Yüksek Lisans Tezleri
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Korunan alanlarda taşıma kapasitesinin belirlenmesi; sıklık tabiat parkı örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Çelik, Merve; Surat, HilalÇorum ilinde yer alan ve 2009 yılında Tabiat Parkı olarak ilan edilen Sıklık Tabiat Parkı'nın sosyal ve fiziksel taşıma kapasitelerinin belirlenmesi, bu çalışmanın ana hedefini oluşturmaktadır. Parkın doğal ve kültürel değerlerini gelecek nesillere aktaracak koruma ve kullanma dengesinin gözetildiği bir ziyaret yönetim modelinin oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışma, dört temel aşamada yürütülmüştür. İlk aşamada, çalışma alanında saha araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Ardından, ilgili literatür kaynakları titizlikle incelenmiş ve gerekli veriler toplanmıştır. Bu bağlamda, daha önce benzer çalışmaların gözden geçirilmesi ve Sıklık Tabiat Parkı'nın özelliklerinin detaylı bir şekilde gözlemlenmesi yer almıştır. Üçüncü aşamada, Sosyal Taşıma Kapasitesi (STK) değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme için Tabiat Parkı'nı ziyaret eden 402 kişi ile anket çalışması gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler değerlendirilmiş ve STK hesaplanmıştır. Sonuçlar, Günübirlik Piknik Alanı-1 için STK'nin 2250 ziyaretçi/gün, Günübirlik Piknik Alanı-2 için STK'nin 1050 ziyaretçi/gün, Manzara Seyir Noktası için STK'nin ise 244 ziyaretçi/gün olduğu tespit edilmiştir. Son aşamada, Fiziksel Taşıma Kapasitesi (FTK) hesaplamaları yapılmıştır. Bu hesaplamalar, Tabiat Parkı'nın Günübirlik Kullanım Bölgeleri'nin FTK'sini, Manzara Seyir Terası'nın FTK'sini ve günübirlik rekreasyon aktivite alanlarının FTK'sini içermiştir. Günübirlik Kullanım Alanı-1 için FTK 6172 ziyaretçi/gün, Günübirlik Kullanım Alanı-2 için FTK ise 2880 ziyaretçi/gün olarak belirlenmiştir. Toplamda, parkın FTK'si 9052 kişi olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, Tabiat Parkı'nın günlük ziyaretçi sayısı 325 iken taşıma kapasitesi 480 kişi olarak hesaplanıştır. Hesaplanan değere göre taşıma kapasitesinin aşılmadığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda veriler ışığında tabiat parkında tespit edilen eksikliklerin giderilebilmesi için önerilerin getirilmesinin yansıra ve sürdürülebilir ziyaret yönetim modeli de önerilmiştir.Öğe Ardanuç yöresi doğu ladini ormanlarının verimliliğini etkileyen bazı ekolojik koşulların araştırılması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Baştan, Hayrullah; Yener, İsmetBu çalışmada Ardanuç yöresi saf ve karışık doğu ladini (Picea orientalis (L.) Link.) meşcerelerinin verimliliğini etkileyen bazı ekolojik faktörler (toprak, iklim, konum) araştırılmıştır. Bu kapsamda Ardanuç yöresindeki saf ve karışık ladin meşcerelerinden 53 adet örnek alan belirlenmiştir. Her alanda coğrafi konum (X, Y), reliyef, yükselti, bakı ve eğim gibi konum özellikleri ile meşcereye ilişkin yaş, üst boy ve göğüs çapı gibi özellikler belirlenmiştir. Sonra yaş - üst boy verileri kullanılarak bonitet endeksi (BE) hesaplanmıştır. Her örnek alanda bir toprak profili alınarak alt ve üst topraklardan torba ve silindir olmak üzere birer adet toprak örneği alınmıştır. Bu örnekler üzerinde; kum, kil ve toz içerikleri, hacim ağırlığı ve taşlılık, pH, elektriksel iletkenlik ve organik madde içeriği gibi özellikler belirlenmiştir. Meşcerelere ilişkin BE ile yetişme ortamı faktörleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için önce Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiş; sonra BE'yi tahmin etmek için çoklu doğrusal regresyon (ÇDR) ve regresyon ağacı (RA) modelleri geliştirilmiştir. ÇDR modeli bonitet endeksindeki değişimin %49-60' ını açıklarken, RA modeli değişimin %36-55'ini açıklamıştır. Ardanuç yöresi meşcerelerinde BE'yi etkileyen en önemli ekolojik faktörler sırasıyla yağış, bakı, hacim ağırlığı, boylam (X) ve iskelet miktarı olarak belirlenmiştir.Öğe Mazı meşesi (Quercus infectoria) bitkisinin antioksidan ve antimikrobiyal aktivitesi ile uçucu yağ ve fenolik bileşenlerinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2024) Yardımcı, Şehmuz Semih; Ceylan, ŞuleMazı meşesi (Quercus infectoria) kozalağının toplam polifenol ve toplam flavonoid madde miktarları ölçülmüş aynı zamanda antioksidan kapasitesi; FRAP, CUPRAC ve DPPH? radikali temizleme yöntemleriyle açığa çıkarılmıştır. Elde edilen verilere göre toplam polifenol ve flavonoid madde içerikleri 342.87±20.34 mgGAE/g numune, 0.75±0.07 mg kuersetin/g numune şeklindedir. Antioksidan özellikleri ise FRAP için, 4.04±0.21 ?mol FeSO4.7H2O/g numune, CUPRAC için 13.23±0.51 mmol TEAC/g numune olarak belirlenmiştir. DPPH? için ise IC50=0.002 mg/mL değeriyle çok iyi antioksidan özellik"sergilediği hatta o alan için standart olarak kullanılan troloksa çok yakın değerde aktivite gösterdiği görülmüştür." Antimikrobiyal aktivite