Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Yayın Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Demokrasi bağlamında parlamentolardaki kadın temsilinin karşılaştırmalı bir analizi(Ahmet Arif Eren, 2025) Demirci, Muhammed Ramazan; Bal, HüseyinBu çalışma, kadınların parlamentolardaki temsiliyeti ile demokratikleşme süreçleri arasındaki ilişkiyi araştırmakta ve farklı demokratik bağlamlarda kadınların siyasi katılımını etkileyen başlıca faktörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analiz, 2000-2020 yılları arasında 142 ülkeden elde edilen verilere dayanarak, demokrasi seviyeleri, demokrasi deneyiminin uzunluğu, ekonomik gelişmişlik, seçim sistemleri, cinsiyet kotaları ve hükümet sistemleri gibi değişkenler üzerine odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında üç model kullanılmıştır: Birinci model tüm ülkeleri kapsamına alırken, ikinci model yüksek demokrasi seviyesine sahip ülkelere, üçüncü model ise düşük demokrasi seviyesindeki ülkelere odaklanmaktadır. Çalışma, bu değişkenlerin kadın temsiliyeti üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla STATA yazılımı kullanılarak Sıradan En Küçük Kareler (OLS), Robust OLS ve Maksimum Olabilirlik Tahmini (MLE) yöntemleriyle analiz edilmiştir. Bulgular, kadınların parlamentolardaki temsiliyeti ile ülkenin demokrasi düzeyi, ekonomik gelişmişliği ya da hükümet sistemi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, cinsiyet kotası uygulayan ülkelerde hem Model 1 hem de Model 3'te kadın temsili ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, nispi temsil seçim sistemlerinin, Model 1 ve Model 2'de kadın temsiliyeti üzerinde kayda değer bir etki yarattığı görülmektedir. Bu sonuçlar, demokratikleşmenin tek başına siyasal temsilde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama noktasında yeterli olmadığını, ancak cinsiyet kotası ve seçim sistemleri gibi kurumsal düzenlemelerin kadınların parlamentolarda temsiliyetini teşvik etmede önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet temsili ile demokrasi arasındaki etkileşimlere ilişkin ampirik bulgular sunarak, mevcut literatüre önemli bir katkı sağlamaktadır. Ayrıca, kadınların siyasal karar alma süreçlerindeki rollerini güçlendirmeyi hedefleyen politika yapıcılar için değerli içgörüler sunmaktadır.Öğe Sendai çerçevesi bağlamında afet yönetiminde sivil toplum kuruluşlarının değerlendirilmesi: Hopa Arama ve Kurtarma Derneği üzerine nitel bir araştırma(Osman Karatay, 2025) Doğan, Bulut; Ocak, Umut MevlütBu çalışma, afet yönetimi sürecinde sivil toplum kuruluşlarının (STK) etkinliğini incelemektedir. Örnek olay olarak Hopa Arama ve Kurtarma Derneği (HOPAK) ele alınmış, derneğin risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarındaki rolü, Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi’nin (2015–2030) ilkeleri bağlamında gönüllülerle yapılan görüşmeler üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacı, STK’ların afet yönetimindeki rollerini HOPAK örneğiyle anlamak; derneğin yerel ve ulusal ölçekteki katkı ve etkinliğini ölçmektir. Çalışma, afet yönetimi–sivil toplum ilişkisine literatür katkısı sunmayı hedeflemiştir. Nitel araştırma tasarımıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış, HOPAK yönetici ve gönüllüleriyle yapılan görüşmeler analiz edilmiştir. Bulgular, STK’ların afet yönetiminde toplulukları güçlendirme, risk azaltma ve müdahalede kritik roller üstlendiğini göstermiştir. Analiz üç ana tema ortaya çıkarmıştır: devlet–STK koordinasyonu, gönüllülük ve toplumsal katılım, yerel risk azaltma ve hazırlık. Bunlar on alt başlıkta irdelenmiştir. Katılımcılar HOPAK’ın AFAD ile akreditasyon, ortak eğitim faaliyetleri ve toplumda afet bilincini artırıcı çalışmalara vurgu yapmıştır. Çalışma, STK rollerini somutlaştırarak literatüre katkı sağlamakta; arama–kurtarma ve akreditasyon süreçlerine katılımı teşvik eden öneriler geliştirmektedir. Araştırmanın sınırlılıkları, yalnızca HOPAK örneğiyle sınırlı kalması, görüşmelerin kısıtlı zamanda yapılması ve cinsiyet temsiliyetinin düşük olmasıdır. Buna rağmen çalışma, yerel bir STK’nın afetlerdeki rolünü uluslararası ilkeler ışığında inceleyen özgün bir örnek sunmaktadır.