The 1858 Jeddah Incident in the light of British archival documents: Sovereignty, diplomacy, and intervention in the Ottoman periphery
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2025
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Selim Hilmi Ozkan
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
The attack on the consulate in Jeddah on June 15, 1858 should be regarded as a crisis with multifaceted consequences for the Ottoman Empire’s post-Tanzimat provincial governance, central authority, and its relations with European powers. Jeddah’s significance as the gateway to Mecca was underscored by its strategic location, cosmopolitan population, and profound symbolic importance. It was not merely a port city but also a key manifestation of Ottoman sovereignty in the Hejaz. These characteristics played a pivotal role in transforming the incident from an ordinary provincial security issue into an international diplomatic crisis. The sequence of events—triggered by the assassination of British and French consular officials—quickly escalated through a series of legal and symbolic disputes, including the ambiguity surrounding the nationality of the merchant vessel Eranee, the contested scope of consular extraterritorial jurisdiction, and the politically charged practice of raising and lowering flags in the port. This chain of developments ultimately culminated in a full-blown diplomatic crisis, leading to military intervention, the execution of perpetrators, and substantial financial compensation demands. Drawing upon a comprehensive body of British archival documents, this study offers a detailed analysis of the incident’s evolution, the diplomatic and bureaucratic responses of the Ottoman administration, and the intervention strategies employed by European powers, particularly Britain. The findings demonstrate not only the structural limitations of Tanzimat reform implementation in the provinces but also the inherent fragility of the Ottoman Empire’s sovereign authority in the face of growing European pressure.
15 Haziran 1858’de Cidde’de meydana gelen konsolosluk saldırısı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat sonrası taşra yönetimi, merkezi otoritesi ve Avrupa devletleriyle ilişkileri açısından çok boyutlu sonuçlar doğuran bir kriz olarak değerlendirilmelidir. Mekke’ye açılan kapı niteliğindeki Cidde, stratejik konumu, kozmopolit nüfusu ve derin sembolik önemi sayesinde yalnızca bir liman kenti değil, aynı zamanda Osmanlı’nın Hicaz’daki egemenliğinin temel tezahürlerinden biri olmuştur. Bu özellikler, yaşanan olayın sıradan bir taşra güvenlik meselesi olmaktan çıkıp uluslararası bir diplomatik krize dönüşmesinde belirleyici rol oynamıştır. İngiliz ve Fransız konsolosluk yetkililerinin öldürülmesiyle başlayan olaylar zinciri; “Eranee” adlı ticaret gemisinin tabiiyetine ilişkin belirsizlik, konsoloslukların tartışmalı yargı yetkisi ve limanda bayrakların çekilip indirilmesi gibi hukuki ve sembolik ihtilaflar üzerinden hızla derinleşmiştir. Bu gelişmeler, nihayetinde askerî müdahale, faillerin idamı ve Osmanlı Devleti’ne yönelik yüksek miktarda tazminat talepleriyle sonuçlanan tam teşekküllü bir diplomatik krize evrilmiştir. Bu çalışma, kapsamlı bir İngiliz arşiv belgesi koleksiyonuna dayanarak, olayların gelişim sürecini, Osmanlı idaresinin diplomatik ve bürokratik tepkilerini ve özellikle Britanya öncülüğünde Avrupa güçlerinin müdahale stratejilerini ayrıntılı bir şekilde analiz etmektedir. Elde edilen bulgular, Tanzimat reformlarının taşrada uygulanmasına yönelik yapısal sınırlamaların yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nun artan Avrupa baskısı karşısında egemenlik yetkilerinin ne denli kırılgan olduğunu da gözler önüne sermektedir.
15 Haziran 1858’de Cidde’de meydana gelen konsolosluk saldırısı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat sonrası taşra yönetimi, merkezi otoritesi ve Avrupa devletleriyle ilişkileri açısından çok boyutlu sonuçlar doğuran bir kriz olarak değerlendirilmelidir. Mekke’ye açılan kapı niteliğindeki Cidde, stratejik konumu, kozmopolit nüfusu ve derin sembolik önemi sayesinde yalnızca bir liman kenti değil, aynı zamanda Osmanlı’nın Hicaz’daki egemenliğinin temel tezahürlerinden biri olmuştur. Bu özellikler, yaşanan olayın sıradan bir taşra güvenlik meselesi olmaktan çıkıp uluslararası bir diplomatik krize dönüşmesinde belirleyici rol oynamıştır. İngiliz ve Fransız konsolosluk yetkililerinin öldürülmesiyle başlayan olaylar zinciri; “Eranee” adlı ticaret gemisinin tabiiyetine ilişkin belirsizlik, konsoloslukların tartışmalı yargı yetkisi ve limanda bayrakların çekilip indirilmesi gibi hukuki ve sembolik ihtilaflar üzerinden hızla derinleşmiştir. Bu gelişmeler, nihayetinde askerî müdahale, faillerin idamı ve Osmanlı Devleti’ne yönelik yüksek miktarda tazminat talepleriyle sonuçlanan tam teşekküllü bir diplomatik krize evrilmiştir. Bu çalışma, kapsamlı bir İngiliz arşiv belgesi koleksiyonuna dayanarak, olayların gelişim sürecini, Osmanlı idaresinin diplomatik ve bürokratik tepkilerini ve özellikle Britanya öncülüğünde Avrupa güçlerinin müdahale stratejilerini ayrıntılı bir şekilde analiz etmektedir. Elde edilen bulgular, Tanzimat reformlarının taşrada uygulanmasına yönelik yapısal sınırlamaların yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nun artan Avrupa baskısı karşısında egemenlik yetkilerinin ne denli kırılgan olduğunu da gözler önüne sermektedir.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
1858 Jeddah Incident, Britain, Diplomacy, Ottoman Empire, Sovereignty, 1858 Cidde Olayı, Osmanlı Devleti, Egemenlik, Diplomasi, İngiltere
Kaynak
Osmanli Medeniyeti Arastirmalari Dergisi
WoS Q Değeri
Q4
Scopus Q Değeri
Cilt
2025
Sayı
27