için disk difüzyon ve minimum inhibisyon konsantrasyon (MİK) yönteminden yararlanılmıştır. Mazı meşesi kozalağının kullanılan test mikroorganizmalarına karşı 250-4000 µg/mL değeriyle antibakteriyel aktivite gösterdiği, maya suşlarına karşı ise 125 veya 250 µg/mL değeriyle, özellikle de Candida glabrata ATCC 2001 ve Candida krusei ATCC 6258'e karşı 125 µg/mL değeriyle antifungal özellik gösterdiği bulunmuştur. Mazı meşesi'nden açığa çıkarılan uçucu yağın SPME ve GC/MS teknikleriyle aydınlatılması sonucunda 29 tane bileşen tespit edilmiştir. (Z)-Anethole eteri (%28.55), pentadecanolide esteri (%26.44), diethyl phthalate esteri (%6.46) ve acetoin ketonu (%5.66) bileşikleri en yüksek oranlara sahip oldukları için ana bileşenler olarak tanımlanmıştır. Mazı meşesi'nin fenolik bileşen tayini için HPLC-UV yönteminden faydalanılmış ve analizde 15 adet standart kullanılmıştır. Mazı meşesi kozalağında sadece gallik asit %2.9 (20.56 ppm) fenolik bileşiğine rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mazı meşesi, Antioksidan, Antimikrobiyal, Fenolik bileşen, Uçucu yağ, SPME, GC-MS, HPLC-UVÖğe Sinop Ayancık Duglas meşcerelerinde hasılat araştırmaları(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Bal, Alican; Yavuz, MehmetDünya nüfusunun hızlı bir şekilde arttığı günümüzde odun hammaddesine olan ihtiyaç her geçen gün kat be kat artmaktadır. Gelişmiş Avrupa ülkeleri odun hammaddelerini karşılayabilmek için bir yandan ithalat yoluyla dış alımlara yönelirken bir yandan hızlı gelişme trendi gösteren ve aynı zamanda fazla miktarda hasılat veren yabancı tür orman ağaçlarını kendi ülkelerine entegre etme çabası içerisine girmişlerdir. Bu çalışmanın amacı Sinop ili Ayancık-Çangal ormanlarında 1953 ve 1956 yıllarında kurulan Douglas (Pseudotsuga menziesii (Mirb.) Franco) meşcerelerinin 2021 yılı itibariyle ulaştığı boy, çap, göğüs yüzeyi ve hacim artımları ile diğer hasılat öğelerini belirlemek ve bu türün bu yörede ne kadar hızlı büyüdüğünü ortaya koymaktır. Bu amaca ulaşmak için Sinop-Ayancık Çangal Ormanlarında dikim yoluyla oluşturulan Duglas meşcerelerinin çap, boy, yaş, kabuk kalınlıkları ölçülmüş ve aralarındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Sırasıyla 28 ve 37 no'lu meşcerelerin ortalama yaşları 70, üst boyları ortalama 37.0 ve 38.9 m, en boylu ağacı 47.5 m, en çaplı ağacın 65.2 cm, hektardaki göğüs yüzeyi ortalama 37.1 ve 96.4 m2/ha bulunmuştur. 28 ve 37 nolu bölmelerdeki Duglas ağaçlarının son on yıllık periyodik ortalama çap artımı 19.67 ve 17.59 mm, birim alandaki ortalama meşcere hacimleri 311.9 ve 943.1 m3/ha'dır. Bu çalışmayla Türkiye'de dikim yoluyla oluşturulan Duglas ağaçlandırma sahasındaki büyüme trendi, 70 yaşındaki geldiği çapa bakılarak diğer ülkelerdeki suni ağaçlandırmalardan daha hızlı büyüdüğü sonucuna varılmıştır. Ayancık çevresinde oluşturulacak ağaçlandırma çalışmalarında kullanılmasının hızlı büyüyen bir tür olarak başarı sağlanacağı ve küresel iklim değişimlerine karşı direncinin araştırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.Öğe Karaman ilinde doğal olarak yetişen meşe türleri, yayılış alanları ve silvikültürel öneriler(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Güven, Nurullah; Güner, SinanDünyanın varoluşundan bu yana insanoğlu ormanlardan her alanda faydalanmıştır. Yapacak ve yakacak ihtiyacı, hayvan otlatma, tarla açma, besin maddesi temini gibi faaliyetlerin yapımında ormanlar sürekli merkezde olmuştur. Yıllar geçtikçe ülkemizde doğal olarak yetişen türlerimiz tahribata uğramış ve yayılış alanlarında daralmalar meydana gelmiştir. Bu çalışmada Karaman ili sınırları içerisinde doğal olarak yayılış gösteren kermes meşesi, makedonya meşesi, saçlı meşe, mazı meşesi ve kasnak meşesi ele alınmıştır. Çalışma sonucunda Karaman ili sınırlarında doğal olarak yayılış gösteren meşe türleri tespit edilerek yayılış alanları belirlenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda meşe ormanlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için silvikültürel önerilerde bulunulmuştur.Öğe Granüle yüksek fırın cürufu kullanımının çimentolu yonga levhaların bazı teknolojik özelliklerine etkisi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Ahıskalıoğlu, Süleyman; Yel, HüsnüGRANÜLE YÜKSEK FIRIN CÜRUFU KULLANIMININ ÇİMENTOLU YONGA LEVHALARIN BAZI TEKNOLOJİK ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ Bu çalışmada, demir-çelik fabrikalarında atık olarak ortaya çıkan granüle yüksek fırın cürufunun (GYFC) çimentolu yonga levha üretiminde Portland çimentosuna ikame olarak değerlendirilme olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla, Portland çimentosuna ikame olarak farklı oranlarda (%10, %20, %30, %40, %50 ve %60) granüle yüksek fırın cürufu kullanılarak 1200 g/cm³ hedef yoğunluğa sahip, 1/2-1/3 odun-çimento oranlı ve 450x450x10 mm boyutunda tek tabakalı çimentolu yonga levhalar üretilmiştir. Üretilen levhalar üzerinde rutubet (TS EN 322), yoğunluk (TS EN 323), su alma miktarı (ASTM D1037), kalınlık artım oranı (TS EN 317), eğilme direnci (TS EN 310), eğilmede elastikiyet modülü (TS EN 310), vida tutma direnci (TS EN 320) ve yüzeye dik çekme direnci (TS EN 319) gibi fiziksel ve mekanik testler yapılmış ve elde edilen sonuçlar ilgili standartta verilen limit değerlerle karşılaştırmıştır. Test sonuçları değerlendirildiğinde, GYFC ikamesinin artışına bağlı olarak levhaların rutubet değerlerinde azalma gözlemlenmiş, yoğunluk değerinin ise %20 GYFC ikamesine kadar arttığı bu oranın üzerinde ise azaldığı görülmüştür. 