Öğe Z kuşağı perspektifinden İstanbul Sözleşmesi ve kadın hakları: Nitel bir inceleme(Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Dokuz, Buse; Doğan, BulutBu çalışma, Z kuşağının İstanbul Sözleşmesi’ne ve genel olarak Kadın Haklarına yönelik bakış açısını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma genç bireylerin toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddetle mücadele ve kadın haklarının korunmasına yönelik bilgi ve tutum düzeyini anlamaya yöneliktir. Çalışma, nitel araştırma deseniyle tasarlanmıştır. Artvin Çoruh Üniversitesi Hopa İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde, katılımcılara; İstanbul Sözleşmesi, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi hakkında sorular yöneltilmiştir. Elde edilen veriler, MAXQDA programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma ile Z kuşağının bu alandaki farkındalığını anlamak ve sosyal politika süreçlerine katkı sağlamak hedefiyle yürütülmüştür. Örneklemin bir fakülteyi kapsaması ve Türkiye genelini temsil etmemesi araştırmanın bir kısıtı olarak görülse de çalışma, Z kuşağının bu alandaki tutumlarını ortaya koyması bakımından özgün bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca çalışma bulguları, gençlere yönelik farkındalık programlarının hazırlanması ve sosyal politika önerilerinin geliştirilmesi açısından önemli potansiyel bir temel oluşturabilir.Öğe 17. Yüzyıl Osmanlı siyasetnamelerinde devletin bekası, nizam ve toplumsal sınıf düşüncesi(Ahmet Arif Eren, 2025) Şimşek, ErolSiyasetnameler, İslam siyasal düşüncesinin temel kaynaklarından biridir. Hükümdara devlet yönetimi hakkında bilgiler ve tavsiyeler veren bu eserler Osmanlılar döneminde de büyük ilgi görmüştür. Bu ilgi, özellikle devlet yönetiminde ve toplumsal yapıda çeşitli sorunların ve aksaklıkların yaşandığı 17. yüzyılda en üst düzeye ulaşmıştır. Bu dönemde, söz konusu sorunların teşhis edilmesi, çözülmesi ve devletin bekası için arayışa giren müellifler tarafından çok sayıda siyasetname türünde eser telif edilmiştir. Bu çalışma, 17. yüzyıl Osmanlı siyasetnamelerindeki söz konusu “devletin bekası” arayışını konu edinmektedir. Çalışmanın temel amacı devletin bekası, nizam ve toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiye dair temel düşünceleri ortaya çıkarmaktır. Doküman analizi yöntemine dayalı olarak hazırlanan çalışmada Koçi Bey’in “Koçi Bey Risalesi”, Kâtib Çelebi’nin “Düstûrü’l-amel li-ıslâhi’l-halel” ve Naîmâ’nın “Naîmâ Tarihi” adlı eserleri incelenmektedir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre 17. yüzyıl Osmanlı siyasetnamelerinde devletin bekası ile nizam arasında sıkı bir bağ kurulmaktadır. Nizamın gerçekleşmesi için toplumsal sınıflar arasında denge ve uyumun sağlanması gerekli görülmektedir. Bunu sağlayacak olanın ise yöneticinin adaleti olduğu vurgulanmaktadır. Zira müelliflere göre yönetici adaletli olursa yönetilenler de ona uyar, düzenli ve ahlâklı bir toplum meydana gelir. Böyle bir toplum yapısı nizamın devamını ve nihayetinde devletin bekasını temin eder. Bu bağlamda 17. yüzyıl Osmanlı siyasetnamelerindeki beka ve nizam düşüncesinin adalet ve ahlâk merkezli bir yönetim ve toplum tasavvuruna dayandığı söylenebilir.Öğe Dedikodu ve söylentinin kentsel ayrışmadaki etkisi üzerine taşrada bir çalışma: Hopa örneği(ADAMOR Araştırma Danışmanlık Medya Organizasyon Yayıncılık Ltd. Şti., 2025) Eşmeler, Ahmet Şafak; Budak, SevimKentler apartmanlar, meydanlar, caddeler ve altyapı unsurları gibi fiziki etmenlerden ibaret olan statik unsurlar değildirler. Ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari yönleriyle sürekli olarak devinen kentler, içerdikleriyle beraber gelişen, değişen, ayrışan ve bazen de yok olan karmaşık organizasyonlardır. İktisadi, dini veya etnik unsurlar gibi sebeplerden kaynaklanan gerilimler, bu karmaşık organizasyonlar içerisinde kentsel ayrışma olarak adlandırılan fenomenin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Kentlerde oluşan bu fenomenin nasıl, ne kadar ve ne yöne doğru gelişebileceği ilgili kentin ayrışma noktaları tespit edilerek çözümlenebilecek tartışmalardır. Bu çalışmada, kentsel ayrışmalarla resmi olmayan iletişim yöntemleri olarak değerlendirilen dedikodu ve söylenti olguları konu edilmiştir. Çalışmanın amacı, birden fazla etnik grubun beraber yaşadığı Artvin’in Hopa ilçesindeki dedikodu ve söylentilerle, kentsel ayrışma hatlarının bağlantısını irdelemektir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar aracılığıyla, Hopa’daki dedikodu ve söylentilerin “bireysel mülk ve gelirler”, “etnik çatışmalar” ve “özel hayatlar” olarak üç konuda yoğunlaştığı saptanmıştır. Böylece, Hopa’daki kentsel ayrışmalarla bu temaların ilişkisi yorumlanmıştır. Sonuç olarak, dedikodu ve söylentilerin kentsel ayrışmaya sebep olan unsurlar üzerinde derinleştirici bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır.Öğe Cicero ve Augustinus’ta insan doğası ve devlet(KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DEKANLIĞI, 2025) Şahin, Oğuzhan MehmetBu çalışmada, Batı düşüncesinde önemli yer tutan Cicero ve Augustinus'un insan doğası ve devlet anlayışları ele alınmaktadır. Önemli bir düşünür olmasının yanı sıra Roma tarihinin büyük devlet adamlarından biri de olan Cicero, Roma Cumhuriyeti'ni ideal bir devlet düzeni olarak görmüş ve doğal hukuk ile adaleti, insan doğasının evrensel değerleri olarak kabul etmiştir. Ona göre adalet, toplumun bir arada tutulmasını sağlayan temel ilkedir ve hukukun kaynağı doğal yasalar olmalıdır. Bununla birlikte, eşitsizlikler üzerine kurulu bir siyasal ve toplumsal düzenin gerekliliğini savunmuş, bu düşüncesiyle aristokrasiye dayalı bir cumhuriyet rejimini desteklemiştir. Augustinus ise Hristiyan teolojisinin etkisinde, insanın doğasını ilk günah kavramı üzerinden ele almıştır. Ona göre insan doğası özünde iyidir ancak ilk günah ile lekelenmiştir ve bu durum, insanın dünyevi arzulara yenik düşmesine neden olur. Devlet anlayışında, "Tanrı Devleti" ve "Dünya Devleti" ayrımını yapmış, Tanrı Devleti'ni ruhani ve ebedi kurtuluşun simgesi olarak görmüştür. Dünya Devleti ise günahkâr insan doğasının bir sonucu olarak kusurlu ve geçici bir yapıdır. Augustinus’a göre insanın asıl amacı, Tanrı Devleti’ne ulaşarak ebedi mutluluğu elde etmektir. Makale, Cicero'nun antik Yunan düşüncesinden etkilenerek Roma'ya uyarladığı evrensel hukuk anlayışı ile Augustinus'un Hristiyan teolojisi temelindeki kurtuluş odaklı yaklaşımını karşılaştırır. İki düşünürün insan doğası ve devlet üzerine geliştirdiği fikirler, antik çağdan orta çağa geçişte siyaset ve ahlak felsefesine köprü oluşturmuştur.Öğe İhtimam etiği bağlamında ekofeminizm(Fırat Üniversitesi, 2025) Şimşek, Erol; Nalbant, FatmaEkofeminizm, ekolojik sorunlara feminist bir perspektifle yaklaşan ve çözüm önerileri getiren “melez” bir siyasal ekolojik yaklaşımdır. Kadınların tahakkümü ile doğanın tahakkümü arasında bağlantı kuran ekofeministler, ataerkil yapının oluşturduğu militarist, hiyerarşik ve doğanın yok edildiği bir toplumun ötesinde yeni bir toplumun inşasına dair ortak bir tahayyülü paylaşmakta ve kadınların ezilmesinin önlenebilmesi için insan-doğa ilişkisinin yeniden ve sağlıklı bir şekilde kurulması gerektiğini savunmaktadırlar. Literatür incelemesine dayalı olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı ekofeminizmin; doğaya karşı mevcut zararlı uygulamaların altında yatan ahlâki algıya yönelik eleştirileri ile insan-doğa arasındaki ahlâki ilişkilerin yeniden inşasına yönelik önerileri bağlamında çevre etiği yaklaşımını ortaya koymaktır. Çalışmanın temel iddiası ekofeminist çevre etiğinin; ilişkisellik, bağlamsallık ve sorumluluk vurgusuyla öne çıkan ihtimam etiği fikrine dayandığı yönündedir. Ekofeminizm ihtimam etiğinin sınırlarını genişleterek ekolojik krizin çözümü adına doğaya ihtimam gösterilmesi, alan tanınması, onun çoğalmasına ve gelişmesine izin verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu bağlamda ihtimam düşüncesinden mülhem ekofeminist çevre etiği, tüm dünyevi varlıklara saygı ve özen gösterilmesi, tüm “çevresel seslerin” dinlenmesi ve çeşitliliğe duyarlı olunması gerektiği düşüncesini merkeze almaktadır.