Sosyoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Türkiye’de kentsel mekânın dönüşümü ve değişen toplumsal ilişkiler üzerindeki etkileri: Faruk filmi örneği(Namık Kemal Üniversitesi, 2025) Beyaz Özbey, İlknurBu çalışma, 2000’li yıllarda Türkiye’de kentsel mekanın dönüşüm sürecini ve bu sürecin toplumsal ilişkiler üzerindeki etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda bu çalışma, günümüz Türkiye’sinin neoliberal küresel kalkınma süreçlerinin kentsel mekanları nasıl dönüştürdüğüne ve bu dönüşümün bireylerin yaşam pratiklerini nasıl etkilediğine odaklanmaktadır. Kentsel mekânlarda bireylerin gündelik yaşam pratiklerini nasıl şekillendirdiği, kentsel dönüşüm sürecinde kentsel mekânların nasıl imgesel bir anlam kazandığı, bu süreçte bireylerin karar mekanizmalarında nerede yer aldıkları ve bu sürecin ne tür yeni eşitsizlikleri ürettiği bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu sorunsal çerçevesinde, çalışmada, 2024 yılında gösterime giren ‘Faruk’ filmi örneği üzerinden Türkiye’nin kentsel dönüşüm sürecinin bireysel ve toplumsal yaşam üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi çerçevesinde tematik analiz tekniğine başvurulmuştur. Bu kapsamda, Faruk filmi, kentsel dönüşüm, bireyselleşme, katılım, eşitsizlik, mekan ve toplumsal değerler temaları üzerinden analiz edilmiştir. Yapılan analizler çerçevesinde, bu çalışmada, kentsel dönüşümün toplumsal düzeyde mesafeli, uzak, samimi olmayan ve bireyselci anlayışları öne çıkardığı görülmüştür. Kentsel dönüşüm sürecinin hızlı yaşandığı dönemlerde yaşlı, yavaş ve yeniliğe çabuk uyum sağlayamayanların ötekileştirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sürecin bireylerin toplumsal katılımından uzak bir şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır. İnşaata dayalı hızla dönüşen yeni kentsel mekanların gücün, başarının ve ihtişamın sembolü olan gökdelenler üzerinden şekillendiği ve toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin izdüşümüne dönüştüğü gözlenmiştir.Öğe Being a Muslim vegan in Türkiye: a phenomenological analysis of the “Both vegan and Muslim” YouTube video(Springer Nature, 2025) Karhan, JaleThis study aims to understand the perceptions, attitudes, opinions, and experiences of individuals in Türkiye who identify as both vegan and Muslim, as well as how they reconcile these two identities. In this context, the study analyzed the video titled “Both Vegan and Muslim”, published on the “Animal Save Türkiye” YouTube channel, in which three women share their perspectives and experiences, using a phenomenological approach. The vegan decisions of the individuals sharing their experiences in the video were influenced by ethical, ecological, and religious values, as well as documentaries, their circles of friends, and feminist thought. They emphasized that the practice of sacrifice is not obligatory and evaluated this issue from a critical perspective. Due to the perceived contradiction of being both vegan and Muslim, they have encountered various social reactions and questions. Due to the limited research on Muslim vegan individuals, this study makes an important contribution to the related literature. However, the nature of the phenomenological approach and the fact that the data were obtained from only one video and three participants significantly limit the generalizability of the research findings.