2 ve 24 saatteki su alma miktarları en az kontrol levhalarında, en yüksek ise %60 GYFC ikameli levhalarda bulunmuştur. Ayrıca 1/2 odun-çimento (OÇ) oranlı levhaların su alma değerleri, 1/3 odun-çimento (OÇ) oranlı levhalardan daha fazla olmuştur. Levhaların kalınlık yönünde artım değerlerinin de, GYFC kullanım oranı artışına bağlı olarak arttığı, özellikle 1/2 OÇ oranlı levhalarda bu artışın daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. 1/3 OÇ oranlı levhalarda % 40'a kadar GYFC kullanımının levhaların eğilme direnci değerini artırdığı, 1/2 OÇ oranlı levhalarda ise GYFC miktarı artışına bağlı olarak eğilme direnç değerinin düştüğü görülmüştür. 1/3 OÇ oranlı levhalarda %20'ye kadar çimentoya GYFC ikamesinin levhaların eğilmede elastikiyet modülü değeri üzerine istatiksel olarak bir etkisinin olmadığı, ancak 1/2 OÇ oranlı levhalarda GYFC kullanımına bağlı olarak eğilmede elastikiyet modülü değerinin düştüğü görülmüştür. GYFC kullanımının levhaların vida tutma direncinde de azalmaya sebep olduğu, özellikle %30 üzerinde kullanımda ciddi düşüşlere sebep olduğu tespit edilmiştir. 1/3 OÇ oranlı levhaların yüzeye dik çekme direnç değeri üzerine %30'a kadar GYFC kullanımının istatiksel olarak bir etkisinin olmadığı ancak 1/2 OÇ oranlı levhalarda GYFC miktarının artışına bağlı olarak yüzeye dik çekme direncinin düştüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Granüle yüksek fırın cürufu, odun çimento oranı, çimentolu yonga levha, fiziksel özellikler, mekanik özelliklerÖğe Orman yangınlarının kuzugöbeği mantarının (Morchella sp.) gelişimi üzerine etkileri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) İnce, Hüseyin; Sağlam, BülentTüm canlılar için hayati öneme sahip olan ormanlarda meydana gelen yangınlardan sonra çok farklı değişikliklerin meydana geldiği bilinmektedir. Bu değişikliklerin en önemlilerinden birisi de orman toprağında görülmektedir. Orman yangınlarından sonra toprakta meydana gelen fiziksel ve kimyasal değişiklikler hiç şüphesiz orman ekosistemi üzerinde de bir takım farklılıkların oluşmasına neden olmaktadır. Bu değişikliklerin olumsuz etkilerinin yanında farklı ekosistem bileşenleri üzerinde olumlu gelişmelere de sebep olduğu bilinmektedir. Ülkemizin birçok bölgesinde orman yangınlarından sonra uygun şartların oluşması sebebiyle bazı yenilebilir mantarların oluşumunda ciddi artışlar olmaktadır. Bunlardan biri de besin ve ekonomik değeri yüksek olan Morchella cinsi mantarlardır. Kuzugöbeği olarak adlandırılan bu mantarlara yangın sonrası yanmış alanlarda sıklıkla rastlanılmaktadır. Kuzugöbeği mantarı gelişimine etki eden birçok faktör bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, orman yangınlarının kuzugöbeği mantar gelişimi üzerine etkilerini değerlendirmektir. Bu amaçla Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü, Sarıkamış Orman İşletme Müdürlüğü, Karakurt Orman İşletme Şefliği sınırlarındaki Çscd2, Çsbc3 ve Çscd2-2 meşcerelerinde 2017 ve 2019 yıllarında meydana gelen yangın sahaları araştırma alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, mantarlı sahaların pH değerleri 6,26-7,88; EC değerleri 129-715 ?S; organik madde değerleri %2,82-9,6 arasında bulunmuştur. Çalışma alanlarında yangın görmemiş bölgelerde mantar gözlenmezken, alanda ancak yangınlardan sonra mantar tespit edilebilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre pH, EC ve organik madde mantar oluşumunda etkili olurken, mantar sayısı üzerinde etkisi belirlenememiştir. Bunun yanı sıra toprak özellikleri ile yangının süre ve şiddetinin de mantar gelişiminde etkisi bulunmaktadır. Kuzugöbeği mantarının gelişmesini desteklemek için amaçlı yakma tekniklerinden istifade edilebilmesinin imkân ve şartlarının değerlendirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Orman yangını, kuzugöbeği mantarı, pH, elektriksel iletkenlik, organik maddeÖğe Atık gazete kağıdı liflerinin biyokompozit üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Yıldız, Hüseyin Emrah; Peşman, EmrahBu çalışmada, polilaktik asit (PLA) ile atık gazete kağıdı lifi (AGKL) ile kullanabilirliği araştırılmıştır. Mekanik, termal ve optik özellikler açısından incelenmiş ve diğer termoplastikler ile karşılaştırılmıştır. Plastik