Öğe Adaletin hikmeti: Ahmed Yesevî’nin Dîvân-ı Hikmet’inde siyasi erdem olarak adaletin inşası(Ömer Halisdemir Üniversitesi, 2025) Şimşek, ErolAdalet, düşünce tarihi boyunca yoğun bir şekilde tartışılan etik, siyasi, hukuki ve dinî değerlerden biridir. Antik Çağ’dan günümüze kadar hemen her medeniyette önemli bir yer edinmiş olan adalet kavramı, kadim Türk İslam medeniyetinin ve devlet geleneğinin de temel ilkelerinden biri olmuştur. Bu çalışma, Türk-İslam düşünce geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Ahmed Yesevî’nin Dîvân-ı Hikmet adlı eserinden hareketle, onun adalet anlayışını, siyasi bir erdem olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, literatür incelemesi yöntemine dayalı olarak hazırlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre; Ahmed Yesevî doğrudan bir siyaset teorisi ortaya koymamakla birlikte, Dîvân-ı Hikmet’te toplum düzeni, devlet yönetimi ve yöneticilerle ilgili çeşitli görüşler mevcuttur. Yesevî’nin siyasal ve toplumsal düşüncelerinin temelini, ahlâki değerler ile bu değerlere dayalı olarak gelişen bir adalet anlayışı oluşturmaktadır. Yesevî, Dîvân-ı Hikmet’inde adalet kavramını bütüncül olarak ele almaktadır. Onun adalet anlayışı, yalnızca bireysel ahlâk çerçevesinde değil, aynı zamanda toplumsal-siyasal düzeni sağlayan ve siyasal meşruiyeti belirleyen çok katmanlı bir erdem olarak şekillenmektedir. Yesevî, siyasal adaleti; ilahi iradeye uygun hareket etmek, halkın hakkını gözetmek, zulmü ortadan kaldırmak ve kamusal görevleri hakkaniyetle ifa etmek şeklinde yorumlayarak onu, siyasi bir erdem olarak inşa etmektedir. Bu bağlamda Yesevî’nin adalet anlayışı; din, ahlâk ve siyaset arasında sıkı bir bağ kurulan ve adaletin merkeze alındığı İslam siyaset düşüncesiyle paralellik göstermektedir.Öğe Geopolitics discrimination gender & Immigration introduction(Bandirma Onyedi Eylul Univ, 2020) Dobreva, Julia; Alaverdov, Emilia; Yıldırım Şahin, EmekGeopolitics has changed substantially throughout the last decades. While it is still generally focused on the relations between countries in terms of economic and political aspects and the role of modern societies for economic development, the impact of climate change, natural resources, religion, gender and refugee problems becomes more and more important for determining the geopolitical environment in the 21st century. The recent years have witnessed significant progress in terms of globalization, digitalization, poverty reduction, and institutional development. Yet, they have also given the floor to extremism, religious intolerance, natural disasters as a result of climate change and the unprecedented outbreak of COVID-19 pandemic in 2020. Also, developed world countries have become toxically polarized. Taken together, all of these trends (and even each one by itself) are likely to produce a global crisis of unforeseen scope. Governments and businesses will respond, but the scale of the challenges now is greater than it has ever been in the past, while global cooperation is not as strong as it was expected to become.Öğe Impact of the Covid-19 pandemic on the daily life of female academics(Bandirma Onyedi Eylul Universty, 2020) Yıldırım Şahin, EmekHaving started by December 2019 from China, COVID-19 pandemic emerged in the beginning of 21st century as the most extensive worldwide pandemic of the last one hundred years since then the Spanish flu had burst in the beginning of 20th century. By initial times of the occurrence of this centenary pandemic, it was put forward that this process could equalize all differences between people, societies, regions and/or countries. However, later stages within the development of the pandemic have demonstrated that tout au contraire pandemic process deepens the inequalities, discriminations and subalternities already existing. Nevertheless, one of the explicit inequalities increased by the pandemic is gender inequality between men and women, and because of that reason, clearly leading social group primarily affected from this process is composed of women. In this work, it is aimed to discuss the effect of COVID-19 on the daily life of the female academics who are among the most educated women for investigating one of the aspects of pandemic process upon the living conditions of women.