Öğe Savaş propagandasında uygulanan semantik şiddet üzerine(Işıl BAYAR BRAVO/Hamdi BRAVO, 2018) Nesterova, SvitlanaÇalışmada propagandada uygulanan “sözleri çarpıtma ve tahripetme” tekniği “semantik şiddet” kavramıyla açıklanmaya çalışılmaktadır.Semantik şiddet, öncellikle dilsel yapılara uygulanan şiddettir; kavramlarıngeleneksel anlamlarına, tanımlarına, çağrışımlarına ve semantikbağlamlarına yönelik yapılan değişikliktir. Araştırmada göstergebilimselve semantik analiz teknikleri temelinde semantik şiddet uygulamasınınmekanizması, koşulları ve türleri incelenmektedir. Bu doğrultuda RusyaUkraynaçatışması esnasında kullanılan ve çok kısa zaman içinde iki dosthalkın birbirine düşman duruma gelmesinde rolü olan ifadelerin analiziyapılmaktadır. Değerlendirmede, semantik şiddet uygulamasının dilin entemel olan anlamlandırma ve iletişim sağlama fonksiyonlarınızorlaştırdığına ve toplumsal yaşam üzerinde olumsuz etki yarattığınavurgu yapılmaktadır.Öğe Çocukluğun tarihsel gelişimi üzerine düşünceler(Iğdır Üniversitesi, 2017) Karakuş Öztürk, HaticeÇocukluğun tarihine olan ilgi yakın zamanların akademik kaygıları arasında yer almıştır. Konuya ilişkin literatür son dönem çalışmalarının ürünüdür. Konuya ilgi duyan sosyal bilimciler Antik çağdan günümüze kadar geçen süreçte çocukluğun tarihine çeşitli verileri kullanarak ulaşmışlardır. Modern anlamda çocukluğun icadı Rönesans ve Aydınlanmayı da izleyen farklı yüzyılların temel inançlarını ve çıkarımlarını yansıtmaktadır. Esasında çocukluğa ilişkin literatür, her dönemin önceki dönemlerin eleştirisi ya da reddi üzerine kurulmuştur denilebilir. Yüzyıllar arasındaki geçişlerin yarattığı sosyo kültürel yapılar her konuda olduğu gibi çocukluk konusundaki değişimlere de ivme kazandırmıştır. Antik çağın iyi vatandaş yaratma sürecinin bir parçası olan çocuk, ortaçağda ilk günah düşüncesi ile birlikte olumsuz bir imaja bürünmüştür. Rönesans, aydınlanma, burjuvazi, kentleşme, bilimdeki gelişmeler gibi birçok değişim ise eskisine oranla bambaşka, yeni bir çocukluk düşüncesi yaratmıştır. Bu çalışma çocukluğun tarihsel gelişimini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Öğe Anti-komünist strateji dolayımıyla AKP'nin 30 Mart seçimlerindeki cemaat söylemi(İletişim Yayınları, 2015) Parlak, İsmet; Armağan, ÖztürkBu makalede AKP liderliğinin yakın dönem cemaat algısı tartışmaya açılmıştır.30 Mart 2014 yerel seçimleri özelinde AKP lideri Erdoğanın miting konuşmaları üzerinden söylemsel bir okuma yapan çalışmada ileri sürülen ana argümana göre, cemaate yönelik ötekileştirici üslup anti-komünist propaganda tekniklerini hatırlatır niteliktedir. Cemaati ahlaken ve siyaseten mahkûm eden bu söylem, cemaate destek veren kişileri vatan haini ve ahlaksız olmakla itham eder. İktidar nazarında cemaat, ulusal bütünlüğü bozan bir iç düşmandır. AKPnin yerel seçimler sürecince takip ettiği bustrateji, aynı zamanda bir tür korku siyaseti de üretmiştir.Öğe Five propositions on freedom in Hobbes’s philosophy(SELCUK UNIV, 2023) Öztürk, ArmağanBu çalışmada Hobbes’un özgürlükle ilgili düşünceleri beş önerme üzerinden temellendirilmiştir. Ontolojik açıdan özgürlüğün imkansızlığı, özgürlüğün barışa özdeş sayılması, iradenin yokluğu ve engellerin yokluğu ilkeleri üzerinden özgürlük kavramının tanımlanması ve son olarak özgürlükle özyönetim arasındaki bağlantının reddedilmesi bahsi geçen temel tezleri özetler. Makalenin temel iddiası özgürlük üzerine pek çok meseleyi aynı anda temellendiren Hobbes’un bireyci doğal hak perspektifinden hiçbir zaman vazgeçmediği yönündedir. Bu bağlamda devletçi Hobbes’un negatif özgürlüğü aynı zamanda devlete karşı bir özgürlüktür. Ayrıca engellerin yokluğu üzerine kavramlaştırma daha sonra negatif özgürlüğe dönüşecek olan perspektifin ilk halini ortaya koyar. Bu bağlamda Hobbes’un özgürlüğe bakışıyla negatif özgürlükçü hassasiyeti benimsemiş liberalizmin özgürlüğe bakışı arasında ciddi bir paralellik vardır. Düşünürün hukuk ve demokrasi karşıtı önermeleri ise kamusal alan karşısında özel alana üstünlük tanıyan bir yorumlama tarzının ürünü gibi durur. Hobbes demokrasi olmadan da özgürlüğün olabileceğini iddia ederken sadece döneminin cumhuriyetçi düşünürlerine yanıt vermez aynı zamanda siyaset ile özgürlük arasındaki bağlantıyı kopararak özgürlüğü doğal hakkın bir türevi haline getirir.