kompozitlerin eğilme dirençleri sonuçları incelendiğinde atık gazete kağıdı lifi oranının eğilme direncini azalttığı tespit edilmiştir. Plastik kompozitlerin eğilmede elastikiyet modülü değerleri ise ortama ilave edilen lif miktarı ile artış göstermektedir. Çekme dirençleri dolgu maddesi ilavesi ise azalmıştır. Ortama ilave edilen atık gazete kağıdı ile termal dayanım daha da azalmıştır.DSC analiz sonuçları irdelendiğinde atık gazete kağıdı lifinin camsı geçiş sıcaklığını bir derece azalttığı ve soğumayı yavaşlattığı tespit edilmiştir. Optik özellikleri ise PLA geçirgen bir malzeme iken lif ilavesi ile geçirgenlik azalmıştır. SO parlaklığı bu nedenle %10 lif ilavesi ile kontrole göre %55'ten %5,15'düşmüş ve oranın %30'a artırılması ile parlaklık %6,07'ye çıkmıştır. Sonuç olarak PLA ve atık gazete kağıdının birlikte kullanılmasındasakınca olmadığı olumlu etki göseterdiği tespit edilmiştir. Atık gazete kağıdı ve PLAdiğertermoplasitklere göre birbiri ile çok daha uyumlu organik iki bileşen olduğunu ve doğada kolay bozunabilir olmaları bu kompozitlerin değerini artırdığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Polilaktik asit, biyopolimer, Atık gazete kağıdı, Termal özellikler, Mekani özelliklerÖğe Oruçlu, Sarıbudak ve Ballıüzüm (Artvin /Merkez) köylerinde etnobotanik bir çalışma(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Alagöz, Şeref; Eminağaoğlu, ÖzgürBu çalışma, 2020-2023 yılları arasında Artvin ili merkez ilçesine bağlı Oruçlu, Sarıbudak ve Ballıüzüm Köylerinin halk tarafından tıbbi ve aromatik amaçla kullandıkları bitki türlerinin yöresel isimleri, hangi kısımlarının, nasıl ve ne kadar sürede, ne zaman, hangi şekilde toplandığı, ne kadar sürede saklandıkları ve hangi bitkiler ile karışım yapılarak kullanıldığının ayrıca tıbbi bitkiler hakkına bilgileri, bitkilerin faydalı olup olmadığı, tıbbi ve aromatik bitkilerin toparken neye yaradığı ve tıbbi ve aromatik bitkiler hakkına topluma bilgi verilip verilmemesi gerektiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışma alanı 300-3224 m yükseltiler arasında bulunmaktadır. Araştırma alanı Davis'in grid sistemine göre A8 karesinde, Holarktik bölgenin, Avrupa-Sibirya flora alanının Öksin kesiminin Kolşik altkesiminde yer almaktadır. Veriler, bilgilendirici konsensüs (FIC-Factor informant consensus), geçerlilik düzeyi (FL-fidelity level) faktörü ve kullanım değeri (UV-use value) faktörü ile analiz edilmiştir. Araştırma alanında 55 kişi ile anket yapılmıştır. Ankette toplamda 54 familya ait 122 cins bitki türünün fotoğrafları gösterilmiş ve araştırma sonucunda 26 familyaya ait 67 bitki türünün yöre halkı tarafından tıbbi ve aromatik amaçlarla kullanıldığı tespit edilmiş, ayrıca halk tarafından 8 familyaya ait 9 cins bitki türünü göstererek toplamda 30 familyaya ait 77 bitki türünün tıbbi ve aromatik amaçlarla kullanıldığı tespit edilmiştir. Araştırma alanında en çok takson içeren familyalar sırasıyla; Rosaceae (19 takson), Asteraceae (13 takson), Lamiaceae (12 takson) familyalarının olduğu görülmüştür. IUCN tehlike kategorilerine göre endemik ve endemik olmayan nadir 77 adet taksonun tehlike durumu değerlendirilmiştir.Öğe Bazı lamıaceae türlerinin odun anatomisi özellikleri(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Merttürk, Nazmiye; Bak, Funda ErşenBu çalışmada Lamiaceae familyasında yer alan, ikisi endemik, 7 çalı türünün odun anatomisi özellikleri incelenmiştir: Teucrium brevifolium Schreb., Teucrium divaricatum Sieber ex Heldr., Teucrium polium L., Satureja spicigera (K.Koch) Boiss., Thymus pectinatus Fisch.&C.A.Mey., Thymbra capitata (L.) Cav., Salvia huberi Hedge. İncelenen türlerin odun kesitleri üzerinde trahe teğetsel ve radyal çapları, trahe çeper kalınlığı, trahe geçit çapı, üniseri, biseri ve mültiseri özışını yüksekliği, mültiseri özışını genişliği ölçüldü, birim alandaki trahe sayısı ve 1 mm'de özışını sayısı belirlendi. Maserasyon örnekleri üzerinde ise trahe hücre uzunluğu, lif uzunluğu ve genişliği, lif lümen genişliği ve çeper kalınlığı ölçüldü. Yıllık halka durumu, perforasyon tablası tipi, helikal kalınlaşma ve vasisentrik vasküler traheitlerin varlığı, boyuna paranşimin konumu, perforasyonlu özışını hücreleri gibi kalitatif özellikler tespit edilmiştir. Lamiaceae odunları birim alanda trahe sayısının fazlalığı, trahe çeperlerinde helikal kalınlaşma, libriform lifler, dağınık paranşim, vasisentrik vasküler traheitler ve heteroselüler özışınları ile karakterize edilebilirler. İletim güvenliğini sağlayan, birim alanda trahe sayısının fazlalığı, helikal kalınlaşmanın varlığı ve vasisentrik vasküler traheitlerin varlığı gibi özellikler ile hesaplanan mezomorfi değerlerinin düşük olması ilişkilidir.