Öğe Democracy and opposition in turkey: an introduction to the special issue(Springer VS, 2023) Bilgin, Ayhan; Öztürk, ArmağanSince 2013, the level of Turkish democracy has steadily declined (Çınar 2023, pp. 505–514). The power struggle within the state apparatus, the further victimization of large segments of society in terms of basic human rights practices, and the deepening social crisis led Turkey to move further away from the modern world. On 15 July 2016, Turkish politics witnessed a failed coup attempt by a religious group (Fettullahists) organized within the military (Duman 2016, pp. 103–118). In the period following July 15, state and social life changed radically.Öğe Irregular migration and economic nationalism in EU(IGI Global, 2019) Aydın Halisoğlu, TuğbaNationalism is one of the controversial issues in political science studies. Nationalism includes rational approaches as well as emotional ones, both strong support and intense criticism. This chapter will apply the primordial approach of nationalism, considering its roots from before the French Revolution and as a result of human psychology. So, the sense of belonging, is the main argument of the primordial approach in nationalism studies, will be examined with its effect on the migration economy. The main focus of the chapter will be the European Union facing huge refugee flows from Syria, the economic impact of refugees by the effect of migration, and citizen reaction to immigrants and the economy.Öğe Everyday life of truck drivers at the border: The case of Hopa-Sarp Border(Taylor and Francis Ltd., 2024) Dinçer, Esin Hamdi; Çakıl Dinçer, GülşenBorderscape discussions have expanded border studies by emphasizing the defining aspect of borderline social relations. Thomas Nail also contributed literature by considering the immigrant's resistance power with the concept of the figure. Nail's theory, despite its methodological contribution, neglects the possibility that the proletariat's everyday life experiences could not resist expansion strategies by expulsion. This article methodologically utilizes Henri Lefebvre's works on everyday life and alienation to understand the situations in which the proletariat cannot reveal pedetic force. The article investigates the everyday life of truck drivers in Hopa Kopmu & scedil; Truck Park, one of the waiting points of the Sarp Border Gate. The article discusses the expansion strategies by expulsion that drivers are exposed to in their private life, leisure, and working life, as well as their relationship with the space in the context of alienation.Öğe Political clientelism and democracy in Turkey(Springer, 2024) Bilgin, AyhanPolitical clientelism refers to a socio-political structure and set of relations formed by the reciprocal and personal exchange acts that the patrons of political positions can use for the clients in exchange for votes or political support. While this kind of political bond can encourage democratic development, it can also produce detrimental effects on democracy if the phenomenon becomes widespread. This study will examine the basic studies in the field of political clientelism and emphasize some basic features underlined by the concept. Some aspects of these key features reveal the tense relationship between political clientelism and democracy. As a particular and informal form of participation, political clientelism