Öğe İklim değişikliğinin sosyolojisi neden gereklidir?(Beykoz Üniversitesi, 2025) Yılmaz Altun, ÖznurBu çalışmanın amacı, iklim değişikliğinin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini sosyolojik bir perspektiften incelemektir. İklim değişikliği, yalnızca çevresel bir sorun olarak ele alınmaktan öte, toplumsal yapıları derinden etkileyen ve sosyal adaletsizlikleri pekiştiren bir krizdir. Çalışma, bu etkilerin nasıl yönetilebileceğine dair stratejik öneriler sunmayı hedeflemektedir. Özellikle düşük gelirli ve savunmasız topluluklar, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini daha yoğun bir şekilde hissetmekte, bu da toplumsal kırılganlıkları artırmaktadır. Bu kapsamda, beş ana tema (sağlık, göç, gıda ve temiz suya erişim, iklim adaleti ve sosyal eşitsizlikler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve fiziksel ve zihinsel dezavantajlı bireyler) üzerinden iklim değişikliğinin toplumsal etkileri ele alınmıştır. Çalışmanın özgünlüğü, sosyoloji disiplininin kavramsal araçlarıyla bu konuyu derinlemesine incelemesinde ve iklim değişikliği çalışmalarına disiplinler arası bir bakış açısı kazandırmasında yatmaktadır. Yöntem olarak literatür taraması ve tematik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin toplumsal etkilerini daha kapsamlı bir şekilde ele alarak, sosyal adaleti ve eşitliği gözeten stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.Öğe Pierre Bourdieu’nün sermaye kavramı bağlamında kulüp çalışmaları özel okulların web sitelerinin içerik analizi ile değerlendirilmesi(GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ, 2025) Karakuş Öztürk, HaticeBu çalışma, özel okulların sermaye edinme sürecinde oynadığı rolü incelemeyi amaçlamaktadır. Pierre Bourdieu’nün sermaye kavramı özelinde özel okulların kulüp faaliyetleri yoluyla öğrencilere nasıl seçkinci bir eğitim sunduğu analiz edilmiştir. Özel okullar sadece akademik kazanım değil aynı zamanda farklı sermayelerin yeniden üretimine katkı sunmaktadır. Araştırma içerik analizi tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Örneklem, 2024 yılı LGS puanı en yüksek olan beş özel okulun kurumsal web sitelerinden elde edilen veriler ile sınırlıdır. Web siteleri belgesel tarama yöntemiyle analiz edilerek okulların sunduğu kulüp çalışmaları, uluslararası sertifikalar, kültürel etkinlikler, sosyal ve akademik faaliyetler sistematik olarak incelenmiştir. Analiz sürecinde kodlama ve tematik çerçeveleme teknikleri kullanılarak içerikler kültürel ve sanatsal sermaye, sosyal ve akademik sermaye, beden sermayesi ve spor, sembolik sermaye kategorileri altında sınıflandırılmıştır. Bulgular özel okulların sanat, müzik, yaratıcı yazarlık, tiyatro, spor, münazara ve uluslararası programlar aracılığıyla öğrencilere sermaye kazandırdığını göstermektedir. Sanatsal ve estetik faaliyetler öğrencilerin sanatsal ifade gücünü artırırken sosyal ve akademik sermaye ise uluslararası ağlara entegrasyonu sağlamaktadır. Spor alanında öne çıkan etkinlikler ise disiplin becerisi, fiziksel dayanıklılık, takım çalışması ve sosyal çevre edinme sürecine yöneliktir. Toplum hizmeti programları, psikoloji ve uluslararası ödüller ise sembolik sermaye edinme sürecinin bir parçasıdır. Araştırma, özel okulların sınıfsal ayrıcalıkları yeniden üreten yapılar olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Bu okullarda sunulan kültürel sermaye, öğrencilerin gelecekteki akademik ve mesleki avantajlarını artırmaktadır.