Öğe Artvin doğu ladini ormanlarında IPS typographus (L.) (coleoptera: curculıonıdae) zararı ile bazı meşcere özellikleri arasındaki ilişkilerin araştırılması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Yıldız, Cahide; Akıncı, Hazan AlkanBu çalışmada, I. typographus'un 2010 – 2019 yılları arasında Artvin ladin ormanlarındaki zararı ile bazı meşcere özellikleri arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Tez çalışmasında kullanılan veri, Artvin Orman İşletme Müdürlüğünün, Zararlı Organizmalar ile Teknik Mücadele Projesi cetvellerinden ve Orman Zararlılarıyla Mücadele Şubesinin arazi çalışmaları kayıtlarından elde edilmiştir. Meşcere kuruluşu, gelişim çağı, kapalılık, bonitet, yola olan mesafe gibi meşcere özellikleri ve yükselti, eğim, bakı gibi topoğrafik faktörlerin I. typographus istilasındaki etkilerini belirlemek için Ki-kare testi kullanılmıştır. Faktörlerin, I. typographus istilası üzerindeki bütünleşik etkilerini bulmak ve belirleyici faktörleri değerlendirmek için Lojistik Regresyon Analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak, meşcere kuruluşu, gelişim çağı, kapalılık, bonitet, orman yollarına olan mesafe, yükselti, eğim ve bakının I. typographus'un meşcereleri istila etmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, yükselti en güçlü ilişkili faktör olmuştur ve yükseltiyi sırasıyla gelişim çağı, eğim, orman yoluna olan mesafe, bakı, meşcere kuruluşu, bonitet ve kapalılık izlemiştir. Anahtar Kelimeler: Ips typographus, meşcere özellikleri, topoğrafik faktörler, ladin, yükseltiÖğe Odun külünün 1+0 ve 2+0 yaşındaki sarıçam (Pinus sylvestris L.) fidanlarının morfolojik özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Koşar, Mehmet; Göktürk, AşkınBu çalışmada kül yoğunluğuna göre 1+0 ve 2+0 yaşında sarıçam fidanlarının gelişimlerinde nasıl bir değişim olacağının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, odun külü (OK) uygulamasında 3/1, 5/1 ve 7/1 oranlarında, kömür külü uygulamasında ise 5/1 oranında karışım hazırlanmıştır. Külün etkisini ortaya koyabilmek için kontrol amacıyla kül karıştırılmamış fidanlık toprağı da kullanılmıştır. Polietilen tüplere alınan fidanlar 3 tekrarlı rastlantı blokları deneme desenine göre fidanlık koşullarında ekim yastıklarına yerleştirilmiştir. Odun külünün fidanların kalitesi üzerine etkisinin belirlenmesinde fidan boyu, kök boğaz çapı, gövde kuru ağırlığı ve gövde taze ağırlığı, kök taze ve kuru ağırlığı değerleri ve bu değerler yardımı ile hesaplanan katlılık, kuru gürbüzlük indisi, kök yüzdesi ve Dickson kalite indeksi ölçütleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda odun külü yoğunluğunun sarıçam fidanlarının morfolojik özellikleri ve kalite ölçütleri üzerine etkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Fidanların gelişimi üzerine genel olarak 1+0 yaşında 7/1 OK uygulamasının, 2+0 yaşındaki fidanlara 5/1 OK uygulamasının etkinin olduğu (p<0.05) belirlenmiştir. Morfolojik özellikleri ve kalite ölçütlerini etkileyen odun külü oranları farklılık gösterse de istatistiksel olarak benzerlikler dikkate alındığında 5/1 OK uygulamasının bu çalışmanın sonucunda belirlenen en etkili uygulama olduğu sonucuna varılmıştır.Öğe Artvin'deki biyokaçakçılığın durumu ve önlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Aydemir, Yunus; Göktürk, TemelBiyokaçakçılık özellikle son yıllarda giderek artan bir şekilde daha fazla önemli hale gelmiştir. Bunun ana nedeni, doğal kaynak kullanımının artması ve beraberinde getirmiş olduğu yüksek rant olarak görülmektedir. Buna karşın biyokaçakçılık ve önlenmesi noktasında henüz yeterli bilimsel çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı biyokaçakçılığın dünyadaki ve ülkemizdeki durumu ile Artvin ilindeki biyokaçakçılığın belirlenmesi ve beraberinde çözüm önerilerinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada, ülkemizdeki ve Artvin ilindeki 2007-2017 yıllarını kapsayan biyokaçakçılık kayıtları veri olarak kullanılmıştır. Bu veriler üzerinden yapılan analizler ile mevcut durum ve çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Biyokaçakçılık vakalarındaki tutanaklar, ilgili kişilerin izlemiş oldukları yollar, yöre insanı ile yapılan görüşmeler ve yasal mevzuat bu durumun önlenmesinde nelerden faydalanılacağını belirlemede yardımcı olmuştur. Yapılan çalışma, ülkemizde kayıtlara geçen 68 biyokaçakçılık vakası olduğunu ve bunlardan 11 tanesinin Artvin ilinde gerçekleştiğini göstermektedir. Ülkemizde biyokaçakçılığa en fazla konu olan il 18 vaka ile Hatay, ikinci il ise 11 vaka ile Artvin'dir. Kaçakçılığa konu olan türlere vaka sayıları baz alınarak bakıldığında Kuşlar (27), Kelebekler (12), Orkideler (8), Soğanlı yumrular (5) en başta gelen tür gruplarıdır. Dünyada meydana gelen bu vakaların daha çok genetik kaynak amaçlı yapılıyor olması, ilerleyen süreçte ülkelerin doğal kaynaklarında ve gelir düzeylerinde çok ciddi sıkıntılar oluşturacağını göstermektedir. Bu bağlamda CITES ve diğer uluslararası mevzuatların uygulanması dünya genelinde ve özelinde gelişmekte olan ülkelerin doğal kaynaklarının sömürülmesini ve biyokaçakçılığa konu edilmesini önlemede çok önemli yer tutmaktadır.