exist in a tense relationship with certain dimensions of democracy in terms of the open public debate and inclusion. This tense relationship between democracy and political clientelism constitutes one other fundamental dimension underlined by studies of clientelism. Another aim of the presented study is to touch upon the development process of clientelistic politics in Turkey and examine its connection with democracy. Studies of political clientelism in Turkey emphasize that there is a transition from traditional patronage to party-based broker clientelism. Political clientelism increasingly dominated by urban dynamics in the multi-party era (1946-2002) becomes the fundamental form of interaction between the party and the electorate. In the period of the Justice and Development Party (AKP), which has been in power from 2002 to the present, political clientelism has become extraordinarily widespread, triggering political polarization and ultimately bringing along a great decline in terms of democratic competition and accountability.Öğe Voices in academia and beyond: An exploration of european researchers’ narratives using a decolonising lens(University of Malta, 2024) Külcür, Rakibe; Bonello, Krista; Brown, Maria; Baysan, Sultan; Demir, Tülay; Patón-Romero, J. David; Novelskaitė, Aurelija; Grinevica, Liva; Showunmi, VictoriaGrounded in the well-known feminist slogan coined by Carol Hanisch in 1970, “the personal is political,” and informed by the postcolonial decolonising perspective, this article underlines the significance of foregrounding authentic lived experiences, challenging purportedly ‘neutral’ and ‘objectivist’ positivist assumptions. Featuring strong representation of women researchers and individuals of minority backgrounds among our respondents, both within and beyond academia, the article’s discussion is informed by a qualitative autobiographical comparative inquiry that deploys the intersectional perspective. The study (i) profiled ‘Early Career Researchers’ (ECRs) to demystify ‘public-private divide’ conventions, while critically questioning the ECR category’s definition; and (ii) queried disparities and resistances at play with respect to (de)colonising higher education, research, and innovation (HERI) contexts. The findings include narrative insights from 36 participants of the COST Action CA20137 Making Young Researchers’ Voices Heard for Gender Equality (VOICES) network, which includes 480 members, based across Europe. Findings resulting from the thematic analysis of semi-structured interview data critically chronicle (i) the heterogeneity in terms of researchers’ institutionalised categorisations, and (ii) salient intersections such as age range, gender, nationality, country of residence, race, ethnic background, religion, sexual orientation, and socio-economic group. The discussion critically complements existing monitoring and evaluative knowledge-bases (particularly quantitative), with a nuanced discernment of personal experiences; it thus provides valuable insights into the precarious (in)visibility(/-ies) of ECRs that connect the personal, public, and political realms. The discussion concludes with recommendations for monitoring and evaluation policies and practices to foster the mitigation of disparities, invisibilities, and under-and misrepresentations of ECRs.Öğe From general electıons to local electıons: ıntroductıon to the second part of the specıal ıssue on democracy and opposıtıon ın Turkey(Springer VS, 2024) Öztürk, Armağan; Bilgin, AyhanFollowing the severe electoral defeat in 2023, significant changes have occurred in Turkish politics, especially among opposition actors. Firstly, CHP’s leader Kemal Kılıçdaroglu had to relinquish his position after ? a contentious congress. The primary accusation against Kılıçdaroglu, who was the joint presidential candidate of the ? opposition, was his persistent collaborationist opposition strategy against the AKP. The term ‘collaborationist’ is frequently used in Marxist literature and military terminology.Öğe Fscongress 2023 Hopa(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2023) Ersoy, MehmetKüresel ısınmanın ilerleyen zamanda yıkıcı etkilerinin artması ve daha büyük bedeller ödenmesi gerekeceği için piyasa başarısızlığına neden olacaktır. Ortaya çıkan sosyal maliyetin iktisatta karşılığı ise karbon fiyatlandırması olarak adlandırılmaktadır. Karbon fiyatlandırmasında en yayın olarak kullanılan politika aracı, karbon vergisidir (T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2023).Öğe Sovyetler Birliği’nde propaganda ve proleter hegemonik ideolojinin kurulumu üzerine(Doğu Batı Düşünce Dergisi, 2014) Yıldırım, EmekAkla övgüler düzen büyük anlatıların damgasını vurduğu Aydınlanma hakkıyla yurttaşlık hakkını elde etme gayesiyle öznelerden mürekkep bir kolektif ruh doğuşu da ortaya çıkmıştır, kitlelerin kalabalıklardan ayrışmaya başlamasına eşzamanlı bir biçimde. Egemenliği altında gerekli tutunumunu sağlamak adına, üretim ve tüketim süreçlerinde meydana gelen çok-boyutlu dönüşümlerle eşgüdümlü olarak iktidar(lar)ın kurduğu cümleler de değişmeye başlamıştır. Her geçen gün hemen hemen her türlü iktisadi, siyasi, sosyo-kültürel, ideolojik kertenin dâhilinde yeniden üretilen metalaşma olgusunun yapılandırılması da göz önüne alınırsa, bahsi geçen kertelerin her birinde hem üretici hem tüketici konumuna yerleşen modern kitle fenomeni vücuda gelmektedir.Öğe Sovyetler Birliği’nde toplumsal muhalefetin bir görüngüsü olarak samizdatlar ve tamizdatlar(Dipnot Basın Yayın, 2018) Yıldırım, EmekEkim Devrimi öncesinde devrimci Rus muhalifler tarafından yoğun bir biçimde kullanılan yeraltı yayıncılık faaliyeti, devrim sonrasındaki yıllarda değişen içeriğine rağmen, Rus siyasal kültürünün önemli bir öğesi olma özelliğini korumuştur. Çünkü, Rus politik kültürünü oluşturan ana yapının üzerine inşa edildiği zemin; bir yanda -hayli sağlam geleneksel köklere sahip- paternalist ve otoriteryan bir siyasal iktidar ile, diğer yanda her koşulda bir biçimde filizlenen direniş kültürünün biraradalığından mürekkeptir. Bu bağlam dâhilinde, Sovyet dönemi toplumsal muhalefetin varlığını ortaya koyabileceği ve sesini kitlelere iletebileceği biçimde kullandığı yeraltı yayıncılık faaliyeti olgusunun en önemli örneklerinden birisi de samizdatlar ve tamizdatlar vasatıdır. Bu nedenle de, bu çalışma ile, Rus coğrafyası için politik ve toplumsal muhalefet için mühim bir mecra olan Rus yeraltı yazının Sovyet dönemi tezahürlerinden biri olan samizdatlar ve tamizdatlar üzerinden Sovyetler Birliği’ndeki toplumsal muhalefetin varoluş koşullarının irdelenmesine çalışılacaktır.Öğe 1990’lardan 2000’lere Rusya’da devletin dönüşümünün ekonomi-politiği: bir neo-otoriter düzenleyici devlet modeline doğru(Ahmet Arif EREN, 2018) Yıldırım, Emek1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, uluslararası finans kuruluşlarının önayak olmasıyla, daha önce Latin Amerika’da uygulanan “şok terapi” neoliberal ajandası, başta Rusya olmak üzere tüm diğer eski Sovyet ülkelerinde hayata geçirilmiştir. Aynı zamanda Sovyetler döneminde hem siyasal hem de ekonomik alana hâkim olan devletin neoliberal politikalarla küçülmesine koşut olarak devlet ekonomik ve sosyo-ekonomik alandan elini çekerken, Sovyet elitleri nomenklatura da oligarklaşmış ve iktisadi iktidar da hayata geçirilen neoliberal ajanda sayesinde tamamen oligarkların eline geçmiştir. 2000’lerin başı itibariyle, Vladimir Putin’in iktidara gelmesiyle, “güçlü devlet” nosyonu adı altında devletin otoriterleşmesinin artması süreci başlamıştır. Adeta Rus devletinin ve hatta Rus toplumunun vücuda gelmiş hali gibi bir Leviathan profili oluşturulan Putin’in iktidara gelmesi ile Rusya’da hem ekonominin hem de siyasalın dönüşümü garanti altına alınmıştır. Buna binaen, bu çalışma ile, siyasal ve sosyo-ekonomik çerçeve dâhilinde, Putin yönetimi altında Rus devletinin değişen halinin ele alınması amaçlanmaktadır
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »












