekleştirilen uçucu yağ tayini deneyleri sonucunda elde edilen uçucu yağın GC-MS analizi incelendiğinde yapısında 34 adet bileşik olduğu saptanmıştır. Mikrodalga ve hidrodestilasyon yöntemi ile yapılan uçucu yağ tayini deneylerinden elde edilen uçucu yağların GC-MS analizleri incelendiğinde etken madde olarak ?– pinen belirlenmiştir.