Öğe Çoruh nehri havzasına bağlı olur mikro havzasında kanal ve oyuntu erozyonuyla gerçekleşen toprak kaybının belirlenmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2024) İlhan, Bayram; Tüfekçioğlu, MustafaÜlkemizde her yıl erozyon kaynaklı milyonlarca metreküplük verimli üst toprak aşınarak ve taşınarak denizlere ve göllere ulaşmaktadır. Toprak oluşum sürecinin binlerce yıl sürdüğü düşündüğümüzde bu kaybın ne kadar önemli ve değerli olduğu anlaşılmaktadır. Su etkisi ile gerçekleşen toprak erozyonu toprağı en çok aşındıran ve verim kaybına sebep veren erozyon çeşidi olarak değerlendirilmektedir. Yüzey erozyonu ile birlikte kanal ve oyuntu erozyonları'da çok büyük şev toprak kayıplarına sebebiyet verebilir. Bu çalışmada oyuntu ve kanal erozyonu (1. ve 2. Sınıf derelerde) ile gerçekleşen toprak kayıpları "erozyon çubuk yöntemi" kullanılarak toplamda iki yıl için Olur Mikro Havzasında ölçülmüştür. İki yıllık çalışma süresinin ilk yılında kanal ve oyuntularda gerçekleşen ortalama erozyon miktarı 10,34 cm/yıl iken ikinci yılda 2,77 cm/yıl şeklinde gerçekleşmiş olup, iki yılın sonunda toplam erozyon miktarı 13,11 cm olarak hesaplanmıştır. Bu verilere göre 1. yılda gerçekleşen toprak kayıpları 2. yılda gerçekleşen toprak kaybına göre çok daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun temel sebebi havzada ilk yılda gerçekleşen 48.6 cm yağış miktarının 2. yılda görülen 34.9 cm değerine göre çok daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın ilk yılında kanal ve oyuntularda gerçekleşen ortalama toprak kaybı 256,8 ton/km/yıl iken ikinci yılında 77,3 ton/km/yıl ve bu iki yılın ortalama ise 167,05 ton/km/yıl olarak bulunmuştur. Çalışma sahamızdaki 1. Sınıf derelerde gerçekleşen toplam erozyon miktarı 3421 (%28) ton/yıl iken 2. Sınıf derelerde ve uzunluk olarak havzada en fazla olan oyuntularda sırasıyla 1002 (%8) ve 7857 (%64) ton/yıl olarak hesaplanmıştır. Bu bağlamda havzada yapılacak toprak koruma faaliyetlerinde özellikle oyuntu derelerine daha çok dikkat edilmesi ve öncelik verilmesi büyük önem arz etmektedir.Öğe Coğrafi bilgi sistemleri tabanlı çok kriterli karar analizi ile giresun ili dereli ilçesinin taşkın duyarlılık analizi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Köroğlu, Bilge; Akıncı, HalilDünya üzerinde birçok şehir, hızlı ve plansız kentleşme, dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve dereler üzerinde kesiti yetersiz köprü ve menfezlerin yapılması gibi çeşitli nedenlerden dolayı taşkınlarla baş etmek zorunda kalmaktadır. Taşkınlar genellikle arkasında büyük maddi hasarlar bırakmakta, can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Taşkınların neden olduğu zararları azaltabilmek için taşkına duyarlı alanlar belirlenmeli ve bu alanlarda çeşitli mühendislik önlemleri alınmalıdır. Bu amaçla üretilen en önemli verilerden biri de taşkın duyarlılık haritalarıdır. Bu haritalar, taşkınlara eğilimli alanları ya da gelecekte taşkın olayından etkilenebilecek alanları gösteren haritalardır. Bu tez çalışmasında, Çok Kriterli Karar Analizi (ÇKKA) yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılarak Giresun'un Dereli ilçesinin taşkın duyarlılık haritası üretilmiştir. AHP yöntemi ile taşkın duyarlılık haritasının üretilmesinde literatürde yaygın olarak kullanıldığı tespit edilen 10 faktör (yağış, eğim, yükseklik, akarsu ağına uzaklık, arazi örtüsü, akış birikimi, drenaj yoğunluğu, topografik nemlilik indeksi, jeoloji/litoloji ve bakı) kullanılmıştır. Üretilen taşkın duyarlılık haritası "çok düşük, düşük, orta, yüksek ve çok yüksek" derecede taşkına duyarlı alanları gösteren 5 sınıf içermektedir. Bu sınıflandırmaya göre çalışma alanının yaklaşık %1'inin yüksek veya çok yüksek derecede taşkına duyarlı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, burada vurgulanması gereken önemli çıktılardan birisinin ise Dereli ilçe merkezinin yüksek veya çok yüksek derecede taşkına duyarlı alanda kaldığının belirlenmiş olmasıdır. Üretilen taşkın duyarlılık haritası, ilçede 22 Ağustos 2020 tarihinde yaşanan taşkın envanteriyle karşılaştırılmış ve duyarlılık haritasının bu envanterle %80 düzeyinde uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, üretilen taşkın duyarlılık haritasının taşkın zararlarını azaltmak için karar vericilere yol gösterebileceği sonucuna varılmıştır.Öğe Makine öğrenme teknikleri ile heyelan duyarlılık haritalarının üretilmesi: Hopa (Artvin) örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Mutlu, Özge; Akıncı, HalilTürkiye'de heyelanların en fazla görüldüğü bölge Doğu Karadeniz Bölgesidir. Doğu Karadeniz Bölgesindeki Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin illerinde meydana gelen heyelanlar Türkiye'de meydana gelen heyelanların yaklaşık %20'sini oluşturmaktadır. Heyelanlar, Artvin gibi engebeli topoğrafyaya sahip yerleşimlerde birincil doğal afet türü olarak ön plana çıkmaktadır. Artvin'in kıyı kesimlerinde, özellikle aşırı yağışların tetiklediği heyelanlar can kayıplarına, altyapı ve üst yapı hasarlarına, doğal çevrede tahribata ve ciddi ekonomik zararlara neden olmaktadır. Bu çalışmada, rastgele orman (Random Forest - RF) ve aşırı gradyan artırma (Extreme Gradient Boosting - XGBoost) algoritmaları kullanılarak Artvin'in Hopa ilçesinin heyelan duyarlılık haritalarının üretilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, heyelanların meydana gelmesinde etkili olduğu belirlenen 10 faktör (litoloji, eğim, arazi örtüsü, yükseklik, bakı, eğrilik, topografik nemlilik indeksi, fay hatlarına, yola ve drenaj ağlarına yakınlık) kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan makine öğrenmesi modellerinin performansı, alıcı işlem karakteristik (Receiver Operating Characteristic - ROC) eğrisi ve eğri altında kalan alan (area under the ROC Curve - AUC) yaklaşımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda XGBoost algoritmasının, RF algoritmasına göre daha iyi performans gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, çalışma bölgesinde heyelanların meydana gelmesinde en etkili faktörlerin, sırasıyla, yükseklik, fay hatlarına yakınlık, eğim, litoloji ve arazi örtüsü olduğu belirlenmiştir. Eğrilik ise en az etkili ya da en önemsiz faktör olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, XGBoost algoritması ile üretilen heyelan duyarlılık haritasının, bölgede heyelan zararlarını azaltmak için karar vericilere yol gösterebileceği sonucuna varılmıştır.Öğe Kişisel özellikler ile örgütsel davranış boyutları ve tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişki : Orman ürünleri işletmesi örneği(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2021) Karamanlı, Mustafa; Ersen, NadirÇalışmada, levha sanayinde çalışanların kişilik özellikleri, örgütsel vatandaşlık davranış gösterme sıklıkları ve tükenmişlik düzeyleri; kişilik, örgütsel vatandaşlık davranış ve tükenmişlik boyutlarının alt boyutları demografik özelliklere (cinsiyet, medeni durum, yaş, işletmedeki pozisyon, eğitim durumu, gelir ve işletmedeki çalışma süresi) göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediği; kişilik boyutu ve alt boyutları ile örgütsel vatandaşlık davranış boyutu ve alt boyutları ve tükenmişlik ve alt boyutları arasında bir ilişki olup olmadığı; ve kişiliğin ve alt boyutlarının örgütsel vatandaşlık ve tükenmişlik ve alt boyutlarına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma evrenini, orman ürünleri sanayi sektöründe faaliyet gösteren ve ulusal ve uluslararası alanda küresel bir güç olan şirketin MDF üretimi yapan tesisindeki çalışanlar oluşturmaktadır. Türkiye ve Dünya'yı etkisi altına Covid-19 hastalığından dolayı çalışma kapsamında 153 çalışana ulaşılmıştır. 140 anket değerlendirmeye alınmıştır. Yöntem olarak genellikle yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, kişilik ve örgütsel vatandaşlık davranış boyutlarının puan ortalaması orta-yüksek ve tükenmiş düzeyi orta düzeyde çıkmıştır. Kişilik, örgütsel vatandaşlık davranış ve tükenmişliğin bazı alt boyutları bazı demografik özelliklere göre farklılık göstermektedir. Beş faktör kişilik ile örgütsel vatandaşlık davranış ve tükenmişlik arasında sırasıyla "orta düzeyde ve pozitif" ve "orta düzeyde ve negatif" yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kişilik boyutu alt boyut olarak incelendiğinde, dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk ve deneyime açıklık boyutları ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki; uyumluluk ve sorumluluk ile tükenmişlik düzeyi arasında negatif ve anlamlı bir ilişki; nevrotiklik ile tükenmişlik düzeyi arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Nevrotiklik ile ise örgütsel vatandaşlık davranışı arasında ve dışadönüklük ve gelişime açıklık ile tükenmişlik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Kişilik örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde olumlu yönde etkiye sahipken, tükenmişlik düzeyini ise olumsuz yönde etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Orman Ürünleri Sektörü, Beş Faktör Kişilik, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, TükenmişlikÖğe Türkiye'de yayılış gösteren Arvicola amphibius'un (Mammalia: Rodentia) Orta Anadolu ve Doğu Anadolu'da yayılış gösteren populasyonlarının nükleer DNA (interphotoreceptor retinoid binding protein, IRBP) varyasyonları(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Bektaş, Derya Gökçe; Şeker, Perinçek SeçkinozanBu çalışmada, sucul habitatlarda yaşamaya uyum sağlamış bir kemirgen olan Arvicola amphibius'un Orta ve Doğu Anadolu'da yaşayan populasyonlarının nükleer DNA interphotoreceptor retinoid-binding protein (IRBP) gen dizilerindeki varyasyonlar belirlenerek populasyonlar arasındaki filogenetik ilişkiler ve genetik farklılıklar araştırıldı. IRBP gen bölgesi için toplam 12 özgün haplotip belirlendi. Neighbour-Joining (NJ), Maximum Likelihood (ML) ve network analizleri ile incelenen populasyonların Orta Anadolu ve Doğu Anadolu olmak üzere iki farklı coğrafik soy grubu oluşturduğu tespit edildi. IRBP gen dizilimi bakımından her iki coğrafik soy grubunu oluşturan populasyonlar arasında genetik farklılaşmanın yüksek düzeyde olduğu, gen akışının da düşük seviyede olduğu tespit edildi. Kimura 2-parametresi temel alınarak hesaplanan genetik uzaklık değeri, alttür ya da tür düzeyindeki genetik farklılaşmadan ziyade, soy grupları arasında tür içi varyasyon düzeyinde bir genetik farklılaşmanın olduğunu gösterdi. İki farklı coğrafik soy grubunun oluşmasındaki en önemli unsurun, soy grupları arasındaki gen akışını engelleyen Anadolu Diyagonali'ni oluşturan sıradağların olabileceği düşünülmektedir.Öğe Osmanthus decorus (Boiss. & Balansa.) kasaplıgil bitki çayının aktarlardan temin edilen Rosa canina L. ve tilia cordata mill. bitki çayları ile karşılaştırılması(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Avcı, Ömer Faruk; Demiralay, MehmetOsmanthus decorus (Boiss. & Balansa.) Kasaplıgil Bitki Çayının Aktarlardan Temin Edilen Rosa canina L. ve Tilia cordata Mill. Bitki Çayları ile Karşılaştırılması amacıyla yürütülen bu çalışma 2021-2023 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda kullanılan defne yapraklı akçakesme bitkisinin meyve ve yaprakları Artvin ili sınırları içerisinden temin edilmiştir. Kuşburnu ve ıhlamur bitkileri ise Artvin ilinde bulunan aktarlardan temin edilmiştir. Çalışmamızda toplam 6 örnek bulunmaktadır. İkisi aktarlardan temin edilen Rosa canina ve Tilia cordata bitkileridir. Diğer dört örnek ise Osmanthus decorus meyvesinin liyofilize hali, Osmanthus decorus yaprağının liyofilize hali, Osmanthus decorus meyvesinin kurutulmuş hali ve Osmanthus decorus yaprağının kurutulmuş halidir. Çalışmamızda örneklerin antioksidan kapasiteleri belirlemek amacıyla FRAP, ABTS, DPPH, Toplam Flavonoid madde analizi ve Toplam Polifenolik madde analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda antioksidan kapasitesi yüksek olduğu bilinen Rosa canina ve Tilia cordata bitkilerine Osmanthus decorus bitkisinin yakın değerler aldığı, polifenolik içerik bakımından Osmanthus decorus bitkisinin daha yüksek değerler aldığı tespit edilmiştir. İyi bir antioksidan kaynağı olmasından dolayı Osmanthus decorus bitkisi ve çayının serbest radikallerin neden olduğu diyabet, kanser, nörolojik hastalıklar, tümör ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çeşitli hastalıklara karşı önleyici tedavide kullanılabileceği önerilmektedir.Öğe Binaların güneş enerjisi üretim performansının yapı bilgi modellemesi kullanılarak değerlendirilmesi(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Ay, Erdal; Akıncı, HalilBinalar, önemli miktarda enerji tüketimine ve karbon emisyonuna neden olmaktadırlar. Literatürdeki birçok çalışmada, küresel yıllık enerjinin %40 gibi büyük bir kısmını binaların tükettiği ve sera gazının yaklaşık %30 ile %33'ünün binalar tarafından salındığı dile getirilmektedir. Nüfus artış hızı, kentleşme, göçler ve deprem gibi doğal afet riskleri gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de konut ihtiyacını arttırmaktadır. Başta mesken olmak üzere, bina sayılarındaki artış, enerji tüketiminde de artışa neden olmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency - IEA)'na göre, 2024 yılında küresel elektrik talebindeki artışın %3,3'e yükseleceği öngörülmektedir. Hızlı ve kontrolsüz nüfus artışının neden olduğu enerji ihtiyacı, güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına olan talebi artırmaktadır. Artan enerji talebi, yapılaşmış alanlarda mevcut binaların güneş enerjisi performans analizleri, yeni yapılaşmaya açılacak alanlarda ise güneşlenme analizlerine ilave olarak düşük enerjili tasarımlar uygulanarak karşılanabilir. Böyle bir yaklaşım ise binalarda Yapı Bilgi Modellemesi (YBM)'nin kullanılmasını gerektirmektedir. YBM yazılımları, güneş analizi (solar analysis) gibi analiz fonksiyonları sayesinde, binalarda güneş paneli kurulacak uygun alanların belirlenmesine ve panel kurulacak alanın alabileceği güneş ışınımı miktarının hesaplanmasına olanak sağlamaktadırlar. Bu çalışmada, Autodesk Revit YBM yazılımı kullanılarak Artvin Çoruh Üniversitesi Borçka Acarlar Meslek Yüksekokulu binasının güneş enerjisi potansiyeli değerlendirilmiştir. Uygulamada, farklı yönelimlere ve farklı çatı tiplerine göre binanın üretebileceği elektrik enerjisi miktarı (kWh) ve bu üretimin sağlayacağı yıllık kazanç hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar, YBM'nin binaların enerji verimliliğini değerlendirmede oldukça verimli bir araç olduğunu göstermiştir.