Öğe Kadınlar arası rekabet: Bir sisifos sendromu mu? Dijital kültürde rekabetin inşası-Ekşi sözlük kullanıcı yorumları üzerine bir analiz(Atatürk Üniversitesi, 2025) Karakuş ÖZtürk, HaticeBu çalışma kadınlar arası rekabetin neden ve nasıl gerçekleştiği sorusuna odaklanmaktadır. Psikolojik, sosyolojik ve evrimsel bakış açısı kadın erkek rekabetinin farklı detaylar üzerine inşa edildiğini iddia etmektedir. Bahsi geçen bilim dalları, kadınların erkeklerden daha farklı koşullarda rekabete girdiğini ve güç mücadelesini başka türlü verdiğini iddia etmektedir. Veriler, Ekşi Sözlük platformundan çekilmiştir. Ekşi Sözlük platformunda “kadınlar arası rekabet” başlığında öne çıkan paylaşımlar içerik ve söylem analizi ile değerlendirmeye alınmıştır. Toplamda 260 paylaşımın analizi yapılmış olup veriler, metaforlar, kadın rekabetinin nedenleri ve rekabetin sonuçları şeklinde üç ana başlıkta değerlendirilmiştir. Kullanıcı yorumlarında kadın rekabeti savaş değişkeni özelinde değerlendirilmiştir. Bacılık husumeti, cat fight (kedi savaşı) avlanması gereken et, psikolojik savaş, soğuk savaş, östrojen savaşı, ilkel savaş, gerilim filmi, şiddet içeren oyun, arketipe kadar inen dürtü, pembe taciz, Guelph’ler ve Ghibelline öne çıkan metaforik ifadelerdir. Kadınlar arasındaki rekabet, örgütlenmeyi zorlaştırmanın yanısıra dayanışma ve işbirliği süreçlerini de olumsuz etkilemektedir. Kadın rekabeti bir Sisifos sendromudur ve karşılığı yoktur.Öğe Evaluation of political criticisms in social media accounts: a case study of the minister of national education in Turkey(Springer VS, 2023) Karakuş Öztürk, HaticeThis study aims to analyze the posts made by Prof. Dr. Ziya Selçuk, who served as the Minister of National Education between 2018–2020, on his personal Twitter account. When the article was written, 1138 posts were made, and the interaction rates for the identified content were calculated. Examples of tweets subject to the study were coded and tabulated thematically by considering the six-month periods. “Face-to-face education after the pandemic, EBA (Education Information Network), distance education, pandemic, innovations (2023 vision-projects), students with special needs, teachers, vocational high schools, high schools and youth, natural disasters, Ziya Selçuk’s identity as a teacher, MEB publications, administrators, family, and children” are the topics subject to thematic content analysis. The three months before and after the pandemic were analyzed separately to see the different outcomes of the possible effects of the pandemic. While the connection between nationalism and education (Strong teacher, strong Turkey), the 2023 vision document, Ziya Selçuk’s identity as a teacher, the fact that he is a name from the world of education, and the uncertainties during the pandemic period increased the interaction rates, the fatigue caused by the pandemic and the debates in the media on political issues decreased the interaction rates.Öğe Democracy and opposition in turkey: an introduction to the special issue(Springer VS, 2023) Bilgin, Ayhan; Öztürk, ArmağanSince 2013, the level of Turkish democracy has steadily declined (Çınar 2023, pp. 505–514). The power struggle within the state apparatus, the further victimization of large segments of society in terms of basic human rights practices, and the deepening social crisis led Turkey to move further away from the modern world. On 15 July 2016, Turkish politics witnessed a failed coup attempt by a religious group (Fettullahists) organized within the military (Duman 2016, pp. 103–118). In the period following July 15, state and social life changed radically.Öğe AKP’s right-wing authoritarian populism(Springer VS, 2023) Öztürk, ArmağanThe aim of this study is to draw a conceptual framework for populism and then analyze AKP’s right-wing authoritarian populism in terms of examples of political discourse. Three main conceptualization lines are used to open populism to discussion: Anti-rationalism, anti-elitism, anti-elite and charismatic leader, and anti-pluralist emphasis on homogeneous people. AKP’s right-wing authoritarian populism has a content in line with these core features. While linking AKP populism to the general framework of populism, the themes such as New Turkey and New Osmanism have helped us to deepen the discussion within a holistic framework.Öğe Dynamics of cross-border mobility and local relations: the Georgia-Turkey border(Routledge, 2025) Nar, Mehmet ŞükrüThis research examines the effects and possible consequences of the ‘new border regime’ on the Georgian-Turkish border. Based on ethnographic fieldwork conducted in the border villages of Georgia and Turkey, the research presents how the ‘border’ has changed socially, culturally, and economically with the abolition of visas by identifying four interrelated factors: (i) economic, (ii) crime (smuggling), (iii) cultural identity, and (iv) social life. For this purpose, 168 interviews were conducted between June 2018 and February 2020 with people living in villages on the Georgia-Turkey border. In this respect, by using the ‘border pattern’ concept, the research contributes to understanding the changes in the process and complexity of borders with a holistic approach.Öğe Examining the relationship between globalization and sustainable migration in OECD countries(Politechnika Lubelska, 2025) Nar, Mehmet Şükrü; Nar, MehmetThis study examines the relationship between migrant stock and economic-political-social globalization index values. The study uses annual data from the United Nations Migration Report, International Migration Statistics, International Migration Report and KOF globalization index for 27 OECD countries for the period 2012-2022. In the study, the sustainable migration relationship and globalization data in OECD countries are analyzed with the panel ARDL method. According to the results of the analysis, a 1% increase in economic globalization in the long run increases the migration burden of countries by 0.60%. Similarly, a 1% increase in political globalization increases the migration burden of countries by 0.06%. A 1% increase in social globalization decreases the migration burden of countries by 0.48%. The findings show that reducing social differences between countries has a decreasing effect on the migration burden of countries. However, as economic and political globalization increases, the migration burden also increases. In an economically and politically globalized world, focusing on increasing social equity and justice to manage the migration burden will contribute to the creation of more balanced and sustainable migration policies.Öğe Geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e Türkiye’de sınırların tarihsel-sosyolojik inşası(2024) Özbey, KeremSınırların tarihsel-sosyolojik açıdan inşası geleneksel toplumdan modern topluma dönüşüm sürecinde gerçekleştiğinden, Türkiye’de bu dönüşüm Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in erken dönemine karşılık gelir. Bu çalışma, Türkiye’de sınırların tarihsel-sosyolojik açıdan inşasını anlamayı amaçlamaktadır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş, Türkiye’de sınırların imparatorluktan ulus-devlete, ümmetten ulusa ve coğrafyadan vatana dönüşümünü göstermektedir. Osmanlı’nın son döneminde devleti kurtarmakla sembolize edilen sınırlar, Cumhuriyet’e geçişle birlikte milliyetçilik temelinde Türk ulus-devletini inşa etmenin bir aracına dönüşmüştür. Kemalist Türk devrimi, modern, Batılı ve laik bir Cumhuriyet kurarak Osmanlı-İslami gelenekle arasına bir sınır çekmiştir. Kemalist milliyetçilik, Türk ulusal kimliğini Anadolu topraklarını çevreleyen sınırlar içinde inşa etmiş ve sınırlar bu kimliğin uçlarını oluşturmuştur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş Müslümanların vatan algılarını dönüştürmüş ve Anadolu toprakları yeni vatanın adı olmuştur. Kemalizm’in laiklik ilkesi, Türkiye’nin İslam dünyasındaki seküler sınırını sembolize etmektedir. “Hudut namustur” ve “anavatan” söylemleri, Türkiye’de sınırların milliyetçi-cinsiyetçi bir şekilde inşa edildiğini göstermektedir. Neticede, Türkiye’de sınırların modernleşme, din, sekülerizm, milliyetçilik, ulusal kimlik ve toplumsal cinsiyet kimlikleri bağlamında inşa edildiği gözlenmiştir.Öğe Oklavadan sofraya Türklerin kültürel mirası "yufka" ekmeğinin sosyotarihsel ve kültürel anlamı(Uludağ Üniversiesi, 2024) Karhan, JaleHer toplumun kendine özgü bir ekmek kültürü ve tarihi vardır. Türklerde oldukça zengin bir ekmek kültürüne ve çeşitliliğine sahiptir. Türklerin, Orta Asya’dan Anadolu’ya getirdikleri ekmek çeşitlerinden birisi de mayasız hamurdan oklava ile ince ve yuvarlak bir biçimde açılan ve sacda pişirilen yufka ekmeğidir. Yufka ekmeği yapmanın toplumsal dayanışmayı ve işbölümünü sağlayan bir işlevi vardır. Bu bağlamda yapılan çalışmanın amacı, yufka ekmeğinin toplumsal, tarihsel ve kültürel anlamı üzerine bir okuma yapmak ve bu konu hakkında gelecekte yapılacak olan çalışmalara bir katkı sağlamaktır. Çalışma sosyolojik bir bakış açısı ile yapılmış olmasına rağmen farklı disiplinlerin görüşlerinden de yararlanılmıştır, dolayısıyla çalışmada disiplinler arası eklektik bir yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, bir kültürel miras olan yufka ekmeğinin Türklerin ulusal kimliğinin ve aidiyetinin göstergelerinden birisi olduğu görülmüştür.Öğe Osmanlı uç toplumu: Kuruluş döneminde Osmanlı’da sınırlara sosyolojik bir bakış(2024) Özbey, KeremSınırlar, tarihsel-toplumsal bir inşa sürecinin ürünüdür. Bu çalışma, sınırlara tarihsel bir perspektiften odaklanarak Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde sınırları anlamayı amaçlamaktadır. Söz konusu dönemde sınırların hangi kavramlarla ifade edildiği, Osmanlı uç toplumunun oluşumunda sınırların nasıl bir rol ve işleve sahip olduğu, Osmanlı sınırlarında toplumsal yapı ve örgütlenmenin ne şekilde gerçekleştiği, Osmanlı sınır kültürünün nasıl üretildiği ve Osmanlı’nın sınırları üzerinde güç ilişkilerinin nasıl şekillendiği, bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu çerçevede, Osmanlı’nın geleneksel sınır anlayışının uç, serhat ve hudut gibi kavramlarla belirli bir coğrafi bölgeyi ifade ettiği görülmüştür. Osmanlı’nın Selçuklu-Bizans uç bölgesinde ortaya çıkması, uçlarda kendi toplumsal yapı ve örgütlenmesini oluşturması ve uçlara özgü değerler sistemlerini üretmesi, Osmanlı uç toplumunu oluşturan dinamikler olmuştur. Merkezdekilerden farklı ama uçtakilerle benzer olma hali, Osmanlı sınır kültürünün temelini oluşturmuştur. Merkezi iktidar karşısında uç beyliği, uçları hem düşmana karşı korumak hem de düşmana karşı akınlar düzenlemek maksadıyla uçlarda dini-toplumsal gruplar üzerinden teşkilatlanarak Osmanlı sınırlarında bir güce dönüşmüştür.Öğe From general electıons to local electıons: ıntroductıon to the second part of the specıal ıssue on democracy and opposıtıon ın Turkey(Springer VS, 2024) Öztürk, Armağan; Bilgin, AyhanFollowing the severe electoral defeat in 2023, significant changes have occurred in Turkish politics, especially among opposition actors. Firstly, CHP’s leader Kemal Kılıçdaroglu had to relinquish his position after ? a contentious congress. The primary accusation against Kılıçdaroglu, who was the joint presidential candidate of the ? opposition, was his persistent collaborationist opposition strategy against the AKP. The term ‘collaborationist’ is frequently used in Marxist literature and military terminology.Öğe Kapsamı, yöntemi ve tarihsel gelişimi bağlamında sınır sosyolojisi(Sakarya Üniversitesi, 2024) Özbey, KeremSosyolojinin yeni bir alt dalı olarak 1990’lı yıllarda ortaya çıkan sınır sosyolojisi, sınır ve toplum ilişkilerinin karşılıklı etkileşimini konu edinen ve sınır ve toplumsal değişme arasındaki ilişkiyi anlamayı amaçlayan bir bilimsel disiplindir. Soğuk Savaşın son bulması ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü, Berlin Duvarı’nın yıkılması, yeni devletlerin ortaya çıkması, Avrupa Birliği’nin genişlemesi, küreselleşme ve teknolojik gelişmeler sınır sosyolojisinin ortaya çıkmasında doğrudan doğruya etkili olmuştur. Söz konusu gelişmeler sınırların yeniden düşünülmesini gerektirmiştir. Toplumların kuruluşunda sınırların nerede yer aldığı, sınırların kimlik ifade etmede nasıl bir role sahip olduğu, sınırların nasıl algılandıkları ve sınırötesi ilişkilerin nasıl şekillendiği sınır sosyolojisinin temel sorularını oluşturur. Bu çalışmanın temel sorunsalı, sınır sosyolojisinin bağımsız bir disiplin olarak gelişiminde kapsamının, yönteminin ve tarihsel gelişiminin nasıl bir rol oynadığıdır. Bu sorunsal çerçevesinde sınırların farklı anlamları içerdiği, psikolojik, sosyolojik, siyasal, ekonomik, kültürel, dinsel, etnik, dilsel, toplumsal cinsiyet, mekân, güvenlik, milliyetçilik, göç ve küreselleşme gibi boyutları taşıdığı ve değişik toplumsal işlevlere sahip olduğu görülmüştür. Sınır sosyolojisinin sosyolojinin bir alt dalı olarak gelişim gösterdiği, sosyologların sınır ve toplum ilişkilerini görünür kıldıkları, sınırların tarihsel bir perspektiften inşa edildiği, genel sosyolojinin yanı sıra sınır sosyolojisinin kendisine özgü yönteminin olduğu ve sınırlarla ilgili sosyolojik çalışmaların bir tarihsel süreklilik taşıdığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, sınır sosyolojisinin sosyolojide yeni bir alan olarak geliştiği anlaşılmıştır.Öğe Beden işaretleri: dövme popüler bir kültür ürünü müdür?(Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, 2022) Nar, Mehmet ŞükrüAraştırmada dövmenin popüler bir kültür ürünü olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu amaçla dövme yaptırmanın nedenleri ve dövme kullanımının psiko-sosyal etkileri analiz edilmektedir. Araştırmanın örneklem grubunu Ankara ili Çankaya ilçesinde yaşayan bedeninde dövme bulunan 28 kişi oluşturmaktadır. Araştırma sahasına 2021 yılı Haziran-Ağustos ayları arasında gidilmiştir. Katılımcı grup basit ve kartopu örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Veriler toplamda 15 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcı gözlem tekniği ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre dövme yaptırma motivasyonu çeşitlilik göstermektedir. Beğeni ve özenti, yas tutma arzusu, iletişim kurma aracı, koruyucu olduğuna inanılması, yara izini kapatma amacı, gruba uyum sağlama çabası bunlardan birkaçıdır. Dövmenin popüler bir kültür ürünü olması ise doğası gereği tartışmalıdır. Dövmenin ağrılı bir yapım aşamasının ve iyileşme ve bakım sürecinin bulunması ile diğer popüler kültür ürünlerinden ayrılmaktadır. Süreç içinde sağlık sorunlarının yaşanabilmesi, dövmeye karşı psikolojik bağımlılık oluşabilmesi, geleneksel algıda oluşabilecek tepkiler, meslek seçiminde yaşanabilecek zorluklar, zaman içinde dövmenin anlamını yitirmesi gibi bireyde kaygı ve pişmanlık oluşturabilecek faktörler, dövmeye çelişkili bir tüketim kültürü öğesi olarak bakılmasına neden olmaktadır. Ayrıca sayılı bir kitle, dövme yaptırmanın öğrenilen ve taklit edilen bir davranış ve kimliğin yeniden inşasında belirleyici bir faktör olarak görmektedir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »












