İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü Yayın Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 10 / 10
  • Öğe
    Galatalı Safvet’in muharremiyeleri ve 19. asırda Kerbela Mersiyesi yazan şairler içerisindeki yeri
    (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Kültürü Açısından Hacı Bektaş-ı Veli Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2025) İlhan Toker, Bilge
    Kerbela hadisesi Müslüman toplumların belleğinde derin izler bırakmıştır. Hz. Hüseyin’in ailesi ve yakınları ile birlikte 10 Muharrem 61/10 Ekim 680’de şehit edilişinin üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra, Arap Edebiyatı içerisinde bu hüzünlü olayı dile getiren edebî eserler yazılmıştır. Türk Edebiyatı içerisinde de sıklıkla işlenilen bu konu, Klasik Edebiyat’ın son yüzyılı olarak görülen 19. asırda şairler tarafından daha yoğun bir şekilde ele alınmıştır. Bu asırda Kazım Paşa, Osman Şems Efendi, Senih-i Mevlevi gibi aynı muhitte yetişen şairler, Kerbela olayını ele alan müstakil eserlerini bastırmışlardır. Bu isimlerin yanı sıra bir mahfil sahibi olan Lebib de aynı türdeki eserlerini muharrem ayında yayımlamıştır. Galatalı Safvet (ö. 1282/1866) de bu isimler gibi 19. asrın mersiye-gû şairlerindendir. Makalede, Galatalı Safvet’in muharremiyeleri ve şairin, etkileşimde bulunduğu çevrelerdeki muharremiye yazma geleneği içerisinde nerede durduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Safvet’in 06 Mil Yz A 3672/2’de bulunan Dîvânçe’sinde yer alan çeşitli nazım şekilleriyle yazılmış dokuz adet muharremiyesi incelenmiştir. Müellif hattı olması muhtemel yazmadaki söz konusu manzumeler, Safvet’in bugüne kadar yazılan biyografisinde üzerinde durulmayan mersiye-gû yönünü ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca bu çalışma, şairin hâmîsi Lebîb ve dâhil olduğu diğer edebiyat mahfillerindeki şairlerle olan ilişkisinden yola çıkarak 19. asır İstanbul’unda özellikle belli edebî çevrelerde, muharrem ayına özel, tarihli muharremiyeler yazıldığını ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Şiire mâil akçeye hasret: Galatalı Safvet’in geçim sıkıntısı beyânındaki şiirleri
    (Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, 2025) İlhan Toker, Bilge
    19. asır, klasik Türk edebiyatında yaşanan şekil ve muhteva değişiminin hızlandığı, şairlerin söylemlerinde ve şiirlerinde kullandıkları nazım şekillerinde yaptıkları değişimin belirgin hâle geldiği dönemdir. Galatalı Safvet Mustafa (ö. 5 Şevval 1282/21 Şubat 1866) da bu değişim yıllarında yaşayan şairlerdendir. Tezkirelerde iyi bir şair olduğundan bahsedilen Galatalı Safvet, Hâtif (ö. 1823) ve Lebîb’in (ö. 1867) himâyesinde yetişir. Farklı edebî çevrelerle temas hâlinde olan ve devrinin meşhurları arasında zikredilen Galatalı Safvet’in mürettep bir divanı yoktur. Günümüze ulaşan şiirleri, genellikle şair hakkında bilgi veren Fatîn Tezkiresi’nde, Kemâlü’s-Safve’de ve Son Asır Türk Şairleri’nde bulunmaktadır. Safvet’in manzumelerinin bir kısmı ise dağınık hâlde çeşitli mecmualarda yer almaktadır. Devrinin önemli isimlerine methiyeler, tarihler yazarak geçim sıkıntısını çözmeye çalışan şairin günümüze kadar gelen manzumelerinde, onun bu yönelimine dair izler bulunur. Bu çalışmada, şairin Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde HSD.AFT 12-147 ve TSMA 368-23’te bulunan tarih kıt’aları ile Millî Kütüphane’de 06 Mil Yz A 3672/2’de kayıtlı mecmuada bulunan Dîvânçe’sindeki bazı şiirleri üzerinde durulmuştur. Şairin Mustafa Reşid Paşa’ya (ö. 1858), Cemâleddin Paşa’ya (ö. 1880) ve diğer siyasilere hitaben kaleme aldığı bayram ve yeni yıl tebrikleri, tanıdığı isimlerin yeni bir göreve getirilmesi, Rus Çarı Nikolay Pavloviç’in (ö. 1855) vefatı, Sultan Abdülmecid’in (ö. 1861) şehzadeleri Mehmed Fuad ve Ahmed Kemaleddin Efendi ile Ârif Efendi’nin (ö.?) torununun doğumu üzerine yazdığı tarihleri ve üç gazeli transkripsiyon alfabesiyle yazılmıştır. Makalede, Safvet’in şiirlerinden hareketle 19. asırda yaşayan ve çeşitli kademelerde memurluk yapan bir şairin gündelik hayat içerisindeki sıkıntıları, muhatapları, siyasal elitlerden beklentileri, Osmanlı-Rus Savaşı’ndan etkilenişi ve 1855 Bursa Depremi’ni şiirinde işleyişi incelenmiştir. Şairin şiirlerini yazarken sahip olduğu dil, kullandığı vezinler ve nazım şekilleri tespit edilerek edebî yönü ortaya koyulmuştur. Çalışma, Galatalı Safvet Mustafa’nın kendi hattıyla yazılan şiirlerinin bir kısmını toplu bir şekilde ele alması ve manzumelerinin genel teması hakkında bir kesit sunması yönüyle alana katkı sağlayacaktır.
  • Öğe
    Bir âlimin sosyal ağında mektup ve şiirlerin dolaşımı: Alvarlı Efe’nin Şeyh Muhammed’e yolladığı mektup ve şiirler üzerine bir inceleme
    (Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2025) Keleş, Reyhan; İlhan Toker, Bilge
    Bu makalede, yirminci asırda Divan şiiri geleneğini devam ettiren bir âlim, mutasavvıf ve şair olan Alvarlı Efe’nin, Şeyh Muhammed adlı bir dostuna yolladığı kitap ile birlikte gelen bir mektubu ve dört na’tı ele alınmıştır. Çalışmaya konu olan mektup ve şiirlerin en önemli özelliği, bizzat Alvarlı Efe’nin kendi el yazısı ile yazılmış olmalarıdır. Zira Alvarlı Efe’nin şiirleri ve bazı mektupları günümüze ulaşsa da bunların, şairin kendi el yazısı ile yazılmış olanlarının sayısı çok azdır. Çalışmaya konu olan söz konusu metinlerin bir diğer önemli özelliği ise Alvarlı’nın hediyeleşme ve mektup anlayışını yansıtmaları ve şairin sosyal ağında yer alan isimlerle nasıl iletişim kurduğunu göstermesidir. Makalede, öncelikle Alvarlı Efe’nin dostu Şeyh Muhammed’in kendisi hakkında yazdığı notlar ele alınmış, bu metinler günümüz alfabesine aktarılmıştır. Ardından Alvarlı’nın, Şeyh Muhammed’e yolladığı Arapça-Türkçe mektup günümüz alfabesine aktarılmış ve metnin Arapça kısımlarının tercümesi ve Şeyh Muhammed’in bu hediye üzerindeki notları günümüz alfabesi ile verilmiştir. İkinci bölümde, Alvarlı Efe’nin Şeyh Muhammed’e mektubu ile birlikte yolladığı şiirleri ele alınmış; devam eden bölümde, bu şiirlerin neden Şeyh Muhammed’e yollandığı üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Alvarlı Efe’nin mektubu ile birlikte yolladığı şiirleri, yayımlanan Divan’ı içerisindeki hâlleri ile karşılaştırılmış dolaşıma giren manzumelerin neşredilme hikâyesi ve şiirlerin değişimi gösterilmiştir. Çalışmada, Alvarlı Efe’nin Şeyh Muhammed’e yolladığı mektup ve şiirlerden yola çıkılarak, yakın dönemde yaşamış bir mutasavvıf şairin mektuplaşma anlayışı, mektuplarında neden şiir kullandığı, şiirlerin Şeyh Muhammed’e gönderilme nedenleri ile söz konusu metinlerin yazılma ve derlenme süreçlerinin nasıl işlediğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.
  • Öğe
    A lodge mahfil in Istanbul in the 17th century: Galata mawlawi lodge in the period of Arzi Mehmet Dede's sheikhhood
    (Selim Hilmi Ozkan, 2023) İlhan Toker, Bilge
    Mevlevîhaneler, edebiyat, musiki, hat gibi sanatların öğretildiği, bu dallara ait eserlerin üretildiği yerler olmaları yönüyle, Türk kültürünün şekillenmesinde rol alan mekânlardır. Özellikle 16. yüzyıldan itibaren gittikçe kentlileşen Mevlevîlik, genellikle yüksek kültür çevrelerinde gelişmiş; bu durum tarikatın yönetici sınıfla yoğun bir temas sağlamasına imkân tanımıştır. Mevlevîhanelerin, hem tarikatın Mevlânâ’dan itibaren sanatla iç içe olan mekânlar olması hem de yönetici sınıf tarafından desteklenmeleri bu mekânların, birer mahfil ve zamanla edebî muhitler oluşturarak şairlerin yetişmesinde rol almasını sağlamıştır. Çalışmada, Osmanlı başkentinin ilk Mevlevî âsitânesi olan Galata Mevlevîhanesi’nde, Arzî Mehmet Dede (ö.1074/1664)’nin şeyhliği dönemindeki edebî hayat incelenmiştir. Arzî Dede’nin şeyh olmadan önce, dergâh içerisinde edebiyat eğitimi alması; bu eğitimin, onun postnişin olmasındaki etkisi ve şeyhi Âdem Dede (ö.1063/1652) gibi dervişlerin edebî eğitimine katkısı, çalışmada özellikle bu döneme odaklanılmasını sağlamıştır. Çalışmada, Arzî Dede’nin Galata Mevlevîhanesi şeyhliği dönemi örnekliğinde; tarikat, edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkinin, dergâh çevresindeki edebî mahfile nasıl etki ettiğinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. 17. asır İstanbul’unda, edebiyat mahfili olan Galata Mevlevîhanesi’nde; Arzî Dede’nin, şeyhi Âdem Dede tarafından edebî yönden de yetiştirilmesinin, onun şeyh olma sürecine katkısı ortaya koyulmuştur. Ayrıca, Arzî Dede’nin himâyesinde dergâhta yetişen, dergâha devam eden şairlerin kimler olduğu, şiirlerin şeyhe sunumu ve dergâhın edebî hayatının şekillenmesindeki dinamikler çalışmada ele alınmıştır.
  • Öğe
    Bir İslâm medeniyeti şairi olarak Sa‘dî-yi Şîrâzî’nin poetikası
    (Erzurum Kültür Eğitim Vakfı, 2016) Balcı, Musa
    Bir İslâm/insan medeniyeti şairi olan Sa‘dî üzerine bugüne kadar çok sayıda çalışma yapılmıştır. Fakat bu çalışmalarda onun hem şiir hem de hikâye anlayışı üzerine poetik manada pek durulmamıştır. Oysa Sa‘dî’nin Bostân ve Gülistân eserlerinin farklı yerlerinde, şairin şiir anlayışı, amacı, yöntemi, kaynakları, edebiyata ve şiire bakışı gibi birçok konuya dair önemli bilgiler yer alır. Hikâyeler üzerinden insanlara mesajını aktarmak Sa‘dî’nin en bilinen özelliğidir. O, hikâyeyi “fikrimin gelini” diye tarif etmiştir. İnsanların hikâyelerini dinlemek için gerektiğinde uzun seyahatler yapan Sa‘dî, eserlerinde okuyucuya daha etkin ulaşabilmek için kendini tenkit edebilecek kadar da samimi bir dil kullanmıştır.
  • Öğe
    Ömer b. Abdulazîz
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Poyraz, Mevlüt; Poyraz, Mevlüt
    Geçmişte öyle kişiler vardır ki hayatları gelecek için numune-i imtisâl olabilir. Zaten tarih ve olaylar geçmişin aynasıdır. Bir olay nakledildi mi masal gibi dinlenilmemelidir. Her şeyde felsefe ve ledünniyat (ilahi ihsan) aranmalıdır. Öyle olmazsa insanlar hiçbir şeyden istifade edemezler. Kader böyleymiş bizim aklımız idrak eylemez der de amiyâne geçecek olursak maksadımız akim kalır. Buharın basıncından tencere kapağının atladığını gören kişi derhal sebebini araştırdı da buharın kuvvetini anladı. Vapurları, makinaları icat etti. Halbuki o tarihten önce binlerce defa o kapağın atladığını müşahade edenler oldu. Fakat tabii sebebini anlamak akıllarına bile gelmedi. Hikmet böyle imiş diyerek geçiyorlardı. “Hikmetinden sual olunmaz” demişler ama bu sözü her yerde tatbik etmek gerekli midir? İnsan hakikati araştırmaya memurdur. İslam da bunu emrediyor.
  • Öğe
    Şerh-i Dîvân-ı Hâfız’ın giriş kısmı ve şerhin telif tarihini gösteren kıtadaki nüsha farklılıkları
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2019) Kaya, İbrahim
    Arap harfleriyle telif edilen eserler çok ihtimalli okumalara müsait olduğu gibi, yarıya yakın harflerinin birbirinden ayrılması noktalarla mümkün olmaktadır. Noktaların ihmali, yanlış yere konulması veya müstensihin noktaların konulduğu yeri tam olarak teşhis edememesinden dolayı metin çok değişik bir hüviyetle karşımıza çıkabilmektedir. Ayrıca bazı müstensihlerin ya bir takım ilavelerde bulunarak veya bazı yerleri çıkararak metne müdahalesi de metni çok değişik bir konuma taşımaktadır. Metne müdahale bazen anlam açısından kabul edilebilirlik sınırları içerisinde olsa da kimi zaman bu çerçevenin dışına taşıldığı görülmektedir. Bunun çarpıcı örneklerinden birisi Sûdî tarafından telif edilen Şerh-i Dîvânı Hâfız isimli eserin giriş kısmı ve şerhin telif tarihini gösteren kıtada görülmektedir. Bu makalede bu konu örnekeriyle ele alınacak ve hangi kısımların metne ilave edildiği veya değiştirildiği tartışılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır
  • Öğe
    Hubeyş et-Tiflîsî’nin hayatı: biyografi denemesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2018) Poyraz, Mevlüt
    Bu çalışma; XII. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyaya gelmiş aslen Tiflisli olup birçok ilim dalında eserler telif etmekle birlikte uzun bir süre Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın hizmetinde bulunan büyük bilge Şeyh Ebû’l-Fadl Hubeyş b. İbrahim b. Muhammed et-Tiflîsî’nin hayatını ve eserlerini konu edinmektedir. Daha ziyade tabipliği ile öne çıkmış olan bilge Hubeyş, tıp, astronomi, dini ilimler, rüya yorumculuğu, şiir, lügat, dil ve edebiyatın yanı sıra insanoğlunun ihtiyaçlarını temin ettiği mesleklerin incelikleriyle ilgili telif ettiği eserler ile İslâm kültür ve ilim hayatına katkıda bulunmuş Müslüman bir ilmi şahsiyettir.
  • Öğe
    The place of Ala b. al-Hadrami in the history of Islam
    (Atatürk Üniversitesi, 2019) Poyraz, Mevlüt
    Bu araştırma; meşhur sahâbî Alâ b. Hadramî’nin Hz. Peygamber (s) ve Râşid halifeler döneminde gerçekleşmiş siyasi, idari ve askeri faaliyetlerdeki konumunu ele almaktadır. Hadramevt’li bir aileye mensup olup Mekke’de dünyaya gelen Alâ, Hudeybiye antlaşmasından önce Müslüman olup Medine’ye hicret etmiştir. Bahreyn emiri Münzir b. Sâvâ ’ya gönderilen İslâm’a davet mektubunun elçiliğini yapmıştır. Mekke’nin fethinden sonra dini tebliğin yanı sıra, zekât ve cizye tahsili yapmak üzere özel yetkiyle Bahreyn’e gönderilen Alâ, Allah Resûlü’nün vefatından kısa bir süre önce görevinden azledilmiştir. I. Halife Hz. Ebû Bekir tarafından Bahreyn bölgesi emirliğine yeniden tayin edilmiştir. Basra valiliğini üstlenmek üzere giderken yolda vefat etmiştir. (ö. 14/636).
  • Öğe
    Şeyhülislam mirzâ mustafa efendi (1040-1135/1630-1722): biyografi denemesi
    (Artvin Çoruh Üniversitesi, 2017) Poyraz, Mevlit
    Bu araştırma, uzun bir süre Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyeti altında kalmış bulunan Gürcistan bölgesinin Batum şehrinde dünyaya gelen ve iyi bir eğitimden sonra devletin çeşitli kademelerinde hizmet ederek şeyhülislamlık makamına yükselen bir âlimin biyografisini konu edinmektedir.1040/1630 yılında Batum’da dünyaya gelen Mirzâ Mustafa Efendi, Sultan İbrahim Han’ın saltanatı (1640-1648) zamanında, 1056/1644 yılında İstanbul’a gelmiş ve Saray-ı Hümâyun’a girmiştir.Eğitim süreci içerisinde sarayın çeşitli birimlerinde çalıştıktan sonra mevleviyeti seçmiştir.Müderrislik görevi yapan Mirza Mustafa Efendi, 1083/1672 yılında Kamaniçe’ye kadı tayin edilmiştir. Yenişehir, Kahire, Mekke-i Mükerreme, İstanbul Kadılığı, Anadolu Kazaskerliği ve üç kez Rumeli Kazaskerliği gibi görevlerde bulunduktan sonra Şeyhülislamlık makamına getirilmiştir. Bu sırada ilmiye teşkilatında mülâzemet sistemiyle ilgili düzenlemeler yapmıştır. Yaklaşık yedi ay sonra azledilen Şeyhülislam Mirza Mustafa Efendi, yaklaşık iki yıl Trabzon’daki mecburi ikametinden sonra İstanbul’a dönmüş ve 1136/1722’de burada vefat etmiştir